📖 İbrâhîm Suresi 40. Ayette “Rabbim! Beni Namazı Dosdoğru Kılanlardan Eyle; Neslimden de. Rabbimiz! Duamı Kabul Buyur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 İbrâhîm Suresi 40. Ayette “Rabbim! Beni Namazı Dosdoğru Kılanlardan Eyle; Neslimden de. Rabbimiz! Duamı Kabul Buyur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,454
2,736,289
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İbrâhîm Suresi 40. Ayette “Rabbim! Beni Namazı Dosdoğru Kılanlardan Eyle; Neslimden de. Rabbimiz! Duamı Kabul Buyur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İbrâhîm Suresi 39. ayette Hz. İbrâhîm, ileri yaşında kendisine İsmail ve İshak’ın verilmesi sebebiyle Allah’a hamdetmiş ve ‘Şüphesiz Rabbim duayı işitendir’ demişti. 40. ayette ise duası yeniden kulluğun merkezine, namaza döner: ‘Rabbim! Beni namazı dosdoğru kılanlardan eyle; neslimden de. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.’ Hz. İbrâhîm gibi büyük bir peygamberin bile namazda sebat için dua etmesi, insanın hiçbir zaman ‘Ben artık manevi olarak garanti altındayım’ diye düşünmemesi gerektiğini gösterir. Ayetteki ‘neslimden de’ ifadesi bütün soyunun otomatik olarak salih olacağını garanti etmez; ebeveyn duası önemlidir fakat çocukların iradesini ortadan kaldırmaz. Namazı ikame etmek yalnız hareketleri tamamlamak değil, Allah’a kulluğu düzenli ve bilinçli biçimde hayatın içinde ayakta tutmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ İbrâhîm Suresi 40. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Rabbim! Beni namazı dosdoğru kılanlardan eyle; neslimden de. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.” Ayetin Arapçası ise “Rabbi’c‘alnî mukîme’s-salâti ve min zurriyyetî. Rabbenâ ve tekabbel duâ.” şeklindedir.

Bu ayet Hz. İbrâhîm’in duasında çok önemli bir dönüşü gösterir. Bir önceki ayette çocuk nimeti için şükreden peygamber, şimdi hem kendisinin hem de neslinden gelecek insanların namazı koruyan bir kulluk hayatına sahip olmasını istemektedir.

Böylece aile için yapılan dua yalnız sağlık, güvenlik veya rızıkla sınırlı kalmaz; manevi istikamet ve ibadet devamlılığı da duanın merkezine girer.

2️⃣ Hz. İbrâhîm Neden Kendisi İçin Namaz Duası Ediyor ❓​

Hz. İbrâhîm zaten peygamber ve Allah’a teslimiyetiyle tanınan büyük bir tevhid önderidir. Buna rağmen “Beni namazı ikame edenlerden eyle” diye dua etmesi son derece dikkat çekicidir.

Bu, peygamberin kendi kulluğunu garanti görüp gevşemediğini gösterir. İbadette devamlılık da Allah’tan yardım istenen bir nimettir.

Mümin için buradan çıkan önemli ders şudur: Geçmişteki ibadetler, gelecekteki istikametin otomatik garantisi değildir. İnsan hayatı boyunca Allah’tan sebat istemeye devam eder.

3️⃣ “Namazı İkame Etmek” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette yalnız “namaz kılmak” değil, “mukîme’s-salâh”, yani namazı ayakta tutmak ve ikame etmek anlamı vardır. Bu ifade namazın düzenli, bilinçli ve hayatın bir parçası hâline getirilmesini düşündürür.

Namazı ikame etmek, yalnız belirli beden hareketlerini tamamlayıp ardından kullukla bütün bağı kesmek değildir. Namazın Allah’ı hatırlama, disiplin, teslimiyet ve ahlaki sorumluluk boyutu da vardır.

Bu nedenle namazın şekli önemlidir ama anlamı şekille tükenmez.

4️⃣ Namazı Dosdoğru Kılmak Kusursuz Namaz Kılmak mıdır ❓​

Hayır. İnsan bazen namazda zihinsel dağınıklık yaşayabilir, hata yapabilir veya huşû bakımından her zaman aynı seviyede olmayabilir.

Namazı ikame etmek, insanüstü bir kusursuzluk hâli değil; ibadeti korumak, ciddiye almak ve sürekli geliştirmeye çalışmaktır. Bir namazın diğerinden daha huzurlu olması insanı ikiyüzlü veya değersiz yapmaz.

İbadetin amacı insanı mükemmeliyetçilik baskısına sokmak değil, Allah’a yönelişi hayat boyunca canlı tutmaktır.

5️⃣ Hz. İbrâhîm’in Namaz Duası Bize Manevi Kibir Hakkında Ne Öğretiyor ❓​

İnsan bazen uzun yıllar ibadet ettikten sonra kendisini başkalarından daha güvenli veya üstün görebilir. “Ben artık yanlış yola düşmem” düşüncesi manevi kibir üretebilir.

Hz. İbrâhîm’in duası bunun tam tersidir. Böylesine büyük bir peygamber bile Allah’tan namazda sebat istiyorsa sıradan insanın kendi istikametini mutlak garanti altında görmesi doğru olmaz.

Gerçek güven, kibirden değil, Allah’a yöneliş ve sürekli kendini gözden geçirmekten doğar.

6️⃣ “Neslimden de” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Hz. İbrâhîm “ve min zurriyyetî”, yani “neslimden de” diyerek duasına çocuklarını ve sonraki kuşaklardan gelecek insanları da dahil eder.

Burada özellikle “min”, yani “-den bir kısmı” ifadesi dikkat çekicidir. Ayet bütün soyun hiçbir istisna olmadan mutlaka namazı ikame edeceğini söylemez.

Bu dil, soyun otomatik kurtuluş veya otomatik dindarlık garantisi olmadığını bir kez daha gösterir. Salih nesil dua edilir; fakat soy bağı tek başına salihlik üretmez.

7️⃣ Ebeveyn Çocuğunun Namaz Kılması İçin Dua Etmeli midir ❓​

Evet. Bir ebeveyn çocuğunun manevi iyiliği, ibadeti, ahlakı ve doğru yolda kalması için dua edebilir. Hz. İbrâhîm’in duası bunun peygamberî bir örneğidir.

Fakat dua, ebeveynin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Çocuğa namazı öğretmek, güzel örnek olmak, sorularını ciddiye almak ve ibadeti yalnız baskıyla ilişkilendirmemek de önemlidir.

Dua ile eğitim birbirinin alternatifi değildir. Ebeveyn hem dua eder hem de kendi hayatıyla örnek olmaya çalışır.

8️⃣ Çocuğu Namaza Zorlamak Bu Ayetin Gereği midir ❓​

Ayet doğrudan “Çocukları zorlayın” dememekte, Hz. İbrâhîm’in Allah’a yaptığı duayı aktarmaktadır. Bu nedenle buradan sınırsız baskı yetkisi çıkarmak doğru değildir.

Ebeveynin eğitim ve yönlendirme sorumluluğu vardır; fakat korku, aşağılama ve sürekli tehdit ile ibadet üretmek, ibadetin anlamını zedeleyebilir. Çocuk namazı yalnız ceza korkusuyla ilişkilendirirse manevi bağ kurulması zorlaşabilir.

En sağlıklı yaklaşım öğretmek, örnek olmak, yaşa uygun sorumluluk kazandırmak ve ibadetin anlamını anlatmaktır.

9️⃣ Ebeveyn Çok Dua Ederse Çocuğunun İmanı Kesinleşir mi ❓​

Hayır. Dua çok değerlidir fakat başka bir insanın iradesini ortadan kaldıran bir mekanizma değildir.

Hz. İbrâhîm gibi bir peygamberin bile “neslimden de” diye dua etmesi, sonucu kendi kontrolünde görmediğini gösterir. İnsan dua eder, eğitim verir ve örnek olur; fakat kalpler üzerinde mutlak egemenlik kuramaz.

Bu nedenle bir ebeveyn, çocuğu beklediği dinî hayatı yaşamıyorsa bunu otomatik olarak “Benim duam kabul olmadı” veya “Ben kesin kötü anne-babayım” şeklinde yorumlamamalıdır.

🔟 Salih Bir Ailenin Çocuğu Olmak Namaz ve İman Garantisi midir ❓​

Hayır. İman ve ibadet biyolojik miras gibi otomatik aktarılmaz.

Çocuk dindar bir ailede yetişerek çok güçlü bir başlangıç avantajı elde edebilir; fakat büyüdüğünde kendi soruları, tercihleri ve sorumlulukları vardır. Aynı şekilde dinî hayatı zayıf bir aileden gelen bir kişi de daha sonra bilinçli biçimde Allah’a yönelebilir.

Soy başlangıç şartlarını etkileyebilir; nihai ahlaki sorumluluğun yerine geçmez.

1️⃣1️⃣ Namaz Kılan Bir İnsan Otomatik Olarak İyi İnsan mıdır ❓​

Namaz çok büyük bir ibadettir fakat namaz kılmak insanı otomatik olarak her alanda hatasız hâle getirmez.

Bir insan namaz kıldığı hâlde yalan söyleyebilir, öfkelenebilir veya başkasının hakkını yiyebilir. Böyle bir durumda namazı küçümsemek yerine kişinin ibadetiyle davranışları arasındaki çelişkiyi düzeltmeye çalışması gerekir.

Namazın beklenen etkilerinden biri insanın Allah karşısındaki sorumluluğunu canlı tutmasıdır. İbadet ahlaktan tamamen koparıldığında eksik bir kulluk anlayışı doğar.

1️⃣2️⃣ “Ben Namaz Kılıyorum, Bu Yeter” Demek Doğru mudur ❓​

Namaz İslam’ın temel ibadetlerindendir; fakat dinî hayat yalnız namazdan ibaret değildir. Adalet, dürüstlük, kul hakkı, merhamet ve sorumluluk da önemlidir.

Bir kişi “Namazımı kılıyorum, insanlara nasıl davrandığım önemli değil” diyemez. Namaz, ahlaki yükümlülüklerin yerine geçen bir ödeme değildir.

Aynı şekilde ahlaklı davranmak da “Namaza artık ihtiyaç yok” sonucuna götürmez. Kur’an’ın kulluk anlayışında ibadet ve ahlak birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

1️⃣3️⃣ Namazda Devamlılık Neden Bu Kadar Önemlidir ❓​

Namazın belirli vakitlerde tekrar edilmesi, insanın Allah ile bağını hayatın yalnız kriz anlarına bırakmamasını sağlar.

İnsan yalnız zor durumda kaldığında dua edip rahatladığında Allah’ı unutabilir. Namaz ise kulluğu gündelik hayatın içine yerleştirir ve insanın sürekli yönünü hatırlamasına yardımcı olur.

Bu nedenle namazın düzenliliği yalnız disiplin değil, manevi hafızanın korunmasıdır.

1️⃣4️⃣ Namazı Bazen Aksatan Bir İnsan Ümidini Kaybetmeli midir ❓​

Hayır. İbadette aksama yaşayan insanın yapması gereken şey “Artık benden olmaz” deyip tamamen bırakmak değil, yeniden başlamaya çalışmaktır.

İnsan hayatında dönemler, zorlanmalar ve değişimler olabilir. Namazdaki eksiklik ciddiye alınabilir ama umutsuzluk gerekçesine dönüştürülmemelidir.

Hz. İbrâhîm’in bile namazda sebat için dua etmesi, istikametin korunmasının sürekli bir ihtiyaç olduğunu gösterir. Düşmek başka, düştüğü yerde kalmaya karar vermek başkadır.

1️⃣5️⃣ “Rabbimiz! Duamı Kabul Buyur” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonunda Hz. İbrâhîm “Rabbenâ ve tekabbel duâ”, yani “Rabbimiz! Duamı kabul buyur” der. Bu, son derece açık bir kulluk ve tevazu ifadesidir.

Hz. İbrâhîm duasını Allah üzerinde hak iddia eder gibi sunmaz. İster, yalvarır ve kabulü Allah’tan bekler.

Bu nedenle dua Allah’a emir vermek veya sonucu zorlamak değildir. Kul talep eder; kabulün biçimi ve hükmü Allah’a aittir.

1️⃣6️⃣ Dua Kabulü Her Zaman İstediğimiz Sonucun Aynen Olması mıdır ❓​

Hayır. Dua kabulü hakkında Kur’an ve İslam geleneğinde farklı boyutlar konuşulmuştur; fakat bu ayet tek başına “Ne istersen aynen ve hemen olur” şeklinde bir formül sunmaz.

Hz. İbrâhîm’in duası samimi bir talep ve teslimiyettir. İnsan da Allah’tan istediğini açıkça isteyebilir ama Allah’ı kendi belirlediği sonuca mecbur eden bir ilişki kuramaz.

Bu nedenle dua gerçekleşmediğinde Allah’ın duayı duymadığı veya kulun kesin değersiz olduğu sonucu çıkarılamaz.

1️⃣7️⃣ “Duamı Kabul Et” Demek Allah’ın Kararını Değiştirmeye Çalışmak mıdır ❓​

Dua, kulun Allah’a yönelmesinin ve isteğini ifade etmesinin bir parçasıdır. İnsan dua ederken Allah’ın bilgisini aşan yeni bir bilgi sunmaz, fakat kendi talebini kulluk içinde ortaya koyar.

Dua ile ilahî irade arasındaki ilişkinin bütün metafizik ayrıntılarını bizim kavramamız mümkün olmayabilir. Ancak Kur’an açık biçimde insanı dua etmeye çağırır ve peygamberlerin dua ettiğini gösterir.

Bu nedenle “Allah zaten biliyorsa dua etmeye gerek yok” sonucu doğru değildir. Dua, yalnız sonuç alma tekniği değil, kul ile Rabbi arasındaki ilişkidir.

1️⃣8️⃣ İbrâhîm Suresi 39 ve 40. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

İbrâhîm Suresi 39. ayette Hz. İbrâhîm İsmail ve İshak nimeti için Allah’a hamdetmiş ve Rabbini duayı işiten olarak anmıştı. 40. ayette ise bu çocuk nimeti için yapılan şükür, doğrudan onların ve sonraki nesillerin manevi geleceğine bağlanır.

Bu sıralama çok anlamlıdır. Hz. İbrâhîm yalnız “Çocuklarım oldu, hamdolsun” demiyor; onların Allah’a kulluk eden insanlar olmalarını da istiyor. Demek ki çocuğu nimet olarak görmek, onun yalnız varlığına sevinmek değil, ahlaki ve manevi geleceği için sorumluluk hissetmek anlamına da gelir.

Bir sonraki ayet olan İbrâhîm Suresi 41. ayette, Hz. İbrâhîm duasını bağışlanma talebiyle tamamlayacaktır: “Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla.” Bu ayeti ele alırken özellikle bağışlanma duası, peygamberlerin bile Allah’ın mağfiretini istemesi, anne baba için dua, Hz. İbrâhîm’in babasıyla ilgili diğer ayetlerle nasıl birlikte okunacağı, yaşayan veya ölmüş insanlar için dua meselesi ve ‘hesap günü’ bilincinin insanı umutsuzluğa değil sorumluluğa yöneltmesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: İbrâhîm Suresi 40. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

İbrâhîm Suresi 40. ayet, Hz. İbrâhîm’in bütün duaları arasında çok özel bir yere sahiptir; çünkü burada peygamber kendisinin ve neslinin kullukta devamlılığı için dua etmektedir. O, geçmişte yaptığı büyük hizmetlere güvenip “Ben artık oldum” dememektedir. Tam tersine “Rabbim, beni namazı ikame eden biri yap” diyerek kulluğun süreklilik isteyen bir yol olduğunu göstermektedir. Bu, manevi kibri kıran çok güçlü bir örnektir.

Ayetin en önemli derslerinden biri, istikametin geçmiş başarılarla garanti altına alınamayacağıdır. İnsan bugün çok güçlü bir iman ve ibadet hayatına sahip olabilir; fakat hayat değişir, insan sınanır ve zayıflayabilir. Bu yüzden sebat da dua konusu olur. Mümin yalnız “Bana nimet ver” diye değil, “Beni doğru yolda tut” diye de dua eder.

Namazın burada özellikle seçilmesi, ibadetin insan hayatındaki merkezî yerini gösterir. Namaz günün belirli anlarında insanı bütün koşuşturmasından çekip Allah’ın huzurunda durmaya çağırır. İnsan ticaret, aile, çalışma ve toplumsal hayat içinde birçok role girer; namaz ona en temel kimliğini hatırlatır: Kul olmak.

Fakat namazın değeri yalnız fiziksel ritüelin tamamlanmasıyla sınırlı değildir. Namazın insanın ahlakıyla hiçbir ilişkisi yokmuş gibi yaşamak ayetin ruhunu eksik bırakır. Allah’ın huzurunda duran insanın insanların hakkını da düşünmesi gerekir. Namaz kılan kişi hata yapabilir; fakat ibadetinin onu daha dürüst, daha merhametli ve daha sorumlu olmaya çağırdığını unutmamalıdır.

Hz. İbrâhîm’in “neslimden de” demesi, ebeveyn sevgisinin manevi boyutunu gösterir. İnsan çocuğu için sağlık, eğitim ve ekonomik gelecek ister; fakat onun iyi, dürüst ve Allah’a yönelen bir insan olmasını da isteyebilir. Bu dua, çocuğa bırakılan mirasın yalnız mal ve mülk olmadığını hatırlatır. Değerler, örneklik ve dua da mirastır.

Bununla birlikte çocukların manevi geleceği üzerinde ebeveynin mutlak kontrolü yoktur. Anne baba çok iyi örnek olabilir, dua edebilir ve doğru eğitim vermeye çalışabilir; yine de çocuk büyüdüğünde kendi tercihlerini yapar. Bu yüzden “Ben salihsem çocuğum da kesin salih olur” anlayışı yanlıştır. Ayetteki “neslimden de” ifadesi bile soyun otomatik kurtuluş üretmediğini düşündürür.

Bu gerçek, çocukları din adına ezmenin de önünü kesmelidir. İbadeti öğretmek ile ibadeti nefret ettirecek biçimde zorlamak aynı şey değildir. Ebeveynin görevi çocuğun yaşına uygun biçimde öğretmek, güzel örnek olmak ve ibadetin anlamını anlatmaktır. Sürekli tehdit ve aşağılama dışarıdan itaat görüntüsü üretebilir ama kalpte gerçek bağlılık oluşturmayabilir.

Ayetin sonundaki “Rabbimiz! Duamı kabul buyur” sözü, peygamberî tevazunun doruk noktalarından biridir. Hz. İbrâhîm duasının kabulünü kendi peygamberliği üzerinden hak edilmiş bir borç gibi görmez. İster, yönelir ve sonucu Allah’a bırakır. Dua insanın Allah üzerinde egemenlik kurması değil, kendi acziyetini ve ihtiyacını kabul etmesidir.

Bu nedenle dua kabulünü “Ben istedim, o hâlde mutlaka olacak” biçiminde anlamak doğru değildir. Allah kulun duasını işitir; fakat kul bütün hikmeti kuşatamaz. İnsan bir şeyin mutlaka hayırlı olduğuna inanabilir ama sonuç farklı olabilir. Dua güveni artırmalıdır; Allah’ı insan arzusunun emrine veren bir formüle dönüşmemelidir.

Ayet aynı zamanda ibadette aksama yaşayan insanlara da umut verir. Hz. İbrâhîm bile sebat için dua ediyorsa, kendi eksikliğini fark edip yeniden namaza yönelen insanın utanarak Allah’tan kaçması gerekmez. İbadete dönüş için en doğru zaman, dönüş isteğinin doğduğu andır. Geçmişteki aksaklıklar gelecekteki kulluğu imkânsız hâle getirmez.

Burada şunu da unutmamak gerekir: Namazı önemsemek, namaz kılmayan herkesi küçümsemek anlamına gelmez. İnsanların hayatları, bilgi seviyeleri, yaşadıkları zorluklar ve manevi süreçleri farklı olabilir. Mümin kendi ibadetini korumaya çalışırken başkalarına kibirle değil, hikmet ve güzel örneklikle yaklaşmalıdır. İbadet insanı üstünlük taslamaya değil, tevazuya götürmelidir.

İbrâhîm Suresi 40. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Namazı yalnız alışkanlık değil, korunması gereken bir kulluk bağı olarak gör. Geçmiş ibadetlerine güvenip manevi kibire kapılma. Kendin için sebat istediğin gibi çocukların ve neslin için de dua et; fakat onların iradesini mülkün sanma. Dini baskıyla değil, örneklik ve eğitimle aktarmaya çalış. Duanı Allah üzerinde hak iddiasına dönüştürme. Çünkü ayetin büyük mesajı şudur: Kulluk yalnız başlamak değil, devam etmektir; insanın en büyük dualarından biri de Allah’tan kendisini ve neslini ibadette, samimiyette ve doğru istikamette sabit tutmasını istemektir.”

Bir sonraki ayet olan İbrâhîm Suresi 41. ayette, Hz. İbrâhîm duasını şu sözlerle sürdürecektir: “Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün beni, anne babamı ve müminleri bağışla.” Bu ayeti ele alırken özellikle peygamberlerin bile mağfiret istemesinin anlamı, bağışlanma duasının insanın günahı hafife aldığı anlamına gelmemesi, anne baba için dua, Hz. İbrâhîm’in babası hakkında Kur’an’ın diğer ayetleriyle bu duanın nasıl birlikte değerlendirileceği, ‘hesap günü’ kavramının korku üretmek için değil sorumluluk bilinci için kullanılması ve müminler için topluca dua etmenin bireysel hesap ilkesini ortadan kaldırmaması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki İbrâhîm Suresi 40. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Biz Allah’tan yalnız dünya nimetlerini mi istiyoruz, yoksa kullukta devamlılığı da istiyor muyuz? Çocuklarımız için iyi okul ve iyi meslek isterken onların karakteri, vicdanı ve Allah’la ilişkisi için de dua ediyor muyuz? Namazımızı yalnız tamamlanması gereken görev mi görüyoruz, yoksa hayatımızı yeniden yönlendiren bir buluşma olarak mı yaşıyoruz? Geçmiş ibadetlerimize güvenip kendimizi manevi olarak garanti altında mı sanıyoruz? İbadette aksadığımızda tamamen bırakıyor muyuz, yoksa yeniden başlayabiliyor muyuz? Ve en önemlisi, Hz. İbrâhîm gibi “Rabbim, beni namazı ikame edenlerden eyle” diyebilecek kadar kendi kulluğumuzu Allah’ın yardımına muhtaç görüyor muyuz?

“İbrâhîm 40, ‘Rabbim! Beni namazı dosdoğru kılanlardan eyle; neslimden de. Rabbimiz! Duamı kabul buyur’ buyurarak kullukta devamlılığın da dua edilmesi gereken büyük bir nimet olduğunu öğretir. Hz. İbrâhîm gibi bir peygamberin bile namazda sebat istemesi, manevi kibri kırar; ‘neslimden de’ sözü ise salih bir soyun otomatik iman garantisi olmadığını gösterir. Ebeveyn dua eder, öğretir ve örnek olur; fakat çocuğun iradesine sahip değildir. Ayetin büyük dersi şudur: Namazı yalnız başlayan değil sürdüren, yalnız kendisi için değil neslinin hayrı için de dua eden ve bütün bunların kabulünü Allah’tan tevazuyla isteyen bir kulluk bilinci inşa etmek gerekir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt