📖 Furkan Suresi’nin Türkçe Meali Nedir❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu?

  • Evet

    Oy: 155 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    155

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
48,956
2,711,445
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Furkan Suresi’nin Türkçe Meali Nedir❓


“Kur’an ayetleri, kalplere nur, akıllara hikmet, gönüllere sükûnet indirir.”
Ersan Karavelioğlu



1️⃣ Giriş​


Furkan Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 25. suresidir ve Mekke döneminde nazil olmuştur. Toplam 77 ayetten oluşur. Sure, adını “hak ile batılı ayıran ölçü” anlamına gelen “Furkan” kelimesinden alır.




2️⃣ Konusu​


  • Allah’ın kudreti ve birliği
  • Peygamber Efendimiz’e (sav) indirilen vahyin hak oluşu
  • İnkârcıların ileri sürdükleri bahaneler
  • Ahiret, ceza ve mükâfat
  • “Furkan ehli” olarak nitelenen müminlerin ahlaki vasıfları

3️⃣ Türkçe Meali (Seçme Ayetler)​

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

1.
Âlemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan’ı indiren Allah, yüceler yücesidir.

2. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur; O, evlat edinmemiştir. Hükümranlığında O’nun hiçbir ortağı yoktur. O, her şeyi yaratmış ve bir ölçüye göre düzenlemiştir.

3. Onlar, Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratamayan, kendileri yaratılmış olan, kendilerine bile fayda ya da zarar verme gücü olmayan, öldürmeye, hayata ve yeniden diriltmeye güç yetiremeyen ilahlar edindiler.

4. İnkâr edenler, “Bu Kur’an, onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Ona bu hususta başka bir topluluk yardım etmiştir.” diyerek büyük bir haksızlık ve iftira etmişlerdir.

5. Yine dediler ki: “Bu, geçmişlerin masallarıdır; o bunları yazıya geçirtti ve sabah akşam kendisine okunmaktadır.”

6. De ki: “Onu göklerdeki ve yerdeki sırları bilen Allah indirmiştir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

7. Yine dediler ki: “Bu nasıl peygamber ki yemek yiyor ve çarşılarda dolaşıyor? Ona bir melek indirilseydi de onunla beraber uyarıcı olsaydı ya!”

8. “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Zalimler, “Siz, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.

9. Bak, sana nasıl da benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık bir yol bulamazlar.

10. Yüceler yücesi, dilerse sana bundan daha iyisini, içinden ırmaklar akan bahçeler verir ve sana köşkler yapar.

11. Doğrusu onlar, o saati (kıyameti) yalanladılar. Biz, o kıyameti yalanlayanlar için alevli bir ateş hazırladık.

12. O ateş, uzak bir yerden kendilerine gördüğü zaman, onun öfkeyle homurdanışını ve uğultusunu işitirler.

13. Elleri boyunlarına bağlı olarak onun daracık bir yerine atıldıkları zaman oracıkta yok oluvermeyi isterler.

14. (Onlara), “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, birçok kere yok olmayı isteyin” (denir).

15. De ki: “Bu mu hayırlı, yoksa takva sahiplerine vaat edilen ve onlar için bir mükâfat ve varılacak yer olan ebedî cennet mi?”

16. Onlar için orada diledikleri her şey vardır. Bu, Rabbinin yerine getirmeyi taahhüt ettiği bir vaadidir.

17. Allah, onların hepsini topladığı ve “O’na ortak koştuklarınız nerede?” dediği gün, (hesap soracak.)

18. Dediler ki: “Sen her türlü eksiklikten uzaksın! Bizim seni bırakıp da başka dostlar edinmemiz bize yakışmaz. Fakat sen onları ve atalarını nimetlendirdin. Öyle ki, (seni anmayı) unuttular ve helak olacak bir kavim oldular.”

19. İşte, (sahip oldukları ilahlar) sizi yalancı çıkardılar. Artık ne (azabı) savmaya gücünüz yeter ne de kendinize bir yardım bulabilirsiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattırırız.

20. Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin hepsi de şüphesiz yemek yerler, çarşılarda gezerlerdi. Biz, sizin bazılarınızı bazılarınız için bir imtihan vesilesi yaptık. Sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.

21. Bize kavuşmayı ummayanlar, “Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?” dediler. Andolsun ki, onlar nefislerinde büyüklük tasladılar ve azgınlıkta ileri gittikçe gittiler.

22. Melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün müjdeler yoktur. (Melekler) “Sizin için (cennete girmek) yasaktır” derler.

23. Biz, onların yaptıkları her amele yöneldik ve onu saçılmış toz zerresi haline getirdik.

24. O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı ve dinlenme yeri daha güzeldir.

25. O gün gök, beyaz bulutlarla yarılır ve melekler indirilir.

26. O gün, gerçek hükümranlık, Rahmân’a mahsustur. O gün, inkârcılar için zorlu bir gün olacaktır.

27. O gün zalim kişi ellerini ısırarak, “Keşke peygamberle beraber bir yol tutsaydım” der.

28. “Yazıklar olsun bana! Keşke falancayı dost edinmeseydim.”

29. “Andolsun ki, beni Kur’an’dan saptırdı, o bana geldiğinde. Şeytan insanı yardımsız ve yalnız bırakır.”

30. Peygamber dedi ki: “Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı büsbütün terk ettiler.”

31. Biz, böylece her peygambere, suçlu günahkârlardan bir düşman kıldık. (İnkârcılar bilsinler ki) yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

32. İnkâr edenler, “Kur’an ona toptan bir defada indirilseydi ya!” dediler. Oysa biz, onu senin kalbine iyice yerleştirelim diye böyle yaptık ve onu belli bir düzen içinde ağır ağır okuduk.

33. Onlar, sana bir örnek getirdiklerinde biz, sana hakkı ve en güzel açıklamayı getiririz.

34. Yüzüstü cehenneme toplanacak olanlar, işte onlar, mekân bakımından daha kötü ve yoldan daha çok sapmış olanlardır.

35. Andolsun, biz Musa’ya kitabı verdik ve kardeşi Harun’u ona yardımcı kıldık.

36. Bunun üzerine, “Ayetlerimizi yalanlayan bir kavme gidin” dedik. Sonunda onları yerle bir ettik.

37. Nuh’un kavmi de peygamberleri yalanlamıştı. Bunun üzerine onları suda boğduk ve insanlar için ibret yaptık. Zalimler için acı bir azap hazırladık.

38. Âd, Semûd, Ress halkı ve bunların arasında birçok nesiller de (yalanlamıştı).

39. Hepsine misaller verdik. (Fakat ibret almadılar). Hepsini darmadağın edip yok ettik.

40. Andolsun, onlar azabı gördükleri zaman, “Bize bir mühlet daha verilir mi?” derler.

41. Onlar, inkâr ettikleri, alay konusu yaptıkları azabı gördükleri zaman o kâfirlerin yüzlerinin nasıl karardığını bir görsen!

42. Andolsun ki, senden önce de peygamberler alaya alındı da içlerinden alay edenleri, alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

43. De ki: “Sizi geceleyin ve gündüzün Rahmân’dan kim korur?” Doğrusu onlar Rablerini anmaktan yüz çevirmektedirler.

44. Yoksa onların kendilerini bizden koruyacak ilahları mı var? Onlar kendilerine bile yardım edemezler. Bizden de hiçbir yardım görmezler.

45. Doğrusu biz, onları da atalarını da yararlandırdık. Öyle ki ömürleri onlara uzun geldi. (Onlar, Mekke’nin fethiyle) yurdumuzu bırakıp gitmekte olan kimseleri görmüyorlar mı? Peki, üstün gelecek olanlar onlar mı?

46. De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Fakat sağırlar uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler.

47. Andolsun ki, Rabbinin azabından bir esinti onlara dokunsa, kesinlikle, “Yazıklar olsun bize! Biz gerçekten zalim kimselermişiz” derler.

48. Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Hiçbir kimse, hiçbir şekilde haksızlığa uğratılmayacaktır. Hardal tanesi ağırlığınca da olsa yapılanı getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz.

49. Andolsun, biz Musa’ya ve Harun’a hakkı batıldan ayıran kitabı ve bir ışığı ve takva sahipleri için bir öğüt verdik.

50. Onlar ki, görmedikleri halde Rablerine karşı derin bir saygı beslerler. Kıyamet saatinden de korkarlar.

51. İşte bu (Kur’an), bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir öğüttür. Şimdi siz onu inkâr mı ediyorsunuz?

52. Andolsun ki, biz Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyûb’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik.

53. Biz, daha önce sana kıssalarını anlattığımız peygamberleri ve kıssalarını anlatmadığımız peygamberleri gönderdik. Allah, Musa ile de konuştu.

54. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

55. Fakat Allah, sana indirdiğine şahitlik eder ki, onu kendi ilmiyle indirmiştir. Melekler de buna şahittir. Şahit olarak Allah yeter.

56. İnkâr edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya, işte onlar gerçekten derin bir sapıklık içindedirler.

57. İnkâr edenler ve zulmedenler var ya, Allah onları ne bağışlayacak ne de doğru yola iletecektir.

58. Ancak içinde ebedî kalacakları cehennem yoluna iletecektir. Bu Allah’a kolaydır.

59. Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden gerçeği getirdi. Öyleyse kendiniz için hayırlı olarak iman edin. Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

60. Ey kitap ehli! Dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve Allah hakkında gerçekte olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın elçisi, Meryem’e indirdiği kelimesi ve O’ndan bir ruhtur. Artık Allah’a ve elçilerine iman edin. “(Allah) üçtür” demeyin. Kendi yararınıza olarak bundan vazgeçin. Allah, yalnız bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde olanlar O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.

61. Mesih ve yakın melekler, Allah’a kul olmaktan asla geri durmazlar. Kim O’na kulluk etmekten geri durur ve büyüklük taslarsa bilsin ki, O, onların hepsini huzurunda toplayacaktır.

62. İman edip salih amel işleyenlere gelince, Allah, onlara ecirlerini tastamam verecek ve lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Kulluk etmekten geri duranlar ve büyüklük taslayanlara gelince, Allah onları elem dolu bir azaba uğratacaktır. Onlar, Allah’tan başka bir dost ve yardımcı bulamazlar.

63. Ey insanlar! Rabbinizden size apaçık bir delil geldi. Biz size, parlak bir ışık indirdik.

64. Allah’a iman edip O’na sımsıkı sarılanları Allah, katından bir rahmete ve bol bir lütfa sokacak ve onları kendisine varan dosdoğru bir yola iletecektir.

65. Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, babası ve çocuğu olmayan kişi hakkında size fetva veriyor. Eğer ölen kimsenin çocuğu yoksa ve bir kızkardeşi varsa, bıraktığının yarısı onundur. Kendisi de, ölen kadının çocuğu yoksa, onun mirasçısı olur. Eğer (ölenin) iki kız kardeşi varsa, bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır. Eğer (mirasçılar) erkek ve kızkardeşler ise, erkeğe iki kadın payı kadar verilir.” Allah, şaşırmanızdan korkar. Allah, her şeyi bilendir.

Furkan Suresi'nin Anlamı ve Yorumları​

Furkan Suresi, birçok hikmet ve öğreti içeren bir suredir. İşte bu surenin içerdiği bazı önemli temalar ve anlamları:

1. Kur'an'ın Rehberliği​

Furkan Suresi, Kur'an'ın insanlara rehberlik eden bir kitap olduğunu ve doğruyu yanlıştan ayıran bir ölçüt olduğunu vurgular. Müslümanlar, Kur'an'ın rehberliğinde hayatlarını şekillendirmelidirler.

2. Allah’ın Birliği ve Kudreti​

Surenin ayetleri, Allah’ın birliğini, hiçbir ortağı olmadığını ve her şeyin yaratıcısı olduğunu vurgular. Müslümanlar, Allah’ın kudretine inanmalı ve yalnızca O’na ibadet etmelidirler.

3. İman Edenlerin Özellikleri​

Furkan Suresi, gerçek müminlerin özelliklerini sıralar ve onları takva sahibi olmaya teşvik eder. Müminler, Allah’a olan bağlılıklarını güçlendirmeli ve imanlarını pekiştirmelidirler.

4. Peygamberlerin Gönderilişi​

Surenin ayetlerinde, peygamberlerin gönderiliş amacı ve onların insanlara yol gösterici olarak seçildiği vurgulanır. Müslümanlar, peygamberlerin örnekliğini takip etmeli ve onların öğretilerine uymalıdırlar.

Furkan Suresi'nin Günümüzdeki Önemi​

Furkan Suresi, günümüzde de Müslümanlar için önemli mesajlar taşır. Kur'an’ın rehberliği, Allah’ın birliği ve iman edenlerin özellikleri gibi konular, modern yaşamın karmaşıklığı içinde Müslümanlara yol gösterir. Müminler, bu sureyi okuyarak imanlarını güçlendirebilir, ibadetlerini daha bilinçli bir şekilde yerine getirebilir ve Allah’a olan bağlılıklarını artırabilirler.

4️⃣ Sonuç​


Furkan Suresi, insana tevhidi, sorumluluğu ve ahlakı hatırlatır. Hak ile batılın birbirinden ayrılmasında Kur’an’ın ölçü olduğunu vurgular. Ayrıca, gerçek kulluğun sadece ibadetle değil; tevazu, sabır ve güzel ahlakla mümkün olduğunu gösterir.


“Furkan, hakikati ayıran ışıktır; gönülleri hakka yönelten ilahî terazidir.”
Ersan Karavelioğlu
 
Son düzenleme:

MT

❤️Keşfet❤️
Moderator
MT
Kayıtlı Kullanıcı
30 Kas 2019
32,664
990,912
113

İtibar Puanı:

Furkan Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 25. suresidir ve 77 ayetten oluşur. Bu sure, bize Allah'ın doğru yolu bulmak için rehberlik ettiğini ve doğru yoldan sapmanın sonuçlarını anlatır.

Furkan Suresi'nin Türkçe meali, "Ayırıcı" veya "Farklılaştırıcı" anlamlarına gelir. Surenin bu ismi, içerdiği mesajlardan kaynaklanmaktadır. Furkan Suresi, insanların iyi ve kötüyü fark etmeleri için bir ayırıcıdır.

Surenin başlangıcında, Allah'ın doğru yolu bulmak için rehberlik ettiği vurgulanmıştır. Ayetlerde, Allah'ın insanlara verdiği nimetler ve insanların bunları nasıl kullanmaları gerektiği anlatılır. İman edenlerin Allah'a olan sevgisi ve saygısı da bu surede anlatılır.

Furkan Suresi aynı zamanda, insanların doğru yoldan sapmalarının sonuçlarını da anlatır. İnsanların kötü davranışlarına karşı Allah'ın cezasının adil olduğu vurgulanır.

Surenin sonunda ise, insanların Allah'ı inkâr etmelerinin sonuçlarından bahsedilir. İnsanların, Allah'ın ayetlerine kulak vermeden günah işlemeleri sonucunda cehenneme düşeceklerine dair uyarıda bulunulur.

Furkan Suresi, hayatımıza ışık tutan, doğru yolu bize gösteren bir suredir. Bu sure, insanların iyi ve kötüyü ayırt etmelerine yardımcı olarak, hayatlarını daha anlamlı kılar. Allah'ın birliği, iman, saygı, sevgi ve adalet gibi temel kavramları içeren bu sure, bizlere doğru yolu bulma konusunda rehberlik etmektedir.

Ek olarak, Furkan Suresi, insanların Allah'a karşı sorumluluklarını hatırlatır ve doğru yolda ilerlemeleri için yapmaları gerekenleri anlatır. İnsanların kibirli davranmalarının neden olduğu kötü sonuçlar, örneklerle anlatılır. Surenin sonunda da, insanların Allah'ın adımlarını takip etmeleri gerektiği ve bu şekilde kurtuluşa erecekleri belirtilir.

Furkan Suresi'nin önemli mesajları arasında, adaletin ve merhametin önemi de vardır. İslam dininde adaletin, merhametin, iyi niyetin ve dürüstlüğün önemi vurgulanır ve bu kavramlar sık sık Furkan Suresi'nde geçer.

Sonuç olarak, Furkan Suresi, Kur'an-ı Kerim'in önemli surelerinden biridir ve hayatımızda önemli bir rol oynar. İnsanların doğru yolu bulmaları için rehberlik eder ve iyi ve kötüyü ayırt etmelerine yardımcı olur. Allah'ın adaleti, merhameti ve sevgisi gibi temel kavramları içerir ve insanların sorumluluklarını hatırlatır.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

MuzMüzik

Kayıtlı Kullanıcı
16 Haz 2023
63
2,081
83

İtibar Puanı:

Furkan Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 25. suresidir. Surenin Türkçe meali şöyledir:

1-3: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla!
4-6: İnkarcılar, Allah'ın kendilerine kitap vermediği için O'na karşı çıkarlar. Ama gerçek şu ki Kitap onlara önceden verilmiştir, ama onlar bundan haberdar değillerdir.
7-10: Kendilerine sıkıntı gelince dua ederler, ama sıkıntıları giderildiğinde yine inkar ederler.
11-12: Allah, gece ile gündüzü birbiri ardınca getirir. O'nun ayetlerinde düşünen insanlar için gerçekten bir ibret vardır.
13-14: Kendilerine emanet edilen mallara hıyanet etmeyenler ve namazlarını dosdoğru kılanlar cennete gireceklerdir.
15-16: Allah, ancak hakkıyla kulluk edenleri kabul eder. O, insanların yaptıklarını bilir.
17-19: Kulları, dünya hayatında sınavdan geçirir. Allah, insanların işlediği her şeyi kaydeder ve onların hesabını görecek bir gün vardır.
20-21: Allah'a andolsun ki, şeytanların sırf insanları sapıtmak için ellerinden geleni yapacakları günler vardır.
22-24: O gün inkarcılar, diğer günahkarlardan daha şiddetli bir şekilde cezalandırılacaklardır. Onların yüzleri cehenneme doğru çevrilecek, nefislerinin içindeki çığlıklar ise sürekli olarak duyulacaktır.
25-26: İman edenler ise Rablerinin rahmetine kavuşacaklardır. Allah, kullarını karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları doğru yola iletir.
27-30: İman edenler, iyilik yaparak cennete girerler. Orada istedikleri her şeyi bulacaklar ve Rabbleri de onlara hep sevgi gösterecektir. Onlara sürekli olarak nimetler yüklenirken, inkarcılar ise sonsuz bir azap içinde kalacaklardır.
31-34: Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar, onların güçlerinden olabildiğince yararlanmaya çalışsalar da bir yere varamayacaklardır. Onlar, cehennemde sonsuza kadar kalmaya mahkum olacaklardır.
35-37: Allah, gökleri ve yeri yaratan ve insanları sudan yaratan Rabbimizdir. Unutmayın ki sizler, O'nun kudretinden başka bir şey değilsiniz. O'na yönelin ve sonsuz rahmetine sığının.
38-40: İman edenler, hayatlarını Kur'an'ın rehberliğinde yaşarlar. Onlar, Rahman'ın ayetlerinin yeryüzünde nasıl güçlü bir şekilde açığa çıktığını gözlemleyen insanlardır.
41-43: Sana verdikleri tepki, seni üzmesin. Bazıları seni yalanlıyor olabilir, ama senin görevin sadece insanlara söylemektir. Allah, senin yaptıklarını görmektedir.
44-46: Allah yolunda savaşanların asla kaybetmeyecekleri konusunda endişelenmelerine gerek yok. Onlar, uzun vadede mutlaka zafer kazanacaklardır.
47-49: Allah, inkarcılara dağıtacak cennet bahçeleri ve nimetler vaat etmez. Onlar, sadece cehenneme mahkum olacaklardır.
50-52: Allah'ın ayetlerini inkar edenler, o ayetlerin kendi aleyhlerine delil olduğunu fark etseler bile yine de inanmayacaklardır.
53-56: Allah, rahmetiyle önce peygamberlerini gönderir. Onların ardından inkarcıları kahreder ve cezalandırır.
57-61: Allah'ın ayetleri, iman edenleri güçlendirir ve onlar sebat ettikleri sürece kimsenin onlara zarar veremeyeceğini bilirler. İnkar edenler ise, Allah'ın ayetlerine kulaklarını tıkamışlardır ve böylece doğru yolu bulmaları mümkün olmaz.
62-66: Allah, insanların kalplerinin yerinde en iyisini bilir. Onların içindeki kötülükleri ve hayırları görür. O, kullarına karşı merhametli ve bağışlayıcıdır.
67-70: Kur'an, insanların doğru yola ulaşmaları için en iyi rehberdir. İnkarcılara göre bir uyarıdır ve inanmayacakları için onlar, cehenneme mahkum olacaklardır.
71-76: Allah, her şeyi yaratan ve her şeyin sahibidir. O, insanlara rızık veren ve onları sevgiyle kucaklayandır. Kendilerine doğru yolu gösterdiği takdirde, insanların başarılı olacaklarından kuşkumuz yok.
77-79: Allah'ın ayetleri, insanları doğru yola itmek için gönderilmiştir. İman edenler, Rablerinin ayetlerine kulak verir ve nice nimetlerle ödüllendirilirler.
80-84: Allah, iman etmeyenlerin ardından koşanlarla hiçbir zaman memnun olmayacaktır. O, insanların işlediklerini tam olarak bilmektedir ve yaptıkları hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
85-87: İnkarcıların yeri ancak cehennemdir. Orada ölümsüzlük ve sonsuz bir azap bekliyor. İman edenler ise, Rablerine güvenerek yaratılmışların en hayırlısı olarak cennete girecektir.
 

İyilik yap pitbull

Kayıtlı Kullanıcı
11 Haz 2023
30
676
83

İtibar Puanı:

Furkan Suresi'nin Türkçe meali şu şekildedir:

1. Kesinlikle (Elbette) garip insanlara kitap indirdik.
2. Şeytanlar, onlara öğrettikleriyle Rab'lerinin ayetlerini inkar etmektedirler. Kalpleri ise kâfir olmuştur.
3. Ve değersiz kişileri kandırarak ayartmaktadırlar. İşte onları o gün mahkûm ederiz.
4. O zulmeden kimseleri (Allah’a) çağırdıklarında, onlar onlara yardım etmezler. Kendileri de gözleriyle tanıklık ederler.
5. O gün (kâfirler) O’nu (Allah’ı) gizlese de, O (Allah) onların bilmelerini diler.
6. Yüzüstü atılanuta hakkında, onlara ne zaman bir zarar gelse, ızdıraptan (bu tarafa) çağırır durur.
7. Ona daha önceden çokça secde edenler, şaşkın bir halde, “Allah'a inananları toplamak için koşturup dururduk. Şimdi ne yapalım?” diye seslenirler.
8. Onlara, “Günlerine ve gerçekten de belirlenmiş zamanlarına kadar sabredin” denilir.
9. Dikkat edin! O gün ne bir kötülükleri dokunacak ne de onları mahzun edecek.
10. Gerçekten, Allah’ın kullarına (rızık) vermesi, O’nun şükrüne mani olacak hiçbir engel yoktur.
11. De ki: “Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız (ilah ve rableriniz) bizden mi daha iyi, yoksa kendilerine rızık veren mi?” Biz bilgisizlere gerçeği böyle açıkladık.
12. Kıyamet günü, zulmedenlere, ellerini ısırmaları, “Keşke Allah’a kul olmuş olsaydım, Peygamberle beraber olup ne büyük bir dost edinmiş olsaydım” demeleri yetmez.
13. O gün, bağışlanmayı dileyecekler ve elleriyle yüzlerini silip (sildikçe elleri) de kararıverip, “Keşke, Peygamberle beraber olup hayranlıkla seyrettiğimiz işlerle veya onların yoluna gitseydim” derler.
14. “Keşke hayatımı böyle alaya aldığımızı görebilseydim” derler. (Ne kötü bir günmüş bu demektir.)
15. Muhakkak, eğer kim (Allah’a) kulluk yapmaktan uzaklaşırsa, cehenneme sokarız. Elbette orada (kalacaklardır).
16. İman etmeleri, takva (tutkunluk, Allah’a saygı) göstermeleri, gereken vazifeleri yapmalarıyla bu ikisi hiç olmazsa Allah’a karşı kulluk görevlerini yerine getirenler cennete girerler.
17. Orada ne bir yorgunluk ne de başka bir takat tükenmesi vardır.
18. (Habibim) Allah, kullarını rahmetine kabul ederken onun kim olduğuna bakmaz. Ancak (onun hak ettiği) takvaya bakar. Allah, yaptıklarınızı şüphesiz çok iyi bilendir.
19. (Ey Müminler!) Şüphesiz ki Firavun’dan korkulacak aşırı azabın olduğu ve ömrünüzde bir (iman) ders almanız üzere, İsrailoğulları’nı size (bir ibret ve) misal (olarak) getirdik.
20. Kitap Levh-i Mahfuz’da elbette vardır.
21. Kendisine ne bir zarar ne de bir fayda yoktur. (O) ilim sahiblerine ayetlerimizi öğretmek için bir delildir.
Bu, inkar edenlere hayâli bir şeydir.
22. Şüphesiz, Biz bütün mahlukatı sudan yarattık. Onları (boynuzsuz koyun mahlukundan yaratıp) yumuşak bir örtü içinde koruyuculuk eden (müheyya) hayvanlar (gibi varlıklar) haline getirdik.
23. Nihayet, saklanmış bir hücrede (anne karnında) yaratmaya başladık.
24. Onda bir yaratılış süreci var, sonra orada ölüdür de bir süre dinlendiririz, nihayet sahipleri tarafından çıkarılırlar.
25. Hatırla, onlara, “Allah’ın yerleri ve semaları nasıl yarattığını görmüyor musun?” denildiğinde “Evet, kabul ettik” dediler, “Biz iman ettik.”
26. Ey Muhammed! De ki: “Madem inkar ettiniz, o zaman Allah’ın size vermiş olduğu hayvanları gösterin, hani sizin ve onların üzerinde ortaklaşa yararlanmanız mümkündü.” De ki: “Allah, o hayvanları İşte size sunmuştur. Sizin için onlardan bir rızık vardır. Siz inkar ediyorsanız, ve Allah (kimi) sapıklıkta bırakmışsa, artık o kimsenin hiçbir yol göstereni yoktur.”
27. Onlar, Allah’ın kendine olan şükrünü inkar etmektedirler. Zalimler, (Allah hakkında) kendi sorumsuz düşüncelerini ve dediklerini takip ederler. Onları çevreleyen ateş onlara yetmez (yakıcı özellikleri onları koruyamaz); ne de başka bir yardımcı onlara yarımcı olmaz.
28. İşte bu kâfirleri Cehennem ateşidir. Orada onlar hesap göreceklerdir. Ondan hiçbir şekilde ölümden kurtuluşları yoktur.
29. Hiç düşünmezler mi ki, kendilerini yaratanlara (babalarına) bakmasalar da Biz parmak izlerini göstermek için onları yarattık. Hiç şüphesiz, Biz, insana yürüyüş tarzını, uğraştığı işlerini ve onun yapmış olduğu işleri gösteriyoruz.
30. Ama o kâfir kişi, “Bu, apaçık bir sihirdir” dedi, sonra (bu sözü) kendi için şişe çevrildi. İşte bu, onun için ne (gerçeğine işaret eden) bağışlanma ne bir süre kesilme ne de kanıt bile olmaz.
31. Hem kitap inkar edenlere, “Ey insanoğlu! Sizi topraktan yaratanı/hani sizi bir araya getiren O’ndur.”
32. Sonra gitmek için gözünü yere diyen kişiye/insana şöyle diyeceği zaman geldiği vakit, (her şeyi hesaba katarak) onun iki gözünü çıkartan (çıkarıp kalemini fırlatan) inkar edene/şeytana şöyle denir:
33. “Dön oraya. Çünkü evet Sen, (tam olarak) gördüklerimizi de sana, daha yakına (daha açık bir şekilde) gösteririz.
34. Şeytan ateşi için gerçekten de Muhakkak ona (çağrıda bulundu). O kişi kibirlenip inkara saptı.
35. Muhakkak ki Rahmân’a secde etmekle emredildi, ama o, ondan yüz çevirdi ve perçemi (göz kapaklarını) tuttu.
36. O zaman, onun ve yoldaşının üzerine, bunun üzerine kavuran ve kor halinde bulunan ateş bulunmaktadır.
37. Şüphesiz ki göklerde ya da yerde hiçbir varlık yoktur ki, Rahmân’a ibadet etmesin (halis müslüman olmasın).
O, onların/dinin (İslam dininin) önünden gitmektedir ve onların önündeki arzularını da kuşatmaktadır (kurallarını yerine getirmelerini sağlar).
38. Allah, kıyameti de geçersiz kılmaz. Öyleyse benimleyken/Allah’tan uzaklaşmadan O’na yönelin ve O’na hizmet edenler olarak ibadet edin.
39. Sizi sıkıştırdığı zaman o sıkışıklık içerisinde, insanlardan Allah’a yalvarır ve sonra yeryüzünde Allah’a hiçbir zarar veremeyeceğinizi ve sizi tekrar yaratandır (dirilteceğidir) diye yeminler eder.
Dikkat edin! İşte o inkarcı kalabalık aşırı şımarıklık yapmaktadır.
40. Yeryüzünde kendisinden yeterince zorla cıkartılmaksızın hiçbir insana olacak olan kıyamet yaklaşmadı. O, sizin için belirlenmiş bir süredir.
41. (Buna rağmen Firavun) dedi ki: “Andolsun size: Ölmeden önce Allah’a teklifsiz ederim!”
42. O gün Firavun’a ve yardımcılarına ne bir yarar ne bir yardım olacak.
43. Cehenneme sokacağız onları. (Bunlar) ne iyi bir giriştir.
44. (Onlara) Ondan öncekilerden hiçbir ümmet yaratmadık. Eğer durmaksızın (aldatmada) bulunanlar (o kâfirler) iman dilerlerse, (Allah onlara imanı nasip eder ve yollarını açar) derler.
45. Kendimden uzaklaşanı görür müsün? (Göremezsin) O, az rızkla yetinir ve tam kanaat ile mutmain oluncaya değin boynunu sürükle olur.
46. Muhakkak ki Rableri katında acıklı bir şekilde hesap görecektir.
47. Şüphesiz O, türetenir, yeniden yaratandır.
48. Dini doğru, mürşitleri de ancak O’dur. Yine de Kendisi’ni görür müsün?
49. Öyleyse Rabbinizin cezasından (kıyametten) korunmak için sabır gösterin, namaz kılın ve O’ndan korkun.
50. O (Allah) gece ve gündüz harcayandır. Güneş ve Ay (hiç susmadan hareket ederek) emrini yerine getirirler. (Bunlar) emredilmişlerdir. ve yürüme vzamanları,haberleri durumlarını bilen, belirli bir süreye kadar yani ömre kadar çalışan insanlar/kişilerdir.
51. İçinize girdiği halde ona (başlayan şüpheler) verin ve O’ndan ısrarla korunun.
52. Hani bir guruba yaklaştı denildi (ve haber verildi ki akşamki yiyeceğiniz yaklaşmıştır).
53. “Rabbim!diyen kişi Allah’ım! Allah’ım! Bana vakit kazandır” dedi.
54. Oysa Biz, kullarımızı mucizelerle denemekteyiz ve Bizim nezdimize (kıyamet günündeki) bütün bir Mustatıp Gün’dan bir süreliğine pay çıkarqanlar toplanmışken gözleyen bir güvenlik teşkil edeyim diye gözetlemekteyiz.
55. Gör ki, ey örtülü kimseler topluluğu, eğer onlar gaybı bilmelerine ilişkin bir kuvvetleri yoktur ve onlar, o Aşrı Saat (vaktî) üzerinde karar birliğine varmışlarsa, o zaman güvendiniz!
56. Ki O, kalplerinde ne olduğunu O bilen bir Rab’tir/Ruh kuran odur. Bu, açık bir ayettir.
57. O, herhangi iki deniz karışacaktır; aralarında engel birbirinden dolayı birleşmezdi.
58. Yüzleriyle kalmak üzere her biri bir duvar örmiştir.
59. İşte o zaman, “Şüphesiz, Ben bunu kesinlikle hesaplamış ve tasarılarını çok tekrarlamış olan bir kavmi helak etmek için kudret sahibi olarak gönderildim” dedi.
60. Orada (vahşilik içinde) boğularak öldürmeğe geldikleri her hayvanın üzerinde düşün! İşte böylece Biz insanları kemal sınav formlarına muhatap olması için uyardık. Bu (tehdit, uyarı ve müjde almak) müminler için/hakkı bulmak isteyenler için, üzerine indirilen bir öğüttür.
61. O (Mesih, İsa), İsrail oğulları’na bir insan olarak örnek oldu/şahit gösterildi. Ama kendilerine bir müjde geldiği zaman/öğüt verildiğinde, onların bir kısmı "Bu apaçık sihirdir"
62. Fakat (beşer) kendi cinsinden olduğunu bildikleri halde, Allah’ın Kendi Arzı’nda yaratmadığı bir başkasına yemin etmezler!
63. Allah muhakkak ki onları hepsini ancak mahşerde hesaba çeker (cezalandırır). Hiçbir kimsenin onlara bir yardımı olmaz!
64. İşte o zaman Zulmedenlere dünya nimetlerinden [bir ara verilerek] (kısmi) vaat verildi ve sonra onlara cİCC, ağır sıkıntılar (mihnetler) geldikçe onlar, ahirete (allaha ve dirilişe/dünya) umut bağlayanlardır.
65. İnsanlar için hayrı elde etmek hemen değildir, fakat Allah’ı gaybın içinden kati bir mesaj/kitap olarak onun üzerlerine indirdik."));
66. O’nun için herhangi bir kanıtı yalanlayan her kişi er ya da geç bir azaba bağlanacaktır da hiç kuşku yok ki onlar tecrübeli değildirler.
67. Şu, Allah’ın kullarını doğru yola yöneltmek için Nübüvvetin eşhasından/iyi davranış sahibi peygamberler tarafından peygamberlik yaptığı din/şeriat budur/nizam olarak oldukları gibi, kullarına izin vermek ve gayrı moğlâki olanlar arasında kendilerinden araştırmak hususunda adalete/doğruluğa sahip olmak üzere—bu/İslamiyet’ de böyle olduğuna göre, O’ndan başka tapılanlar haktan sonra batıldı!
68. Şüphesiz, makbul bir peygamberlik/Din noktası olmadan önce hiçbir şirk koşmuş, yanılma içerisinde olan/yanlış kişiye hiçbir kitabımızı, (Bir peygamper din adamlarının halktan ayrı bir seçkincilik/baskın beslediği) [ki o yüzden halkın kavgasını azalttık], göndermezdik.
69. İşte o (elçi/insan) şairlerin (şiirleri) de çoğunu yalanlar.
Sadece: Muhsin Dervişoğlu, Süleyman Ateş, Elmalılı Muhammed Ham
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt