Enfâl Suresi 51. Ayette “İşte Bu, Kendi Ellerinizle Yaptıklarınız Yüzündendir. Şüphesiz Allah Kullarına Zulmedici Değildir” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“İnsan bazen sonucunu yaşadığı şey için herkesi suçlamak ister. Kur’an ise bazı anlarda insanı kendi ellerine baktırır: ‘Bu sonuca giderken sen hangi seçimleri yaptın?’”
Ersan Karavelioğlu
Enfâl Suresi 51. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“İşte bu, kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir. Şüphesiz Allah kullarına zulmedici değildir.”
Bu ayet bir önceki ayette anlatılan ağır sonucun nedenini açıklamaktadır.
Yani karşılaşılan azap keyfî değildir.
Sebepsiz değildir.
Allah’ın kullarına haksızlık yapmasının sonucu değildir.
İnsanın kendi tercihleri ve davranışlarıyla bağlantılıdır.
“Kendi Ellerinizle Yaptıklarınız” Ne Demektir
Bu ifade yalnızca gerçekten elle yapılan işleri anlatmaz.Kur’an dilinde insanın kendi eliyle yaptığı şey, genel olarak kendi iradesiyle gerçekleştirdiği davranış anlamına gelebilir.
Yani:
verdiği kararlar,
işlediği günahlar,
yaptığı zulümler,
tercih ettiği yollar
ve bilinçli davranışları
kastedilmektedir.
İnsan yaptığı seçimlerin sonucuyla karşılaşmaktadır.
Ayet İnsan Sorumluluğunu mu Vurguluyor
Evet.Bu ayetin merkezinde insan sorumluluğu vardır.
İnsan tamamen iradesiz bir varlık değildir.
Tercihler yapar.
İyi ile kötü arasında seçimlerde bulunur.
Bu nedenle Kur’an insanı yalnızca yaptıklarıyla değil, yapmayı tercih ettikleriyle de sorumlu görür.
Enfâl 51 adeta:
“Sonucun sebebini önce kendi tercihlerinizde arayın.”
demektedir.
Allah Madem Her Şeyi Biliyor, İnsan Neden Sorumlu Oluyor
Allah’ın bir insanın ne yapacağını bilmesi, insanı o davranışı yapmaya zorladığı anlamına gelmez.Bilmek başka şeydir.
Zorlamak başka şeydir.
İnsan kendi iradesiyle tercih yapar.
Kur’an da bu nedenle insanı sorumlu tutar.
İlahi bilgi insan iradesini ortadan kaldırmaz.
“Allah Kullarına Zulmetmez” Ne Anlama Gelir
Bu ifade Kur’an’ın temel adalet ilkelerinden biridir.Allah bir insana hak etmediği bir cezayı vermez.
Onun iyiliğini yok saymaz.
Kimseye haksızlık yapmaz.
İnsanın yaptığıyla karşılaştığı sonuç arasında ilahi adalet vardır.
Bu nedenle ahiret hesabının temelinde keyfîlik değil adalet bulunur.
Allah’ın Azap Etmesi Zulüm Sayılmaz mı
Kur’an’ın yaklaşımına göre hayır.Çünkü zulüm, birine hakkı olmayan bir zarar vermek veya hakkını gasp etmek anlamına gelir.
Allah’ın cezası ise yapılan kötülüğün karşılığıdır.
Üstelik Kur’an’da insanlara:
uyarı,
tövbe,
bağışlanma
ve dönüş fırsatı
defalarca sunulur.
Dolayısıyla ceza, sebepsiz bir öfke değil; ısrar edilen kötülüğün adil sonucudur.
İnsan Yaptığı Her Kötülüğün Karşılığını Dünyada Hemen Görür mü
Hayır.Bazı davranışların sonucu hemen ortaya çıkabilir.
Bazıları yıllar sonra ortaya çıkar.
Bazılarının tam karşılığı ise ahirette verilir.
Bir insan haksızlık yaptığı hâlde dünyada rahat yaşayabilir.
Bu, haksızlığının karşılıksız kaldığı anlamına gelmez.
Kur’an nihai adaletin sadece dünya hayatıyla sınırlı olmadığını bildirir.
Başımıza Gelen Her Kötü Olay Kendi Günahımız Yüzünden midir
Hayır.Bu ayeti böyle genellemek doğru değildir.
İnsan hastalanabilir.
Doğal afet yaşayabilir.
Başka insanların zulmüne uğrayabilir.
Bir çocuk acı çekebilir.
Bunların tamamını:
“Kesin kendi günahı yüzünden oldu.”
şeklinde yorumlamak Kur’an’ın bütünlüğüne uymaz.
Enfâl 51’in belirli bir bağlamı vardır:
Bilinçli inkâr, zulüm ve düşmanlık sonucunda gelen ilahi hesap.
O Hâlde Ayeti Günümüzde Nasıl Anlamalıyız
Ayet bize yaşadığımız her sıkıntıyı günahla açıklamayı değil, kendi sorumluluğumuzu sorgulamayı öğretir.Örneğin insan:
yanlış yatırım yapar,
bütün uyarıları görmezden gelir,
sonra zarar eder.
Burada yalnızca kaderi suçlamak yerine kendi kararlarına da bakmalıdır.
Ya da bir ilişkiyi sürekli kırıcı davranışlarla yıpratır.
Sonra ilişkinin bozulmasına şaşırır.
Bazen sonuçların içinde kendi tercihlerimizin payı vardır.
İnsan Neden Kendi Hatasını Kabul Etmekte Zorlanır
Çünkü hata kabul etmek egoyu zorlayabilir.İnsan daha kolay biçimde:
başkasını,
şartları,
kaderi,
ailesini,
toplumu
veya çevresini
suçlayabilir.
Bazen bunların gerçekten etkisi vardır.
Ama bazen insanın kendi payı da büyüktür.
Olgunluk, başkalarının sorumluluğunu görmek kadar kendi sorumluluğunu da kabul edebilmektir.

“Kendi Ellerinizle” İfadesi Bize Öz Eleştiri mi Öğretiyor
Evet.Bu ayet insanı kendi davranışlarına bakmaya çağırır.
Bir sorun yaşadığımızda sadece:
“Bana bunu kim yaptı?”
diye değil,
“Ben bu sonucun oluşmasında ne yaptım?”
diye de sormak gerekir.
Bu ikinci soru daha zordur.
Ama değişim çoğu zaman burada başlar.
Çünkü insan sadece kendi davranışlarını değiştirebilir.

Hata Kabul Etmek İnsanI Zayıf mı Gösterir
Hayır.Tam tersine güçlü bir karakter göstergesi olabilir.
“Burada ben yanlış yaptım.”
demek kolay değildir.
Ama hatasını kabul edebilen insan onu düzeltme şansı kazanır.
Hatasını sürekli savunan kişi ise aynı yanlışın içinde kalabilir.
Öz eleştiri insanın kendisini küçültmesi değil, kendisini geliştirmesidir.

İlahi Adalet ile Merhamet Birbirine Zıt mıdır
Hayır.Allah’ın adaleti ile merhameti birlikte düşünülür.
İnsan kötülük yapar.
Ama tövbe edebilir.
Yanlışından dönebilir.
Bağışlanma isteyebilir.
Bu merhamettir.
Fakat zulümde bilinçli biçimde ısrar edip hiçbir hesabın olmayacağını düşünmek de adaleti anlamsızlaştırırdı.
Kur’an bu iki dengeyi birlikte korur:
Rahmet vardır.
Ama hesap da vardır.

İnsan Tövbe Ederse Yaptıklarının Sonucu Tamamen Ortadan Kalkar mı
Allah katındaki günah bağışlanabilir.Fakat dünyadaki bazı sonuçlar devam edebilir.
Örneğin insan birinin güvenini kırmış olabilir.
Tövbe edebilir.
Ama güvenin yeniden kurulması zaman alabilir.
Bir borç oluşturmuş olabilir.
Tövbe etmesi borcu ortadan kaldırmaz.
Birine zarar vermişse mümkün olduğunca telafi etmesi gerekir.
Tövbe sorumluluktan kaçmak değil, sorumluluğa dönmektir.

Ayet Kaderi Suçlamanın Yanlış Olduğunu mu Söylüyor
Bazı durumlarda evet, bu yönde önemli bir ders çıkarılabilir.İnsan yanlış kararlarının sonucuyla karşılaştığında:
“Kader böyleymiş.”
deyip bütün sorumluluğu üzerinden atamaz.
Kader inancı insanın iradesini ve sorumluluğunu yok etmez.
İnsan:
tercih eder,
çalışır,
ihmal eder,
tedbir alır
ve sonuçlarla karşılaşır.
Kader, sorumsuzluğun bahanesi değildir.

Enfâl 50 ile Enfâl 51 Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
Bir önceki ayette meleklerin inkâr edenlerin canlarını alırken yaşanan ağır sahne anlatılmıştı.Bu ayet hemen ardından o sonucun nedenini açıklar:
“Kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzünden.”
Yani azap rastgele değildir.
İnsan:
“Allah neden bunu yaptı?”
diye sorarken Kur’an:
“Önce onların ne yaptıklarına bak.”
demektedir.
Böylece ilahi adalet özellikle vurgulanmaktadır.

Toplumların da “Kendi Elleriyle” Sonuç Hazırlaması Mümkün müdür
Evet.Bir toplum:
adaleti kaybederse,
yolsuzluğu normalleştirirse,
bilgiyi değersizleştirirse,
liyakatten uzaklaşırsa,
insanlar birbirine güvenmez hâle gelirse
zamanla kendi yapısını zayıflatabilir.
Sonra ortaya çıkan krizin bütün nedenini dışarıda aramak eksik olabilir.
Toplumların da kendi tercihlerinin sonuçları vardır.

Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir
Bugün insanlar yaşadıkları birçok sonuç için dışarıda suçlu arayabiliyor.Bazen haklı olarak...
Çünkü gerçekten bize zarar veren insanlar olabilir.
Ama Enfâl 51 başka bir pencere daha açar:
Kendi payına da bak.
Sağlığını yıllarca ihmal ettin mi?
İlişkilerini sürekli erteledin mi?
Kazancında riskleri görmezden geldin mi?
İnsanların güvenini kırdın mı?
Aynı hatayı tekrar tekrar yaptın mı?
Bu sorular insanı suçlamak için değil, geleceği değiştirebilmek için önemlidir.

Sonuç: Enfâl Suresi 51. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Enfâl Suresi 51. ayet, insanın yaptığı seçimlerle karşılaştığı sonuçlar arasındaki ilişkiyi son derece açık biçimde ortaya koymaktadır.Bir önceki ayette ağır bir ölüm ve azap tablosu anlatılmıştı.
Şimdi Kur’an bunun sebebini açıklıyor:
Bu, kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir.
Ve hemen ardından temel bir ilke geliyor:
Allah kullarına zulmetmez.
Bu iki cümle birlikte çok güçlü bir adalet anlayışı oluşturur.
İnsan seçim yapar.
Davranışlarının sonuçları vardır.
Allah da kimseye haksızlık etmez.
Fakat bu ayetin mesajını hayatımızdaki her acıya:
“Demek ki bunu hak ettin.”
şeklinde uygulamak doğru değildir.
Masum insanların yaşadığı acılar,
imtihanlar,
başkalarının zulmü
ve hayatın doğal zorlukları da vardır.
Asıl ders şudur:
Kendi sorumluluğumuzun bulunduğu yerde ondan kaçmayalım.
Her şeyi başkalarına yüklemeyelim.
Yanlışımız varsa görelim.
Düzeltilebilecek bir şey varsa düzeltelim.
Çünkü insan geçmişte verdiği kararı değiştiremeyebilir.
Ama bir sonraki kararını değiştirebilir.
Enfâl 51 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:
Hayatımızda yanlış giden şeyleri anlatırken başkalarının hatalarını ne kadar kolay sayıyoruz; peki aynı cesaretle kendi payımızı da görebiliyor muyuz?
“İnsan her sonucu seçemez ama birçok sonuca giderken yaptığı seçimlerden sorumludur. Kendi payını görebilmek suçluluk değil olgunluktur; çünkü insan ancak sorumluluğunu kabul ettiği yerde gerçekten değişmeye başlayabilir.”
Ersan Karavelioğlu