Müzzemmil Suresi 18. Ayette Göğün Parçalanması Ve Allah’ın Vaadinin Mutlaka Gerçekleşmesi Ne Anlama Gelir
“İnsana sonsuz ve değişmez görünen gökyüzü bile parçalanacaksa, dünyada mutlak ve kalıcı sanılan hiçbir güç gerçekten kalıcı değildir.”
Ersan Karavelioğlu
Müzzemmil Suresi’nin 18. ayetinde şöyle buyrulur:
“Gök onun dehşetiyle parçalanır. Allah’ın vaadi mutlaka yerine gelecektir.”
Bu ayet, kıyamet gününün yalnızca insanlar üzerinde korku oluşturan bir olay olmadığını; gökyüzünün bile mevcut düzenini kaybedeceği büyük bir kozmik dönüşüm olduğunu bildirmektedir.
İnsan dünyada göğü sağlam, uzak ve değişmez görür. Fakat kıyamet günü geldiğinde yeryüzü sarsılacak, dağlar dağılacak ve gökyüzü parçalanacaktır. Böylece yaratılmış hiçbir düzenin sonsuz olmadığı ortaya çıkacaktır.
Ayetin sonunda Allah’ın vaadinin kesinlikle gerçekleşeceğinin belirtilmesi, kıyamet ve hesap gününün bir ihtimal değil, mutlaka yerine gelecek ilahi bir gerçek olduğunu vurgulamaktadır.
Ayette geçen gök, insanın üzerinde gördüğü gökyüzünü ve daha geniş anlamıyla yaratılmış göksel düzeni ifade eder.
Gökyüzü insan için:
• Uzaklığın
• Büyüklüğün
• Düzenin
• Sağlamlığın
• Ulaşılmazlığın
sembolü gibidir.
İnsan yere ait birçok yapının yıkılabileceğini görebilir; fakat gökyüzünü değişmez ve dokunulmaz sanabilir.
Ayet, göğün bile Allah’ın yarattığı ve dilediğinde düzenini değiştireceği bir varlık olduğunu hatırlatmaktadır.
Göğün parçalanması, kıyamet günü mevcut kozmik düzenin bozulmasını ifade eder.
Bu olay:
• Gökyüzünün bugünkü görünümünü kaybetmesi
• Evrenin mevcut dengesinin sona ermesi
• İnsanların alıştığı tabiat kanunlarının değişmesi
• Dünya hayatının kapanması
• Yeni bir yaratılış safhasının başlaması
anlamlarını taşır.
Kur’an’ın farklı ayetlerinde göğün yarılması, çatlaması, dürülmesi ve başka bir şekle dönüşmesi anlatılır.
Bu tasvirler, dünyanın ve göklerin bugünkü hâlinin sonsuz olmadığını göstermektedir.
Ayet, göğün kıyamet günü gerçek bir değişime uğrayacağını bildirmektedir.
Ancak bu olayın tam olarak nasıl gerçekleşeceği insanın bugünkü bilgisiyle bütünüyle açıklanamaz.
İnsan:
• Dünyadaki fiziksel olayları inceleyebilir
• Evrenin yapısı hakkında bilgi edinebilir
• Yıldızların doğuşunu ve ölümünü araştırabilir
• Kozmik değişimler üzerine teoriler geliştirebilir
Fakat kıyamet, mevcut düzenin bütünüyle sona erdiği ilahi bir olaydır.
Ayetin amacı teknik ayrıntı vermek değil; olayın kesinliğini ve büyüklüğünü bildirmektir.
Ayette göğün kıyamet gününün ağırlığı ve dehşeti nedeniyle parçalanacağı ifade edilir.
Bu anlatım, o günün sıradan bir afet olmadığını gösterir.
Kıyamet:
• Yalnızca bir şehrin yıkılması değildir
• Yalnızca yeryüzünün sarsılması değildir
• Yalnızca insanların ölmesi değildir
• Bütün yaratılmış düzenin değişmesidir
Yerin, dağların ve göğün birlikte anılması, kıyametin evrensel boyutunu ortaya koyar.
O gün hiçbir coğrafya, toplum veya varlık mevcut düzen içinde kalamayacaktır.
İnsan her gün başını kaldırdığında göğü aynı yerde görür.
Güneş doğar, batar; ay ve yıldızlar belirli bir düzen içinde görünür. Bu süreklilik insana güven verir.
İnsan gökyüzünden:
• Zamanı hesaplar
• Yönünü bulur
• Mevsimleri anlar
• Yağmur bekler
• Doğanın düzenini gözlemler
Fakat ayet, bu güven duyulan düzenin de yaratılmış ve geçici olduğunu bildirir.
Mutlak güven gökyüzüne değil, gökyüzünün Rabbine bağlanmalıdır.
Önceki ayetlerde yerin ve dağların sarsılacağı bildirilmişti. Bu ayette ise göğün parçalanacağı anlatılır.
Böylece:
• İnsanların üzerinde yaşadığı yer
• Sağlamlığın sembolü olan dağlar
• İnsanların üzerinde gördüğü gök
aynı büyük dönüşüm içinde ele alınır.
Bu sıralama, insanın bütün maddi güven kaynaklarının sona ereceğini gösterir.
Altındaki yer, çevresindeki dağlar ve üzerindeki gök değiştiğinde insanın kaçabileceği hiçbir maddi sığınak kalmayacaktır.
İnsan gökyüzünün büyüklüğünü düşündüğünde kendi küçüklüğünü fark eder.
Fakat Allah:
• Göğü yaratmıştır
• Yıldızları ve gezegenleri düzenlemiştir
• Evrenin ölçüsünü belirlemiştir
• Bu düzeni sürdürmektedir
• Dilediğinde mevcut düzeni sona erdirecektir
Bir şeyi yaratmaya gücü yeten Allah’ın onu değiştirmeye ve yeniden yaratmaya da gücü yeter.
Göğün parçalanması, Allah’ın kudretinin hiçbir yaratılmış düzenle sınırlanamayacağını gösterir.
Ayetin sonunda geçen Allah’ın vaadi, kıyametin gerçekleşmesi, insanların yeniden diriltilmesi ve herkesin hesaba çekilmesiyle ilgilidir.
Bu vaat şunları kapsar:
• Dünya hayatının sona ermesi
• İnsanların yeniden diriltilmesi
• Hesap gününün kurulması
• İyilik ve kötülüklerin karşılığının verilmesi
• Mazlumların haklarının ortaya çıkarılması
• İlahi adaletin tamamlanması
Allah’ın vaadi yalnızca azap değil; iman eden ve güzel işler yapan kişiler için rahmet, bağışlanma ve ödül vaadini de içerir.
İnsan gelecekteki olayları uzak gördüğü için onları ciddiye almayabilir.
Kıyametin hemen gerçekleşmemesi bazı insanlarda:
• Hiç gelmeyeceği düşüncesi
• Hesabın olmayacağı yanılgısı
• Günahı erteleme alışkanlığı
• Tövbenin sürekli geciktirilmesi
• Dünya hayatının sonsuz sanılması
gibi yanlış tutumlar oluşturabilir.
Ayet, bütün bu şüpheleri ortadan kaldırmak için Allah’ın vaadinin kesinlikle gerçekleşeceğini bildirir.
Gecikme, gerçekleşmeyeceği anlamına gelmez.
Kur’an’ın temel anlayışına göre Allah vaadinden dönmez.
İnsanlar:
• Sözlerini unutabilir
• Güçleri yetmediği için yerine getiremeyebilir
• Çıkarları değiştiğinde sözlerinden vazgeçebilir
• Verdikleri vaadi inkâr edebilir
Fakat Allah’ın bilgisi, kudreti ve iradesi sınırsızdır.
Bu nedenle Allah’ın kıyamet, hesap, adalet, rahmet ve karşılık konusundaki vaatleri mutlaka gerçekleşir.
İnsanların inanıp inanmaması bu gerçeği değiştirmez.
Evet. İnsan çoğu zaman hemen gerçekleşmeyen olayları önemsiz görür.
Bir kişi:
• Yaptığı haksızlığın cezasını hemen görmeyebilir
• Uzun süre güçlü kalabilir
• Servetini koruyabilir
• İnsanlar tarafından saygı görebilir
• Hesaptan kurtulduğunu sanabilir
Fakat dünya hayatındaki gecikme nihai adaletin gerçekleşmeyeceğini göstermez.
Ayet, zamanın insan ölçüsüyle değil, Allah’ın belirlediği ölçüyle işlediğini hatırlatır.
1
Kıyamete inanmak insanı yalnızca korkutmamalı; davranışlarını düzeltmeye yöneltmelidir.
Bu inanç kişiyi:
• Adaletli davranmaya
• Kul hakkından sakınmaya
• Tövbesini ertelememeye
• Yalan ve hileden uzaklaşmaya
• Nimetleri paylaşmaya
• Zamanını değerli kullanmaya
• Ölüm ve hesap bilinciyle yaşamaya
çağırır.
Kıyameti kabul edip hayatını hiç değiştirmeyen insan, bu inancın ahlaki anlamını yeterince kavramamış olabilir.
1
İnsan bazen sahip olduğu güç nedeniyle kendisini büyük ve kalıcı sanabilir.
Oysa:
• Gökyüzü parçalanacaktır
• Dağlar savrulacaktır
• Dünya düzeni sona erecektir
• İnsan bedeni ölecektir
• Makamlar ve servetler geride kalacaktır
Böyle bir gerçek karşısında insanın kibirlenmesi anlamsızdır.
Göğün bile kalıcı olmadığı bir dünyada insanın kendisini yenilmez görmesi büyük bir yanılgıdır.
1
Ayet bir bilim kitabındaki fiziksel süreç açıklaması değildir. Kıyametin ilahi ve kozmik boyutunu anlatan vahiy dilidir.
Bilim:
• Evrenin mevcut yapısını inceler
• Gözlemlenebilir olayları araştırır
• Kozmik süreçler hakkında modeller geliştirir
• Yıldızların ve galaksilerin değişimini açıklar
Kur’an ise evrenin yaratılmış, geçici ve Allah’ın iradesine bağlı olduğunu bildirir.
Ayetin temel mesajı, göğün nasıl parçalanacağının teknik ayrıntısından çok, mevcut evren düzeninin sonsuz olmadığıdır.
1
Evet. Kıyamet yalnızca yıkım değil, yeni bir hayatın başlangıcıdır.
Mevcut dünya düzeni sona erdikten sonra:
• İnsanlar yeniden diriltilecek
• Hesap günü kurulacak
• Gizlenen gerçekler açığa çıkacak
• Yeni bir varoluş düzenine geçilecek
• Cennet ve cehennem hayatı başlayacaktır
Bu nedenle göğün parçalanması mutlak yokluk anlamına gelmez.
Eski düzen sona ererken Allah’ın belirlediği yeni düzen başlayacaktır.
1
Dünyada bazı haksızlıklar çözümsüz kalabilir.
Zalim kişiler:
• Hesap vermeden ölebilir
• Başkalarının hakkını yiyebilir
• Güçlerini uzun süre koruyabilir
• Hukuktan kaçabilir
• Mağdurların acısını önemsemeyebilir
Allah’ın vaadinin kesin olması, hiçbir hakkın sonsuza kadar kaybolmayacağını gösterir.
Gökyüzünün bile parçalanacağı gün, insan eliyle kurulmuş bütün haksız düzenler de sona erecektir.
Bu gerçek mağdura, nihai adaletin mutlaka gerçekleşeceği umudunu verir.
1
Modern insan bilim, teknoloji ve ekonomik güç sayesinde dünyayı büyük ölçüde kontrol ettiğini düşünebilir.
Ancak insan:
• Evrenin sonunu engelleyemez
• Ölümü bütünüyle ortadan kaldıramaz
• Geleceği tam olarak bilemez
• Bütün felaketleri durduramaz
• Hesap verme gerçeğinden kaçamaz
Ayet, insanın başarılarını küçümsemez; fakat bu başarıların onu mutlak güç sahibi yapmadığını hatırlatır.
İnsan teknoloji geliştirebilir, fakat yaratıcı olamaz. Düzeni inceleyebilir, fakat onun mutlak sahibi değildir.
1
Müzzemmil Suresi 18. ayet, insanın geçici dünyayı sonsuz sanmaması ve Allah’ın vaadini ciddiye alması gerektiğini öğretir.
İnsan:
• Gücüyle kibirlenmemeli
• Hesap gününü küçümsememeli
• Tövbesini ertelememeli
• Başkalarının hakkını çiğnememeli
• Dünyadaki rahatlığını kurtuluş garantisi saymamalı
• Söz ve davranışlarının karşılığı olacağını bilmelidir
Göğün parçalanacağını bilen insan, dünyadaki küçük üstünlükleri büyük bir gurur sebebi yapmamalıdır.
1
Müzzemmil Suresi 18. ayet, kıyamet gününün dehşetiyle göğün parçalanacağını ve Allah’ın vaadinin mutlaka gerçekleşeceğini bildirmektedir.
Ayetin temel mesajı şudur:
Bugün insana sağlam, değişmez ve sonsuz görünen gökyüzü bile kıyamet gününde mevcut yapısını kaybedecektir. Bu nedenle yaratılmış hiçbir varlık mutlak ve kalıcı değildir.
Göğün parçalanması:
• Evrenin mevcut düzeninin sona ermesini
• Kıyametin büyüklüğünü
• Allah’ın sınırsız kudretini
• Maddi güven kaynaklarının geçiciliğini
• Yeni yaratılışın başlangıcını
anlatır.
Allah’ın vaadinin kesin olması ise:
• Kıyametin mutlaka gerçekleşeceğini
• İnsanların yeniden diriltileceğini
• Herkesin hesaba çekileceğini
• Hiçbir zulmün karşılıksız kalmayacağını
• İyiliklerin kaybolmayacağını
• İlahi adaletin tamamlanacağını
gösterir.
İnsan göğün parçalanacağı günü beklemeden önce kendi kalbindeki kibri parçalamalı, hatalarını düzeltmeli, kul haklarını ödemeli ve Allah’ın vaadine uygun bir hayat yaşamaya çalışmalıdır.
“Gökyüzünün bile parçalanacağı gün geldiğinde insanın elinde yalnızca dünyada biriktirdikleri değil; inancı, adaleti, merhameti ve yaptığı iyilikler kalacaktır.”
Ersan Karavelioğlu