Müzzemmil Suresi 15. Ayette Firavun’a Gönderilen Peygamber Gibi İnsanlara Şahitlik Edecek Bir Peygamber Gönderilmesi Ne Anlama Gelir
“Peygamberin şahitliği yalnızca insanlara ne söylediğiyle değil; hakikati nasıl yaşadığı, nasıl sabrettiği ve kendisine verilen emaneti nasıl taşıdığıyla da ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu
Müzzemmil Suresi’nin 15. ayetinde şöyle buyrulur:
“Şüphesiz biz, Firavun’a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de üzerinize şahitlik edecek bir peygamber gönderdik.”
Bu ayette Mekke toplumuna, Hz. Muhammed’in sıradan bir insan sözüyle değil, Allah tarafından verilen peygamberlik göreviyle karşılarına çıktığı bildirilmektedir.
Geçmişte Firavun’a Hz. Musa gönderildiği gibi, Mekke halkına ve Hz. Muhammed’in mesajına ulaşan insanlara da bir peygamber gönderilmiştir. Böylece hiç kimsenin “Bize doğru yol gösterilmedi, gerçek açıklanmadı ve sorumluluklarımız bildirilmedi” deme imkânının kalmayacağı anlatılmaktadır.
Ayetin ilk muhatapları, Hz. Muhammed’in peygamberliğine ve Kur’an vahyine karşı çıkan Mekke halkıdır.
Mekke’nin ileri gelenleri:
• Hz. Muhammed’i yalanlıyor
• Kur’an’ı insan sözü sayıyor
• Ahiret ve hesap gününü reddediyor
• Güç ve servetleriyle kibirleniyor
• İnananlara baskı uyguluyor
• Kendilerine yapılan uyarıları önemsemiyordu
Ayet, onların karşısındaki kişinin sıradan bir davetçi olmadığını hatırlatır.
Hz. Muhammed, Allah’ın mesajını insanlara ulaştırmakla görevlendirilmiş bir peygamberdir.
Bu ifade, peygamberliğin insanın kendi kararıyla elde ettiği bir makam olmadığını gösterir.
Hz. Muhammed:
• Kendi isteğiyle peygamber olmamış
• Kendi düşüncelerini vahiy diye sunmamış
• İnsanlardan makam talep etmemiş
• Mesajını kişisel çıkar için oluşturmamıştır
Onu görevlendiren Allah’tır.
Peygamberin gönderilmesi, Allah’ın insanları doğru ile yanlış konusunda bilgisiz ve rehbersiz bırakmadığını anlatır.
Ayette Hz. Muhammed’in insanlar üzerine şahit olacağı bildirilir.
Bu şahitlik birkaç anlam taşır:
• Allah’ın mesajını insanlara ulaştırdığını bildirmesi
• İnsanların vahiy karşısındaki tutumlarına tanıklık etmesi
• Doğru hayatın nasıl yaşanacağını davranışlarıyla göstermesi
• Hesap gününde tebliğ görevini yerine getirdiğine şahitlik etmesi
• İnsanların hakikate nasıl karşılık verdiğini ortaya koyması
Peygamberin şahitliği, insanların gizli düşüncelerini bağımsız biçimde bilmesi anlamına gelmez.
O, kendisine verilen mesajı açıkça ulaştırdığına ve insanların bu mesaj karşısındaki görünen tutumlarına şahitlik eder.
İnsanlar zamanla kendilerine yapılan uyarıları unutabilir, değiştirebilir veya hiç duymadıklarını söyleyebilirler.
Peygamberin gönderilmesiyle:
• İlahi mesaj açıklanır
• Doğru ile yanlış ayrılır
• İnsanların sorumlulukları bildirilir
• Hakikatin nasıl yaşanacağı gösterilir
• İnsanların mazeretleri ortadan kalkar
Böylece hesap gününde hiç kimse kendisine hiçbir uyarı ulaşmadığını kolayca ileri süremez.
Peygamber, hem mesajı ulaştıran hem de tebliğin gerçekleştiğine şahitlik eden kişidir.
Ayetin sözünü ettiği peygamber Hz. Musa’dır.
Allah, Hz. Musa’yı Firavun’a göndererek onu:
• Allah’a kulluk etmeye
• Kibirden vazgeçmeye
• İsrailoğullarına yaptığı zulmü bırakmaya
• İnsanları köleleştirmemeye
• İlahi uyarıyı kabul etmeye
• Gücünü mutlaklaştırmamaya
çağırmıştır.
Hz. Musa, Firavun’un karşısına kişisel güç ve servetle değil; Allah’ın mesajıyla çıkmıştır.
Bu yönüyle Hz. Musa ile Hz. Muhammed’in görevleri arasında güçlü bir benzerlik kurulmaktadır.
Firavun, Kur’an’da güç, kibir, zulüm ve hakikati bile bile reddetmenin önemli sembollerinden biridir.
Firavun:
• Kendisini halkın üzerinde mutlak güç sahibi görmüş
• İnsanları sınıflara ayırmış
• Zayıf toplulukları ezmiş
• Erkek çocuklarını öldürtmüş
• Kendi yönetimini sorgulanamaz kabul etmiş
• Hz. Musa’nın uyarılarına karşı direnmiştir
Mekke’nin ileri gelenleri Firavun kadar büyük bir siyasi güce sahip olmasalar bile aynı kibir ve reddediş yoluna yönelme tehlikesi taşıyorlardı.
Ayet bu nedenle geçmişteki Firavun örneğini hatırlatmaktadır.
Her iki peygamber de güçlü ve ayrıcalıklı çevrelerin karşısında Allah’ın mesajını açıklamıştır.
Hz. Musa:
• Firavun’un siyasi düzeniyle karşılaşmıştır
• Ezilen insanların özgürlüğünü savunmuştur
• Baskı ve tehditlere rağmen görevini sürdürmüştür
Hz. Muhammed ise:
• Mekke’nin kabile düzeniyle karşılaşmıştır
• Putperestliği ve sosyal haksızlıkları eleştirmiştir
• Yoksulların ve güçsüzlerin haklarını savunmuştur
• Hakaret ve baskılara rağmen vahyi anlatmıştır
Her iki peygamberin mücadelesinde de tevhid, adalet, özgürlük ve insan onuru önemli bir yer tutmaktadır.
Ayet doğrudan her Mekkeliye Firavun dememektedir. Ancak Firavun’un tutumuyla Mekke’nin inkârcı ileri gelenlerinin davranışları arasında bir benzerlik kurulmaktadır.
Bu benzerlikler şunlardır:
• Güce güvenmek
• Servetle kibirlenmek
• Peygamberi küçümsemek
• İlahi mesajı yalanlamak
• İnsanlar üzerindeki ayrıcalıkları korumak
• Değişimi tehdit olarak görmek
• Uyarıya rağmen yanlışta ısrar etmek
Ayet, aynı davranışların benzer sonuçlara yol açabileceğini bildiren tarihsel bir uyarıdır.
Kur’an’daki geçmiş toplum anlatıları yalnızca tarih bilgisi vermek için değildir.
Bu kıssalar:
• İnsan davranışlarının tekrar eden yönlerini gösterir
• Güç ile kibir arasındaki ilişkiyi açıklar
• Zulmün sonuçlarını hatırlatır
• Peygamberlerin mücadelelerinden örnek sunar
• İnananlara sabır verir
• İnkâr edenleri uyarır
İnsanlık teknolojik ve toplumsal bakımdan değişse de kibir, çıkar, korku, zulüm ve hakikatten kaçış gibi davranışlar tekrar edebilir.
Bu nedenle Firavun kıssası yalnızca geçmişte kalmış bir olay değildir.
Hesap gününde insanların kendilerine ulaştırılan mesaj karşısındaki tavırları değerlendirilecektir.
Peygamber:
• Vahyi gizlemediğine
• Mesajı değiştirmediğine
• İnsanları uyardığına
• Doğru yolu gösterdiğine
• Görevini yerine getirdiğine
şahitlik edecektir.
İnsanlar da peygamberin davetine karşı nasıl davrandıklarından sorumlu tutulacaktır.
Böylece peygamberin gönderilmesi, insanın hesap verme sorumluluğunun önemli bir parçası hâline gelir.
Hayır. Peygamberin görevi insanlara mesajı açıkça ulaştırmaktır.
Peygamber:
• Hakikati anlatır
• Uyarır
• Müjdeler
• Soruları cevaplandırır
• Güzel ahlakla örnek olur
• İnsanları düşünmeye çağırır
Fakat insanların kalplerini zorla değiştiremez.
İman baskıyla değil, bilinçli tercihle anlam kazanır. Peygamber doğru yolu gösterir; o yolda yürüyüp yürümemek insanın sorumluluğudur.
Allah insanları neyin doğru, neyin yanlış olduğunu hiç açıklamadan hesaba çekmemektedir.
Peygamber gönderilmesi:
• Doğru yolun gösterilmesi
• Hataların açıklanması
• Tövbe fırsatının sunulması
• İnsanların uyarılması
• İyiliğin nasıl yaşanacağının gösterilmesi
• Ahiret konusunda insanların bilgilendirilmesi
anlamına gelir.
Bu nedenle peygamberlik yalnızca sorumluluk yükleyen değil, aynı zamanda ilahi merhameti gösteren bir rehberliktir.
1
İnkâr her zaman delil eksikliğinden kaynaklanmayabilir.
İnsan bazen:
• Ayrıcalıklarını kaybetmek istemediği için
• Alışkanlıklarını değiştirmekten korktuğu için
• Kendisini üstün gördüğü için
• Peygamberi toplumsal konum bakımından küçümsediği için
• Hesap verme düşüncesinden rahatsız olduğu için
• Kalabalığın etkisinde kaldığı için
hakikati reddedebilir.
Firavun’un sorunu Hz. Musa’nın mesajını hiç anlamaması değildi. Mesajı kabul etmenin kendi iktidarını sınırlayacağını bilmesiydi.
1
Hayır. Şahitlik söz kadar davranışla da gerçekleşir.
Hz. Muhammed:
• Sabır göstererek
• Emanete sadık kalarak
• İnsanlara adaletle davranarak
• Zayıfları koruyarak
• Kendisine yapılan kötülüklere rağmen ahlakını koruyarak
• Vahyin ilkelerini kendi hayatında uygulayarak
insanlara örnek olmuştur.
Bu nedenle peygamberin hayatı, Kur’an’ın nasıl yaşanabileceğini gösteren uygulamalı bir şahitliktir.
1
Kur’an’ın başka ayetlerinde Müslüman toplumun insanlar üzerine şahit olması gerektiği bildirilir.
Bu şahitlik:
• Hakikati doğru biçimde temsil etmek
• Adaletli bir toplum oluşturmaya çalışmak
• İnsanlara iyi örnek olmak
• Dini baskı ve çıkar aracı yapmamak
• Söz ile davranış arasında uyum kurmak
• Zulme karşı durmak
anlamına gelir.
Müslümanlar dini yalnızca sözle anlatıp davranışlarıyla tam tersini gösterirlerse şahitlik görevlerini zedelerler.
Gerçek şahitlik, güzel ahlak ve adaletle mümkündür.
1
Firavunluk yalnızca geçmişte yaşamış bir hükümdarın adı değildir. Aynı zamanda belirli bir zihniyeti temsil eder.
Modern firavunluk:
• Gücü sınırsız kullanmak
• İnsanları korkuyla yönetmek
• Halkı sınıflara ayırmak
• Zayıfları sömürmek
• Eleştiriyi susturmak
• Kendisini hukukun üzerinde görmek
• Servet ve propaganda yoluyla hakikati gizlemek
biçiminde ortaya çıkabilir.
Firavunluk yalnızca devlet yönetiminde değil; ailede, iş yerinde ve insanlar arasındaki ilişkilerde de görülebilir.
Küçük bir yetkiyi bile zulüm için kullanan kişi, Firavun zihniyetinden bir parça taşıyabilir.
1
İnsan kendisine yönelik her eleştiriyi düşmanlık olarak görmemelidir.
Şu soruları sormalıdır:
• Söylenen sözde doğruluk payı var mı?
• Davranışlarım başkalarına zarar veriyor mu?
• Gücümü kötüye kullanıyor muyum?
• Hatalarımı kabul etmekten neden kaçıyorum?
• Çıkarlarım hakikati görmemi engelliyor mu?
• İnsanların hakkını gözetiyor muyum?
Firavun’un en büyük hatalarından biri, uyarıyı değerlendirmek yerine uyarıyı yapan peygambere saldırmasıdır.
Hakikati söyleyen kişiyi susturmak, hakikati ortadan kaldırmaz.
1
Müzzemmil Suresi 15. ayet, güç sahibi insanların kendilerini hesapsız ve uyarıdan bağımsız görmemeleri gerektiğini öğretir.
İnsan:
• Kendisine yapılan doğru uyarıları dinlemeli
• Gücüyle kibirlenmemeli
• Peygamberlerin adalet çağrısını önemsemeli
• Geçmiş zalimlerin sonundan ibret almalı
• Hakikati çıkarlarına göre reddetmemeli
• Hesap vereceğini unutmamalıdır
Ayet aynı zamanda Hz. Muhammed’in insanlara karşı bir şahit olduğunu bildirerek, Kur’an mesajına ulaşan kişilerin sorumluluk taşıdığını hatırlatır.
1
Müzzemmil Suresi 15. ayet, Firavun’a Hz. Musa’nın gönderildiği gibi, Mekke halkına ve insanlığa da Hz. Muhammed’in gönderildiğini bildirmektedir.
Hz. Muhammed:
• Allah’ın mesajını ulaştıran
• İnsanları uyaran
• Doğru hayatı gösteren
• Vahyi yaşayarak örnek olan
• İnsanların tutumlarına şahitlik edecek
bir peygamberdir.
Firavun örneği ise insanlara şu uyarıyı yapmaktadır:
Güç, servet ve makam hakikatin üzerinde değildir. Geçmişte peygamberin uyarısını kibirle reddeden Firavun nasıl yaptıklarının sonucuyla karşılaştıysa, aynı tutumu sürdüren insanlar da sorumluluktan kaçamayacaktır.
Ayet, yalnızca Mekke’nin inkârcılarını değil, her çağdaki insanı kendisini sorgulamaya çağırır.
İnsan Firavun’u eleştirirken kendi içindeki kibri, güç tutkusunu ve uyarılara karşı direncini de görmelidir. Çünkü Firavunluk yalnızca bir tahtta değil, hesap vermek istemeyen her insanın zihninde ortaya çıkabilir.
“Firavun’u yalnızca geçmişte arayan insan, kendi içindeki kibri göremeyebilir; peygamberlerin şahitliği ise insana başkalarını değil, önce kendisini sorgulamasını öğretir.”
Ersan Karavelioğlu