📖 Mâide Suresi 82. Ayette “İman Edenlere Düşmanlık Bakımından İnsanların En Şiddetlilerinin Yahudiler ile Allah’a Ortak Koşanlar Olduğunu

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,410
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 82. Ayette “İman Edenlere Düşmanlık Bakımından İnsanların En Şiddetlilerinin Yahudiler ile Allah’a Ortak Koşanlar Olduğunu; Sevgi Bakımından En Yakınlarının ise ‘Biz Hristiyanız’ Diyenler Olduğunu Görürsün” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 82. ayet, bütün insanları tek bir kalıba sokan bir kimlik hükmü kurmaz; belirli tarihsel tutumları, toplulukların peygamber ve müminlerle kurduğu ilişki üzerinden değerlendirir. Ayetin sonunda belirleyici olan etiket değil, kibirden uzaklık ve hakikat karşısındaki alçak gönüllülüktür.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 82. ayet, Ehl-i Kitap hakkında Kur’an’ın ne kadar ayrımlı ve tek tip olmayan bir dil kullandığını gösteren önemli ayetlerden biridir.


Ayetin ilk bölümünde, dönemin bazı Yahudi toplulukları ve müşriklerin müminlere karşı şiddetli düşmanlığından söz edilir.


Ardından dikkat çekici biçimde:


“Biz Hristiyanız diyenlerin iman edenlere sevgi bakımından daha yakın olduklarını görürsün.”


denir.


Bunun gerekçesi de açıklanır:


Aralarında kıssîsler, yani din adamları ve rahipler bulunması ve onların kibirlenmemeleri.


Bu nedenle ayetin merkezinde yalnızca dinî kimlikler değil;


düşmanlık, tevazu, kibir, hakikate açıklık ve insanın davranışının kimliğinden daha belirleyici oluşu


vardır.


1️⃣ “İnsanların En Şiddetlilerini Bulursun” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade belirli bir tarihsel bağlamda müminlere yönelik yoğun düşmanlığı anlatır.


Kur’an’ın ilk muhataplarının yaşadığı dönemde Müslüman toplum;


çeşitli müşrik gruplarla,


bazı Yahudi topluluklarıyla


ve farklı siyasi-dini çevrelerle


gerilim yaşamıştı.


Ayet bu gözlemlenebilir ilişkilerden söz eder.


Buradan bütün zamanlarda yaşayan bütün Yahudilerin aynı şekilde davranacağı sonucu çıkarılamaz.


2️⃣ Ayet Bütün Yahudileri Düşman mı İlan Ediyor ❓


Hayır.


Ayetin Kur’an’ın diğer ifadeleriyle birlikte okunması gerekir.


Kur’an başka yerlerde Ehl-i Kitap içinde;


doğru,


ölçülü,


ibadet eden


ve salih kimselerin


bulunduğunu da açıkça söyler.


Dolayısıyla Mâide 82, bütün Yahudileri değişmez biçimde düşman ilan eden etnik veya biyolojik bir hüküm değildir.


Eleştirilen şey belirli tarihsel ve ahlaki tavırlardır.


3️⃣ Neden Yahudiler ile Müşrikler Aynı Cümlede Anılıyor ❓


Çünkü ayetin bağlamında ortak nokta inançlarının aynı olması değil, müminlere karşı gösterilen düşmanlık derecesidir.


Yahudilik ile müşriklik aynı din değildir.


Kur’an da onları aynı teolojiye sahipmiş gibi göstermez.


Burada kıyaslanan şey:


teolojik yapı değil, davranışsal tutumdur.


Bu ayrım çok önemlidir.


4️⃣ “En Şiddetli Düşmanlık” Kalıcı Bir Özellik midir ❓


Hayır.


Bir topluluğun belli bir dönemdeki davranışı o topluluğun bütün gelecek nesillerinin değişmez karakteri sayılamaz.


İnsanlar değişebilir.


Toplumlar değişebilir.


Siyasi ilişkiler değişebilir.


Dini anlayışlar değişebilir.


Bu nedenle ayeti:


“Şu halk doğası gereği düşmandır.”


şeklinde okumak hem tarihsel hem de ahlaki açıdan sorunlu olur.


5️⃣ “Biz Hristiyanız Diyenleri Sevgi Bakımından En Yakın Bulursun” Ne Demektir ❓


Ayet, bazı Hristiyan çevrelerin müminlere karşı daha yumuşak ve yakın bir tavır gösterdiğini ifade eder.


Buradaki yakınlık, teolojik olarak İslam ile Hristiyanlığın bütün inançlarının aynı olduğu anlamına gelmez.


Önceki ayetlerde Hristiyan teolojisinin bazı temel öğretileri açık biçimde eleştirilmişti.


Demek ki Kur’an aynı anda iki şeyi söyleyebilir:


Teolojik olarak anlaşmayabilirsin.


Ama


insani ve ahlaki olarak yakınlık kurulabilir.


6️⃣ Bu Ayet Hristiyanlığı İslam’la Aynı mı Görüyor ❓


Hayır.


Mâide 72 ve 73’te Hz. Îsâ’nın ilahlaştırılması ve teslis anlayışı açıkça eleştirilmişti.


Dolayısıyla Mâide 82’deki yakınlık, teolojik eşitlik veya inançların aynı olduğu anlamına gelmez.


Burada söz konusu olan:


sevgiye yakınlık, yumuşaklık ve kibirsizliktir.


Yani Kur’an inanç farklılığı ile insani yakınlığı birbirinden ayırır.


7️⃣ Ayette Geçen “Kıssîsler” Kimlerdir ❓


“Kıssîs”, genel olarak Hristiyan din adamları için kullanılan bir kelimedir.


Rahip, papaz veya dini öğretici anlamlarında açıklanmıştır.


Ayet onların varlığını, bazı Hristiyan toplulukların daha yumuşak tavrının sebeplerinden biri olarak zikreder.


Fakat burada önemli olan yalnızca din adamı olmaları değildir.


Devamında asıl ahlaki özellik gelir:


“Onlar kibirlenmezler.”


8️⃣ Rahiplerin Zikredilmesi Neden Önemlidir ❓


Çünkü rahiplik;


dünyevi çıkarları azaltma,


ibadete yönelme,


manevi disiplin


ve alçak gönüllülük


gibi özelliklerle ilişkilendirilebilir.


Kur’an burada belirli Hristiyan çevrelerde gördüğü manevi yumuşaklığı öne çıkarır.


Ancak her rahip otomatik olarak doğru, her din adamı otomatik olarak erdemli değildir.


Ayet belirli bir olumlu özelliğe dikkat çeker.


9️⃣ “Onlar Kibirlenmezler” Neden Ayetin En Önemli Kısımlarından Biridir ❓


Çünkü hakikat karşısında en büyük engellerden biri kibirdir.


İnsan:


“Ben zaten her şeyi biliyorum.”


dediğinde öğrenmeye kapanabilir.


Kibirli kişi yeni bir delili bile sırf kendi kimliğiyle uyuşmadığı için reddedebilir.


Tevazu sahibi kişi ise:


“Belki bilmediğim bir şey vardır.”


diyebilir.


Kur’an burada hakikate açıklık ile kibirsizlik arasında doğrudan bağ kurar.


🔟 Tevazu Neden İnançta Bu Kadar Önemlidir ❓


Çünkü insan sınırlıdır.


Bilgisi sınırlıdır.


Tecrübesi sınırlıdır.


Gördüğü dünya sınırlıdır.


Tevazu insana kendi sınırlarını kabul ettirir.


Bu yüzden gerçek ilim çoğu zaman:


“Bildiğim kadar bilmediğim de var.”


diyebilme cesaretidir.


Kibir ise insanı hatasında bile ısrarcı hâle getirebilir.


1️⃣1️⃣ Ayet Kimliği mi, Davranışı mı Öne Çıkarıyor ❓


Ayet kimlikleri zikreder ama değerlendirme davranış üzerinden yapılır.


Bir grup düşmanlık gösterdiği için eleştirilir.


Başka bir grup tevazu gösterdiği için övülür.


Dolayısıyla temel ahlaki ölçü şudur:


Adın ne olduğu kadar, nasıl davrandığın da önemlidir.


Bu, Kur’an’ın birçok ayetinde görülen önemli bir ilkedir.


1️⃣2️⃣ Müslüman ile Hristiyan Arasında Gerçek Dostluk Olabilir Mi ❓


Evet.


Teolojik farklılıklar dostluğu imkânsız kılmaz.


İki insan;


birbirine saygı gösterebilir,


yardım edebilir,


komşuluk yapabilir,


birlikte çalışabilir,


acı ve sevinci paylaşabilir.


İnanç farklılığı devam ederken insani yakınlık da devam edebilir.


Mâide 82 bu ihtimalin Kur’an’ın dünyasında yabancı olmadığını gösterir.


1️⃣3️⃣ Teolojik Farklılık ile İnsanî Yakınlık Nasıl Birlikte Olabilir ❓


Çünkü bir insanın bütün değerini yalnızca tek bir teolojik görüşe indirgemek gerekmez.


Bir kişiyle inanç konusunda ciddi biçimde anlaşamayabilirsin.


Ama onun;


dürüstlüğünü,


merhametini,


tevazusunu,


adaletini


ve iyi niyetini


takdir edebilirsin.


Bu, kendi inancından vazgeçmek değildir.


Adil değerlendirme yapmaktır.


1️⃣4️⃣ Kur’an Neden Bir Önceki Bölümde Hristiyanlığı Eleştirip Burada Bazı Hristiyanları Övüyor ❓


Çünkü Kur’an insanları tek boyutlu değerlendirmez.


Bir inanç görüşünü yanlış bulabilir.


Ama o görüşe mensup bir insandaki güzel ahlakı takdir edebilir.


Bu çok önemli bir ayrımdır:


Fikri eleştirmek başka, insandaki erdemi inkâr etmek başkadır.


Kur’an’ın bu pasajında iki yaklaşım yan yana bulunur.


1️⃣5️⃣ Bu Ayetin Habeşistan Hristiyanlarıyla İlişkisi Var mıdır ❓


Klasik tefsirlerde ayetin bazı Hristiyan gruplarla, özellikle Müslümanlara iyi davranan Hristiyan çevrelerle ilişkilendirildiği görülür.


İlk Müslümanların Habeşistan’a hicreti ve oradaki Hristiyan hükümdarın onlara koruma sağlaması da bu bağlamda sıkça hatırlatılmıştır.


Ancak ayetin anlamı yalnızca tek bir tarihsel olaya indirgenmez.


Temel ölçü hakikat karşısındaki tevazu ve insanlara karşı yaklaşımdır.


1️⃣6️⃣ Müslüman Bu Ayetten Kendi Davranışı İçin Ne Öğrenmelidir ❓


Şunu:


Kibir hakikatin düşmanıdır.


İnsan kendisini doğru inançta görse bile bu ona kibir hakkı vermez.


Bir Müslüman:


“Ben zaten haklıyım.”


diyerek başkalarını küçümsüyorsa ayetin övdüğü ahlaki özellikten uzaklaşabilir.


Doğru olduğuna inanmak başka şeydir.


Kibirli olmak başka şeydir.


1️⃣7️⃣ Dini Kimlik İnsanı Otomatik Olarak İyi veya Kötü Yapar mı ❓


Hayır.


Bir insanın dini kimliği önemlidir ama ahlaki karakteri ayrıca değerlendirilmelidir.


Aynı din içinde;


merhametli insanlar da,


zalim insanlar da,


alçak gönüllüler de,


kibirliler de


çıkabilir.


Bu nedenle insanları yalnızca etiketleriyle okumak ahlaki gerçekliği basitleştirir.


1️⃣8️⃣ Mâide 77’den 82’ye Kadar Nasıl Bir Mesaj Zinciri Vardır ❓


Mâide 77:


Dinde aşırı gitmeyin.


Mâide 78:


İsyan ve haddi aşmanın sonucunu anlatır.


Mâide 79:


Kötülüğü birbirlerine yasaklamamalarını eleştirir.


Mâide 80:


Yanlış sadakat ilişkilerini sorgular.


Mâide 81:


İman ile bağlılık arasındaki tutarlılığı gündeme getirir.


Mâide 82 ise toplulukların müminlere karşı tutumlarını karşılaştırırken önemli bir anahtar verir:


Kibir veya tevazu.


Böylece mesele sadece “hangi gruptansın?” olmaktan çıkar.


Hakikat karşısında nasıl bir kalbin var? sorusuna dönüşür.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 82. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 82. ayet, kolayca yanlış anlaşılabilecek ama dikkatli okunduğunda son derece güçlü bir ahlaki ders veren ayetlerden biridir.


İlk bakışta yalnızca toplulukları karşılaştırıyor gibi görünür.


Fakat ayetin sonuna gelindiğinde asıl ölçü ortaya çıkar:


“Çünkü onların arasında din adamları ve rahipler vardır ve onlar kibirlenmezler.”


Demek ki Kur’an’ın övgü sebebi yalnızca:


“Onlar Hristiyandır.”


değildir.


Asıl dikkat çekilen özellik:


kibirsizliktir.


Bu çok derin bir mesajdır.


Bir insan yanlış bir konuda bile hakikate açık olabilir.


Bir başkası doğru bir bilgiyi taşıdığı hâlde kibri yüzünden ahlaken bozulabilir.


İnsan bazen doğru kitaba sahip olabilir ama yanlış karakter taşıyabilir.


Başka biri farklı bir inançta olabilir ama;


merhametli,


tevazu sahibi,


dürüst


ve hakikate açık


olabilir.


Mâide 82 bize insanları değerlendirirken tek kelimelik etiketlerin yeterli olmadığını öğretir.


Yahudi.


Hristiyan.


Müslüman.


İnançsız.



Bu kelimeler kişinin bütün karakterini tek başına açıklamaz.


İnsan ayrıca;


nasıl davranıyor,


haksızlık karşısında ne yapıyor,


hakikat duyduğunda kibirleniyor mu,


başkasına merhamet gösteriyor mu


sorularıyla da değerlendirilmelidir.


Ve ayetin bugün için belki de en önemli dersi şudur:


Hakikate yaklaşmanın önündeki en büyük engellerden biri yanlış kimlik değil, kibirli kalptir.


Bir insan kendisini kusursuz gördüğünde artık öğrenemez.


Ama:


“Yanılıyor olabilirim.”


diyebilen kişi önünde yeni bir kapı açar.


Bu yüzden Mâide 82, dinler arası ilişkiler açısından da önemli bir ölçü sunar:


Teolojik farklılıkları gizleme.


Ama farklı inançtaki insanın güzel ahlakını da inkâr etme.


Eleştiriyi adaletle yap.


Övgüyü hak edene ver.


Kimliği düşmanlık için gerekçeye dönüştürme.


Ve hakikatin karşısına çıktığında kibirlenme.


“Mâide Suresi 82. ayet, insanları yalnızca mensup oldukları toplulukla değil, hakikat karşısındaki tavırlarıyla da değerlendirmeyi öğretir. İnanç farklılığı devam edebilir; fakat tevazu, merhamet ve kibirsizlik insanlar arasında beklenmedik bir yakınlığın kapısını açabilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt