Şems Suresi 3. Ayette “Onu Ortaya Çıkardığı Zaman Gündüze Andolsun” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Gündüz, Aydınlık, Görünürlük, Faaliyet, Hakikat, Bilinç Ve Hayatın Açığa Çıkması Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“Gündüz yalnız karanlığın çekilmesi değildir; görünmeyenin görünür, saklı olanın belirgin, bekleyen hayatın yeniden hareket hâline gelmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
“وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا — Ve’n Nehâri İzâ Cellâhâ” Ne Demektir
Şems Suresi’nin üçüncü ayetinde şöyle buyrulur:
وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا
Anlam olarak:
“Onu ortaya çıkardığı zaman gündüze andolsun.”
(Şems Suresi, 91/3)
Önce:
ardından:
yemin edilmişti.
Şimdi ise:
sahneye çıkar.
Ayet gündüzü yalnız bir zaman dilimi olarak değil, aydınlığı görünür hâle getiren büyük bir kozmik sahne olarak sunar.
“Cellâhâ” Kelimesi Ne Anlama Gelmektedir
Ayette geçen “cellâhâ” fiili:
açığa çıkarmak,
belirginleştirmek,
ortaya koymak,
aydınlatıp görünür hâle getirmek
anlam alanını taşır.
Bu nedenle ayetin verdiği görüntü çok canlıdır.
Gece boyunca örtülü olan dünya, gündüzle birlikte:
renklerini,
şekillerini,
hareketlerini
yeniden gösterir.
Gündüz adeta dünyanın üzerindeki perdeyi kaldırır.
“Onu Ortaya Çıkardığı” İfadesindeki Zamir Neye Dönmektedir
Ayetin yorumunda zamirin neye döndüğü konusunda farklı açıklamalar bulunmuştur.
Yaygın yorumlardan biri, gündüzün güneşi veya onun aydınlığını belirginleştirmesi şeklindedir.
Başka açıklamalarda ise gündüzün dünyayı ve varlıkları açığa çıkarması düşünülür.
Her iki okuma da ayetin temel görüntüsünü korur:
Gündüz, görünürlüğün zamanıdır.
Karanlıkta saklanan ayrıntılar ışıkta belirginleşir.
Gündüz Neden “Görünürlük” İle Bu Kadar Güçlü Biçimde İlişkilidir
Çünkü insan görme duyusunu ışıkla kullanır.
Gündüz geldiğinde:
yollar,
insanlar,
evler,
renkler,
doğa
daha açık biçimde görünür.
Bu fiziksel gerçek, düşünsel olarak da güçlü bir metafor oluşturur:
Aydınlık, saklanan şeyleri görünür hâle getirir.
Hakikat de çoğu zaman benzer şekilde insanın önündeki belirsizliği azaltır.
Gündüz Neden İnsan Hayatının Hareket Zamanıdır
İnsan biyolojik ve toplumsal olarak büyük ölçüde gündüz faaliyet gösteren bir varlıktır.
Gündüz:
çalışma,
üretim,
öğrenme,
seyahat,
sosyal ilişki
için doğal bir zaman oluşturur.
Güneş yükseldiğinde şehirler hareketlenir.
İnsanlar evlerinden çıkar.
Hayat görünür hâle gelir.
Bu yüzden gündüz yalnız ışık değil, eylem ve hareket çağrışımı da taşır.
Aydınlık Bilincin Sembolü Olarak Düşünülebilir mi
Metaforik olarak evet.
İnsan bir konuyu anlamadığında:
“Karanlıkta kaldım.”
diyebilir.
Bir şeyi kavradığında ise:
“Aydınlandı.”
ifadesini kullanabilir.
Bu benzetmeler tesadüf değildir.
Çünkü fiziksel olarak ışık görmeyi sağladığı gibi zihinsel olarak bilgi de anlamayı sağlar.
Gündüz bu nedenle bilinç ve açıklık için güçlü bir sembole dönüşebilir.
Gündüz Her Şeyi Gerçekten Görünür Kılar mı
Fiziksel olarak pek çok şeyi görünür kılar.
Ama ahlaki ve psikolojik anlamda her şey otomatik olarak ortaya çıkmaz.
İnsan gündüz vakti bile:
gerçeği saklayabilir,
yanlış konuşabilir,
kendisini kandırabilir.
Bu nedenle ışığın varlığı ile hakikati kabul etmek aynı şey değildir.
Dışarıdaki gündüz ancak insanın içindeki farkındalıkla birleştiğinde gerçek aydınlanmaya dönüşebilir.
İnsan Kendisini Aydınlıkta Daha Açık Görebilir mi
Evet, metaforik olarak.
İnsan bazen kendi kusurlarını gölgede bırakmayı tercih eder.
Kendisini:
haklı,
iyi,
kusursuz
görmek isteyebilir.
Fakat ciddi bir öz değerlendirme, insanın kendi karanlık taraflarına da ışık tutmasını gerektirir.
Şems Suresi ilerleyen ayetlerde:
nefse
ve onun:
iyilik,
kötülük
kapasitesine geçecektir.
Bu nedenle dış dünyanın aydınlığı, iç dünyanın ahlaki görünürlüğüne hazırlık gibidir.
Gündüzün Gelmesi Hakikatin Er Ya Da Geç Ortaya Çıkmasını mı Hatırlatır
Bu, ayetten doğrudan çıkarılmış zorunlu anlam değildir.
Fakat güçlü bir çağrışım kurulabilir.
Gece bazı şeyleri gizleyebilir.
Gündüz ise onları görünür hâle getirir.
Benzer şekilde:
yalan,
haksızlık,
gizli davranışlar
bir süre saklanabilir.
Ama gerçekler zamanla ortaya çıkabilir.
Bu nedenle gündüz insanın kendisine:
“Gizlenen her şey sonsuza kadar gizli kalır mı?”
sorusunu sordurabilir.
Aydınlık Ve Adalet Arasında Nasıl Bir Bağ Kurulabilir
Adalet çoğu zaman açıklık ister.
Gerçeklerin ortaya çıkarılması,
delillerin görülmesi,
hakların bilinmesi
adaletin gerçekleşmesini kolaylaştırır.
Karanlıkta yapılan haksızlıklar gizli kalabilir.
Aydınlıkta ise sorgulanabilir.
Bu nedenle toplumsal anlamda:
şeffaflık,
hesap verebilirlik,
hakikatin ortaya çıkarılması
aydınlık metaforuyla ilişkilendirilebilir.
Adalet, görünürlükten güç alır.

Gündüz İnsana Zamanın Değerini Nasıl Hatırlatır
Her gündüz sınırlıdır.
Sabah başlar.
Öğle olur.
Akşam yaklaşır.
Sonra biter.
Bu döngü insanın hayatındaki fırsatların da sınırlı olduğunu hatırlatabilir.
Bir gün içinde:
iyilik yapılabilir,
bilgi öğrenilebilir,
bir yanlış düzeltilebilir,
bir insana ulaşılabilir.
Gündüz bu anlamda yalnız saatlerin geçişi değil, kullanılması gereken bir imkândır.

Gündüz Doğadaki Hayatı Nasıl Açığa Çıkarır
Işık arttıkça doğadaki birçok süreç belirginleşir.
Bitkiler güneş ışığını kullanır.
Birçok hayvan aktif hâle gelir.
Kuşlar hareketlenir.
İnsan faaliyetleri başlar.
Gündüz geldiğinde dünya adeta:
sessizlikten faaliyete
geçer.
Bu da ayetin “ortaya çıkarma” görüntüsünü çok canlı hâle getirir.

Gündüzün Her Yerde Aynı Anda Olmaması Ne Düşündürebilir
Dünyanın küresel yapısı ve dönüşü nedeniyle bir yerde gündüzken başka bir yerde gece olabilir.
Bu bize insan bakışının sınırlılığını hatırlatır.
Bizim için:
“Şimdi gündüz.”
dediğimiz anda başka insanlar geceyi yaşamaktadır.
Bu basit gerçek bile insanın kendi bulunduğu noktayı evrenin merkezi sanmaması gerektiğini düşündürür.
Gerçeklik bizim gördüğümüz kadardan büyüktür.

Gündüz İle Çalışma Arasında Kurulan Bağ İnsan Ahlakına Ne Söyleyebilir
Gündüz üretim ve emek için doğal bir zamandır.
Bu nedenle gündüz:
gayret,
sorumluluk,
çalışma
çağrışımı oluşturabilir.
Ancak insanın değeri yalnız üretkenliğiyle ölçülmez.
Dinlenmek de hayatın parçasıdır.
Gece ve gündüzün birlikte varlığı bize:
çalışma kadar dinlenmenin, hareket kadar sükûnetin de gerekli olduğunu
hatırlatır.
Denge, kozmik düzenin önemli bir parçasıdır.

Gündüz İle Önceki Ayetteki Ay Arasında Nasıl Bir Karşıtlık Vardır
İkinci ayette:
vardı.
Üçüncü ayette:
vardır.
Ay özellikle geceyle ilişkilidir.
Gündüz ise açık görünürlüğün zamanıdır.
Bu iki görüntü birbirine karşıt gibi görünür.
Fakat aslında aynı düzenin parçalarıdır.
Şems Suresi karşıtlıkları savaş hâlinde değil, birbirini izleyen kozmik ritimler olarak sunar.

İnsan Hayatında da “Gündüz” Ve “Gece” Dönemleri Olabilir mi
Metaforik olarak evet.
İnsanın bazı dönemleri:
açık,
umutlu,
üretken
olabilir.
Bazı dönemleri ise:
belirsiz,
zor,
sessiz
geçebilir.
Hayat yalnız sürekli aydınlıktan oluşmaz.
Fakat gece nasıl gündüzü tamamen ortadan kaldırmıyorsa, zor dönemler de her zaman kalıcı olmayabilir.
Bu kozmik döngü insana değişimin sürekliliğini hatırlatır.

Şems Suresinin İlk Üç Ayeti Birlikte Nasıl Okunmalıdır
İlk üç ayette çok güzel bir hareket vardır:
1. Ayet:
Işığın kaynağı.
2. Ayet:
Takip ve yansıma.
3. Ayet:
Görünürlük ve açıklık.
Böylece sure:
ışık → yansıma → görünürlük
şeklinde ilerler.
Kozmik düzen giderek daha belirgin hâle gelir.

Bu Ayet Bir Sonraki Ayete Nasıl Hazırlık Yapar
Üçüncü ayette gündüz:
ortaya çıkarır.
Bir sonraki ayette ise:
“Onu örttüğü zaman geceye andolsun.”
denilecektir.
Yani:
Bu iki karşıt hareket peş peşe gelir:
açığa çıkarmak
ve
örtmek.
Böylece Şems Suresi insanı evrendeki büyük karşıtlıklar üzerinden daha sonra anlatacağı:
iyilik ve kötülük,
arınma ve bozulma
karşıtlığına hazırlamaktadır.

Sonuç: Gündüz, Yalnız Dünyayı Değil İnsanın Görme Ve Fark Etme Sorumluluğunu da Hatırlatan Bir Aydınlıktır
Şems Suresi’nin üçüncü ayetindeki:
“Onu ortaya çıkardığı zaman gündüze andolsun.”
ifadesi, gündüzü sıradan bir zaman dilimi olmaktan çıkarır.
Gündüz:
Ama belki de en önemli soru şudur:
Işık varken insan neyi görüyor?
Çünkü görmek yalnız gözün işi değildir.
İnsan:
bir gerçeği görebilir ama kabul etmeyebilir.
Bir haksızlığı görebilir ama sessiz kalabilir.
Bir ihtiyacı görebilir ama yönünü çevirebilir.
Bu nedenle Şems Suresi’nin gündüzü yalnız dış dünyayı aydınlatmaz.
İnsana kendi iç dünyası için de bir ölçü sunar:
Aydınlık sana neyi görünür kıldı ve sen gördüğün şey karşısında ne yaptın?
Gündüzün gerçek anlamı yalnız karanlığın gitmesi değildir.
Görünür hâle gelen hakikat karşısında insanın artık mazeretlerinin azalmasıdır.
Ve bir sonraki ayette bu aydınlığın karşıtı gelecektir:
“Onu örttüğü zaman geceye andolsun.”
Böylece Şems Suresi gündüzün açığa çıkardığı dünyayı bu kez gecenin nasıl örttüğünü anlatacaktır.
“Aydınlık yalnız görmek için değildir; gördüğümüz şey karşısında sorumluluk almak içindir. Çünkü hakikat görünür olduğunda insanın önündeki en büyük soru artık ‘Ne var?’ değil, ‘Ben bunun karşısında ne yapacağım?’ olur.”
Ersan Karavelioğlu