📖 Mâide Suresi 81. Ayette “Eğer Allah’a, Peygamber’e ve Ona İndirilene Gerçekten İman Etmiş Olsalardı, Onları Veli Edinmezlerdi; Fakat Onların | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Mâide Suresi 81. Ayette “Eğer Allah’a, Peygamber’e ve Ona İndirilene Gerçekten İman Etmiş Olsalardı, Onları Veli Edinmezlerdi; Fakat Onların

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,410
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 81. Ayette “Eğer Allah’a, Peygamber’e ve Ona İndirilene Gerçekten İman Etmiş Olsalardı, Onları Veli Edinmezlerdi; Fakat Onların Birçoğu Fâsıktır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 81. ayet, imanın yalnızca dilde taşınan bir kimlik olmadığını, insanın bağlılıklarına ve seçimlerine de yansıması gerektiğini hatırlatır. İnanç iddiası ile hayatın yönü sürekli birbirini yalanlıyorsa insan kendi samimiyetini yeniden sorgulamak zorundadır.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 81. ayet, bir önceki ayette işlenen velâyet, sadakat ve yanlış ittifak konusunu iman ile doğrudan ilişkilendirir.


Mâide 80’de bazı kimselerin inkâr edenlerle yanlış bir velâyet ilişkisi kurdukları anlatılmış ve bunun kendileri için hazırladıkları sonucun ne kadar kötü olduğu belirtilmişti.


Mâide 81’de ise mesele daha derine taşınır:


“Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene gerçekten iman etmiş olsalardı, onları veli edinmezlerdi.”


Yani Kur’an burada davranış ile inanç arasında bir bağ kurar.


İnsanın neye inandığını söylediği kadar, hangi değerlerin ve hangi güçlerin tarafında durduğu da önemlidir.


1️⃣ “Eğer Allah’a İman Etmiş Olsalardı” Ne Demektir ❓


Allah’a iman yalnızca:


“Allah vardır.”


demek değildir.


Kur’an açısından iman;


Allah’ın otoritesini kabul etmek,


O’nun rehberliğini ciddiye almak,


ahlaki sorumluluk taşımak


ve kararlarını bu inançla ilişkilendirmek


anlamına gelir.


Bu nedenle gerçek iman insanın hayatındaki yönelimleri de etkiler.


2️⃣ Allah’a İnanmak ile Allah’a Göre Yaşamak Aynı Şey midir ❓


Tam olarak aynı şey değildir.


İnsan zihinsel olarak Allah’ın varlığını kabul edebilir.


Fakat hayatını;


çıkar,


korku,


güç,


para


veya toplumsal baskı


belirliyor olabilir.


Kur’an’ın iman anlayışı ise yalnızca zihinsel kabul değil, hayata yön veren bağlılık ister.


3️⃣ Ayette Geçen “Peygamber” Kimdir ❓


Bağlamda burada Hz. Muhammed kastedilir.


Çünkü ayet:


“Peygamber’e ve ona indirilene”


ifadesini kullanır.


Yani hem Hz. Muhammed’in peygamberliği hem de kendisine indirilen Kur’an söz konusudur.


İslam açısından Allah’a iman ile O’nun gönderdiği elçiyi kabul etmek birbirinden kopuk değildir.


4️⃣ “Ona İndirilene İman Etmek” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade Kur’an’a imanı anlatır.


Kur’an’ı ilahî vahiy olarak kabul etmek;


yalnızca onun kutsal bir kitap olduğunu söylemek değil,


onun ahlaki ve dini rehberliğini de ciddiye almak


demektir.


Yani vahiy:


okunacak bir metin


olduğu kadar,


yaşanacak bir ölçüdür.


5️⃣ Ayet Neden İman ile Velâyeti Birbirine Bağlıyor ❓


Çünkü insanın gerçek bağlılıkları, inancının ne kadar derin olduğunu gösterebilir.


Bir kişi Allah’a bağlı olduğunu söyler.


Fakat sürekli olarak;


haksızlığın,


zulmün,


çıkarın


ve hakikate düşmanlığın


tarafında duruyorsa ciddi bir çelişki ortaya çıkar.


İman insanın bütün ilişkilerini ortadan kaldırmaz ama sadakatin ahlaki sınırlarını belirler.


6️⃣ “Onları Veli Edinmezlerdi” Ne Demektir ❓


Buradaki “veli edinmek” yine sadece sıradan arkadaşlık anlamına gelmez.


Kelime;


koruyucu bağlılık,


sadakat,


ittifak,


destek


ve bir tarafın çıkarlarına bağlanma


gibi anlamlar taşıyabilir.


Bu nedenle ayet:


“Farklı inançtan insanlarla hiçbir ilişkiniz olmasın.”


dememektedir.


Sorun, insanın kendi iman ve adalet sorumluluğunu terk ederek yanlış bir sadakat bağına teslim olmasıdır.


7️⃣ Farklı İnançtan Biriyle Dost Olmak Bu Ayete Aykırı mıdır ❓


Hayır.


Kur’an’ın genel yaklaşımında farklı inançlardan insanlarla;


komşuluk,


ticaret,


insani yardım,


dostça ilişki


ve ortak iyilik


mümkündür.


Velâyet bağlamındaki eleştiri, sıradan insani ilişkiden daha ağırdır.


Burada asıl sorun hak ve adalet pahasına bağlılık göstermektir.


8️⃣ Bir Müslüman Haksız Bir Müslümana mı, Haklı Bir Gayrimüslime mi Destek Vermelidir ❓


Kur’an’ın genel adalet ilkesi açısından ölçü kimlik değil, haktır.


Bir Müslüman sırf aynı dine mensup diye haksız birini savunamaz.


Başka bir inançtan biri haklıysa onun hakkını teslim etmek gerekir.


Bu yüzden velâyet kavramı:


“Bizden olan her zaman haklıdır.”


şeklinde kör grupçuluğa dönüştürülemez.


9️⃣ İman Kör Tarafgirlik Üretir mi ❓


Üretmemelidir.


Gerçek iman insana:


adalet,


sorumluluk,


dürüstlük


ve kendi grubunu bile gerektiğinde eleştirebilme


cesareti kazandırmalıdır.


Eğer dini aidiyet insanı haksızlığı savunmaya götürüyorsa burada iman değil, taassup devreye girmiş olabilir.


🔟 “Onların Birçoğu Fâsıktır” Ne Anlama Gelir ❓


“Fâsık”, Allah’ın itaat sınırından çıkan ve ahlaki-dini sınırları çiğneyen kişi anlamında kullanılır.


Ayet yine dikkatli bir dil kullanır:


“Birçoğu”


der.


“Hepsi”


demez.


Bu, eleştirinin bütün bir topluluğa değil, belirli davranışları gösteren kesimlere yöneldiğini gösterir.


1️⃣1️⃣ “Fâsıklık” Sadece İnançsızlık mıdır ❓


Hayır.


Fâsıklık daha geniş bir kavramdır.


İnsan iman iddiasında bulunduğu hâlde de;


ısrarlı biçimde günah,


haksızlık,


ahlaki sınır aşımı


ve itaatsizlik


içinde yaşayabilir.


Bu yüzden fâsıklık, insanın itaat ve ahlak çizgisinden çıkmasıyla ilgilidir.


1️⃣2️⃣ İman İddiası Davranışla Çelişirse Ne Olur ❓


İnsan kendisini sorgulamalıdır.


Elbette mümin hata yapabilir.


Günah işlemek insanı otomatik olarak imansız yapmaz.


Fakat hayatın tamamı;


çıkar,


zulüm,


ihanet


ve haksızlık


üzerine kurulmuşsa, sadece sözlü iman iddiası ciddi biçimde boşalabilir.


Kur’an sık sık söz ile hayatın uyumunu arar.


1️⃣3️⃣ Bir İnsanın Dostlukları Karakteri Hakkında Bir Şey Söyler mi ❓


Çoğu zaman evet.


İnsan sürekli kimlerle beraber oluyorsa;


onların değerlerinden,


davranışlarından


ve düşüncelerinden


etkilenebilir.


Ancak bu yüzden herkesle yalnızca aynı görüşü paylaşan insanlardan oluşan kapalı bir çevre kurmak gerekmez.


Asıl mesele şudur:


Yakınlık seni daha adil mi yapıyor, yoksa yanlışına ortak mı ediyor?


1️⃣4️⃣ Güçlü Olanla Yakınlaşmak Her Zaman Yanlış mıdır ❓


Hayır.


Bir insan güçlü biriyle çalışabilir.


Bir devlet başka bir devletle anlaşma yapabilir.


Toplumlar ortak çıkar alanlarında iş birliği kurabilir.


Sorun güçle ilişkinin kendisi değil, güç uğruna ahlaki ölçüyü terk etmektir.


Bir ilişki seni haksızlığı savunmaya zorluyorsa sorun orada başlar.


1️⃣5️⃣ İnanç İnsanın Siyasi veya Toplumsal Tercihlerine Nasıl Yansır ❓


Ayetin temel ilkesi, insanın bağlılıklarının inanç ve ahlakından tamamen kopuk olmaması gerektiğidir.


Fakat bu, her tarihsel durumda tek bir siyasi formül bulunduğu anlamına gelmez.


Şartlar değişir.


Hukuki yapılar değişir.


Toplumlar değişir.


Kalıcı olan ilke şudur:


Çıkar uğruna hak, adalet ve vicdan terk edilmemelidir.


1️⃣6️⃣ Mâide 80 ve 81 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓


Mâide 80’de yanlış velâyetin sonucu anlatılmıştı:


“Kendileri için hazırladıkları ne kötüdür.”


Mâide 81’de ise bu davranışın imanla çelişkisi ortaya konur:


“Gerçekten iman etmiş olsalardı onları veli edinmezlerdi.”


Böylece iki ayet:


davranış → sonuç → imanla tutarlılık


şeklinde birbirini tamamlar.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Müslümanlara da Yönelik Bir Öz Eleştiri İmkânı Sunar mı ❓


Kesinlikle.


Müslüman bu ayeti yalnızca başka toplulukların hatasını anlatan bir ayet olarak görmemelidir.


Kendisine de şu soruları sormalıdır:


Allah’a inandığımı söylüyorum; peki çıkar için adaleti terk ediyor muyum?


Kur’an’a inandığımı söylüyorum; peki onun ahlakını hayatıma taşıyor muyum?


Haklı olduğunu bildiğim insana sırf “bizden değil” diye karşı mı çıkıyorum?


Bu sorular ayeti bugünün aynasına dönüştürür.


1️⃣8️⃣ Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓


Belki de şu:


İnancını yalnızca söylediğin sözlerle değil, kritik tercihlerinde de ara.


Rahat zamanlarda herkes güzel ilkelerden söz edebilir.


Ama;


çıkar ile adalet,


güç ile vicdan,


grup sadakati ile hakikat


karşı karşıya geldiğinde gerçek yön ortaya çıkar.


İnsan en çok zor seçimlerinde kim olduğunu gösterir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 81. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 81. ayetin merkezinde çok temel bir tutarlılık sorusu vardır:


İnandığını söylediğin şey, hayatındaki bağlılıklarla uyumlu mu?


İnsan:


“Allah’a inanıyorum.”


diyebilir.


“Peygambere inanıyorum.”


diyebilir.


“Kur’an’a inanıyorum.”


diyebilir.


Ama sonra çıkarı söz konusu olduğunda;


adaleti terk ediyorsa,


yanlışın yanında duruyorsa,


güçlü olanın haksızlığını savunuyorsa,


dini kimliğini yalnızca sözde taşıyorsa,


ayet ona kendi davranışını yeniden düşündürür.


Çünkü iman yalnızca zihinde taşınan bir fikir değildir.


İnsanın;


kime güvendiğinde,


neyi savunduğunda,


hangi haksızlığa karşı çıktığında


ve ne uğruna taviz vermediğinde


de görünür.


Mâide 81’in:


“Eğer gerçekten iman etmiş olsalardı…”


ifadesi bu nedenle son derece sarsıcıdır.


Ayet insanı başkalarının imanını ölçmeye değil, önce kendi imanının davranıştaki karşılığını sorgulamaya çağırır.


Ben Allah’a inanıyorum.


Peki para ile Allah’ın emri çatıştığında hangisini seçiyorum?


Ben Kur’an’a inanıyorum.


Peki kendi grubum haksız olduğunda Kur’an’ın adaletini mi, grubumun çıkarını mı savunuyorum?


Ben peygamberi seviyorum.


Peki onun dürüstlük ve adalet örneğini hayatımda taşıyor muyum?


İşte iman bu soruların içinde ete kemiğe bürünür.


Ve ayetin sonundaki:


“Onların birçoğu fâsıktır.”


ifadesi de çok önemli bir uyarı taşır.


Dini aidiyet insanı otomatik olarak ahlaken kusursuz yapmaz.


İnsan kutsal bir geleneğin içinde olup yine de sınırı aşabilir.


Bu yüzden gerçek güvence yalnızca isim değildir.


İsim ile hayatın birbirini doğrulamasıdır.


Belki de Mâide 81’in bugüne bıraktığı en güçlü cümle şudur:


İman, insanın sadece ne söylediğini değil, çıkarı ile hakikat karşı karşıya geldiğinde hangi tarafta kaldığını da gösterir.


“Mâide Suresi 81. ayet, iman ile hayat arasındaki bağı sorgular. Allah’a, Peygamber’e ve vahye bağlılık yalnızca dilde kalmamalı; insanın adaletinde, sadakatinde ve zor anlarda yaptığı tercihlerde de görünmelidir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt