Enfâl Suresi 55. Ayette “Şüphesiz Allah Katında Canlıların En Kötüsü İnkâr Eden ve Artık İman Etmeyen Kimselerdir” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“İnsanı değerli yapan yalnızca yaşaması değil, hakikati gördüğünde ona karşı nasıl bir tavır aldığıdır. Kalp gerçeğe sürekli kapatılırsa insan zamanla kendi vicdanının sesini bile duymamaya başlayabilir.”
Ersan Karavelioğlu
Enfâl Suresi 55. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü inkâr eden ve artık iman etmeyen kimselerdir.”
Bu son derece sert bir uyarıdır.
Fakat ayetin ne söylediğini anlayabilmek için hem bulunduğu bölüme hem de hemen ardından gelen ayetlere bakmak gerekir.
Burada sadece farklı bir inanca sahip olmak üzerinden sıradan insanlara yönelik bir hakaret dili kurulmamaktadır.
Surenin bağlamında Allah’ın ayetlerini ısrarla reddeden, düşmanlığı sürdüren ve anlaşmalarını tekrar tekrar bozan bir tutum eleştirilmektedir.
“Canlıların En Kötüsü” İfadesi Neden Bu Kadar Serttir
Kur’an zaman zaman ahlaki çöküşü anlatırken çok güçlü ifadeler kullanır.Buradaki sertlik insanın biyolojik varlığıyla ilgili değildir.
Asıl mesele insanın kendisine verilen:
aklı,
vicdanı,
iradeyi
ve hakikati değerlendirme imkânını
nasıl kullandığıdır.
İnsan büyük imkânlara sahipken bunları bilinçli biçimde kötülüğün hizmetine verirse sorumluluğu da ağırlaşır.
Ayetteki “Dâbbe” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Arapçada “dâbbe”, yeryüzünde hareket eden canlı anlamına gelen geniş bir kelimedir.İnsanlar da biyolojik açıdan canlı varlıklardır.
Kur’an burada ahlaki bir karşılaştırma yapmaktadır.
Yani:
“Bu insanlar hayvanlardır.”
gibi günlük bir hakaret amacı yoktur.
İfade, insanın sahip olduğu büyük ahlaki kapasiteyi kullanmamasının ne kadar ağır bir düşüş olduğunu anlatır.
Bu Ayet İnsanları Hayvanlaştırıyor mu
Ayeti böyle anlamak doğru olmaz.Kur’an başka yerlerde insanın değerinden, onurundan ve sorumluluğundan söz eder.
Burada eleştirilen şey insanın yaratılışı değil, bilinçli davranışıdır.
İnsan aklına ve vicdanına rağmen:
zulmü,
ihaneti,
inkârda inadı
ve haksızlığı
seçiyorsa, sahip olduğu üstün imkânları yanlış yönde kullanmış olur.
Sert ifade bu ahlaki düşüşe yöneliktir.
“İnkâr Edenler” Kimlerdir
Ayetin bağlamında sadece:“İslam hakkında bilgisi olmayan herkes”
şeklinde geniş bir kategori düşünmek doğru değildir.
Enfâl Suresi’nin bu bölümünde:
vahyi duyan,
Hz. Muhammed’e karşı mücadele eden,
Müslümanlara baskı uygulayan
ve sonraki ayette belirtildiği gibi anlaşmalarını bozan
belirli düşmanlık biçimleri anlatılmaktadır.
Dolayısıyla bağlam, bilinçli ve ısrarlı reddedişe özellikle dikkat çeker.
“Artık İman Etmezler” Ne Demektir
Bu ifade onların o andaki ısrarlı tavrını anlatmaktadır.Hakikate karşı öylesine kapalı hâle gelmişlerdir ki iman etmeye yönelmemektedirler.
Fakat bunu:
“Bu kişilerin tövbe etmesi hiçbir şekilde mümkün değildir.”
şeklinde mutlak bir insan hükmüne dönüştürmek doğru olmaz.
Kur’an’ın önceki ayetlerinde bile düşmanlıktan vazgeçenlere bağışlanma kapısı açılmıştı.
İnsan değişebilir.
Fakat sürekli reddediş, kalbin daha da katılaşmasına yol açabilir.
İnsan Neden Hakikate Kendini Tamamen Kapatabilir
Bunun birçok sebebi olabilir.Kibir...
Çıkar...
Toplumsal statü...
Alışkanlık...
Güç tutkusu...
Öfke...
İnsan bazen bir düşüncenin yanlış olduğunu kabul etmenin hayatında büyük değişiklikler gerektireceğini fark eder.
Bu durumda delili değerlendirmek yerine onu reddetmeye başlayabilir.
Bilmemek ile Bile Bile Reddetmek Aynı Şey midir
Hayır.Bir insan bir şeyi hiç duymamış olabilir.
Yanlış öğrenmiş olabilir.
Gerçekten ikna olmamış olabilir.
Soruları bulunabilir.
Bunlarla, gerçeği fark ettiği hâlde kibir veya çıkar sebebiyle bilinçli biçimde ona karşı çıkmak aynı ahlaki durumda değildir.
Kur’an insanın:
bilgisini,
niyetini
ve imkânlarını
da dikkate alan bir sorumluluk anlayışı ortaya koyar.
Soru Sormak veya Şüphe Duymak İnkâr Sayılır mı
Hayır.İnsan soru sorabilir.
Araştırabilir.
Bazı konularda tereddüt yaşayabilir.
Hatta iman yolculuğunda zor dönemlerden geçebilir.
Kur’an’ın eleştirdiği tavır düşünmek değildir.
Tam tersine Kur’an sık sık düşünmeyi teşvik eder.
Problem, gerçeği araştırmaya hiç niyet etmeden kibirle ve düşmanlıkla kapıları kapatmaktır.
İnsan Kalbini Kendi Davranışlarıyla Katılaştırabilir mi
Evet.İnsan bir yanlışı ilk yaptığında rahatsız olabilir.
Sonra tekrar yapar.
Bir süre sonra alışır.
Daha sonra o yanlışı savunmaya başlayabilir.
Aynı durum hakikati reddetme konusunda da yaşanabilir.
İnsan sürekli:
“Bunu kabul etmeyeceğim.”
derse zamanla karşısındaki delilleri gerçekten değerlendirme yeteneğini zayıflatabilir.
Bu yüzden vicdanın sesini erken dönemde dinlemek önemlidir.

Bu Ayeti Müslüman Olmayan Herkese Hakaret İçin Kullanmak Doğru mudur
Hayır.Bu ayeti farklı inançlara sahip insanları aşağılamak için kullanmak hem ahlaken hem de bağlamsal olarak sorunludur.
Kur’an başka yerlerde Müslümanlarla savaşmayan ve onları yurtlarından çıkarmayan insanlara iyilik ve adaletle davranılmasını yasaklamaz.
Dolayısıyla Enfâl 55’i:
“Dünyadaki bütün Müslüman olmayan insanlar aşağı değerdedir.”
şeklinde okumak Kur’an’ın bütünlüğünü gözden kaçırır.

Bir İnsanın Ahiretteki Kesin Hükmünü Biz Verebilir miyiz
Hayır.Biz insanların görünen davranışlarını değerlendirebiliriz.
Bir davranışa:
“Bu haksızlıktır.”
“Bu ihanettir.”
“Bu yanlıştır.”
diyebiliriz.
Fakat belirli bir kişinin Allah katındaki bütün hesabını bilemeyiz.
Ne kadar bilgiye sahip olduğunu,
kalbindeki niyeti,
son anda nasıl bir dönüş yaşadığını
Allah bilir.
Nihai hüküm O’na aittir.

Ayetin Hemen Sonraki Ayetle Bağlantısı Neden Önemlidir
Enfâl 56’da bu insanların önemli bir özelliği açıklanacaktır:Onlarla anlaşma yapılır.
Fakat onlar anlaşmalarını tekrar tekrar bozarlar.
Üstelik Allah’a karşı sorumluluk da taşımazlar.
Bu nedenle Enfâl 55’i tek başına okuyup bırakmak eksik olabilir.
Bir sonraki ayet, sert ifadenin bağlamındaki davranışlardan birini açık biçimde göstermektedir:
Sürekli ihanet.

Anlaşmaya Sadakat Neden İman ve Ahlakla İlişkilidir
Çünkü söz vermek güven oluşturur.Bir kişi veya topluluk anlaşma yaptığında karşı taraf buna dayanarak karar verir.
Sonra hiçbir haklı gerekçe olmadan sürekli anlaşmayı bozmak güveni yok eder.
Kur’an daha önce de emanete ihanet etmemeyi emretmişti.
Dolayısıyla ahlak yalnızca ibadetlerden ibaret değildir.
Verilen sözü tutmak da büyük bir ahlaki sorumluluktur.

Enfâl 54 ile Enfâl 55 Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
Bir önceki ayette Firavun hanedanı ve geçmiş toplumların:ayetleri yalanladıkları,
zulüm yaptıkları
ve sonunda yaptıklarının sonucuyla karşılaştıkları
anlatılmıştı.
Şimdi ise aynı davranış çizgisini sürdüren insanlar hakkında güçlü bir değerlendirme yapılmaktadır.
Yani mesele yalnızca tarih değildir.
Aynı ahlaki tercih bugün tekrar edilirse insan aynı türden bir manevi düşüşe sürüklenebilir.

İnsan Aklını Kullanmadığında Neden Sorumluluğu Ağırlaşır
Çünkü insana düşünme kapasitesi verilmiştir.Bir davranışın sonucunu değerlendirebilir.
Doğru ile yanlış arasında seçim yapabilir.
Geçmişten ders çıkarabilir.
Vicdanını dinleyebilir.
Bu imkânlar büyük bir nimet olduğu kadar büyük bir sorumluluktur.
Bir insan bunları bilinçli biçimde kötülüğün hizmetine verdiğinde sorumluluğu da artar.

Bu Ayetin Müslümanlara da Bir Uyarısı Var mıdır
Elbette.Kur’an’daki eleştirileri sadece:
“Bunlar başkaları hakkında.”
diye okumak eksik olur.
Müslüman da kendisini sorgulamalıdır.
Ben hakikati çıkarıma ters geldiğinde reddediyor muyum?
Verdiğim sözü tutuyor muyum?
Haksızlığımı savunuyor muyum?
Kendimi dini kimliğim nedeniyle otomatik olarak doğru mu görüyorum?
Bir ayetin doğrudan muhatabı başka bir grup olsa bile taşıdığı ahlaki ders herkesi düşündürebilir.

Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir
Bugün insan bilgiye geçmiş dönemlerden çok daha hızlı ulaşabiliyor.Fakat bilgiye ulaşabilmek, hakikati kabul etmeyi garanti etmiyor.
İnsan yalnızca kendi fikrini destekleyen bilgileri okuyabilir.
Kendisine ters gelen her şeyi reddedebilir.
Sosyal medya bile insanı sürekli kendi düşüncesinin yankısıyla çevreleyebilir.
Böylece kişi:
“Ben araştırıyorum.”
sanırken aslında yalnızca zaten inandığı şeyi doğruluyor olabilir.
Enfâl 55 insanın gerçeğe karşı dürüst kalmasının ne kadar önemli olduğunu düşündürür.

Sonuç: Enfâl Suresi 55. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Enfâl Suresi 55. ayet son derece sert bir ifadeyle, hakikate bilinçli biçimde kapanan ve inkârda ısrar eden insanların ahlaki durumunu eleştirmektedir.“Allah katında canlıların en kötüsü…”
ifadesinin amacı insanları biyolojik olarak aşağılamak değildir.
Asıl mesele insana verilen büyük imkânların nasıl kullanıldığıdır.
İnsana akıl verilmiştir.
Vicdan verilmiştir.
İrade verilmiştir.
Delilleri değerlendirebilme kabiliyeti verilmiştir.
Eğer insan bütün bunları kullanarak adaleti ve hakikati aramak yerine bilinçli biçimde:
zulmü,
ihaneti,
kibri
ve gerçeğe karşı kapanmayı
seçerse, sahip olduğu insanî kapasiteyi kendi eliyle değersizleştirmiş olur.
Fakat bu ayetin başka insanlara hakaret etmek için kullanılması doğru değildir.
Çünkü bizim görevimiz insanları aşağılamak değil, davranışları doğru değerlendirmektir.
Nihai hesabı Allah verir.
Üstelik Kur’an’ın kendisi dönüş kapısını tekrar tekrar açık tutar.
Bu nedenle ayetin en güçlü mesajlarından biri belki de şudur:
İnsan hakikati bir kez reddetti diye değil, ona karşı sürekli kapılarını kapatıp yanlışta ısrar ettikçe büyük bir manevi tehlikeye yaklaşır.
Enfâl 55 bize şu soruyu yöneltmektedir:
Bir gerçek çıkarımıza, alışkanlıklarımıza veya gururumuza ters düştüğünde gerçekten onu değerlendirebiliyor muyuz, yoksa daha düşünmeden reddetmenin yollarını mı arıyoruz?
“İnsan gerçeği bilmediği için yanılabilir; fakat en büyük tehlike, gerçeği artık duymak istemeyecek kadar kendi fikrine kapanmasıdır. Hakikate açık kalmak, yalnızca aklın değil karakterin de sınavıdır.”
Ersan Karavelioğlu