Müzzemmil Suresi 19. Ayette Bu Ayetlerin Bir Öğüt Olması Ve Dileyenin Rabbine Ulaştıran Bir Yol Tutması Ne Anlama Gelir
“İlahi öğüt insanın önüne yolu koyar; fakat o yolda yürümek, kalbini hakikate açan ve iradesiyle yönünü belirleyen insanın kendi sorumluluğudur.”
Ersan Karavelioğlu
Müzzemmil Suresi’nin 19. ayetinde şöyle buyrulur:
“Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine ulaştıran bir yol tutar.”
Bu ayet, surenin önceki bölümlerinde anlatılan gece ibadeti, Kur’an’ın tane tane okunması, peygamberlik sorumluluğu, sabır, kıyamet, hesap ve ilahi adalet gibi bütün uyarıların insan için bir öğüt olduğunu bildirmektedir.
Kur’an insana doğru yolu gösterir, sonuçları açıklar ve onu düşünmeye çağırır. Ancak insanın bu öğütten yararlanması, kendi iradesiyle Rabbine yönelmesine bağlıdır.
Ayette geçen “bunlar” ifadesi, Müzzemmil Suresi’nde anlatılan bütün ilahi uyarıları kapsamaktadır.
Bu öğütler arasında:
• Gece kalkarak ibadet etmek
• Kur’an’ı ağır ağır okumak
• Allah’ı anmak
• Yalnızca O’na güvenmek
• Hakaretlere sabretmek
• Dünya nimetleriyle kibirlenmemek
• Kıyamet ve hesap gününü unutmamak
• Geçmiş zalimlerin sonundan ibret almak
bulunmaktadır.
Kur’an’ın amacı insanı yalnızca bilgilendirmek değil, onu uyandırmak ve doğru yola yöneltmektir.
Öğüt, insana doğruyu hatırlatan, onu yanlışlardan sakındıran ve daha iyi bir hayat için yön gösteren sözdür.
Gerçek bir öğüt:
• İnsanı aşağılamaz
• Düşünmeye çağırır
• Yanlışın sonucunu açıklar
• Doğru seçeneği gösterir
• İnsanın iradesine hitap eder
• Değişim için fırsat sunar
Kur’an’daki öğütler, insanı zorla değiştirmek için değil; hakikati görmesini ve kendi kararıyla doğruya yönelmesini sağlamak için verilmiştir.
Kur’an insanın yaratılışını, sorumluluğunu ve hayatın anlamını hatırlatır.
İnsan zamanla:
• Ölümü unutabilir
• Dünyayı kalıcı sanabilir
• Servetine güvenebilir
• Gücüyle kibirlenebilir
• Başkalarının hakkını küçümseyebilir
• Hesap verme bilincini kaybedebilir
Kur’an bu unutkanlığı gideren bir hatırlatmadır.
İnsana ilk defa hiç bilmediği bir şeyi söylemenin yanında, vicdanında bulunan doğruyu yeniden uyandırır.
Öğüt insana doğruyu gösterir; zorlama ise insanın seçme iradesini ortadan kaldırmaya çalışır.
Kur’an:
• Hakikati açıklar
• İyiliği ve kötülüğü gösterir
• Sonuçları bildirir
• İnsanı düşünmeye çağırır
• Tercihin sorumluluğunu insana bırakır
İman baskıyla anlam kazanmaz.
İnsan korku veya zor kullanılarak bazı sözleri söyleyebilir; fakat kalpten inanması ve ahlaki değişim yaşaması zorla sağlanamaz.
Evet. Ayetteki “dileyen” ifadesi, insanın tercih ve sorumluluk sahibi olduğunu gösterir.
İnsan:
• Öğüdü dinleyebilir
• Üzerinde düşünebilir
• Kabul edebilir
• Reddedebilir
• Erteleyebilir
• Hayatını değiştirebilir
Kur’an insana irade sahibi bir varlık olarak hitap eder.
Ancak tercih özgürlüğü, yapılan seçimin hiçbir sonucu olmayacağı anlamına gelmez. İnsan seçer ve seçiminin sorumluluğunu taşır.
İnsan mutlak ve sınırsız bir özgürlüğe sahip değildir.
İnsan:
• Nerede doğacağını seçemez
• Ailesini seçemez
• Bütün olayları kontrol edemez
• Ölümü ortadan kaldıramaz
• Geleceği bütünüyle belirleyemez
Fakat kendisine verilen şartlar içinde ahlaki tercihler yapabilir.
Doğruyu söylemek veya yalan söylemek, adaletli olmak veya zulmetmek, tövbe etmek veya yanlışta ısrar etmek gibi birçok konuda sorumluluk taşır.
Rabbine ulaştıran yol, insanı Allah’ın rızasına, rahmetine ve yakınlığına yönelten hayat biçimidir.
Bu yol:
• İman
• İbadet
• Güzel ahlak
• Adalet
• Merhamet
• Dürüstlük
• Tövbe
• Sorumluluk
üzerine kuruludur.
Allah’a ulaşmak fiziksel bir mesafeyi aşmak değildir. İnsan Allah’a kulluk, bilinç, sevgi ve ahlaki yakınlık yoluyla yönelir.
Hayır. Allah’a yöneliş yalnızca belirli bir ibadeti yapmakla sınırlı değildir.
Bu yolun içinde:
• Namaz kılmak
• Dua etmek
• Kur’an okumak
• Helal kazanç sağlamak
• İnsanlara adaletle davranmak
• Kul hakkından kaçınmak
• Yoksulları gözetmek
• Verilen sözü tutmak
bulunur.
İbadet ile ahlak birbirinden koparılamaz.
Allah’a yöneldiğini söyleyen insan, insanlara karşı davranışlarında da bu yönelişi göstermelidir.
İnsan doğruyu bildiği hâlde çeşitli nedenlerle ondan uzaklaşabilir.
Bunlar arasında:
• Nefsin arzuları
• Dünya sevgisi
• Kibir
• Alışkanlıklar
• Toplum baskısı
• Çıkar kaygısı
• Değişme korkusu
• Tövbenin ertelenmesi
bulunabilir.
Doğru yol bazen insanın rahatından, çıkarından veya alışkanlıklarından vazgeçmesini gerektirir.
Bu nedenle insan hakikati kabul etmekte zorlanabilir.
Kur’an’ın öğüdünden öncelikle samimi biçimde gerçeği arayanlar yararlanır.
Bu insanlar:
• Kendilerini kusursuz görmez
• Hatalarını kabul edebilir
• Eleştiriye açık olur
• Anlamadığı konuları araştırır
• Ayetleri kendi hayatıyla ilişkilendirir
• Değişmeye istekli davranır
Kur’an yalnızca başkalarının yanlışlarını bulmak için okunursa insan kendi kusurlarını göremeyebilir.
Gerçek öğüt, önce okuyanın kendi kalbine yönelmelidir.
İnsan bir sözü kulağıyla duyabilir; fakat kalbiyle kabul etmeyebilir.
Öğüdü gerçekten kabul etmek:
• Anlamaya çalışmak
• Doğruluğunu düşünmek
• Hatasını fark etmek
• Davranışını değiştirmek
• Gereğini yerine getirmek
demektir.
Bir insan adalet ayetlerini okuyup adaletsiz davranmaya devam ediyorsa öğüdü duymuş fakat hayatına kabul etmemiş olabilir.
Öğüdün etkisi davranış değişikliğinde görülür.
Evet. Allah’a giden yol bir defalık bir karar değil, ömür boyunca sürdürülen bir yöneliştir.
İnsan:
• Bazen güçlenebilir
• Bazen zayıflayabilir
• Hata yapabilir
• Tövbe edebilir
• Yeniden başlayabilir
• İstikametini düzeltebilir
Önemli olan hiçbir zaman düşmemek değil; düştüğünde yeniden doğru yola yönelmektir.
Rabbine giden yol, sabır ve devamlılık gerektirir.
1
Doğru yol her zaman nefsin hoşuna gitmeyebilir.
İnsan bazen:
• Haksız kazancı terk etmek
• Özür dilemek
• Kul hakkını geri vermek
• Kibrini yenmek
• Öfkesini kontrol etmek
• Rahatından fedakârlık yapmak
zorunda kalabilir.
Bu nedenle doğru yol başlangıçta ağır görünebilir.
Fakat yanlış yolun kısa süreli rahatlığı, uzun vadede vicdan azabı, güvensizlik ve hesap sorumluluğu doğurabilir.
1
Peygamberler insanlara yolu gösteren rehberlerdir.
Onlar:
• Vahyi ulaştırır
• Doğruyu açıklar
• Yanlıştan sakındırır
• Ahlaklarıyla örnek olur
• Zorluklara nasıl sabredileceğini gösterir
• Allah’a yönelişin nasıl yaşanacağını öğretir
Peygamber yolu gösterir; fakat insanın yerine yürüyemez.
Her insan kendi tercihinden ve davranışından sorumludur.
1
Hayır. İnsan ailesinin, toplumunun veya sevdiği bir kişinin inancıyla bağımsız biçimde kurtulamaz.
İnsan:
• Peygamber ailesinden olabilir
• Dindar bir çevrede yaşayabilir
• İnançlı insanlarla arkadaşlık edebilir
• Dini bilgiler öğrenebilir
Ancak kendi iradesiyle doğruyu seçmesi ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerekir.
Başkalarının iyiliği insana örnek olabilir; fakat kişisel sorumluluğun yerini alamaz.
1
Modern hayat insanın dikkatini sürekli dağıtabilir.
İnsan bu yolu korumak için:
• Her gün kısa da olsa Kur’an okuyabilir
• Okuduklarının anlamını düşünebilir
• Namazlarını bilinçli kılabilir
• Günlük davranışlarını sorgulayabilir
• Haksız kazançtan uzak durabilir
• İnsanlarla ilişkilerinde adaleti gözetebilir
• Gece kısa bir muhasebe yapabilir
Rabbine giden yol yalnızca büyük ve olağanüstü davranışlarla değil, günlük hayattaki küçük ve düzenli tercihlerle kurulur.
1
Ayette “dileyen” ifadesinin kullanılması, iman ve yönelişin bilinçli tercihle gerçekleştiğini gösterir.
İnsanlara:
• Hakikat anlatılabilir
• Deliller sunulabilir
• Öğüt verilebilir
• Güzel örnek olunabilir
Fakat kalpler zorla yönetilemez.
Dini baskı altına alınan insanın sözleri değişebilir; ancak gerçek inanç ancak özgür ve samimi bir yönelişle oluşur.
1
Müzzemmil Suresi 19. ayet, insanın kendisine ulaşan öğüt karşısında sorumluluk taşıdığını öğretir.
İnsan:
• Hakikati küçümsememeli
• Uyarıları sürekli ertelememeli
• Hatalarını savunmamalı
• Doğru yolu seçmek için çaba göstermeli
• İradesini kötülüğe teslim etmemeli
• Allah’a giden yolu davranışlarıyla kurmalıdır
Kur’an yolu gösterir; fakat insanın yerine karar vermez.
İnsan hangi yöne yürüdüğünü kendi seçimleriyle belirler.
1
Müzzemmil Suresi 19. ayet, surenin bütün uyarılarının insan için bir öğüt olduğunu ve dileyen kişinin Rabbine ulaştıran bir yol tutabileceğini bildirmektedir.
Ayetin temel mesajı şudur:
Allah insana yolu göstermiş, doğru ile yanlışı açıklamış ve sonuçları bildirmiştir. Bundan sonra insanın görevi, iradesini kullanarak Rabbine yönelen yolu seçmektir.
Bu ayet:
• Kur’an’ın bir öğüt olduğunu
• İnsanın irade sahibi bulunduğunu
• İmanın zorlamayla oluşmayacağını
• Doğru yolun açıkça gösterildiğini
• Her tercihin sorumluluk taşıdığını
• Allah’a yakınlığın bilinçli bir hayatla gerçekleştiğini
anlatır.
Rabbine giden yol yalnızca sözlerden oluşmaz.
Bu yol:
• İmanla başlar
• İbadetle güçlenir
• Ahlakla görünür olur
• Adaletle korunur
• Tövbe ile yenilenir
• Sabırla devam eder
• Merhametle güzelleşir
İnsan önüne konulan öğüdü ister görmezden gelir, isterse onu hayatını değiştiren bir rehbere dönüştürür. Yol gösterilmiştir; yürümek ise insanın iradesine ve sorumluluğuna bırakılmıştır.
“Kur’an insana kapıyı gösterir, peygamber yolu tarif eder ve vicdan doğruyu hatırlatır; fakat Rabbine doğru ilk adımı atacak olan yine insanın kendisidir.”
Ersan Karavelioğlu