Şems Suresi 5. Ayette “Göğe Ve Onu Bina Edene Andolsun” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Gökyüzü, Kozmik Düzen, Yaratılış, Ölçü, Mimari, Evrenin Yapısı Ve İlahi Kudret Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“Gökyüzüne bakmak yalnız yukarıya bakmak değildir; insanın kendi küçüklüğünü, evrenin büyüklüğünü ve düzenin içindeki hayret duygusunu yeniden fark etmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
“وَالسَّمَاءِ وَمَا بَنَاهَا — Ve’s Semâi Ve Mâ Benâhâ” Ne Demektir
Şems Suresi’nin beşinci ayetinde şöyle buyrulur:
وَالسَّمَاءِ وَمَا بَنَاهَا
Anlam olarak:
“Göğe ve onu bina edene andolsun.”
(Şems Suresi, 91/5)
Önce:
üzerine yemin edilmişti.
Şimdi bakış daha geniş bir çerçeveye taşınır:
ve onun kurulmuş düzeni.
“Semâ” Kelimesi Ne Anlama Gelmektedir
Semâ kelimesi genel olarak:
gök,
gökyüzü,
yukarıda olan
anlamlarını taşır.
İnsan yeryüzünden başını kaldırdığında karşısında uçsuz bucaksız bir alan görür.
Gündüz:
mavi gökyüzünü,
gece:
yıldızları,
gezegenleri,
kozmik derinliği
fark eder.
Kur’an bu büyük görüntüyü sıradanlaştırmamamızı ister.
“Benâhâ” Kelimesi Neden “Bina Etmek” Anlamıyla Kullanılmıştır
Benâ kelimesi:
kurmak,
inşa etmek,
yapı hâline getirmek
anlamlarına gelir.
Bu ifade gökyüzünü sanki büyük bir yapı gibi düşündürür.
Bir bina:
ölçü,
denge,
uyum
gerektirir.
Kur’an da göğün gelişigüzel değil, düzenli ve kurulmuş bir gerçeklik olduğuna dikkat çeker.
“Ve Mâ Benâhâ” İfadesindeki “Mâ” Nasıl Anlaşılmıştır
Bu ifade tefsirlerde farklı şekillerde açıklanmıştır.
Bazı yorumlarda:
“Göğe ve onu bina edene”
şeklinde Allah’ın yaratıcı kudretine vurgu yapılır.
Bazı dilsel açıklamalarda ise ifade:
“Göğe ve onun bina edilişine”
yakın bir anlamla değerlendirilmiştir.
Her iki yaklaşımın merkezinde aynı temel fikir vardır:
Gökyüzünün kurulmuş ve düzenlenmiş oluşu.
Gökyüzü Neden İnsan Üzerinde Bu Kadar Büyük Bir Hayret Uyandırır
Çünkü insan gündelik hayatında küçük ölçeklerle yaşar.
Evler.
Sokaklar.
Şehirler.
Ama gece gökyüzüne baktığında ölçek tamamen değişir.
Yıldızlar devasa uzaklıklardadır.
Galaksiler sayılamayacak kadar çoktur.
Bu görüntü insana kendi varlığının evrendeki yerini yeniden düşündürür.
Hayret bazen bilginin başlangıcıdır.
İnsan önce:
“Bu nedir?”
diye şaşırır.
Sonra anlamaya çalışır.
Bilim Gökyüzü Hakkındaki Hayreti Azaltır mı
Hayır.
Tam tersine çoğu zaman artırır.
Astronomi bize:
yıldızların doğup öldüğünü,
galaksilerin bulunduğunu,
evrenin çok büyük ölçeklerde yapılandığını
gösterir.
Bilmek gizemi yok etmek zorunda değildir.
Bazen ayrıntıyı öğrenmek, görünen düzenin ne kadar büyük olduğunu daha iyi fark ettirir.
Kozmik Düzen Ne Anlama Gelir
Evren tamamen düzensiz bir yığın değildir.
Gök cisimleri:
hareket eder,
çekim kuvvetleriyle etkileşir,
belirli fiziksel yasalar içinde davranır.
Bu düzen insanın:
ölçü,
denge,
kanun
kavramlarını düşünmesine neden olur.
Kur’an açısından bu düzen, yaratılışın anlamsız bir karmaşa olmadığını düşündüren büyük işaretlerden biridir.
Dünya İle Gökyüzü Arasındaki İlişki Neden Önemlidir
Dünya gökyüzünden bağımsız değildir.
Güneş:
enerji sağlar.
Ay:
gelgitler üzerinde etkili olur.
Dünya uzaydaki hareketiyle:
gündüz,
gece,
mevsimler
gibi düzenlerin parçasıdır.
İnsan kendisini yalnızca yeryüzünde yaşayan bir varlık sanabilir.
Oysa hayatımız kozmik ilişkiler ağının içinde gerçekleşir.
Evrenin Büyüklüğü İnsana Tevazu Öğretebilir mi
Evet.
İnsan kendi hayatını çok büyük görebilir.
Kendi sorunlarını,
başarılarını,
statüsünü
evrenin merkezi gibi değerlendirebilir.
Ama gökyüzüne baktığında perspektif değişir.
Dünya bile kozmik ölçekte küçüktür.
İnsan ise dünyanın üzerinde yaşayan çok daha küçük bir varlıktır.
Bu farkındalık:
“Her şey benim etrafımda dönmüyor.”
demeyi öğretebilir.
Evrenin Büyüklüğü İnsanı Değersiz mi Yapar
Hayır.
Küçüklük ile değersizlik aynı şey değildir.
İnsan fiziksel olarak küçüktür.
Ama:
düşünebilir,
soru sorabilir,
evreni inceleyebilir,
ahlaki karar verebilir.
Bu açıdan insanın değeri hacminden değil, bilinç ve sorumluluk taşımasından gelir.
Küçük bir varlığın büyük evreni düşünebilmesi başlı başına olağanüstü bir durumdur.

Gökyüzünün “Bina” Gibi Anlatılması Mimari Bir Çağrışım mı Taşır
Evet.
Bir mimari yapı:
parçaların uyum içinde düzenlenmesini
gerektirir.
Gökyüzü de insan algısında:
katmanlı,
ölçülü,
düzenli
bir yapı görüntüsü oluşturur.
Bu ifade bilimsel bir mimari çizim sunmaz.
Daha çok insanın anlayabileceği güçlü bir benzetmeyle kurulmuşluk ve düzen hissi verir.

Gökyüzü İnsanlık Tarihinde Neden Bilginin Kaynaklarından Biri Olmuştur
İnsanlar çok eski zamanlardan beri gökyüzünü gözlemlemiştir.
Yıldızlardan:
yön bulmuş,
mevsimleri takip etmiş,
takvim oluşturmuş,
denizlerde yolculuk yapmıştır.
Gökyüzü hem:
bilimsel merakın,
hem de:
varoluşsal düşüncenin
kaynağı olmuştur.
İnsan yukarı baktıkça yalnız yönünü değil, kendisini de sorgulamıştır.

Gökyüzü Yön Bulmayı Nasıl Sağlamıştır
Modern teknolojilerden önce insanlar:
güneş,
yıldızlar,
takımyıldızlar
yardımıyla yön belirlemiştir.
Özellikle denizciler ve çöl yolcuları için gökyüzü adeta büyük bir harita olmuştur.
Bu da gökyüzünün yalnız estetik bir görüntü değil, insan hayatında pratik rehberlik sağlayan bir düzen olduğunu gösterir.

İnsan Neden Gökyüzüne Bakarak Varoluş Soruları Sorar
Çünkü gökyüzü sınır duygumuzu zorlar.
İnsan şöyle sorabilir:
Evren neden var?
Ben burada neden bulunuyorum?
Bütün bu düzenin anlamı nedir?
Hayat yalnız rastlantı mı?
Bu soruların tamamı yalnız astronominin değil:
felsefenin,
dinin,
varoluş düşüncesinin
de alanına girer.
Şems Suresi bu hayreti insanın ahlaki iç dünyasına bağlamaya hazırlanmaktadır.

Dış Dünyadaki Düzen İnsanın İç Düzenini Düşündürür mü
Evet.
Sure önce dış dünyayı gösterir:
Biraz sonra insanın:
nefsine
geçilecektir.
Bu geçiş son derece anlamlıdır.
Sanki önce:
“Dışarıdaki düzene bak.”
denir.
Sonra:
“Şimdi kendi içinde hangi düzeni kurduğuna bak.”
sorusu gelir.

İnsan Kendi İç Dünyasını da “İnşa Eder” mi
Metaforik olarak büyük ölçüde evet.
İnsan karakteri bir anda oluşmaz.
Her:
karar,
alışkanlık,
tekrar,
değer
kişiliğin yapısına bir parça ekleyebilir.
Yalan tekrarlandıkça başka bir karakter oluşabilir.
Dürüstlük tekrarlandıkça başka.
Merhamet tekrarlandıkça başka.
Bu nedenle insanın iç dünyası da zamanla kurulan bir yapı gibidir.

Şems Suresinin İlk Beş Ayeti Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Şimdiye kadar sure şöyle ilerlemiştir:
1. Ayet:
2. Ayet:
3. Ayet:
4. Ayet:
5. Ayet:
Böylece bakış:
tek bir gök cisminden
giderek bütün kozmik yapıya genişler.

Bu Ayet Bir Sonraki Ayete Nasıl Hazırlık Yapar
Gökyüzünün ardından doğal olarak:
gelecektir.
Bir sonraki ayette:
“Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun.”
buyrulacaktır.
Böylece Şems Suresi:
yukarıdaki gök
ile
aşağıdaki yer
arasında büyük bir bütünlük kuracaktır.
Sonra sıra insana gelecektir.
Yani anlatı:
Gök → Yer → Nefs
şeklinde giderek insanın merkezine yaklaşacaktır.

Sonuç: Gökyüzü, İnsana Hem Evrenin Büyüklüğünü Hem de Kendi Sorumluluğunun Derinliğini Hatırlatır
Şems Suresi’nin beşinci ayetindeki:
“Göğe ve onu bina edene andolsun.”
ifadesi, insanın gözünü yeryüzünden kaldırıp büyük kozmik düzene yöneltir.
Gökyüzü:
hatırlatır.
Ama bu büyük görüntünün içinde insan için daha derin bir soru vardır:
Bunca düzenin içinde kendi hayatını nasıl kuruyorsun?
Gökyüzünün düzenini inceleyen insan, kendi iç dünyasındaki düzensizliği de fark edebilir.
Evren:
ölçüyle işliyorsa,
insanın hayatı da:
adalet,
ölçü,
denge,
sorumluluk
arayabilir.
Şems Suresi böylece dışarıdaki ihtişamı gösterirken asıl hedefe giderek yaklaşır:
İnsan nefsinin nasıl şekillendiği.
Bir sonraki ayette bakış gökten yere indirilecektir:
“Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun.”
Ve ardından insanın üzerinde yaşadığı dünyanın nasıl hazırlanmış bir hayat alanı olduğu ele alınacaktır.
“Gökyüzüne baktığında insan küçüldüğünü sanabilir; oysa asıl büyüklük, kendi küçüklüğünü fark edecek kadar bilinç sahibi olabilmektir. Evrenin düzenini görmek, insanı kendi hayatında da ölçü ve denge aramaya çağırır.”
Ersan Karavelioğlu