Beled Suresi 11. Ayette “Fakat O, Sarp Yokuşa Atılmadı” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Akabe, Zor Olan İyiyi Seçmek, Fedakârlık, Ahlaki Cesaret, Nefisle Mücadele Ve Gerçek Yükseliş Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“İyilik çoğu zaman düz bir ovada yürümek gibi değildir; insanın çıkarını, korkusunu ve bencilliğini aşmasını isteyen sarp bir yokuştur. Değerli olan da çoğu zaman tam bu yüzden zordur.”
Ersan Karavelioğlu
“فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ — Felâktehame’l Akabeh” Ne Demektir
Beled Suresi’nin on birinci ayetinde şöyle buyrulur:
فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ
Anlam olarak:
“Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.”
veya:
“O, sarp geçidi aşmaya girişmedi.”
(Beled Suresi, 90/11)
Bir önceki ayette insana:
“Biz ona iki yolu göstermedik mi?”
denilmişti.
Şimdi ise insanın önündeki yolların yalnız bilinmesinin yeterli olmadığı ortaya çıkar.
Yol gösterildi.
Ama insan zor olan doğru yola girmedi.
“Akabe” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Akabe, aşılması güç:
sarp yokuş,
dik geçit,
zor engel
anlamlarına gelir.
Kelimenin oluşturduğu görüntü çok güçlüdür.
İnsan düz bir yolda rahatça yürüyebilir.
Ama sarp bir yokuş:
çaba,
nefes,
sabır,
kararlılık
ister.
Kur’an ahlaki iyiliği burada kolay ve zahmetsiz bir yürüyüşe değil, aşılması gereken sarp bir geçide benzetir.
“İktehame” Kelimesi Neden Güçlü Bir İfadedir
Ayette kullanılan “iktehame” fiili:
zor bir işe cesaretle girişmek,
bir engelin içine atılmak,
güçlükle aşmak
anlamı taşır.
Yani ayette yalnız:
“Yokuşa çıkmadı.”
denilmiyor.
Adeta:
“O zorlu engelin üzerine cesaretle gitmedi.”
deniyor.
Bu da iyiliğin bazen yalnız iyi niyet istemediğini gösterir.
Cesaret de ister.
İki Yol Gösterildikten Sonra Neden “Sarp Yokuş”tan Söz Ediliyor
- ayette insana iki yol gösterilmişti.
- ayette ise doğru yolun karakteri anlatılmaya başlanır:
Kolay olmayabilir.
Bu son derece gerçekçi bir ahlak anlayışıdır.
Çünkü yanlış olan bazen kısa vadede daha kolaydır.
Yalan söylemek kolay olabilir.
Paylaşmamak kolay olabilir.
Güçsüzü görmezden gelmek kolay olabilir.
Ama doğru olan:
bedel,
emek,
fedakârlık
isteyebilir.
Bu nedenle iki yol eşit derecede rahat değildir.
İyilik Neden Bazen Zordur
Çünkü gerçek iyilik çoğu zaman insanın kendi çıkarıyla çatışabilir.
Birine yardım etmek:
paradan,
zamandan,
konfordan
vazgeçmeyi gerektirebilir.
Doğruyu söylemek:
bir avantajı kaybettirebilir.
Affetmek:
egoyu zorlayabilir.
Hakkı savunmak:
risk doğurabilir.
Bu yüzden ahlak yalnız:
“Doğruyu biliyorum.”
demek değildir.
Asıl sınav:
Doğrunun bedelini ödemeye hazır mıyım?
sorusudur.
Sarp Yokuş İnsanın Mal Sevgisini de Sınar mı
Evet.
Beled Suresi daha önce:
“Yığınla mal harcadım.”
diyen insanı eleştirmişti.
Fakat birazdan sarp yokuşun ne olduğu açıklanırken:
gibi davranışlar sayılacaktır.
Yani mesele mal harcamak değil.
Malı nerede harcadığındır.
Gösteriş için harcamak kolay olabilir.
Ama hiçbir karşılık beklemeden ihtiyacı olana vermek gerçek akabe olabilir.
İnsan Neden Zor Olan İyilikten Kaçabilir
Çünkü insan doğal olarak kolaylığı arayabilir.
Nefsine hoş gelen,
daha az bedel isteyen,
hemen haz sağlayan
seçenekler daha cazip görünebilir.
Örneğin:
kendini savunmak kolaydır,
başkasını anlamak zor olabilir.
Almak kolaydır,
vermek zor olabilir.
Öfkelenmek kolaydır,
öfkesini kontrol etmek zor olabilir.
Bu nedenle sarp yokuş aslında insanın yalnız dış dünyadaki engellerle değil, kendi içindeki dirençlerle de mücadelesidir.
Nefisle Mücadele Bu Ayetin İçinde Nasıl Düşünülebilir
İnsanın içinde:
bencillik,
kibir,
korku,
tembellik,
hırs
gibi eğilimler bulunabilir.
Bunların tamamı insanın her durumda kötü olduğu anlamına gelmez.
Ama kontrolsüz bırakıldığında ahlaki seçimi zorlaştırabilir.
Sarp yokuşa çıkmak bazen:
“Canım istemiyor ama doğru olan bu.”
diyebilmektir.
Bu nedenle ahlaki olgunluk yalnız duygulara göre hareket etmek değil, değerler uğruna arzulara sınır koyabilmektir.
Kolay Olan Her Şey Yanlış, Zor Olan Her Şey Doğru mudur
Hayır.
Bu çok önemli bir ayrımdır.
Bir davranışın zor olması onu otomatik olarak iyi yapmaz.
Aynı şekilde kolay olması da onu kötü yapmaz.
Ayetin anlatmak istediği:
“Ne kadar çok acı çekersen o kadar iyi olursun.”
değildir.
Asıl mesaj:
Bazı yüksek ahlaki davranışların gerçekten bedel ve mücadele gerektirebilmesidir.
Zorluk burada değerli olanın ölçüsü değil, bazen ona ulaşmanın bedelidir.
Başkasının Yükünü Hafifletmek Neden Sarp Yokuş Sayılabilir
Çünkü insan çoğu zaman kendi sorunlarına odaklanır.
Kendi:
ailesi,
geliri,
geleceği,
kaygıları
vardır.
Başkasının yükünü üstlenmek ise insanın kendi merkezinden çıkmasını gerektirir.
Bir açın yemeğini düşünmek,
bir yetimin geleceğini önemsemek,
özgürlüğü elinden alınmış bir insan için fedakârlık yapmak
bencilliğin doğal sınırlarını aşmayı gerektirir.
İşte bu yüzden sosyal merhamet, surenin bakışında yüksek bir ahlaki tırmanıştır.

İnsan İyiliği Düşünüp Yapmadığında Ne Olur
İnsan bazen:
“Yardım etmek lazım.”
der.
Ama yapmaz.
“Bu haksızlık.”
der.
Ama müdahale etmez.
“Bir gün katkı sağlarım.”
der.
Ama sürekli erteler.
Beled 11 tam bu noktaya dokunur.
İnsana iki yol gösterilmiştir.
Sorun bilgide değildir.
Sorun harekete geçmemektir.
Ahlak düşünceyle başlar ama davranışla görünür hâle gelir.

Erteleme Sarp Yokuştan Kaçmanın Bir Biçimi Olabilir mi
Evet.
İnsan zor bir iyiliği doğrudan reddetmek yerine şöyle diyebilir:
“Sonra yaparım.”
Böylece vicdanını tamamen susturmaz ama eylemi de sürekli erteler.
Bir yardım,
bir özür,
bir borcun ödenmesi,
bir yanlışın düzeltilmesi
geleceğe bırakılabilir.
Fakat her erteleme iyiliğin gerçekleşeceğini garanti etmez.
Bazen “sonra”, sarp yokuşa hiç çıkmamanın daha nazik adıdır.

Ahlaki Cesaret Nedir
Ahlaki cesaret, doğru bildiği şeyi bedeli varken de savunabilmektir.
Örneğin:
kalabalığın yanlışına karşı çıkmak,
güçlü birinin haksızlığına itiraz etmek,
kendi çıkarına aykırı olsa bile adil davranmak
ahlaki cesaret gerektirir.
Fiziksel cesaret tehlike karşısında durmayı sağlar.
Ahlaki cesaret ise çıkar ve baskı karşısında vicdanı korumayı sağlar.
Sarp yokuşun temel özelliklerinden biri de budur.

Zor İyilikler İnsanın Karakterini Nasıl Değiştirir
Her zor doğru seçim insanın içinde bir alışkanlık oluşturabilir.
İlk defa paylaşmak zor olabilir.
Sonraki sefer biraz kolaylaşabilir.
İlk defa özür dilemek egoyu zorlayabilir.
Ama bunu öğrenen insan zamanla daha olgun davranabilir.
Bu nedenle sarp yokuş yalnız dışarıdaki hedef değildir.
İnsan o yokuşu çıkarken kendisi de değişir.
Yol yalnız varılacak yeri değil, yürüyeni de dönüştürür.

Neden Bir Sonraki Ayetlerde Açlık Ve Yoksulluk Gündeme Gelecektir
Çünkü Kur’an sarp yokuşu soyut bırakmaz.
“İyi insan olun.”
deyip geçmez.
Birazdan çok somut örnekler verir:
Bu son derece önemlidir.
Ahlak yalnız zihinsel düşünceler değil, gerçek insanların gerçek ihtiyaçlarına verilen cevaplar üzerinden ölçülür.
Sarp yokuşun taşları sosyal sorumluluktan yapılmıştır.

Toplumlar İçin de Bir “Sarp Yokuş” Var mıdır
Bu kavramı toplumsal düzeyde de düşünmek mümkündür.
Bir toplum için:
adaletli hukuk kurmak,
yoksulluğu azaltmak,
güçsüzleri korumak,
eğitime erişimi artırmak
kolay olmayabilir.
Bunlar:
kaynak,
emek,
uzun vadeli politika,
fedakârlık
ister.
Gösterişli projeler bazen daha kolay alkış toplayabilir.
Ama gerçek ahlaki gelişme çoğu zaman sessiz ve zor yatırımlar gerektirir.

Sarp Yokuşu Aşmak Bir Defalık Bir Eylem midir
Hayır.
İnsan hayatında tek bir ahlaki sınav yoktur.
Her dönem yeni yokuşlar çıkabilir.
Gençken başka,
zenginleşince başka,
güç sahibi olunca başka,
yaşlanınca başka.
Bir insan bugün cömert davranabilir ama yarın başka bir konuda kibir sınavıyla karşılaşabilir.
Bu nedenle ahlaki gelişim:
bir kez zirveye çıkmak değil, hayat boyunca yönünü korumaktır.

Beled Suresinin 8, 9, 10 Ve 11. Ayetleri Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Bu dört ayette olağanüstü bir ilerleme vardır:
8. Ayet:
İnsan görür.
9. Ayet:
İnsan ifade eder.
10. Ayet:
İnsan yönü bilir.
11. Ayet:
İnsan bildiğini eyleme dönüştürmedi.
Yani problem artık:
görememek,
konuşamamak
veya
yolu bilmemek
değildir.
Problem:
Doğru olduğu bilinen zor yolu seçmemektir.

Sonuç: İnsan İçin Gerçek Yükseliş Kolay Olanı Seçmek Değil, Zor Olduğu Hâlde Doğru Olanı Yapabilmektir
Beled Suresi’nin on birinci ayetindeki:
“Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.”
ifadesi insan ahlakının merkezine son derece güçlü bir soru bırakır:
Doğru yolu bilmek yetiyor mu?
Hayır.
İnsan doğruyu:
görebilir,
anlatabilir,
hatta başkasına öğretebilir.
Ama kendisi o yolu yürümeyebilir.
İşte sarp yokuş burada başlar.
İnsan:
Gerçek ahlaki yükseliş çoğu zaman alkışların olduğu yerde değil, bedelin olduğu yerde ortaya çıkar.
Ve Beled Suresi bundan sonraki ayette çok etkileyici bir soru sorarak bu sarp yokuşun önemini daha da büyütecektir:
“Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?”
Ardından Kur’an bu büyük metaforu somutlaştıracaktır.
Yani birazdan öğreneceğiz ki gerçek yokuş:
dağları tırmanmak değil,
insanın kendi bencilliğini aşarak başka bir insanın hayatını değiştirebilmesidir.
“İnsanın önündeki en yüksek dağlar bazen taştan değildir; kendi çıkarı, korkusu, kibri ve bencilliğidir. Sarp yokuşu aşmak, başkalarını yenmekten önce insanın kendi içinde kolay olan yanlışa karşı doğru olan zoru seçebilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu