📖 Hicr Suresi 23. Ayette “Şüphesiz Biz Diriltiriz ve Öldürürüz; Sonunda Mirasçı Olanlar da Biziz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,504
2,736,291
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Hicr Suresi 23. Ayette “Şüphesiz Biz Diriltiriz ve Öldürürüz; Sonunda Mirasçı Olanlar da Biziz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Hicr Suresi 22. ayette rüzgârların gönderilmesi, gökten su indirilmesi ve insanların onunla sulanması anlatılmıştı. 23. ayette ise suyla devam eden hayatın arkasındaki daha temel hakikate geçilir: ‘Şüphesiz biz diriltiriz ve öldürürüz; sonunda mirasçı olanlar da biziz.’ Ayet hayatı da ölümü de Allah’ın mutlak hükümranlığı içinde ele alır. Ancak ‘Allah öldürür’ sözü, hastalıkların tıbbi sebeplerini araştırmayı gereksiz kılmaz; insanın başka bir insanı öldürmesini de ‘Zaten eceli gelmişti’ diyerek sorumluluktan çıkarmaz. Ölümün Allah’ın takdiri içinde gerçekleşmesi ile insanın cinayet, ihmal veya tedbirsizlikten doğan sorumluluğu birbirine karşıt değildir. Ayetin sonundaki ‘mirasçı olan biziz’ ifadesi ise sonunda bütün insanların dünyadan ayrılacağını, geçici mülkiyetlerin sona ereceğini ve gerçek, kalıcı mülkiyetin Allah’a ait olduğunu hatırlatır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Hicr Suresi 23. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası “Ve innâ le-nahnu nuhyî ve numîtu ve nahnu’l-vârisûn.” şeklindedir. Genel anlamı ise “Şüphesiz biz diriltiriz ve öldürürüz; sonunda mirasçı olanlar da biziz.” diye ifade edilebilir.

Bu ayet, hayatın hem başlangıcını hem sonunu Allah’a bağlar. İnsan doğar, yaşar, üretir, mülk edinir ve sonunda dünyadan ayrılır; fakat hayatın mutlak sahibi insan değildir.

Ayetin üç güçlü vurgusu vardır: Hayatı veren Allah’tır, ölümü takdir eden Allah’tır ve bütün geçici sahipliklerin sonunda bâki kalan da Allah’tır.

2️⃣ “Biz Diriltiriz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nuhyî”, hayat vermek, diriltmek anlamına gelir. Bu ifade hem dünyadaki hayatın verilmesini hem de Kur’an’ın genel öğretisi içinde öldükten sonra yeniden dirilişi düşündüren geniş bir anlam taşır.

İnsan bir çocuğun doğumunda biyolojik süreçleri ayrıntılı biçimde açıklayabilir. Hücre bölünmesi, genetik aktarım ve embriyonik gelişim bilimsel olarak incelenebilir.

Bütün bunların bilinmesi “Hayatı Allah verir” inancıyla zorunlu olarak çelişmez. Bilim hayatın nasıl geliştiğini araştırırken ayet hayatın nihai kaynağını Allah’a nispet eder.

3️⃣ “Biz Öldürürüz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Numîtu”, ölümü meydana getirmek veya canlının hayatını sona erdirmek anlamına gelir. Kur’an ölümün Allah’ın hükümranlığı dışında gerçekleşmediğini bildirir.

Ancak bu, insanların ölüm sebeplerini araştırmaması gerektiği anlamına gelmez. Kalp krizi, enfeksiyon, kanser, travma veya başka nedenler tıbbi olarak incelenebilir.

Ölümün ilahî takdir içinde olması, onun dünyadaki sebeplerinin gerçekliğini ortadan kaldırmaz.

4️⃣ İnsan Ölüm Sebebini Biliyorsa “Allah Öldürdü” Demek Çelişki midir ❓​

Hayır. Bir insanın ölüm sebebi tıbben açıklanabilir ve aynı zamanda mümin bunu Allah’ın yaratma düzeni içinde değerlendirebilir.

Örneğin bir enfeksiyonun hangi mikroorganizmayla oluştuğunu bilmek, Allah’ın varlığını reddetmek değildir. Aynı şekilde “Allah takdir etti” demek de mikroorganizmanın veya tedavinin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Kur’an’ın dünyasında ilahî hükümranlık ile doğal nedenler birlikte var olabilir.

5️⃣ “Nasıl Olsa Ecel Gelince Ölürüz” Diyerek Tedavi Olmamak Doğru mudur ❓​

Hayır. Ecel inancı tedaviyi terk etme gerekçesi değildir.

İnsan hastalandığında doktora gidebilir, ilaç kullanabilir, ameliyat olabilir ve koruyucu sağlık önlemleri alabilir. Bunların tamamı Allah’ın yarattığı sebepler dünyasında gerçekleştirilen meşru davranışlardır.

Tevekkül, tedaviyi reddetmek değil; tedaviye başvururken hayatın mutlak kontrolünün kendimizde olmadığını bilmektir.

6️⃣ Bir İnsan Başkasını Öldürürse “Zaten Eceli Gelmişti” Denilebilir mi ❓​

Bir insanın ölümünün Allah’ın bilgisi ve takdiri dışında olmadığı söylenebilir; fakat bu, katilin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bir kişi bilinçli biçimde başka bir insanı öldürüyorsa kendi fiilinden sorumludur. Kader, insanın işlediği cinayeti ahlaken veya hukuken meşru hâle getirmez.

“Nasıl olsa ölecekti” mantığı kabul edilirse insan sorumluluğu, ceza hukuku ve can dokunulmazlığı anlamsız hâle gelir.

7️⃣ İnsan İhmaliyle Meydana Gelen Ölümde Sorumluluk Var mıdır ❓​

Evet. İnsan ihmal, tedbirsizlik veya ağır kusur nedeniyle başkasının ölümüne sebep olabilir ve bundan sorumlu tutulabilir.

Bir binayı kurallara aykırı yapan kişinin deprem sonrası “Eceli gelmişti” diyerek kendi ihmalini gizlemesi doğru değildir. Aynı şekilde gerekli güvenlik tedbirlerini almayan bir işletme de kader kavramını sorumluluktan kaçmak için kullanamaz.

Kader, ihmalin mazereti değildir.

8️⃣ Ölüm Her Zaman Allah’ın Cezası mıdır ❓​

Hayır. Ölüm bütün canlı insanların karşılaşacağı genel bir gerçekliktir.

Bir insan genç yaşta öldüğünde “Kesin günahlarından dolayı öldü”, yaşlı biri uzun yaşadığında ise “Allah ondan çok razıydı” demek doğru değildir.

Ölümün zamanı tek başına kişinin Allah katındaki değerinin göstergesi değildir.

9️⃣ Genç Yaşta Ölmek İlâhî Reddediliş Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır. Kur’an böyle bir denklem kurmaz.

İnsan hastalık, kaza veya başka bir sebeple genç yaşta ölebilir. Bu durum onun kötü insan olduğunun, Allah tarafından sevilmediğinin veya cezalandırıldığının kanıtı değildir.

Yakınını kaybeden bir insana “Demek ki Allah böyle istedi, mutlaka bir günah vardı” şeklinde kesin açıklamalar yapmak da acıyı gereksiz biçimde ağırlaştırabilir.

🔟 Uzun Yaşamak Allah’ın Özel Sevgisinin Kanıtı mıdır ❓​

Hayır. Uzun ömür nimet olabilir; fakat tek başına ilahî onayın ölçüsü değildir.

Zalim insanlar da uzun yaşayabilir, çok iyi insanlar da genç yaşta ölebilir. Dünya hayatındaki süreyi ahlaki değerin doğrudan ölçüsü hâline getirmek Kur’an’ın adalet anlayışını basitleştirir.

Asıl mesele yalnız ne kadar yaşadığımız değil, bize verilen zamanı nasıl kullandığımızdır.

1️⃣1️⃣ Ölümden Korkmak İmansızlık mıdır ❓​

Hayır. Ölümden korkmak insanî bir duygudur.

İnsan hayatına bağlı olabilir, sevdiklerinden ayrılmak istemeyebilir veya ölümün bilinmezliğinden kaygı duyabilir. Bu duygular tek başına iman eksikliği anlamına gelmez.

İman, insanın bütün doğal korkularını yok etmek zorunda değildir; onları anlamlı bir çerçevede yönetmesine yardımcı olabilir.

1️⃣2️⃣ Ölümü Hatırlamak Hayattan Vazgeçmek midir ❓​

Hayır. Ölümü hatırlamak hayatı değersizleştirmek değil, tam tersine zamanın kıymetini fark etmek olabilir.

İnsan ölümlü olduğunu bildiğinde sevdiklerine daha dikkatli davranabilir, sürekli ertelediği iyilikleri yapabilir ve gereksiz kibirlerin peşinden gitmeyi bırakabilir.

Dünyanın geçici olması, dünyanın değersiz olduğu anlamına gelmez.

1️⃣3️⃣ “Biz Mirasçılarız” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “ve nahnu’l-vârisûn”, yani “Mirasçı olanlar biziz” buyurulur. Buradaki ifade, Allah’ın insanlar gibi birinden mal devralması anlamında değildir.

İnsanlar dünyadan ayrıldığında bıraktıkları mallar başka insanlara geçer; fakat onlar da sonunda dünyadan ayrılır. Nesiller değişir, sahipler değişir fakat bütün varlığın gerçek ve kalıcı sahibi Allah’tır.

Bu nedenle “mirasçı” ifadesi insanın geçici sahipliğini ve Allah’ın bâki oluşunu vurgular.

1️⃣4️⃣ Allah’ın “Mirasçı” Olması İnsanların Miras Hakkını Ortadan Kaldırır mı ❓​

Hayır. Kur’an’ın başka yerlerinde miras hukukuna ilişkin ayrıntılı hükümler bulunur. İnsanlar öldüklerinde malları hukuki mirasçılara geçebilir.

Hicr 23’ün amacı bu hukuk düzenini iptal etmek değil, bütün insanî mülkiyetin nihayetinde geçici olduğunu hatırlatmaktır.

Bir insan bugün bir mala sahip olabilir; fakat hiç kimse mülkünü sonsuza kadar yanında tutamaz.

1️⃣5️⃣ Gerçek Mülkiyet Allah’a Aitse Özel Mülkiyet Yanlış mıdır ❓​

Hayır. İnsanların hukuken özel mülkiyet sahibi olmaları ile Allah’ın mutlak sahipliği birbirine karşıt değildir.

İnsan ev, arazi, iş yeri veya başka mala sahip olabilir. Bununla birlikte İslamî düşüncede bu sahiplik sınırsız ve sorumsuz bir ilahlık yetkisi değildir.

“Benim malım, istediğimi yaparım” sözü başkalarının haklarını, çevreyi veya hukuku ihlal etmeye izin vermez.

1️⃣6️⃣ İnsan Öldüğünde Servetinden Ne Kalır ❓​

Maddi mülkiyet açısından insan sahip olduklarını dünyada bırakır. Evi, arabası, şirketi ve parası kendisiyle birlikte mezara gitmez.

Bu gerçek servetin anlamsız olduğu anlamına gelmez. İnsan malıyla ailesini geçindirebilir, iş kurabilir, faydalı işler yapabilir ve hayatını kolaylaştırabilir.

Fakat serveti sonsuz kişisel kimliğe dönüştürmek, ölüm gerçeği karşısında yanıltıcıdır.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Bize Hayatın Değeri Hakkında Ne Öğretiyor ❓​

Hayat Allah tarafından verilmiş bir emanet olarak görülüyorsa onu korumak da önemlidir.

İnsanın sağlığını koruması, güvenlik önlemleri alması ve başkasının hayat hakkına saygı göstermesi bu bilinçle uyumludur.

“Nasıl olsa öleceğiz” diyerek hayatı değersiz görmek ayetin amacı değildir. Tam tersine hayatın sınırlı oluşu onu daha değerli ve sorumlu hâle getirir.

1️⃣8️⃣ Hicr Suresi 22 ve 23. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Hicr Suresi 22. ayette rüzgâr, yağmur ve suyun hayatı devam ettirmesi anlatılmıştı. 23. ayette ise bu hayatın daha temel sahibi hatırlatılır: “Biz diriltiriz ve öldürürüz.”

Böylece Kur’an doğal süreçlerden hayatın nihai kaynağına geçer. Su hayatı destekler ama su kendi kendine mutlak hayat yaratıcı değildir.

Bir sonraki ayet olan Hicr Suresi 24. ayette, Allah’ın geçmiş ve gelecek bütün insanları bildiği güçlü bir ifadeyle anlatılacak ve şöyle buyrulacaktır: “Andolsun, sizden öne geçenleri de biliriz, geride kalanları da biliriz.” Bu ayeti ele alırken özellikle “müstekdimîn” ve “müste’hirîn” ifadelerinin geçmiş ve sonraki nesiller anlamı, tefsirlerde farklı açıklamaların bulunması, Allah’ın bilgisinin zamanla öğrenilen insan bilgisine benzememesi, ilahî bilginin insan özgürlüğünü zorla ortadan kaldırmaması, Allah’ın herkesi bilmesinin insanlara gözetleme veya mahremiyet ihlali yetkisi vermemesi ve ayetin belirli rivayetlere sıkıştırılmaması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Hicr Suresi 23. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Hicr Suresi 23. ayet, “Şüphesiz biz diriltiriz ve öldürürüz; sonunda mirasçı olanlar da biziz” buyurarak insanın en temel iki gerçeğini aynı cümlede toplar: Hayat ve ölüm.

İnsan doğduğunda kendi varlığını seçmez. Kendisine bir beden, aile, zaman ve dünya verilmiş olarak hayata başlar. Bu gerçek insanın kendi varlığının mutlak yaratıcısı olmadığını gösterir.

Aynı şekilde ölümün gelmesini de bütünüyle kontrol edemez. Tıp ömrü uzatabilir, hastalıkları tedavi edebilir ve erken ölümleri önleyebilir; bunların tamamı son derece değerlidir. Fakat insan biyolojik ölümlülüğü ortadan kaldırmış değildir.

Bu nedenle tıp ile kader arasında düşmanlık kurmak anlamsızdır. Doktorun insan hayatını kurtarması Allah’ın hükümranlığını azaltmaz. Tedavi de yaratılmış sebepler düzeninin parçasıdır.

Bir doktor hastaya müdahale ettiğinde “Eceli geldiyse zaten ölür” diyerek kenara çekilemez. Tam tersine görevi elindeki bilgi ve imkânlarla hayatı korumaktır.

Aynı şey herkes için geçerlidir. Emniyet kemeri takmak, sağlam bina yapmak, yangın önlemi almak ve sağlığı korumaya çalışmak kadere karşı çıkmak değil, sorumluluk almaktır.

Kader anlayışının en tehlikeli yanlışlarından biri, insan hatalarını görünmez hâle getirmesidir. Bir ihmal sonucu insanlar öldüğünde “Ecellleri gelmişti” demek, ihmali yapan kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

İnsan öldürme konusunda da aynı sınır vardır. Bir katil “Ben öldürmeseydim de eceli gelmişti” diyerek kendi fiilini temize çıkaramaz. Kur’an insan eylemlerini gerçek ve hesap verilebilir fiiller olarak görür.

Allah’ın takdiri ile insanın sorumluluğu birlikte var olabilir. İlâhî egemenliği kabul etmek insan hukukunu iptal etmez.

Ayet ölüm hakkında insanın sık yaptığı başka bir hatayı da düzeltir: Ölümü otomatik ceza sanmak. Her ölüm azap değildir. Ölüm, insan hayatının genel sonudur.

Bu nedenle genç yaşta ölen biri hakkında “Kesin bir günahı vardı” demek doğru olmadığı gibi, uzun yaşayan birini “Allah kesin ondan razı” diye değerlendirmek de doğru değildir.

İnsanların Allah katındaki nihai değeri yalnız ömür uzunluğundan okunamaz. Uzun ömür imtihanı uzatabilir; kısa ömür de kişinin değersizliği anlamına gelmez.

Bu denge yas tutan insanlar açısından özellikle önemlidir. Yakınını kaybetmiş birine din adına kolay ve sert hükümler vermek yerine onun acısına saygı göstermek gerekir.

Bazen insan kayıp karşısında neden sorusuna cevap bulamayabilir. “Neden şimdi?” sorusu uzun süre içinde kalabilir. İman her acıya hemen açıklama bulmak zorunda değildir.

Ayetin ikinci büyük mesajı mülkiyettir. İnsan hayatı boyunca sahip olur: evine, toprağına, parasına, eşyasına ve bazen gücüne. Fakat ölüm geldiğinde sahiplik ilişkisi değişir.

Dün “Benim” dediğimiz şey ertesi gün mirasçının olabilir. O mirasçı da bir gün onu bırakır. Böylece mal nesiller arasında el değiştirirken hiçbir insan kalıcı mülk sahibi olamaz.

“Biz mirasçılarız”
sözü tam da bu faniliği gösterir. Herkes gider; Allah bâkidir.

Bu gerçek insanı mal düşmanlığına çağırmaz. Servet kötü olmak zorunda değildir. İnsan çalışıp kazanabilir, ailesine iyi hayat sağlayabilir ve yatırım yapabilir. Fakat malın kendisini ebedî güvenlik kaynağı hâline getirmemelidir.

Çünkü servet birçok sorunu çözebilir ama ölümlülüğü satın alamaz. Dünyanın en zengin insanı da en yoksul insanı da nihayetinde hayatı elinde tutamayan bir kuldur.

Bu nedenle mülkiyet insana kibir değil sorumluluk kazandırmalıdır. Çok mala sahip olmak, başkalarını küçük görme hakkı vermez. Mülkiyet miktarı insanlık değerinin ölçüsü değildir.

Ayetin ölüm mesajı aynı zamanda bugünün değerini artırır. İnsan sonsuz zamanı olduğunu düşündüğünde sürekli erteleyebilir. Özür dilemek, sevdiklerine zaman ayırmak veya yanlışını düzeltmek hep yarına bırakılabilir.

Fakat ölümlülüğün bilinmesi insana “Bugün ne yapmalıyım?” sorusunu daha ciddi biçimde sordurur.

Bu, sürekli ölüm korkusuyla yaşamak anlamına gelmez. Kur’an’ın amacı insanı hayattan koparmak değil, hayatı gereksiz kibir ve ertelemeden kurtarmaktır.

Ölüm düşüncesi sağlıklı anlaşıldığında insanı daha merhametli yapabilir. Büyük görünen birçok tartışmanın aslında ne kadar küçük olduğunu fark ettirebilir. Yıllarca konuşmadığımız bir insana ulaşmanın, özür dilemenin veya iyilik yapmanın değerini gösterebilir.

Hayatın geçiciliğini bilmek hayattan vazgeçmek değil, hayatı daha bilinçli yaşamak demektir.

Hicr 23 ayrıca yeniden diriliş düşüncesine de kapı açar. Hayatı ilk kez veren Allah’ın tekrar hayat vermeye gücü yetmeyeceğini düşünmek Kur’an’ın teolojik mantığında tutarlı değildir.

İlk hayatı verenin yeniden diriltmeye de gücü yeter. Kur’an ahiret inancını sık sık yaratılışın başlangıcıyla ilişkilendirir.

Ancak yeniden dirilişin fiziksel mekanizmasını modern biyoloji veya fizik üzerinden uydurmak gerekmez. Ahiret gayb alanıdır ve vahyin verdiği çerçevenin ötesinde kesin teknik açıklamalar üretmek doğru değildir.

Hicr Suresi 23. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Hayatın Allah’tan olduğunu bil ama sağlığını ihmal etme. Ölümü Allah’ın takdiri içinde gör ama katilin veya ihmalkârın sorumluluğunu kaderle örtme. Genç ölümü ceza, uzun ömrü ilahî üstünlük belgesi sayma. Malını kullan fakat onu sonsuza kadar senin sanma. Çünkü ayetin büyük mesajı şudur: Hayatı veren de ölümü takdir eden de Allah’tır; insanlar gelir, sahip olur ve giderler, fakat sonunda bütün geçici sahiplikler sona erer ve gerçek mülkiyetin yalnız Allah’a ait olduğu ortaya çıkar.”

Bir sonraki ayet olan Hicr Suresi 24. ayette, Allah’ın zaman içindeki bütün insanları kuşatan bilgisine dikkat çekilecek ve şöyle buyrulacaktır: “Andolsun, sizden öne geçenleri de biliriz, geride kalanları da biliriz.” Bu ayeti ele alırken özellikle “öne geçenler” ve “geride kalanlar” ifadeleri hakkında tefsirlerde bulunan farklı açıklamalar, geçmiş ve gelecek nesiller, Allah’ın bilgisinin zamanla öğrenilen insan bilgisine benzememesi, ilahî önbilginin insanı zorla belirli davranışa sürüklememesi, Allah’ın insanları bilmesinin insanlara birbirlerinin mahremiyetini gözetleme yetkisi vermemesi ve ayeti tek bir tarihsel rivayete indirgemeden bağlamıyla değerlendirme üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Hicr Suresi 23. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Hayatın bize ait olmadığını gerçekten biliyor muyuz? Sağlığımızı ihmal edip bunu kader diye mi adlandırıyoruz? Bir insanın ölümündeki ihmalimizi “Eceli gelmişti” diyerek gizliyor muyuz? Genç öleni cezalandırılmış, uzun yaşayanı Allah’ın özel sevgilisi mi sanıyoruz? Sahip olduğumuz malları sonsuza kadar bizim kalacakmış gibi mi biriktiriyoruz? Sevdiklerimize söyleyeceğimiz sözleri sürekli yarına mı erteliyoruz? Ve en önemlisi, bir gün bütün sahip olduklarımızı bırakacağımızı gerçekten kabul etseydik bugün neyi daha farklı yapardık?

“Hicr 23, ‘Şüphesiz biz diriltiriz ve öldürürüz; sonunda mirasçı olanlar da biziz’ buyurarak hayatın, ölümün ve gerçek mülkiyetin Allah’a ait olduğunu hatırlatır. Bu gerçek tedaviyi, güvenlik tedbirini veya insan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; kader, cinayetin ya da ihmalin bahanesi değildir. Ölüm de her zaman ceza, uzun ömür de ilahî onay göstergesi değildir. Ayetin büyük dersi şudur: Hayatı emanet bil, onu koru ve anlamlı yaşa; sahip olduklarını kullan ama ebedî mülk sanma, çünkü insan gelir ve gider, bâki kalan ve gerçek mülkiyetin sahibi olan yalnız Allah’tır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt