İhlâs Suresi 3. Ayette “Doğurmamış Ve Doğurulmamıştır” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Allah’ın Soy, Nesep, Ebeveynlik, Çocuk Sahibi Olma, Başlangıç, Yaratılmışlık, İhtiyaç, Tevhid, Samed Oluş Ve Mutlak Eşsizlik Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“Doğmak bir başlangıca, doğurmak ise bir devam ihtiyacına işaret eder; mutlak olan ise ne kendisinden önce bir kaynağa ne de kendisinden sonra varlığını sürdürecek bir nesle ihtiyaç duyar.”
Ersan Karavelioğlu
“لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ — Lem Yelid Ve Lem Yûled” Ne Demektir
İhlâs Suresi’nin üçüncü ayetinde şöyle buyrulur:
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ
Anlam olarak:
“Doğurmamış ve doğurulmamıştır.”
(İhlâs Suresi, 112/3)
İlk iki ayette:
bildirilmişti.
Üçüncü ayet şimdi bu iki hakikatin çok önemli bir sonucunu ortaya koyar:
Allah’ın:
çocuğu yoktur,
ebeveyni yoktur,
soy zinciri yoktur,
biyolojik bir başlangıcı yoktur.
Yani Allah, yaratılmış varlıklardaki nesil ve doğum ilişkilerinden tamamen münezzehtir.
“Lem Yelid — Doğurmamıştır” İfadesi Ne Anlama Gelmektedir
Yelid, doğurmak, çocuk sahibi olmak anlamına gelir.
Ayet açık biçimde Allah’a:
çocuk,
evlat,
soy devamı
nispet edilmesini reddeder.
İslam’ın tevhid anlayışında Allah’ın varlığını sürdürebilmesi için bir nesle ihtiyacı yoktur.
Çünkü nesil:
fani ve yaratılmış varlıkların devam biçimidir.
Allah ise:
ezelî ve mutlak varlıktır.
“Ve Lem Yûled — Doğurulmamıştır” İfadesi Ne Anlama Gelmektedir
Yûled, doğurulmak anlamına gelir.
Ayet:
Allah’ın bir:
anneden,
babadan,
önceki ilahi varlıktan
meydana gelmediğini bildirir.
Doğurulan her varlık:
bir başlangıca,
kendisinden önce gelen bir sebebe
bağlıdır.
Allah ise İslam inancında:
başlangıcı olmayan yaratıcıdır.
Bu nedenle:
“Doğurulmamıştır.”
ifadesi, Allah’ın varlığının başka bir varlığa bağlı olmadığını son derece güçlü biçimde ilan eder.
Doğurulmak Neden Yaratılmışlıkla İlişkilidir
Doğurulan bir varlık:
bir zaman noktasında ortaya çıkar.
Kendisinden önce:
bir anne,
bir baba,
bir sebep
vardır.
Bu da onun:
bağımlı,
başlangıçlı,
yaratılmış
olduğunu gösterir.
Allah için böyle bir başlangıç düşünülmez.
Çünkü Allah:
zamanın içinde ortaya çıkan bir varlık değil,
yaratılmış varlığın nihai kaynağıdır.
Allah’ın Başlangıcının Olmaması Ne Anlama Gelmektedir
İslam düşüncesinde Allah:
ezelîdir.
Yani:
O’nun var olmadığı bir zaman
düşünülmez.
Bu nedenle:
“Allah’ı kim yarattı?”
sorusu klasik tevhid anlayışında kategori hatası olarak görülür.
Çünkü yaratılmış olan şey için:
“Onu kim yarattı?”
sorusu anlamlıdır.
Allah ise tanım gereği:
yaratılmış değil, yaratıcıdır.
Allah Bir Şey Tarafından Doğurulmuş Olsaydı Ne Sonuç Çıkardı
Eğer Allah başka bir varlıktan doğmuş olsaydı:
ondan önce gelen bir varlık olurdu.
Bu durumda Allah:
mutlak başlangıç,
nihai kaynak,
Samed
olamazdı.
Çünkü varlığı başka bir şeye bağlı olurdu.
İhlâs Suresi bu ihtimali tek cümleyle ortadan kaldırır:
“Doğurulmamıştır.”
Yani O’nun önünde bir ilahî soy zinciri yoktur.
Allah’ın Çocuğu Olduğu Düşüncesi Neden Tevhidle Çelişir
Çünkü çocuk:
soy ilişkisi,
benzerlik,
türdeşlik,
neslin devamı
fikrini taşır.
Bir varlığın çocuğu onunla belli bir varlık kategorisini paylaşır.
Allah’ın bir çocuğu olduğu kabul edildiğinde, ilahlığın:
paylaşılması,
çoğalması,
soy ilişkisine girmesi
gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.
İhlâs Suresi ise Allah’ın:
Ehad
olduğunu ilan ederek böyle bir ilahi çoğalmayı kesin biçimde reddeder.
“Doğurmamıştır” İfadesi Allah’ın İhtiyaçsızlığıyla Nasıl Bağlantılıdır
İnsan çocuk sahibi olabilir çünkü yaratılmış hayat:
nesiller aracılığıyla devam eder.
İnsan ölür.
Soyu devam edebilir.
Allah için ise:
ölüm,
yok olma,
nesil aracılığıyla devam etme ihtiyacı
söz konusu değildir.
Bu nedenle:
Samed olan Allah’ın soyunu sürdürecek bir çocuğa ihtiyacı düşünülemez.
İkinci ve üçüncü ayet böylece birbirini doğrudan tamamlar.
Allah’a “Baba” Gibi Biyolojik Bir Kavram Nispet Etmek Neden Problemli Görülür
İslam’ın tevhid anlayışında Allah:
yaratılmışların biyolojik kategorilerine
yerleştirilemez.
Babalık ve annelik:
üreme,
soy,
beden,
zaman
ile ilişkili kavramlardır.
Allah ise:
bedensel,
biyolojik,
türsel
bir varlık değildir.
Bu nedenle İhlâs Suresi Allah hakkında soy ve nesep düşüncesini tamamen reddeder.
Bu Ayetin Tarihsel İnanç Tartışmalarıyla İlişkisi Nedir
İnsanlık tarihinde birçok dini gelenekte tanrılar:
çocuk sahibi,
soy sahibi,
birbirinin ebeveyni
olarak tasvir edilmiştir.
Eski mitolojilerde ilahi aileler oldukça yaygındır.
İhlâs Suresi bütün bu ilahi soy sistemlerine karşı son derece keskin bir açıklama getirir:
Allah doğurmaz.
Allah doğurulmaz.
Yani İslam’ın Allah anlayışı, tanrıları insan ailesine benzeyen yapılara dönüştüren anlayışlardan temel biçimde ayrılır.

Bu Ayet Başka Dinlerin Mensuplarına Hakaret İçin Kullanılabilir mi
Hayır.
Ayet İslam’ın kendi teolojik iddiasını ortaya koyar.
Bir Müslüman:
Allah’ın çocuğu olmadığını,
doğurulmadığını
kendi inancının temel ilkesi olarak kabul eder.
Ancak bu, farklı inançlara sahip insanlara:
hakaret etme,
aşağılama,
zor kullanma
hakkı vermez.
İnanç farklılığı açıkça ifade edilebilir; insan onuru ise ayrı bir ahlaki sorumluluk olarak korunmalıdır.

İnsan Neden Tanrı’yı Kendisine Benzetmeye Eğilimlidir
Çünkü insan bilinmeyeni bildiği kavramlarla anlamaya çalışır.
Kendisi:
doğar,
büyür,
çocuk sahibi olur,
ölür.
Sonra Tanrı’yı da aynı kalıplar içinde düşünmeye yönelebilir.
İhlâs Suresi bu zihinsel eğilime sınır koyar:
Allah’ı yaratılmışların biyolojik yapısıyla açıklama.
O’nun varlığı, insanın varoluş biçimine benzemez.

“Doğurmamış Ve Doğurulmamıştır” İnsanın Kendi Sınırlılığını Nasıl Hatırlatır
İnsan:
doğar.
Bir başlangıcı vardır.
Soy ağacının parçasıdır.
Biyolojik ihtiyaçları vardır.
Yaşlanır.
Ölür.
Allah hakkında ise bu ayet bütün bu yaratılmışlık özelliklerini reddeder.
Bu karşıtlık, insanı kendi yerine geri getirir:
İnsan yaratılmıştır.
Allah yaratıcıdır.
Tevhidin en temel ayrımlarından biri budur.

Soy Ve Aile İnsan İçin Değerli Olduğu Hâlde Neden Allah’a Nispet Edilmez
Çünkü insana ait bir değerin Allah’a aynen aktarılması gerekmez.
Aile:
insan için sevgi,
devamlılık,
aidiyet
kaynağı olabilir.
Ama bunların anlamı insanın:
sınırlılığına,
biyolojik yapısına,
toplumsal hayatına
bağlıdır.
Allah insan değildir.
Dolayısıyla insana iyi ve güzel gelen her özellik, aynı biçimde Allah’a nispet edilemez.

Allah’ın Ezelî Ve Ebedî Oluşu Bu Ayetle Nasıl İlişkilidir
“Doğurulmamıştır” ifadesi Allah’ın başlangıca bağlı olmadığını düşündürür.
“Doğurmamıştır” ifadesi ise varlığını başka bir nesille devam ettirme ihtiyacının olmadığını gösterir.
Bu açıdan ayet:
Allah’ın:
başlangıçsızlığı,
sürekliliği,
ihtiyaçsızlığı
ile uyumludur.
O’nun varlığı bir soy zincirinin öncesine veya sonrasına bağlanmaz.

İhlâs Suresinin İlk Üç Ayeti Nasıl Bir Mantıksal Bütünlük Kurmaktadır
1. Ayet:
Allah eşsizdir.
2. Ayet:
Allah hiçbir şeye muhtaç değildir; bütün varlık O’na muhtaçtır.
3. Ayet:
Allah’ın:
çocuğu,
ebeveyni,
soy bağı
yoktur.
Bu üç ayet birbirini olağanüstü biçimde tamamlar.
Ehad olanın:
ortağı yoktur.
Samed olanın:
ihtiyacı yoktur.
Doğurulmayanın:
başlangıcını veren bir üst varlığı yoktur.
Doğurmayanın:
devamını sağlayacak bir nesle ihtiyacı yoktur.

Bu Ayet Tanrı Tasavvurunda Nasıl Bir Sınır Koymaktadır
İhlâs 3, Allah hakkında üç büyük insanî benzetmeyi reddeder:
başlangıç,
soy,
biyolojik devam.
Allah:
bir tanrı ailesinin üyesi değildir.
Bir ilahi soydan gelmez.
Yeni ilahlar meydana getirmez.
Bu, İslam’ın Tanrı anlayışını son derece sade ve radikal hâle getirir:
Mutlak olan birdir ve soy ilişkilerinin dışındadır.

Bir Sonraki Ayette Ne Anlatılacaktır
İhlâs Suresi’nin dördüncü ve son ayetinde şöyle buyrulacaktır:
وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ
Anlam olarak:
“Hiçbir şey O’na denk değildir.”
İlk ayette:
ikinci ayette:
üçüncü ayette:
bildirilmişti.
Son ayet bütün bu ifadeleri tek bir mutlak sonuçta toplayacaktır:
Allah’ın hiçbir dengi yoktur.
Yani:
benzeri,
eşiti,
muadili,
aynı seviyede başka bir varlık
yoktur.
Böylece İhlâs Suresi, Allah’ın mutlak eşsizliğini tamamlayarak sona erecektir.

Sonuç: “Doğurmamış Ve Doğurulmamıştır” İfadesi, Allah’ın Bir Soy Zincirine, Ebeveyne, Çocuğa, Biyolojik Devamlılığa Ya Da Kendisinden Önce Gelen Bir Varlığa Bağlı Olmadığını, O’nun Başlangıçsız, İhtiyaçsız Ve Yaratılmışların Bütün Nesep İlişkilerinden Münezzeh Olduğunu Bildirirken, Ehad Ve Samed Kavramlarını Tamamlayan Son Derece Güçlü Bir Tevhid Ayetidir
İhlâs Suresi’nin üçüncü ayeti yalnız dört kelimeden oluşur:
“Doğurmamış ve doğurulmamıştır.”
Ama bu dört kelime insanlığın Tanrı hakkında kurduğu çok eski tasavvurların büyük bir bölümünü tek cümlede reddeder.
İnsan doğar.
Allah doğurulmaz.
İnsan soyunun içindedir.
Allah’ın soy ağacı yoktur.
İnsan devam etmek için nesle ihtiyaç duyabilir.
Allah’ın çocuğa ihtiyacı yoktur.
İnsan kendi varlığının sebebi değildir.
Allah ise başka bir varlığın meydana getirdiği bir varlık değildir.
Bu nedenle ayet yalnız:
“Allah’ın çocuğu yoktur.”
demekten çok daha büyük bir metafizik çerçeve kurar.
Şunu söyler:
Allah yaratılmışların varoluş biçimine benzemez.
Bu son derece önemlidir.
Çünkü insan Tanrı hakkında düşünürken farkında olmadan kendi özelliklerini büyütüp gökyüzüne taşıyabilir.
Kendisi aile sahibidir.
Tanrı için de aile düşünür.
Kendisi doğmuştur.
Tanrının da bir başlangıcı olduğunu varsayar.
Kendisi devamını çocuklarıyla sağlar.
Tanrı için de benzer bir nesil düşünür.
İhlâs Suresi bütün bu antropomorfik eğilimlerin önüne kısa ama son derece güçlü bir sınır koyar:
Hayır.
Allah:
Ehad’dır.
Allah:
Samed’dir.
Allah:
doğurmamış ve doğurulmamıştır.
Bu üç ifade birlikte düşünüldüğünde İslam’ın Allah anlayışı son derece berraklaşır.
O:
bir türün üyesi değildir.
Bir tanrı ailesinin parçası değildir.
Bir başkasından türememiştir.
Kendisinden başka bir ilah meydana gelmez.
Hiçbir şeye muhtaç değildir.
Belki de bu ayetin insanın kendi hayatına bıraktığı en büyük derslerden biri de şudur:
Yaratılmış olduğunu unutma.
İnsan bazen kendisini:
başlangıçsızmış,
ölümsüzmüş,
her şeye sahipmiş
gibi yaşayabilir.
Oysa insanın bir doğum tarihi vardır.
Bir bedeni vardır.
Bir ailesi vardır.
Bir sonu vardır.
Bu sınırlar insanı değersiz yapmaz.
Tam tersine onun kim olduğunu doğru anlamasını sağlar.
Tevhid yalnız Allah’ı tanımlamaz.
İnsanın da yerini belirler.
Allah:
mutlak.
İnsan:
sınırlı.
Allah:
Samed.
İnsan:
muhtaç.
Allah:
doğurulmamış.
İnsan:
doğmuş.
Ve bir sonraki ayette İhlâs Suresi bütün bu farklılığı tek bir son cümlede mühürleyecektir:
“Hiçbir şey O’na denk değildir.”
Bu finalle birlikte artık yalnız Allah’ın:
birliği,
ihtiyaçsızlığı,
soy ilişkisinden uzaklığı
değil,
bütün varlıklardan mutlak biçimde farklı oluşu ilan edilecektir.
“İnsan kendi başlangıcını unutunca kendisini mutlaklaştırmaya başlar; oysa doğmuş olmak bize sınırlılığımızı, ‘doğurulmamıştır’ sözü ise mutlaklığın yalnız Allah’a ait olduğunu hatırlatır. Tevhid, Allah’ı büyütürken insanı küçültmez; onu gerçek yerine yerleştirir.”
Ersan Karavelioğlu