📖 İbrâhîm Suresi 26. Ayette “Kötü Bir Söz, Kökünden Sökülmüş ve Hiçbir Sağlamlığı Bulunmayan Kötü Bir Ağaç Gibidir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 İbrâhîm Suresi 26. Ayette “Kötü Bir Söz, Kökünden Sökülmüş ve Hiçbir Sağlamlığı Bulunmayan Kötü Bir Ağaç Gibidir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,445
2,736,288
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İbrâhîm Suresi 26. Ayette “Kötü Bir Söz, Kökünden Sökülmüş ve Hiçbir Sağlamlığı Bulunmayan Kötü Bir Ağaç Gibidir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İbrâhîm Suresi 24 ve 25. ayetlerde güzel söz; kökü sağlam, dalları göğe yükselen ve Rabbinin izniyle sürekli meyve veren güzel bir ağaca benzetilmişti. 26. ayette ise bunun tam karşıtı gösterilir: ‘Kötü bir sözün örneği, yerin üstünden kökünden sökülmüş, hiçbir sağlamlığı bulunmayan kötü bir ağaç gibidir.’ Böylece Kur’an, hakikate dayanan söz ile temelsiz ve kötü söz arasındaki farkı kök ve kalıcılık üzerinden anlatır. Tefsirlerde “kelime-i habîse” özellikle inkâr, şirk ve bâtıl inançla ilişkilendirilmiş; bunun yanında yalan, iftira ve kötülük üreten sözlerin de benzetmenin ahlaki boyutunu anlamaya yardımcı olduğu belirtilmiştir. Ancak ayet, herhangi bir ırkı, milleti veya insan topluluğunu ‘kötü ağaç’ diye aşağılamak için verilmiş değildir. Eleştirilen insanın doğuştan değeri değil, hakikatten kopmuş sözün ve düşüncenin köksüzlüğüdür.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ İbrâhîm Suresi 26. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Kötü bir sözün örneği ise yerin üstünden kökünden sökülmüş, hiçbir sağlamlığı ve kararlılığı bulunmayan kötü bir ağaç gibidir.” Ayetin Arapçası ise “Ve meselu kelimetin habîsetin ke-şeceratin habîsetin’ctusset min fevki’l-ardı mâ lehâ min karâr.” şeklindedir.

Bu ayet, önceki iki ayetteki güzel ağaç benzetmesinin karşıt görüntüsünü oluşturur. Güzel sözün kökü sağlam, dalları yüksek ve meyvesi sürekli iken kötü sözün ağacı kökünden kopmuş, tutunacak zemini kalmamış ve ayakta duramayacak hâle gelmiştir.

Böylece Kur’an yalnız “iyi söz iyidir, kötü söz kötüdür” demekle kalmaz; hak sözün neden kalıcı, bâtıl sözün ise neden kırılgan olduğunu güçlü bir benzetmeyle anlatır.

2️⃣ “Kelime-i Habîse” Ne Demektir ❓​

Ayette “kelimetin habîsetin”, yani “kötü, pis, bozuk veya zararlı söz” ifadesi kullanılır. “Habîs” kelimesi yalnız kulağa kaba gelen şeyi değil, özü bozuk, zarar taşıyan ve temiz olmayan şeyi de ifade edebilir.

Tefsirlerde bu ifade özellikle küfür, şirk ve bâtıl söz ile ilişkilendirilmiştir. Bununla birlikte benzetmenin ahlaki boyutu düşünüldüğünde yalan, iftira, insanları birbirine düşüren propaganda ve kötülüğü normalleştiren söylemler de habîs sözün karakterini anlamaya yardımcı olabilir.

Ancak kelimenin teolojik bağlamını tamamen bırakıp ayeti yalnız “kötü konuşmayın” öğüdüne indirgemek de eksik olur. Ayetin merkezinde hakikatle bağını kaybetmiş söz ve inanç bulunmaktadır.

3️⃣ “Kötü Söz” Yalnız Küfür ve Hakaret midir ❓​

Hayır. Günlük Türkçede “kötü söz” denildiğinde çoğu zaman hakaret ve küfür anlaşılır; fakat ayetin anlamı bundan daha geniştir.

Bir söz son derece nazik ve etkileyici biçimde söylenebilir fakat yalan, haksız veya manipülatif olabilir. Böyle bir söz kulağa hoş gelse bile ahlaki açıdan “tayyib”, yani temiz ve güzel olmayabilir.

Dolayısıyla Kur’an’ın ölçüsü yalnız ses tonu değildir. Sözün doğruluğu, niyeti, içeriği ve ürettiği sonuç birlikte önem taşır.

4️⃣ Neden Kötü Söz Bir Ağaca Benzetiliyor ❓​

Çünkü söz de düşünce gibi kök salabilir, yayılabilir ve sonuç üretebilir. Bir yanlış fikir yalnız zihinde kalmayıp başka insanlara aktarılabilir ve zamanla sosyal bir yapıya dönüşebilir.

Kur’an önce güzel sözü canlı ve verimli bir ağaca benzetmişti. Şimdi aynı metaforun tersini kullanarak kötü sözün sağlıklı bir kök sistemi bulunmadığını anlatır.

Böylece insan şunu düşünmeye çağrılır: Bir fikrin yayılması onun sağlam olduğu anlamına gelmez; önemli olan hangi hakikate kök saldığıdır.

5️⃣ “Kötü Ağaç” Hangi Ağaçtır ❓​

Tefsirlerde kötü ağacın hangi bitki veya ağaç olduğuna dair farklı açıklamalar bulunmaktadır. Bazı yorumlarda belirli ağaç veya bitki türleri zikredilmiştir.

Fakat ayetin ana mesajı botanik türü belirlemek değildir. Kur’an’ın özellikle vurguladığı şey ağacın “yerin üstünden sökülmüş” ve “hiçbir kararı, yani sağlam duruşu bulunmayan” hâlidir.

Bu nedenle benzetmenin merkezinde kökten yoksunluk ve istikrarsızlık vardır. Tür tartışması, bu temel mesajın önüne geçirilmemelidir.

6️⃣ “Yerin Üstünden Kökünden Sökülmüş” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “uctusset min fevki’l-ard”, yani “yerin üzerinden sökülüp çıkarılmış” ifadesi kullanılır. Bu görüntü, ağacın toprakla bağının kopması anlamına gelir.

Kök toprakla bağ kesildiğinde ağaç artık kendi hayatını sürdüremez. Bir süre dış görünüşünü korusa bile beslenme kaynağından kopmuştur.

Benzetme açısından bu, hakikatten kopmuş düşüncenin görünürde güçlü olsa bile derin bir temele sahip olmadığını anlatır. Dış görünüş kalabilir; fakat yaşatan kök yoktur.

7️⃣ “Hiçbir Sağlamlığı Yoktur” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonunda “mâ lehâ min karâr”, yani “onun hiçbir kararı, yerleşikliği veya sağlam duruşu yoktur” denilir.

“Karâr” burada yerleşme, istikrar ve sağlam duruş anlamındadır. Kökünden kopmuş ağaç rüzgâr karşısında direnemez; nereye savrulacağı belli değildir.

Bâtıl söz de benzer şekilde hakikate yaslanmadığı için nihai dayanıklılığa sahip değildir. Bir süre güç, propaganda veya alışkanlık sayesinde yaşayabilir; fakat bu onun gerçeğe dönüştüğü anlamına gelmez.

8️⃣ Yanlış Bir Fikir Çok Yaygınsa Yine de Yanlış Olabilir mi ❓​

Evet. Yaygınlık doğruluk ölçüsü değildir.

Tarih boyunca çok sayıda insanın doğru sandığı fakat daha sonra yanlış olduğu anlaşılan düşünceler olmuştur. Bir fikrin milyonlarca kişi tarafından paylaşılması, onun mutlaka hakikat olduğunu kanıtlamaz.

Bunun tersi de geçerlidir: Azınlıkta olmak da otomatik olarak haklılık sağlamaz. Hakikat çoğunluk veya azınlık sayısıyla değil, delil ve gerçeklikle değerlendirilir.

9️⃣ Uzun Süre Ayakta Kalan Bir Yanlış Nasıl “Köksüz” Olabilir ❓​

“Köksüzlük”, bir fikrin mutlaka birkaç gün içinde ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Yanlış bir sistem yüzyıllarca devam edebilir.

Güçlü kurumlar, korku, alışkanlık, eğitim sistemi veya çıkar ilişkileri bir yanlışın uzun süre yaşamasına yardım edebilir. Ancak bunlar hakikatin kökü ile sosyal devamlılığın sebepleri aynı şey değildir.

Dolayısıyla ayetin mesajı “Yanlış olan her şey hemen çöker” değildir. Daha derin anlam, bâtılın nihai sağlamlığının bulunmadığıdır.

🔟 Kötü Bir Fikir Dünyevî Olarak Başarılı Olabilir mi ❓​

Evet. Yanlış bir düşünce taraftar toplayabilir, para kazandırabilir ve siyasi güç elde edebilir.

Kur’an’ın “kararı yoktur” sözü, dünyevî başarı ihtimalini inkâr etmez; nihai hakikat ve kalıcılık açısından onun temelsiz olduğunu bildirir.

Bu ayrım önemlidir. Başarılı olmak doğru olmak değildir. Aynı şekilde başarısız olmak da otomatik olarak yanlış olmak anlamına gelmez.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet İnsanlara “Kökü Bozuk” Diye Hakaret Etmeyi Meşrulaştırır mı ❓​

Hayır. Ayet söz ve inanç için ağaç benzetmesi yapar; insanların biyolojik kökenlerini aşağılamaz.

Bir kişinin yanlış düşüncesini eleştirmek mümkündür; fakat bundan onun insanlık değerinin olmadığı sonucu çıkmaz. Fikir eleştirisi ile insanı değersizleştirmek birbirinden ayrılmalıdır.

Bu nedenle ayeti belirli ırk, millet, aile veya toplumlar için “Bunlar kötü ağaçtır, kökleri bozuktur” şeklinde kullanmak metnin maksadını aşar ve ayrımcılığa dönüşebilir.

1️⃣2️⃣ Yanlış İnanca Sahip Bir İnsan Otomatik Olarak Kötü İnsan mıdır ❓​

Hayır. Bir insanın teolojik bir konuda yanlış olduğuna inanmak ile onun bütün kişiliğinin kötü olduğunu söylemek aynı şey değildir.

İnsanlar farklı inançlara sahip olabilir ve yine de dürüstlük, merhamet veya fedakârlık gibi insani erdemler gösterebilirler. Kur’anî teolojik değerlendirme, insanın somut iyiliklerini inkâr etmek için kullanılmamalıdır.

Aynı şekilde doğru inanca sahip olduğunu söyleyen kişi de ahlaken her davranışında doğru olmayabilir. Doğru inanç iddiası otomatik karakter kusursuzluğu değildir.

1️⃣3️⃣ Bir Fikrin “Köksüz” Olduğunu Nasıl Anlarız ❓​

Bu konuda yalnız “Ben beğenmedim” demek yeterli değildir. Bir düşüncenin delili, iç tutarlılığı, gerçeklikle ilişkisi ve ahlaki sonuçları değerlendirilmelidir.

İnsan kendi görüşünü sorgulamadan karşı tarafı “köksüz” ilan ederse ayetin düşünme çağrısını kendi lehine slogana çevirmiş olur. Sağlamlık iddiası da delil ister.

Bu nedenle hakikat arayışında eleştiri kadar öz eleştiri de önemlidir. İnsan başkasının ağacına bakarken kendi kökünü de kontrol etmelidir.

1️⃣4️⃣ Yalan ve İftira Neden Kökü Sökülmüş Ağaca Benzetilebilir ❓​

Çünkü yalanın devam edebilmesi için çoğu zaman yeni yalanlara ihtiyaç vardır. Gerçeklik ise kendi içinde tutarlılık taşıdığı için sürekli uydurma desteklere muhtaç değildir.

İftira da benzer biçimde kısa süre içinde büyük etki yaratabilir. İnsanların itibarı zarar görebilir ve yanlış bilgi çok hızlı yayılabilir. Fakat bu iftirayı hakikat yapmaz.

Yalan bazen çok uzun yaşayabilir; yine de gerçeklik temeline sahip değildir. Ayetin köksüzlük metaforu bu açıdan son derece güçlüdür.

1️⃣5️⃣ Sosyal Medyada “Kelime-i Habîse” Nasıl Görünebilir ❓​

Bugün kötü söz yalnız yüz yüze konuşmada ortaya çıkmaz. Yalan haber, manipüle edilmiş görüntü, iftira, nefret söylemi ve doğrulanmamış iddialar birkaç dakika içinde milyonlarca kişiye ulaşabilir.

Bir paylaşımın çok kez paylaşılmış olması onun doğru olduğunu göstermez. Viral olmak hakikat ölçüsü değildir.

Bu nedenle İbrâhîm 26, dijital dünyada insana önemli bir sorumluluk hatırlatır: Bir sözü yaymadan önce onun hangi köke dayandığını araştır.

1️⃣6️⃣ Kötü Söz Neden Bazen Güzel Sözden Daha Hızlı Yayılıyor ❓​

Çünkü korku, öfke ve şaşkınlık uyandıran içerikler insanların dikkatini daha hızlı çekebilir. Fakat hızlı yayılmak ile kalıcı değer üretmek aynı şey değildir.

Bir iftira birkaç saatte binlerce kişiye ulaşabilir; doğrunun ortaya çıkması ise zaman alabilir. Bu durum insanı “Madem yayıldı, demek doğru” sonucuna götürmemelidir.

Kur’an’ın ağacı bize başka bir ölçü verir: Önemli olan ne kadar hızlı büyüdüğü değil, hangi kökten beslendiği ve ne tür meyve verdiğidir.

1️⃣7️⃣ İnsan Yanlış Bir Sözü Savunduğunu Fark Ederse Ne Yapmalıdır ❓​

En doğru davranış, yanlışı kabul edip düzeltmektir. İnsan daha önce yanlış bilgi paylaşmış veya birine haksızlık etmiş olabilir.

Hatayı kabul etmek kişisel yenilgi değil, hakikate sadakattir. Yanlış söz yayılmışsa mümkün olduğu ölçüde düzeltmek, zarar gören kişiden özür dilemek ve aynı yanlışı tekrar etmemek gerekir.

Kötü sözün kökünü kesmenin yollarından biri de doğruyu öğrendiğimizde yanlışta ısrar etmemektir.

1️⃣8️⃣ İbrâhîm Suresi 24, 25 ve 26. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

İbrâhîm Suresi 24. ayette güzel sözün kökü sağlam ve dalları göğe yükselen güzel ağaca, 25. ayette bu ağacın Rabbinin izniyle sürekli meyve vermesine dikkat çekilmişti. 26. ayette ise bunun karşısına kökünden sökülmüş ve hiçbir sağlamlığı bulunmayan kötü ağaç çıkarılır.

Üç ayet birlikte çok güçlü bir ölçü oluşturur: Hak sözün kökü, yükselişi ve meyvesi vardır; bâtıl söz ise hakikat zeminini kaybettiğinde nihai istikrara sahip değildir. Kur’an insanı yalnız sözün güzelliğine değil, onun temel ve sonuçlarına bakmaya çağırır.

Bir sonraki ayet olan İbrâhîm Suresi 27. ayette, güzel sözün sağlamlığı bu kez doğrudan müminlerin sebatıyla ilişkilendirilecektir: “Allah iman edenleri dünya hayatında da ahirette de sağlam sözle sabit tutar; zalimleri ise şaşırtır/sapıklıkta bırakır. Allah dilediğini yapar.” Bu ayeti ele alırken özellikle “kavl-i sâbit”in tevhid ve imanla ilişkisi, dünyada ve ahirette sabit tutulmanın ne anlama geldiği, kabir sorgusuyla ilgili tefsir ve hadis bağlantıları, “Allah zalimleri şaşırtır” ifadesinin keyfî biçimde insanları saptırdığı anlamına gelmemesi, ilahî hidayet ile insan sorumluluğunun birlikte korunması ve “Allah dilediğini yapar” sözünün keyfîlik değil ilahî kudret ve hikmet çerçevesinde anlaşılması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: İbrâhîm Suresi 26. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

İbrâhîm Suresi 26. ayet, önceki iki ayetin güzel ağaç tablosunun karşısına kökü kopmuş bir ağaç çıkarır. Bu karşıtlık son derece anlamlıdır. Güzel sözün önce kökü, sonra dalları ve meyvesi vardı; kötü sözde ise daha başlangıçta temel sorunu vardır: Toprakla, yani onu ayakta tutacak sağlam zeminle bağı kopmuştur. Kur’an böylece sözlerin ve fikirlerin yalnız nasıl göründüğüne değil, neye dayandığına bakmamızı ister.

Bir düşünce güçlü bir slogan hâline gelebilir, milyonlar tarafından tekrarlanabilir ve büyük kurumlar tarafından desteklenebilir. Bunların hiçbirisi onu tek başına hakikat yapmaz. Hakikatin ölçüsü kalabalık değildir. Aynı şekilde az sayıda insanın savunduğu her düşünce de doğru değildir. Kur’an’ın ağacı, bize sayı yerine kökü ve meyveyi kontrol etmeyi öğretir: Bu fikir hangi delile dayanıyor ve insan hayatında ne üretiyor?

Bu ayet özellikle propaganda ile hakikat arasındaki farkı düşündürür. Propaganda insanların korkularını, aidiyetlerini ve öfkelerini kullanarak güçlü bir görüntü oluşturabilir. İnsan bir sözü o kadar çok duyabilir ki sonunda onun doğru olduğuna inanmaya başlayabilir. Fakat tekrar sayısı gerçeği değiştirmez. Bin kez tekrarlanan yalan, bin kez tekrarlanmış yalandır; hakikate dönüşmez.

Kötü sözün “kökünden sökülmüş” olması aynı zamanda yanlışın iç tutarsızlığına da işaret eder. Gerçeklikle bağını kaybetmiş bir sistem kendisini korumak için sürekli yeni açıklamalar, yeni düşmanlar veya yeni bahaneler üretmek zorunda kalabilir. Bir yalanı korumak başka yalanlar gerektirebilir. Hakikat ise sırf ayakta kalmak için gerçeği sürekli yeniden icat etmek zorunda değildir.

Fakat ayeti okurken önemli bir ahlaki sınırı da korumak gerekir. Kur’an “kötü söz” ve “kötü ağaç” benzetmesi yapıyor diye bundan belirli insan topluluklarının doğuştan kötü olduğu sonucu çıkarılamaz. Hiçbir ırkın, milletin veya ailenin biyolojik kökü “habîs” diye damgalanamaz. İnsan onuru ile insanın savunduğu fikrin doğruluğu birbirinden farklı meselelerdir. Yanlış fikir sert biçimde eleştirilebilir; insanın doğuştan değeri yok edilemez.

Bu ayrım dinî tartışmalar açısından özellikle önemlidir. Bir kişinin inancını yanlış bulabiliriz ve bunu açıkça söyleyebiliriz; fakat “Yanlış inanıyor, demek ki hiçbir iyiliği yok ve insan olarak değersizdir” sonucuna geçemeyiz. Aynı şekilde kendimizi doğru inançta görmek bizi otomatik olarak ahlaken üstün hâle getirmez. Hakikate sahip olduğunu söylemenin en güçlü kanıtlarından biri, o hakikatin insanı daha adil ve daha dürüst yapmasıdır.

Ayet yalan ve iftiranın gücüne karşı da gerçekçi bir bakış sunar. Kökü olmayan ağaç hemen aynı saniyede görünmez olmayabilir; bir süre yerde durabilir. Benzer biçimde yalan da bazen uzun süre yaşayabilir ve büyük zarar oluşturabilir. Bu yüzden “Bâtıl zaten kendiliğinden yok olur, hiçbir şey yapmaya gerek yok” demek doğru değildir. İnsan doğru bilgiyi araştırmalı, yanlış bilgiyi düzeltmeli ve iftira karşısında meşru yollarla hakkı savunmalıdır.

Bugünün dijital dünyasında bu mesaj çok daha görünürdür. Bir kişi birkaç saniye içinde hiç tanımadığı bir insan hakkında iddiayı paylaşabilir ve bu içerik binlerce kişiye ulaşabilir. Daha sonra yanlış olduğu ortaya çıktığında ise düzeltme aynı hızla yayılmayabilir. Bu nedenle paylaşmak da ahlaki bir eylemdir. “Ben yalnız ilettim” demek, doğrulama imkânımız olduğu hâlde sorumluluğu tamamen ortadan kaldırmaz.

Ayet aynı zamanda yanlıştan dönmenin değerini de öğretir. İnsan daha önce köksüz bir düşünceyi savunmuş olabilir. Bunu fark ettiğinde “Yıllardır bunu söylüyorum, artık dönemem” diye inat etmek zorunda değildir. Hakikate sadakat, kendi geçmiş görüşüne sadakatten daha değerlidir. Yanlışını düzeltmek zayıflık değil, düşünsel ve ahlaki olgunluktur.

İbrâhîm Suresi 26. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Bir sözün ne kadar popüler olduğuna değil, hangi hakikate kök saldığına bak. Güçlü propaganda ile sağlam delili birbirine karıştırma. Kötü sözün karşısında doğruyu savun ama insanları doğuştan “kötü ağaçlar” diye damgalama. Bir fikri eleştirirken kişinin insanlık değerini yok etme. Yanlışını fark ettiğinde sırf gurur yüzünden savunmayı sürdürme. Çünkü ayetin büyük mesajı şudur: Hakikat kök ister; hakikatten kopmuş söz bir süre güçlü görünse bile kalıcı sağlamlığa sahip değildir. Gerçek istikrar, gürültüde değil, doğru zemine kök salmış söz ve hayattadır.”

Bir sonraki ayet olan İbrâhîm Suresi 27. ayette, bu sağlamlık doğrudan iman eden insanlara bağlanacaktır: “Allah iman edenleri dünya hayatında da ahirette de sağlam sözle sabit tutar; zalimleri ise şaşırtır/sapıklıkta bırakır. Allah dilediğini yapar.” Bu ayeti ele alırken özellikle “kavl-i sâbit”in ne olduğu, tevhid ve imanla ilişkisi, insanın dünya hayatında nasıl sabit tutulduğu, ahiret ve kabir sorgusuyla ilgili tefsir açıklamaları, “Allah zalimleri saptırır” ifadesinin insanların iradesini keyfî biçimde yok eden bir cebir olarak okunmaması, kişinin zulüm ve ısrarıyla hidayet ilişkisi ve “Allah dilediğini yapar” sözünün hikmetsiz keyfîlik anlamına gelmediği üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki İbrâhîm Suresi 26. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Savunduğumuz düşüncelerin gerçekten kökü var mı? Bir şeyi yalnız ailemiz, çevremiz veya milyonlarca insan söylediği için mi doğru kabul ediyoruz? Sosyal medyada çok paylaşılmış bir iddiayı araştırmadan yayıyor muyuz? Karşımızdaki kişinin fikrini yanlış bulduğumuzda onun insanlık değerini de mi yok sayıyoruz? Yanlış olduğumuzu fark ettiğimizde geri dönebiliyor muyuz, yoksa “Ben bunu yıllardır savunuyorum” diyerek inadı hakikatin önüne mi koyuyoruz? Ve en önemlisi, hayatımızdaki hangi sözler sağlam bir köke dayanıyor, hangileri yalnızca alışkanlık ve kalabalığın rüzgârıyla ayakta duruyor?

“İbrâhîm 26, ‘Kötü bir sözün örneği, yerin üstünden kökünden sökülmüş ve hiçbir sağlamlığı bulunmayan kötü bir ağaç gibidir’ buyurarak bâtıl sözün ve hakikatten kopmuş düşüncenin kırılganlığını anlatır. Bir fikrin yaygın, eski, yeni veya güçlü kişiler tarafından savunulması onun doğru olduğunu kanıtlamaz; hakikat sağlam kök ve gerçeklikle ilişki ister. Ayet insanları, ırkları veya milletleri ‘kötü ağaç’ diye aşağılamak için değil, söz ve düşüncenin temelini sorgulatmak için verilmiştir. Ayetin büyük dersi şudur: Kötü söz gürültü çıkarabilir ve bir süre büyümüş gibi görünebilir; fakat hakikate kök salmamış olanın gerçek ve kalıcı bir kararı yoktur.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt