📖 İbrâhîm Suresi 51. Ayette “Allah Herkese Kazandığının Karşılığını Versin Diye; Şüphesiz Allah Hesabı Çok Çabuk Görendir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 İbrâhîm Suresi 51. Ayette “Allah Herkese Kazandığının Karşılığını Versin Diye; Şüphesiz Allah Hesabı Çok Çabuk Görendir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,466
2,736,289
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İbrâhîm Suresi 51. Ayette “Allah Herkese Kazandığının Karşılığını Versin Diye; Şüphesiz Allah Hesabı Çok Çabuk Görendir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İbrâhîm Suresi 49 ve 50. ayetlerde suçluların zincirlere vurulmuş hâlde bulunmaları, elbiselerinin katrandan olması ve yüzlerini ateşin kaplaması gibi ağır ahiret tasvirleri anlatılmıştı. 51. ayet ise bütün bu sahnenin nedenini açıklar: ‘Allah herkese kazandığının karşılığını versin diye. Şüphesiz Allah hesabı çok çabuk görendir.’ Böylece önceki ayetlerdeki cezanın keyfî olmadığı, insanın kendi kazandığı davranışlarla bağlantılı olduğu vurgulanır. Kur’an’ın adalet anlayışında insan, başkasının kimliğinden veya soyundan dolayı otomatik olarak mahkûm edilmez; kişinin kendi iradesi, fiilleri ve gerçek sorumluluğu önemlidir. Ayetteki ‘Allah hesabı çabuk görendir’ ifadesi de Allah’ın telaşla veya sırayla işlem yaptığı anlamına gelmez; milyarlarca insanın hesabı Allah için güçlük oluşturmaz. İlâhî hesap, insan bürokrasisine benzemez.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ İbrâhîm Suresi 51. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Allah herkese kazandığının karşılığını versin diye. Şüphesiz Allah hesabı çok çabuk görendir.” Ayetin Arapçası ise “Li-yecziyallâhu kulle nefsin mâ kesebet. İnnallâhe serîu’l-hisâb.” şeklindedir.

Bu ayet, önceki iki ayette anlatılan ağır ahiret sahnesinin adalet temelini açıklar. Zincirler, katrandan elbiseler ve ateş keyfî bir öfkenin sonucu olarak değil, insanın kazandığı fiillerle bağlantılı bir hesap içinde anlatılmaktadır.

Dolayısıyla ayetin merkezinde üç kavram vardır: kişisel sorumluluk, karşılık ve ilahî hesabın kusursuzluğu.

2️⃣ “Her Nefis” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “kulle nefsin”, yani “her nefis/her kişi” denilir. Bu ifade hesabın bireysel yönünü güçlü biçimde vurgular.

İnsan bir topluma, aileye, millete veya gruba ait olabilir; fakat bu aidiyetler kişisel ahlaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz. İnsan kendi iradesiyle yaptığı şeylerden hesap verir.

Bu yüzden Kur’an’ın hesap anlayışı yalnız topluluklar üzerinden işlemez. Bireyin kendisi de doğrudan muhataptır.

3️⃣ “Kazandığının Karşılığı” Ne Demektir ❓​

Ayette “mâ kesebet”, yani “kazandığı şey” ifadesi kullanılır. “Kesb”, insanın kendi tercihi, emeği ve yönelişiyle elde ettiği fiilleri ve sonuçları ifade eden önemli bir kavramdır.

Buradaki “kazanç” yalnız para veya maddi gelir değildir. İnsan iyilik, kötülük, dürüstlük, zulüm, ibadet, ihmal ve tercihleriyle ahlaki anlamda da bir şeyler “kazanır.”

Ayet böylece insan hayatını bir tür ahlaki birikim alanı olarak düşündürür; fakat bu mekanik bir puan sistemi değildir.

4️⃣ İnsan Yaptığı Her Şeyden Aynı Ölçüde mi Sorumludur ❓​

Hayır. Sorumluluk değerlendirilirken insanın bilgisi, niyeti, gerçek seçim imkânı, baskı altında olup olmadığı ve yaptığı fiilin sonuçları önemlidir.

Bilmeden yapılan bir hata ile bile bile sürdürülen ağır bir zulüm aynı değildir. Zorla yaptırılan bir davranış ile özgürce seçilen davranış da aynı ölçüde değerlendirilmez.

Allah bütün şartları eksiksiz bildiği için ilahî hesap yüzeysel değildir. İnsanların göremediği ayrıntılar Allah’ın bilgisindedir.

5️⃣ “Kazandığının Karşılığı” İlâhî Adaletin Keyfî Olmadığını mı Gösteriyor ❓​

Evet. Ayet özellikle bunu vurgular. Önceki ağır ceza tasvirlerinden sonra “Allah herkese kazandığının karşılığını versin diye” denilmesi, cezanın sebepsiz olmadığını açıkça gösterir.

Allah’ın cezalandırması insanlardaki kontrolsüz öfke veya “Canım istedi, ceza verdim” türü keyfî davranışlarla kıyaslanamaz.

İlâhî karşılık, insanın gerçek fiilleri ve sorumluluğu ile ilişkilidir.

6️⃣ Bu Ayet “Ne Yaparsan Aynı Şey Başına Gelir” Şeklinde Karma Yasasını mı Anlatıyor ❓​

Hayır. Kur’an’ın burada anlattığı şey mekanik bir karma sistemi değildir.

Dünyada kötü bir davranış yapan insanın aynı davranışın birebir benzerini hemen yaşaması şart değildir. Zalim biri yıllarca rahat yaşayabilir; iyi insan da sıkıntı çekebilir.

Ayetin vurgusu nihai ilahî hesapta herkesin kendi kazandıklarıyla karşılaşacağıdır. Bu, “Evrene ne gönderirsen aynısı sana döner” şeklindeki mekanik bir formül değildir.

7️⃣ Bir İnsan Başkasının Günahından Sorumlu Tutulur mu ❓​

Kural olarak herkes kendi fiilinden sorumludur. Bir insan sırf babası, annesi, atası veya ait olduğu toplum yanlış yaptı diye otomatik olarak suçlu sayılamaz.

Ancak kişi başkasının kötülüğüne bilinçli biçimde yardım eder, teşvik eder veya ortak olursa kendi payı kadar sorumluluk kazanabilir. Burada sorumluluk akrabalıktan değil, kişinin kendi katkısından doğar.

Dolayısıyla ataların günahı biyolojik miras gibi çocuklara geçmez.

8️⃣ Bir Toplumun Günahı Sonraki Nesle Geçer mi ❓​

Hayır. Geçmişte bir toplum büyük haksızlıklar yapmış olabilir; fakat sonraki neslin her bireyi sırf aynı etnik veya ulusal kimliği taşıdığı için otomatik suçlu değildir.

Tarihsel bir haksızlığın sonuçları bugün devam ediyorsa bunları düzeltmek ayrı bir sorumluluk olabilir. Fakat bu, kalıtsal ahlaki suç anlamına gelmez.

Kur’an’ın kişisel sorumluluk ilkesi, toplu suçlama ve nesilden nesile düşmanlık üretme eğilimine karşı önemli bir sınırdır.

9️⃣ Başkasını Günaha Teşvik Eden Kişinin Sorumluluğu Var mıdır ❓​

Evet. İnsan yalnız kendi doğrudan fiilleriyle değil, bilinçli biçimde başkasını kötülüğe teşvik etmesi veya zararlı bir sistem kurmasıyla da sorumluluk taşıyabilir.

Fakat bu, kötülüğü yapan kişinin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Liderin etkisi olabilir; takipçinin de kendi gerçek tercih imkânı ölçüsünde sorumluluğu bulunabilir.

Burada önemli olan, herkesin kendi gerçek katkısının ve iradesinin ayrı ayrı değerlendirilmesidir.

🔟 “Allah Hesabı Çok Çabuk Görendir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “innallâhe serîu’l-hisâb”, yani “Şüphesiz Allah hesabı çok çabuk görendir” denilir. Bu ifade, Allah’ın hesap görmesinin uzun bekleme, bilgi toplama ve iş yükü nedeniyle zorlaşmadığını anlatır.

İnsan mahkemeleri milyonlarca dosyayla karşılaştığında yıllarca süren süreçlere ihtiyaç duyabilir. Allah’ın bilgisi ve kudreti ise insan bürokrasisine benzemez.

Bütün insanların hesabı Allah için güçlük veya zaman baskısı oluşturmaz.

1️⃣1️⃣ “Çabuk Hesap” Allah’ın Acele Ettiği Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır. Hız ile acelecilik aynı şey değildir.

İnsan acele ettiğinde hata yapabilir; çünkü sınırlı bilgiye ve dikkate sahiptir. Allah hakkında böyle bir eksiklik düşünülemez.

“Serîu’l-hisâb” ifadesi, hesabın Allah için zor, karmaşık veya gecikmeye mecbur bir işlem olmadığını bildirir; telaşlı bir hesaplama anlamına gelmez.

1️⃣2️⃣ Milyarlarca İnsan Aynı Anda Nasıl Hesaba Çekilebilir ❓​

Bu soru genellikle insan zihninin kendi sınırlarını Allah’a taşımasından kaynaklanır. İnsan aynı anda çok sayıda karmaşık işi eksiksiz yapamaz; fakat Allah’ın kudreti insan kapasitesiyle ölçülmez.

Allah’ın bir insanın hesabını görmesi, başka bir insanın hesabını görmesine engel değildir. İlâhî bilgi parçalı dikkat veya işlemci kapasitesi gibi düşünülmemelidir.

Bu nedenle “serîu’l-hisâb” ifadesi, Allah için sayının ve çokluğun güçlük oluşturmadığını da hatırlatır.

1️⃣3️⃣ Hesap Günü Bir Mahkeme Salonu Gibi mi Olacak ❓​

Kur’an hesap, şahitlik, kitap ve karşılık gibi insanların anlayabileceği kavramlar kullanır. Fakat bunları dünyadaki mahkemelerin birebir kopyası olarak düşünmek doğru değildir.

Allah bilgi toplamak için tanığa veya belgeye muhtaç değildir. Kur’an’daki bu unsurlar, insanın yaptıklarıyla yüzleşmesi ve adaletin ortaya çıkması bağlamında anlam taşır.

Ahiret hesabı gerçektir; fakat dünya bürokrasisinin aynısı değildir.

1️⃣4️⃣ Allah Zaten Her Şeyi Biliyorsa Hesap Neden Var ❓​

Allah’ın hesap günü gerçeği öğrenmek için araştırma yapması gerekmez. İbrâhîm Suresi 38. ayette de gizli ve açık hiçbir şeyin Allah’a gizli olmadığı belirtilmişti.

Hesap, insanın yaptıklarının ortaya konulması ve ilahî hükmün adalet içinde gerçekleşmesiyle ilgilidir. İnsan kendi davranışlarının gerçek sonucuyla karşılaşır.

Bu nedenle hesap Allah’ın bilgi edinmesi değil, insanın sorumluluğunun açığa çıkmasıdır.

1️⃣5️⃣ İyi Niyet Tek Başına Her Davranışı İyi Yapar mı ❓​

Hayır. Niyet önemlidir fakat iyi niyet yanlış yöntemi otomatik olarak doğru hâle getirmez.

Bir insan “Ben iyilik yapmak istemiştim” diyerek ağır ihmal veya zarar veren yöntemi bütünüyle görmezden gelemez. Davranışın sonucu, bilgi düzeyi ve kişinin özen gösterip göstermediği de önemlidir.

İlâhî hesap, yalnız dış görüntüyü veya yalnız niyeti değil, insanın bütün gerçek durumunu eksiksiz biçimde kuşatır.

1️⃣6️⃣ İyi Bir Sonuç Yanlış Yöntemi Haklı Çıkarır mı ❓​

Hayır. Bazen yanlış bir davranış tesadüfen güzel bir sonuç doğurabilir; fakat bu, yöntemin doğru olduğunu kanıtlamaz.

Örneğin bir insan yalan söyleyerek geçici bir yarar sağlamış olabilir. Yararın ortaya çıkması, yalanın ahlaki niteliğini otomatik olarak değiştirmez.

İlahî hesapta yalnız “Sonuç iyi oldu” değil, insanın niyeti, yöntemi ve gerçek sorumluluğu birlikte önem taşır.

1️⃣7️⃣ Allah Herkese Kazandığının Karşılığını Veriyorsa Rahmet Nerede Kalıyor ❓​

Adalet ile rahmet birbirinin düşmanı değildir. Kur’an bir yandan insanın yaptığı fiillerden sorumlu olduğunu söylerken diğer yandan tövbe, bağışlanma ve Allah’ın rahmetini güçlü biçimde vurgular.

İnsan yaptığı her hatanın mekanik toplamıyla kesin biçimde mahkûm edilen bir makine değildir. Allah’ın rahmeti, tövbesi ve bağışlaması da ilahî hükmün içindedir.

Ancak rahmet de zulmü önemsizleştiren bir gerekçe değildir. Özellikle başkasının hakkı söz konusuysa sorumluluk ciddiyetini korur.

1️⃣8️⃣ İbrâhîm Suresi 49–51. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

İbrâhîm Suresi 49. ayette mücrimlerin zincirlere vurulmuş olduğu, 50. ayette elbiselerinin katrandan olduğu ve yüzlerini ateşin kapladığı, 51. ayette ise bütün bunların “her nefse kazandığının karşılığının verilmesi” için olduğu açıklanır.

Bu sıralama son derece önemlidir. Kur’an önce ağır sonucu gösterir, ardından sonucun keyfî olmadığını belirtir.

Bir sonraki ayet olan İbrâhîm Suresi 52. ayette, surenin tamamı çok güçlü bir sonuç cümlesiyle kapanacaktır: “Bu, insanlara bir bildiridir; onunla uyarılsınlar, O’nun tek bir ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye.” Bu ayeti ele alırken özellikle Kur’an’ın insanlara tebliğ oluşu, uyarının amacı, tevhid, bilmek ile iman arasındaki ilişki, “ülü’l-elbâb” yani öz akıl sahipleri kavramı, aklın dinî düşüncedeki değeri ve surenin bütün mesajının nasıl tevhid, sorumluluk ve düşünmeyle tamamlandığı üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: İbrâhîm Suresi 51. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

İbrâhîm Suresi 51. ayet, önceki ağır ahiret tasvirlerinin ardından çok önemli bir açıklama getirir: “Allah herkese kazandığının karşılığını versin diye.” Bu cümle, ilahî hesabın keyfî bir cezalandırma olmadığını açıkça ortaya koyar. İnsan yaptığı, seçtiği ve gerçek sorumluluğu içinde kazandığı şeylerle karşılaşacaktır.

Bu vurgu, adalet anlayışı açısından son derece önemlidir. İnsan bazen ceza kavramını öfke, intikam ve güç gösterisi ile karıştırabilir. Kur’an ise karşılığı doğrudan kişinin kazandıklarıyla ilişkilendirir. İlâhî hüküm, insanî hınç değildir.

“Her nefis” ifadesi, hesabın bireysel yönünü güçlü biçimde hatırlatır. İnsan büyük bir topluluğun içinde kendi sorumluluğunu kaybetmez. “Herkes yapıyordu”, “Emir aldım” veya “Bizim grup böyleydi” sözleri her durumda otomatik mazeret oluşturmaz. Kişinin gerçek tercih gücü ne kadarsa sorumluluğu da onunla bağlantılıdır.

Fakat bu kişisel sorumluluk ilkesi, baskı ve zorlamayı yok saymak anlamına da gelmez. Bir insan tehdit altında, ağır manipülasyon altında veya gerçek seçim imkânı büyük ölçüde ortadan kalkmışsa bunun da hesaba katılması gerekir. Allah yalnız görünen fiili değil, insanın gerçek kapasitesini de bilir.

Bu nedenle ilahî hesap ile insan yargısı arasında önemli bir fark vardır. Biz çoğu zaman olayın yalnız dış yüzünü görürüz. Bir davranışın ardındaki bütün baskıları, niyetleri ve koşulları bilemeyebiliriz. Allah ise bunların tamamını bilir. İlâhî adaletin kusursuzluğunun temelinde kusursuz bilgi vardır.

Ayet aynı zamanda toplu suçlama alışkanlığımıza güçlü bir sınır koyar. Bir insanın babası suç işlediyse çocuk otomatik suçlu değildir. Bir milletin geçmişinde zulüm varsa o milletin bugün yaşayan bütün bireyleri doğuştan suçlu sayılamaz. İnsan kendi fiiliyle değerlendirilir. Soy suçun taşıyıcısı değildir.

Bunun tersi de geçerlidir. İnsan salih bir aileden geliyor diye otomatik olarak kurtuluş elde etmez. Peygamber soyundan gelmek, saygın bir aileye mensup olmak veya dindar bir çevrede büyümek kişisel sorumluluğun yerine geçmez. İlâhî hesapta soy değil, gerçek iman ve davranış önemlidir.

“Kesb”, yani kazanma kavramı bize hayatın ahlaki boyutunu da düşündürür. İnsan her gün karakterine bir şey ekler. Tek bir dürüst davranış, tek bir yalan, birine yapılan yardım veya tekrarlanan bir zulüm insanın ahlaki yönünü şekillendirir. İnsan yalnız para biriktirmez; davranış da biriktirir.

Fakat bunu mistik bir enerji hesabına dönüştürmemek gerekir. Kur’an’ın anlattığı şey “Evrene iyi enerji gönder, sana aynısı dönsün” öğretisi değildir. İyi insanlar dünyada çok ağır acılar yaşayabilir, kötü insanlar da uzun süre refah içinde yaşayabilir. İlâhî hesap, mekanik dünya karmasından farklıdır.

Ayetin “Allah hesabı çok çabuk görendir” cümlesi de insanın ilahî kudreti kendi bürokrasisiyle ölçmemesi gerektiğini gösterir. Biz bir mahkemede birkaç dosyayı bile aylarca inceleyebiliriz. Allah’ın milyarlarca insanı hesaba çekmesi için sıraya koyup yıllarca beklemesi gerekmez. Çokluk Allah için güçlük oluşturmaz.

Bu ifade aynı zamanda insana bir tür kesinlik duygusu verir: Hesap ertelenmiş görünse bile kaybolmuş değildir. Dünya hayatında bazı dosyalar kapanabilir, suçlar zamanaşımına uğrayabilir veya kanıtlar yok olabilir. İlâhî hesap bu sınırlara bağlı değildir. Allah’ın bilgisi unutmaz, kaybetmez ve karıştırmaz.

Ancak bu güvence dünyadaki adalet çabalarını bırakmak için kullanılmamalıdır. “Nasıl olsa Allah hesap soracak” diyerek mağdurun hakkını korumamak veya suçları araştırmamak doğru değildir. İnsan kendi yetki alanında adaleti sağlamaya çalışmalı; ulaşamadığı nihai kısmı Allah’a bırakmalıdır.

Ayet, iyi niyet meselesinde de denge öğretir. İnsan niyetine bakmalı ama yalnız niyetine güvenmemelidir. “Ben iyi niyetliydim” diyerek başkasına verdiği zararı görmezden gelemez. Samimiyet önemlidir; fakat sorumluluk niyet, yöntem ve sonuçların birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Aynı şekilde dışarıdan güzel görünen bir davranış da tek başına yeterli değildir. Bir kişi yardım yapabilir fakat bunu insanların aşağılanması veya gösteriş için kullanabilir. Allah dış görüntüyü de iç niyeti de bilir. İnsanların alkışı, ilahî hesabın yerine geçmez.

Rahmet boyutu da unutulmamalıdır. “Herkes kazandığının karşılığını alacak” sözü, Allah’ın tövbeyi ve bağışlamayı ortadan kaldırdığı anlamına gelmez. İnsan yanlışından dönebilir, samimi biçimde tövbe edebilir ve mümkün olduğunca zararlarını telafi edebilir. Kur’an’da adalet kadar rahmet de vardır.

Fakat rahmeti sorumsuzluk garantisine çevirmek yanlış olur. İnsan “Nasıl olsa Allah affeder” diyerek bilinçli biçimde başkasının hakkını çiğnemeye devam edemez. Gerçek mağfiret ümidi insanı kötülükte rahatlatmaz; tam tersine dönüşe teşvik eder.

İbrâhîm Suresi 51. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **İlâhî hesabı keyfî intikam olarak görme. İnsanları ailelerinin, soylarının veya gruplarının suçuyla otomatik mahkûm etme. Kendi davranışlarının sorumluluğunu başkalarına yükleme. Dünyadaki başarı ve başarısızlığı mekanik ilahî ödül-ceza sistemi sanma. Çünkü ayetin büyük mesajı şudur: Allah herkesi gerçek şartları, niyeti, imkânı ve kazandıklarıyla eksiksiz biçimde değerlendirir; O’nun hesabı ne bilgi eksikliğine ne gecikmeye ne de insan bürokrasisinin sınırlarına bağlıdır.”

Bir sonraki ve İbrâhîm Suresi’nin son ayeti olan 52. ayette, surenin bütün mesajı son derece güçlü bir sonuç cümlesiyle tamamlanacaktır: “Bu, insanlara bir bildiridir; onunla uyarılsınlar, O’nun ancak tek bir ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye.” Bu ayeti ele alırken özellikle Kur’an’ın “belâğ” yani açık bir bildirim oluşu, uyarının zorlamaya değil bilinç oluşturmaya yönelik olması, tevhidin surenin merkezindeki yeri, Allah’ın birliğini bilmek ile yalnız bilgi sahibi olmak arasındaki fark, “ülü’l-elbâb” kavramının düşünme ve akletme boyutu, vahiy ile aklın çatıştırılmaması ve İbrâhîm Suresi’nin başından sonuna kadar karanlıklardan aydınlığa çıkış, şükür, dua, tevhid, sorumluluk ve hesap temalarının nasıl tek bir sonuçta birleştiği üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki İbrâhîm Suresi 51. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Biz gerçekten kendi kazandıklarımızın sorumluluğunu taşıyor muyuz? Yanlışlarımız için sürekli aileyi, toplumu, yöneticileri veya çevremizi mi suçluyoruz? Başkasının soyuna bakarak onu suçlu veya üstün mü ilan ediyoruz? “Niyetim iyiydi” diyerek verdiğimiz zararı küçümsüyor muyuz? Dünyada rahat yaşayan kötüyü görünce adaletin olmadığını mı sanıyoruz? Ve en önemlisi, bir gün kusursuz biçimde hesap vereceğimizi bilmek bugünkü tercihlerimizi gerçekten değiştiriyor mu?

“İbrâhîm 51, ‘Allah herkese kazandığının karşılığını versin diye. Şüphesiz Allah hesabı çok çabuk görendir’ buyurarak ahiret hesabının keyfî değil, insanın gerçek fiil ve sorumluluğuyla bağlantılı olduğunu açıklar. Kimse yalnız ailesi, soyu veya toplumu nedeniyle otomatik suçlu ya da kurtulmuş değildir; kişinin kendi kazandıkları önemlidir. ‘Allah hesabı çok çabuk görendir’ sözü de ilahî hesabın insan mahkemeleri gibi bilgi eksikliği, dosya yoğunluğu veya zaman baskısıyla sınırlı olmadığını gösterir. Ayetin büyük dersi şudur: İnsan bugün kendi tercihlerini ciddiye almalı; çünkü Allah’ın adaletinde hiçbir gerçek kaybolmaz, hiçbir insan başkasının kimliği yüzünden keyfî biçimde mahkûm edilmez ve herkes kendi gerçek sorumluluğuyla karşılaşır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt