Müzzemmil Suresi 8. Ayette Rabbinin Adını Anmak Ve Bütün Varlığınla O’na Yönelmek Ne Anlama Gelir
“Allah’ı anmak yalnızca O’nun adını dil ile söylemek değil; kalbi, düşünceyi, iradeyi ve hayatın yönünü bütünüyle O’na çevirmektir.”
Ersan Karavelioğlu
Müzzemmil Suresi’nin 8. ayetinde şöyle buyrulur:
“Rabbinin adını an ve bütün varlığınla O’na yönel.”
Bu ayet, Hz. Muhammed’e yalnızca belirli zamanlarda Allah’ı zikretmesini değil; bütün dikkatini, güvenini, sevgisini ve iradesini Allah’a yöneltmesini emretmektedir.
Önceki ayetlerde gece ibadeti, Kur’an’ın tane tane okunması ve gündüzün yoğun uğraşları anlatılmıştı. Bu ayette ise bütün bu manevi eğitimin merkezinde Allah’ı anmanın ve yalnızca O’na bağlanmanın bulunduğu açıklanmaktadır.
Rabbin adını anmak, Allah’ı hatırlamak ve O’nunla olan bağı canlı tutmak demektir.
Bu anış:
• Allah’ın adını söylemeyi
• O’nun nimetlerini düşünmeyi
• Emirlerini hatırlamayı
• Verdiği sorumlulukları yerine getirmeyi
• Zorluklar karşısında O’na güvenmeyi
• Her davranışta Allah’ın huzurunda olduğunu bilmeyi
kapsar.
Gerçek zikir yalnızca dilin hareketi değil; insanın bütün hayatını etkileyen bilinçli bir yöneliştir.
Rab kelimesi; yaratan, yetiştiren, koruyan, yöneten ve varlığı aşama aşama olgunlaştıran anlamlarını taşır.
Ayetin “Rabbinin adını an” demesi, Hz. Muhammed’e yalnız olmadığını hatırlatmaktadır.
Onu peygamberlik görevine hazırlayan, koruyan ve güçlendiren Allah’tır.
Bu ifade insana da şunu öğretir:
Seni yaratan Allah, hayatın boyunca seni gözeten, eğiten ve doğru yola yönelten Rabbindir.
Hayır. Allah’ın adını anmak belirli zikir ifadelerini söylemeyi kapsar; fakat bununla sınırlı değildir.
İnsan:
• “Allah” diyebilir
• “Sübhanallah” diyebilir
• “Elhamdülillah” diyebilir
• “Allahu ekber” diyebilir
• Dua edebilir
• Kur’an okuyabilir
Ancak Allah’ı anmanın asıl etkisi davranışlarda görülmelidir.
Allah’ı dilinde anan insan, haksızlık yaparken O’nu unutuyorsa zikrin amacı hayatına tam olarak yansımamış demektir.
Kalple zikir, insanın Allah’ın varlığını, yakınlığını, rahmetini ve hesap verme sorumluluğunu iç dünyasında hissetmesidir.
Kalple Allah’ı anan kişi:
• Yalnız olmadığını bilir
• Ümitsizliğe kapılmaz
• Nimetlerin kaynağını düşünür
• Günah karşısında vicdanını dinler
• Zorluklarda Allah’a güvenir
• Başarı karşısında kibirlenmez
Kalbin zikri, dilin söylediği sözün bilinçle desteklenmesidir.
Ayette geçen ifade, Allah’a tam bir bağlılıkla yönelmeyi anlatır.
Bu yöneliş:
• Kalbin Allah’a bağlanması
• İradenin O’nun emirlerine teslim olması
• Güvenin yalnızca O’na dayanması
• İbadetin yalnızca O’nun için yapılması
• Hayatın temel amacının O’nun rızası olması
demektir.
İnsan bedeniyle ibadet ederken kalbi tamamen başka şeylere bağlıysa bütün varlığıyla Allah’a yönelmiş olmaz.
Ayetteki “tebettül” kelimesi; başka bağlardan sıyrılarak bütünüyle bir yöne dönmek, içtenlikle bağlanmak ve kendini bir amaca adamak anlamına gelir.
Allah’a tebettül etmek:
• Putlardan ve sahte otoritelerden uzaklaşmak
• Başkalarının övgüsüne bağımlı olmamak
• Çıkar uğruna doğrulardan vazgeçmemek
• Kalbi Allah’tan uzaklaştıran aşırı bağları sınırlamak
• Samimi biçimde Allah’a yönelmek
demektir.
Bu yöneliş dünyayı tamamen terk etmek değil; dünyanın insanı Allah’tan uzaklaştıran hâkimiyetinden kurtulmaktır.
Hayır. Ayet insanın ailesini, işini, toplumunu ve günlük görevlerini terk etmesini istemez.
Hz. Muhammed Allah’a bütün varlığıyla yönelirken aynı zamanda:
• İnsanlara vahyi anlatıyor
• Ailesiyle ilgileniyor
• Toplumsal sorunları çözüyordu
• Yoksulları koruyordu
• Haksızlıklarla mücadele ediyordu
• İnsanları eğitiyordu
Allah’a yönelmek, dünyadan kaçmak değil; dünya içindeki görevleri Allah’ın istediği ahlakla yerine getirmektir.
Namaz, dua, Kur’an okuma ve diğer ibadetlerin temel amacı Allah’ı anmaktır.
İbadet:
• İnsan ile Allah arasındaki bağı güçlendirir
• Günlük hayatın içinde kaybolmayı önler
• İnsana sorumluluklarını hatırlatır
• Kalbi dünyevi hırslardan temizler
• Nefsi kontrol altına almaya yardımcı olur
Allah’ın anılmadığı, bilinçsizce yapılan ibadet yalnızca şekil hâline gelebilir.
İbadetin ruhu, Allah’ı fark etmek ve O’na yönelmektir.
İnsan günlük hayatın yoğunluğu içinde Allah’ı unutabilir.
Bu unutkanlığa:
• Para kazanma arzusu
• Makam ve itibar isteği
• Sürekli eğlence arayışı
• Sosyal medya ve ekran bağımlılığı
• Gelecek kaygısı
• Aşırı dünya sevgisi
• Kibir ve kendine yeterli olduğunu sanma
sebep olabilir.
Allah’ı unutmak yalnızca O’nun adını söylememek değildir. Allah’ın emirlerini, adaletini ve hesap verme gerçeğini davranışlarda yok saymaktır.
Allah’ı bilinçli biçimde anmak insana manevi bir merkez kazandırır.
İnsan:
• Zorluklar karşısında sabır bulabilir
• Yalnızlık duygusunu azaltabilir
• Korkularıyla daha sağlam yüzleşebilir
• Nimetlerin değerini fark edebilir
• Hatalarını daha açık görebilir
• Öfkesini kontrol edebilir
• Hayatın geçici olduğunu hatırlayabilir
Zikir sorunları sihirli biçimde ortadan kaldırmaz; fakat insanın sorunlar karşısındaki duruşunu güçlendirebilir.
Gerçek zikir insanın ahlakını güzelleştirmelidir.
Allah’ı anan insan:
• Yalan söylemekten kaçınmalı
• Kul hakkına dikkat etmeli
• İnsanları küçümsememeli
• Yetim ve yoksulları gözetmeli
• Öfkesini kontrol etmeli
• Emanete ihanet etmemeli
• Adaletli davranmalıdır
İnsan Allah’ın adını sürekli söyleyip aynı zamanda başkalarına zulmediyorsa zikir ile davranış arasında büyük bir çelişki oluşur.
Zikrin meyvesi güzel ahlaktır.
Yalnızca Allah’a yönelmek, insanın hiçbir sebebi kullanmaması anlamına gelmez.
İnsan:
• Çalışır
• Tedavi olur
• Bilgili kişilere danışır
• Plan yapar
• İnsanlardan yardım alır
• Tedbirlerini uygular
Fakat bütün bunları kesin ve bağımsız güçler olarak görmez.
Sonucun yalnızca kendi kontrolünde olmadığını bilir ve nihai güvenini Allah’a bağlar.
Bu anlayış, çaba ile tevekkülü bir araya getirir.
Allah’a yönelmek, insanlarla bütün ilişkileri kesmek değildir.
Tam tersine Allah’a gerçek anlamda yönelen kişi:
• İnsanlara merhametle davranır
• Başkalarının hakkını korur
• Yardıma ihtiyaç duyana destek olur
• Kibirden uzaklaşır
• Affedici olmaya çalışır
• Toplumun iyiliği için emek verir
Allah sevgisi insan nefretine dönüşmemelidir.
Yaratana yönelmek, yaratılanlara karşı daha sorumlu olmayı gerektirir.
İnsanın kalbi birçok şeye bağlanabilir.
Para, güç, insanların övgüsü, aile, makam, başarı veya sahip olunan eşyalar insanın hayatında aşırı bir yer kaplayabilir.
Bunlar kendi başlarına kötü değildir. Ancak Allah’ın önüne geçirildiğinde insanın gerçek yönünü kaybetmesine yol açabilir.
Tam yöneliş:
• Çıkar ile hakikat arasında hakikati seçmeyi
• İnsanların övgüsü yerine Allah’ın rızasını aramayı
• Rahatlık yerine sorumluluğu tercih etmeyi
• Günah arzusu karşısında irade göstermeyi
gerektirir.
Bu nedenle Allah’a yönelmek sürekli bir iç mücadeledir.
İnsan geleceği, ölümü, yalnızlığı, hastalığı ve kayıpları düşünerek korkabilir.
Allah’ı anmak insana her şeyin kendi kontrolünde olmadığını hatırlatır.
Bu bilinç:
• Kaygıyı tamamen yok etmese bile azaltabilir
• İnsana teslimiyet kazandırabilir
• Elinden geleni yaptıktan sonra güvenmeyi öğretir
• Ölümün mutlak yokluk olmadığını hatırlatır
• Zorluklar içinde umut verir
Allah’a yönelen insan korkularını inkâr etmez; onları daha büyük bir güven duygusu içinde taşımayı öğrenir.
Modern hayat çok hızlı ve dikkat dağıtıcıdır. Ancak insan kısa zamanları bile bilinçli şekilde değerlendirebilir.
Örneğin:
• Sabah birkaç dakika dua edebilir
• Gün içinde bir ayet üzerinde düşünebilir
• Yemeğe başlarken nimetin kaynağını hatırlayabilir
• Bir karar vermeden önce vicdanını sorgulayabilir
• Namazlarını bilinçle kılabilir
• Gece günün muhasebesini yapabilir
• Sahip olduğu nimetler için şükredebilir
Önemli olan zikri yalnızca belirli saatlere sıkıştırmamak; hayatın bütününe yaymaktır.
Evet. İnsan yalnızca Allah’a kul olduğunda başka güçlerin kölesi olmaktan kurtulabilir.
Bu yöneliş insanı:
• İnsanların sürekli onayını aramaktan
• Parayı hayatın tek amacı yapmaktan
• Makam karşısında eğilmekten
• Toplumsal baskılara teslim olmaktan
• Şöhret ve gösteriş bağımlılığından
• Nefsinin sınırsız arzularından
özgürleştirebilir.
Allah’a kulluk, insanın hiçbir değere ve güce mutlak bağımlı olmaması anlamına gelir.
Ayetin ahlaki mesajı, insanın hayatında tek ve sağlam bir yön belirlemesi gerektiğidir.
İnsan:
• İyilik yaparken Allah’ın rızasını gözetmeli
• Haksızlık karşısında çıkarına göre değişmemeli
• İnsanların övgüsü için ibadet etmemeli
• Güçlülerin karşısında hakikatten vazgeçmemeli
• Sözleri ile davranışları arasında uyum kurmalı
• Kalbini geçici değerlere teslim etmemelidir
Bütün varlığıyla Allah’a yönelen insan, doğruluğunu şartlara göre değiştirmemeye çalışır.
Müzzemmil Suresi 8. ayet, Hz. Muhammed’e Rabbinin adını anmasını ve bütün varlığıyla yalnızca O’na yönelmesini emretmektedir.
Ayetin temel mesajı şudur:
İnsan Allah’ı yalnızca diliyle değil; kalbiyle, düşüncesiyle, iradesiyle, güveniyle ve bütün hayatıyla anmalıdır.
Allah’ı anmak:
• O’nun huzurunda olduğunu bilmektir
• Nimetlerine şükretmektir
• Emirlerini davranışa dönüştürmektir
• Zorluklarda O’na güvenmektir
• Günah karşısında vicdanını uyandırmaktır
• Başka güçleri mutlaklaştırmamaktır
• Hayatın yönünü Allah’ın rızasına çevirmektir
İnsan bütün varlığıyla Allah’a yöneldiğinde ibadeti yalnızca belirli saatlerde yapılan bir görev olmaktan çıkar. Çalışması, konuşması, kazancı, sevgisi, sabrı ve insanlarla ilişkisi de bu yönelişin parçası hâline gelir.
“Allah’a gerçek yöneliş, dünyayı terk etmek değil; dünyanın içinde yaşarken kalbi hırsa, kibire, korkuya ve geçici güçlere teslim etmemektir.”
Ersan Karavelioğlu