Şems Suresi 1. Ayette “Güneşe Ve Onun Aydınlığına Andolsun” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Güneş, Işık, Hayat, Kozmik Düzen, Bilinç, Hakikat Ve İlahi Yemin Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“Güneş yalnız gökyüzünde doğan bir yıldız değildir; hayatın üzerine her sabah yeniden açılan büyük bir ışık kapısıdır. İnsan bazen dışarıdaki aydınlığa bakarak kendi içindeki karanlığı da fark eder.”
Ersan Karavelioğlu
“وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا — Ve’ş Şemsi Ve Duhâhâ” Ne Demektir
Şems Suresi’nin ilk ayetinde şöyle buyrulur:
وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا
Anlam olarak:
“Güneşe ve onun aydınlığına andolsun.”
(Şems Suresi, 91/1)
Sure çok güçlü bir yeminle başlar.
Yemin edilen ilk unsur:
ve onun:
Kur’an insanın her gün gördüğü fakat çoğu zaman sıradanlaştırdığı büyük bir kozmik gerçeği yeniden dikkatimizin merkezine yerleştirir.
Kur’an Neden Güneşe Yeminle Başlar
Güneş insan hayatının merkezindeki gök cisimlerinden biridir.
Işığı:
günü oluşturur,
ısı sağlar,
bitkilerin yaşam süreçlerini destekler,
yeryüzündeki hayat düzeninin temel koşullarından birini meydana getirir.
İnsan her gün güneşi görür.
Fakat sürekli gördüğü şeyin büyüklüğünü fark etmeyebilir.
Kur’an’ın yemini adeta:
“Her gün gördüğün şeye yeniden bak.”
çağrısıdır.
“Duhâhâ” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayette geçen “duhâ” kelimesi genel olarak:
kuşluk vakti,
güneşin yükselip ışığının belirginleştiği zaman,
parlak gündüz aydınlığı
anlamlarını taşır.
Burada yalnız güneşin kendisi değil, onun ortaya çıkardığı aydınlık da önem kazanır.
Yani dikkat:
kaynağa
ve
kaynağın etkisine
birlikte çevrilir.
Güneş Olmadan Dünya Hayatı Nasıl Değişirdi
Güneş, yeryüzündeki yaşam sistemlerinin temel enerji kaynaklarından biridir.
Bitkiler güneş ışığını kullanarak fotosentez gerçekleştirir.
Bu süreç:
besin zincirlerinin,
oksijen döngüsünün,
ekosistemlerin
önemli temellerinden biridir.
Güneş aynı zamanda dünya ikliminin ve su döngüsünün ana enerji kaynağıdır.
Bu nedenle insan güneşe bakarken yalnız bir ışık küresi değil, hayatın büyük enerji düzenlerinden birini görmektedir.
Güneş İle Hayat Arasındaki Bağ Neden Bu Kadar Derindir
Bir tohum toprağa düşer.
Su alır.
Ama ışıkla buluşmadan gelişiminin temel aşamaları gerçekleşemez.
Bitkiler büyür.
Hayvanlar beslenir.
İnsan yaşamını sürdürür.
Bu zincirin arkasında güneş enerjisinin büyük rolü vardır.
Kur’an’ın güneşe yemin etmesi bu nedenle insana şunu düşündürebilir:
Hayatın sıradan görünen düzeninin arkasında olağanüstü bir denge vardır.
İnsan Neden Güneşin Doğuşundan Bu Kadar Etkilenir
Çünkü güneşin doğuşu yalnız fiziksel bir olay değildir.
İnsan zihninde:
başlangıç,
umut,
uyanış,
yenilenme
çağrışımları oluşturur.
Gece boyunca karanlık olan dünya yavaşça aydınlanır.
Bu nedenle insanlık tarihinde güneşin doğuşu birçok kültürde yeniden başlangıcın sembolü olmuştur.
Şems Suresi de bu güçlü insan deneyimini kozmik bir yeminle açar.
Işık Ve Karanlık Neden İnsan Düşüncesinde Güçlü Sembollere Dönüşmüştür
İnsan ışıkta görür.
Karanlıkta ise görme kapasitesi sınırlanır.
Bu fiziksel gerçek zamanla düşünsel sembollere dönüşmüştür.
Işık:
bilgi,
hakikat,
bilinç
ile ilişkilendirilebilir.
Karanlık ise:
bilgisizlik,
belirsizlik,
gizlilik
ile ilişkilendirilebilir.
Fakat Kur’an’ın buradaki ilk ayeti öncelikle gerçek güneş ve aydınlık üzerine yemin eder.
Metaforik anlamlar bundan sonra düşünsel çağrışım olarak kurulabilir.
Güneşi Görmek İle Hakikati Görmek Arasında Nasıl Bir Bağ Kurulabilir
Güneş ışığı fiziksel nesneleri görünür kılar.
Hakikat de zihinsel anlamda bazı şeyleri görünür hâle getirebilir.
İnsan bazen:
kendisi hakkında,
başkaları hakkında,
hayat hakkında
yanlış varsayımlar içinde yaşayabilir.
Bir gerçek ortaya çıktığında, karanlık bir odada ışığın yanması gibi bazı şeyler aniden belirginleşebilir.
Bu nedenle güneşin aydınlığı insanın hakikati fark etme arzusunu da düşündürebilir.
İnsan Neden Çok Açık Gerçekleri Bile Görmezden Gelebilir
Fiziksel ışık gözün önündeki nesneleri gösterebilir.
Ama zihinsel anlamda görmek daha karmaşıktır.
İnsan:
çıkarı,
korkusu,
alışkanlıkları,
önyargıları
nedeniyle açık bir gerçeği reddedebilir.
Bu yüzden yalnız ışığın varlığı yetmez.
Görmeye istekli olmak da gerekir.
Şems Suresi ilerleyen ayetlerde insan nefsine ve onun ahlaki yönelimlerine geçecektir.
Bu nedenle dış dünyanın ışığından iç dünyanın bilincine doğru bir hareket görülebilir.
Güneş Gücün Sembolü Olarak da Düşünülebilir mi
Evet, çağrışımsal olarak düşünülebilir.
Güneş:
devasa enerji üretir,
dünyayı aydınlatır,
ısıtır.
Ama bütün bu büyüklüğüne rağmen o da evrensel düzenin bir parçasıdır.
Kur’an açısından güneş ilah değildir.
Yaratılmış bir varlıktır.
Bu nokta önemlidir.
Çünkü bazı eski kültürlerde güneş kutsallaştırılmış veya tanrılaştırılmıştır.
Kur’an ise güneşi yaratıcı değil, yaratılmış bir işaret olarak düşündürür.

Güneşin Düzeni İnsana Ölçü Ve Dengeyi Hatırlatır mı
Güneşin dünya üzerindeki etkileri belirli düzenler içinde gerçekleşir.
Gündüz ve gece döngüsü,
mevsimlerin oluşumu,
canlıların biyolojik ritimleri
bu büyük kozmik düzenle ilişkilidir.
İnsan bu düzeni gözlemlediğinde:
ölçü,
denge,
devamlılık
kavramlarını düşünebilir.
Bu da hayatın rastgele görünen yüzünün arkasında çok hassas ilişkiler bulunduğunu hatırlatır.

Güneş İnsana Zamanı Nasıl Hatırlatır
İnsan tarih boyunca zamanı güneşin hareketleri üzerinden ölçmüştür.
Sabah.
Öğle.
Akşam.
Günler.
Mevsimler.
Güneş gökyüzünde ilerledikçe insan hayatından da zaman geçer.
Bu nedenle güneş yalnız ışık kaynağı değil, aynı zamanda insanın fani oluşunu fark ettiği büyük saatlerden biri gibidir.
Her doğuş yeni bir gündür.
Ama aynı zamanda ömrün geçen bir başka parçasıdır.

Her Gün Doğan Güneş Neden İnsan İçin Yeniden Başlama Sembolüne Dönüşebilir
Çünkü gece ne kadar uzun olursa olsun sabah gelir.
Bu fiziksel döngü insan psikolojisinde güçlü bir umut duygusu oluşturabilir.
İnsan:
hata yapmış olabilir,
zor bir dönem yaşamış olabilir,
üzülmüş olabilir.
Yeni gün ona:
“Bugün yeniden başlayabilirsin.”
duygusunu verebilir.
Şems Suresi’nin güneşle başlaması bu yüzden insanda güçlü bir uyanış hissi oluşturur.

Güneşe Bilimsel Olarak Bakmak Manevi Düşünceyi Azaltır mı
Hayır.
Bilim güneşin:
yapısını,
enerji üretimini,
dünya üzerindeki etkilerini
açıklar.
Manevi düşünce ise insanın bu gerçekler karşısında:
hayranlık,
anlam,
varoluş
soruları sormasına yol açabilir.
Bu iki yaklaşım birbirini zorunlu olarak dışlamaz.
Bilim:
“Nasıl?”
sorusuna yoğunlaşabilir.
Din ve felsefe ise:
“Bu bize ne düşündürüyor?”
sorusunu da sorabilir.

Güneş Evrende Çok Büyük müdür, Yoksa Çok Küçük müdür
İnsan ölçeğinde güneş olağanüstü büyüktür.
Fakat evren ölçeğinde güneş, çok sayıdaki yıldızdan yalnız biridir.
Bu durum insan için ilginç bir tevazu dersi oluşturabilir.
Bize devasa görünen bir şey bile daha büyük kozmik düzen içinde yalnızca küçük bir parçadır.
İnsan da benzer biçimde kendisini hayatın merkezi sanabilir.
Oysa evrenin büyüklüğü karşısında insan:
hem çok küçük, hem de bilinç sahibi olması bakımından son derece özel bir varlıktır.

Güneş İnsan Benliği İçin Bir Ayna Gibi Düşünülebilir mi
Metaforik olarak evet.
Güneş dışarıyı aydınlatır.
İnsan ise kendi iç dünyasını aydınlatmak zorundadır.
İçeride:
kibir,
korku,
merhamet,
öfke,
vicdan
vardır.
İnsan dış dünyayı anlamakta çok ilerleyebilir.
Ama kendi nefsini tanımakta zorlanabilir.
Şems Suresi biraz sonra tam da bu noktaya gelecektir:
“Nefse ve onu biçimlendirene…”
Böylece kozmik gözlemden insanın iç dünyasına geçilecektir.

Şems Suresinin Güneşle Başlaması Surenin Ana Mesajına Nasıl Hazırlık Yapar
Şems Suresi ilk bölümünde ardı ardına kozmik yeminler kullanır:
Sonra dikkat insanın içine çevrilir:
nefs.
Bu yapı son derece etkileyicidir.
Sanki önce:
“Dışarıdaki büyük düzene bak.”
denilir.
Sonra:
“Şimdi kendi içindeki düzene bak.”
çağrısı gelir.
Kozmos ile insan ruhu aynı surenin içinde yan yana getirilir.

Beled Suresinden Şems Suresine Geçişte Nasıl Bir Anlam Bağı Kurulabilir
Beled Suresi insanın önüne:
koymuştu.
İyilik ve kötülük arasında seçim yapması istenmişti.
Şems Suresi ise bu seçimin iç dünyadaki temelini incelemeye başlayacaktır.
İnsan neden iyi yolu seçer?
Neden kötüye yönelir?
Nefis nasıl arınır?
Nasıl bozulur?
Bu nedenle Beled’de dışarıdan görülen ahlaki yol, Şems’te insanın içine taşınır.
Şems Suresi adeta:
“Şimdi bu seçimi yapan insanın iç dünyasına bakalım.”
der.

Sonuç: Güneşin Aydınlığı Dış Dünyayı Aydınlatırken Şems Suresi İnsan İçindeki Aydınlık Ve Karanlıkla Yüzleşmeye Hazırlanır
Şems Suresi’nin ilk ayetindeki:
“Güneşe ve onun aydınlığına andolsun.”
ifadesi sureyi büyük bir ışık görüntüsüyle açar.
Güneş:
Fakat surenin asıl hedefi yalnız astronomi değildir.
Kozmik görüntüler insanı daha derin bir soruya hazırlamaktadır:
İnsanın içindeki ışık nedir?
Bir insan dünyayı aydınlatan güneşi görebilir.
Ama:
kendi kibrini,
kendi korkusunu,
kendi bencilliğini
göremeyebilir.
Bu nedenle Şems Suresi dışarıdaki ışığı gösterdikten sonra giderek içerideki ahlaki bilince yaklaşacaktır.
Güneş dünyayı aydınlatır.
Fakat insanın vicdanını aydınlatması için:
akıl,
farkındalık,
ahlaki seçim
gerekir.
Ve bir sonraki ayette gökyüzündeki ikinci büyük görüntü ortaya çıkacaktır:
“Onu takip ettiği zaman aya andolsun.”
Böylece güneşin ardından ay sahneye çıkacak ve ışık, takip, gece, ritim ve kozmik düzen arasındaki ilişki daha da derinleşecektir.
“Güneş her sabah dünyayı aydınlatır; fakat insanın asıl yolculuğu, dışarıdaki ışığı gördükten sonra kendi içindeki karanlığı da fark edebilmesidir. Hakikatin ışığı bazen gökyüzünde değil, insanın kendisiyle yüzleştiği anda doğar.”
Ersan Karavelioğlu