Bakara Suresi 93. Ayette “Hani Sizden Kesin Söz Almış ve Tûr’u Üzerinize Kaldırmıştık: ‘Size Verdiğimiz Kitaba Sımsıkı Sarılın ve Dinleyin.’ Demiştik. Onlar ise ‘Dinledik ve Karşı Geldik’ Dediler. İnkârları Yüzünden Buzağı Sevgisi Kalplerine İşletilmişti. De ki: ‘Eğer Müminseniz, İmanınız Size Ne Kötü Şey Emrediyor!’” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen ‘inanıyorum’ der ama hayatının merkezine başka bir şeyi yerleştirir. Gerçek bağlılık sözde değil, hangi değer uğruna neyi göze alabildiğimizde ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu
Bakara Suresi 93. Ayette Ne Anlatılmaktadır
Bakara Suresi’nin 93. ayeti, İsrailoğullarından alınan ahdi ve bu ahde karşı gösterilen direnci yeniden hatırlatır.
Allah onlara:
“Size verdiğimiz kitaba sımsıkı sarılın ve dinleyin.”
buyurmuştur.
Fakat ayet onların tavrını çok çarpıcı bir ifadeyle aktarır:
“Dinledik ve karşı geldik.”
Ardından buzağı sevgisinin inkârları sebebiyle kalplerine işlendiği belirtilir.
Son bölümde ise güçlü bir ironi vardır:
“Eğer müminseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor!”
Yani ayetin temel meselesi şudur:
İman iddiası ile davranış birbirine zıt hale geldiğinde, o iman iddiasının gerçekliği sorgulanır.
“Sizden Kesin Söz Almıştık” Ne Demektir
Burada yine misak, yani ağır ve bağlayıcı bir ahit söz konusudur.
Bu sıradan bir tavsiye değildir.
İsrailoğulları:
vahye bağlı kalmak,
Allah’ın emirlerini dinlemek,
verilen kitaba sadakat göstermek
konusunda sorumluluk altına girmiştir.
Bu nedenle ayet insanın verdiği sözün ağırlığını hatırlatır.
Bir sözü vermek kolay olabilir.
Fakat:
o sözün gereğini yaşamak başka bir şeydir.
Tûr’un Üzerlerine Kaldırılması Ne Anlama Gelir
Ayet, Tûr Dağı’nın onların üzerine kaldırılmasını anlatır.
Kur’an’ın başka ayetlerinde de bu olay hatırlatılır.
Bu sahne:
ahdin ciddiyetini
gösteren olağanüstü bir ilahi işaret olarak sunulur.
Burada amaç yalnızca korku oluşturmak değildir.
Verilen vahyin:
hafife alınamayacak,
keyfî biçimde seçilemeyecek,
ciddi bir sorumluluk taşıdığı
gösterilir.
“Size Verdiğimiz Kitaba Sımsıkı Sarılın” Ne Demektir
Bu ifade yalnızca kitabı fiziksel olarak elde tutmak anlamına gelmez.
“Sımsıkı sarılmak”:
öğrenmek,
anlamak,
korumak,
uygulamak,
hayata geçirmek
anlamlarını taşır.
Bir kitabı kutsal kabul etmek başka şeydir.
Onun mesajını:
hayatın ölçüsü haline getirmek başka şeydir.
Ayet ikinci anlamı öne çıkarır.
Kutsal Kitaba Saygı Duymak Onu Yaşamak İçin Yeterli midir
Hayır.
Bir insan kitabı:
yüksek bir yere koyabilir,
öpüp başına koyabilir,
güzel şekilde okuyabilir,
onu kutsal sayabilir.
Ama eğer içeriğine uymuyorsa:
fiziksel saygı ahlaki bağlılığın yerine geçmez.
Bakara 93’ün:
“Sımsıkı sarılın.”
emri, kitabın yalnızca sembol değil:
rehber
olmasını gerektirir.
“Dinleyin” Emri Neden Özellikle Verilmiştir
Çünkü gerçek dinleme yalnızca ses duymak değildir.
Bir insan sözleri işitebilir ama onları ciddiye almayabilir.
Kur’an’daki dinleme çoğu zaman:
anlama,
kabul etme,
gereğini yerine getirme
boyutlarını da çağrıştırır.
Bu nedenle:
“Dinleyin.”
emri aslında:
“Duyduğunuz hakikate açık olun.”
anlamına gelir.
“Dinledik ve Karşı Geldik” İfadesi Gerçekten Söylenmiş Bir Cümle midir
Tefsirlerde bu ifade farklı şekillerde değerlendirilmiştir.
Bazı yorumlarda bu söz onların fiilî tavrını özetleyen bir anlatım olarak görülür.
Yani dilleriyle:
“Dinledik.”
deseler bile davranışları:
“İsyan ettik.”
demektedir.
Bu durumda ayet son derece güçlü bir ahlaki ironi kurar:
Söz başka, fiil başka.
İnsanın gerçek cevabı bazen ağzından çıkan değil:
yaşadığı hayattır.
İnsan “Dinledim” Dediği Halde Nasıl İsyan Edebilir
Çünkü bilgi ile irade farklı şeylerdir.
Bir insan neyin doğru olduğunu gayet iyi bilebilir.
Ama:
işine gelmediği,
zor olduğu,
alışkanlığına ters düştüğü,
çıkarını tehdit ettiği
için onu yapmayabilir.
Bu nedenle:
doğruyu bilmek doğruyu yapmak anlamına gelmez.
Bakara 93 insanın bu temel çelişkisini açığa çıkarır.
“Buzağı Sevgisi Kalplerine İşletilmişti” Ne Anlama Gelir
Ayetin en güçlü metaforlarından biri budur.
Buzağı sevgisinin:
kalplerine içirildiği
anlamını taşıyan çok canlı bir ifade kullanılır.
Yani buzağıya bağlılık sıradan bir dış davranış olmaktan çıkmıştır.
İç dünyalarına kadar nüfuz etmiştir.
Bu, insanın bir nesneye veya değere:
aşırı bağlanmasının
ne kadar derinleşebileceğini gösterir.
Sevgi Nasıl Bir İnsanı Hakikatten Uzaklaştırabilir
Sevgi her zaman olumlu değildir.
İnsan yanlış bir şeye de bağlanabilir.
Parayı sevebilir.
Gücü sevebilir.
Statüyü sevebilir.
Bir kişiyi aşırı derecede yüceltebilir.
Bir ideolojiye körü körüne bağlanabilir.
Sevgi:
hakikatin önüne geçtiğinde
insanın değerlendirme gücünü bozabilir.
Bakara 93’teki buzağı sevgisi bunun çok güçlü bir sembolüdür.

Kalbe İşleyen Bir Bağlılık Neden Tehlikelidir
Çünkü insan artık yalnızca bir şeyi kullanmaz.
Kimliğini onunla kurmaya başlar.
Bir düşünce eleştirildiğinde kendisi saldırıya uğramış gibi hisseder.
Bir lider eleştirildiğinde öfkelenir.
Bir alışkanlığı sorgulandığında savunmaya geçer.
Bu durumda nesne ile insan arasında güçlü bir özdeşleşme oluşur.
Hakikat artık dışarıdan değerlendirilemez.
Çünkü kişi:
sevdiği şeyi korumayı gerçeği bulmaktan daha önemli hale getirir.

Buzağı Günümüz İnsanı İçin Sembolik Olarak Ne Anlama Gelebilir
Ayetin tarihsel bağlamındaki buzağı gerçek bir puttur.
Ama düşünsel olarak modern insanın da:
putlaştırdığı değerleri
sorgulamasına yol açabilir.
Para.
Güç.
Şöhret.
Marka.
İdeoloji.
Parti.
Lider.
Kariyer.
Ego.
Bunların kendisi otomatik olarak put değildir.
Fakat insan:
onları hakikatin, ahlakın ve vicdanın üstüne koyduğunda
putlaştırma mantığına yaklaşabilir.

“İnkârları Sebebiyle” İfadesi Neden Önemlidir
Ayet buzağı sevgisinin kalbe yerleşmesini:
inkârla
ilişkilendirir.
Yani burada pasif bir sevgi yoktur.
Hakikate direnç devam ettikçe:
başka bağlılıklar kalpte daha güçlü hale gelmiştir.
Bu önemli bir psikolojik ilkedir.
İnsan bir değeri hayatından çıkardığında boşluk oluşur.
O boşluğu çoğu zaman:
başka bir şey doldurur.
Allah’a bağlılık zayıfladığında başka bağlılıklar mutlaklaşabilir.

İnsan Kalbi Boş Kalabilir mi
İnsan zihni ve kalbi genellikle bir değer merkezi arar.
İnsan bir şeyi hayatının merkezine koyar.
Bu:
Allah olabilir.
Para olabilir.
Aile olabilir.
Güç olabilir.
Kendisi olabilir.
Toplum olabilir.
Bu nedenle tevhidin önemli yönlerinden biri:
insanın nihai bağlılığının merkezini belirlemektir.
Bakara 93’teki buzağı örneği:
yanlış merkezin insanı nasıl dönüştürebileceğini
gösterir.

“Eğer Müminseniz İmanınız Size Ne Kötü Şey Emrediyor” Ne Demektir
Ayetin sonunda çok güçlü bir ironi vardır.
Onlar:
“Biz inanıyoruz.”
iddiasındadır.
Ama davranışları:
putperestlik,
isyan,
ahdi bozma
şeklindedir.
Kur’an bu nedenle adeta şöyle sorar:
“Eğer buna iman diyorsanız, bu nasıl bir iman?”
Yani gerçek iman:
Allah’a isyan etmeyi emreden bir şey olamaz.
Eğer davranış inanç iddiasıyla çelişiyorsa:
iddia sorgulanmalıdır.

İman İnsanın Davranışına Hiç Etki Etmiyorsa Ne Anlama Gelir
Bu çok önemli bir sorudur.
İnsan:
“İnanıyorum.”
diyebilir.
Ama inancı:
dürüstlüğüne,
adaletine,
merhametine,
kararlarına,
ahlakına
hiç yansımıyorsa şu soru doğar:
Bu iman hayatın neresindedir?
Bakara 93, imanı sadece zihindeki bir etiket olmaktan çıkarır.
İmanın insanın:
davranış düzenine dokunması
beklenir.

Bakara 91, 92 Ve 93 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Tablo Ortaya Çıkar
- ayette:
“Biz bize indirilene inanırız.”
denilir.
- ayette:
Musa’nın ardından buzağının ilah edinildiği
hatırlatılır.
- ayette ise:
verilen ahit,
kitaba sımsıkı sarılma emri,
isyan
ve buzağı sevgisi
yeniden gündeme gelir.
Böylece Kur’an aynı soruyu giderek daha güçlü biçimde sorar:
İman iddiası tarihsel ve ahlaki davranışlarla uyuşuyor mu?
Bu son derece önemli bir tutarlılık testidir.

Bakara 93’ten Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir
Belki şöyle özetlenebilir:
Hayatının merkezinde ne varsa, gerçek bağlılığın büyük ölçüde oradadır.
İnsan diliyle bir şey söyleyebilir.
Ama zamanını neye harcıyor?
En çok neyi kaybetmekten korkuyor?
Hangi şey uğruna ilkelerinden vazgeçiyor?
En büyük sevgisi ne?
En büyük korkusu ne?
En büyük amacı ne?
Bunlara bakıldığında insanın:
gerçek değer merkezi
daha iyi görülebilir.
Bu nedenle ayet bize yalnızca:
“Neye inanıyorsun?”
diye sormaz.
Şunu da sorar:
“Kalbine neyi içirdin?”

Son Söz
Bakara 93 Bize “Dilimiz Allah’a İnanırken Kalbimizin Buzağısı Ne?” Diye mi Soruyor
Bakara Suresi 93. ayet insanın iman iddiası ile gerçek bağlılıkları arasındaki farkı olağanüstü güçlü sembollerle ortaya koyar.
Bir tarafta:
Kitaba sımsıkı sarılın.
emri vardır.
Diğer tarafta:
Buzağı sevgisi kalplerine işlenmiştir.
İşte insanın iç çatışması tam burada başlar.
Dil:
“Allah’a inanıyorum.”
diyebilir.
Ama kalp başka bir şeye:
mutlak değer
verebilir.
İnsan Allah’tan söz eder.
Ama bütün hayatını para belirler.
Ahlaktan söz eder.
Ama güç için ahlakını bırakır.
Hakikati savunduğunu söyler.
Ama sevdiği kişi yanlış yaptığında gerçeği görmezden gelir.
Özgürlüğü savunur.
Ama kendi grubunun baskısını haklı çıkarır.
Bu yüzden ayetin sonunda gelen:
“Eğer müminseniz imanınız size ne kötü şey emrediyor!”
sorusu son derece sarsıcıdır.
Çünkü insanın iman iddiasını:
davranışlarıyla karşılaştırır.
Belki de her insanın kendi hayatında bir “buzağı” araması gerekir.
Elbette literal anlamda bir put değil.
Ama uğruna:
adaleti bıraktığı,
doğruyu eğip büktüğü,
vicdanını susturduğu,
başkasına haksızlık yaptığı,
Allah’ın ölçüsünü ikinci plana attığı
bir değer var mı?
Eğer varsa mesele yalnızca:
“Ben neye inanıyorum?”
değildir.
Daha derin soru şudur:
“Ben gerçekte neye kulluk ediyorum?”
Çünkü insanın gerçek mabudu bazen dilinin söylediği değil:
hayatının etrafında döndüğü şeydir.
“İnsan kalbinin merkezine neyi yerleştirirse, hayatının geri kalanı onun çevresinde dönmeye başlar. Bu yüzden en zor iman sorusu ‘Neye inanıyorum?’ değil, ‘Uğruna her şeyi feda edebileceğim şey gerçekten nedir?’ sorusudur.”
Ersan Karavelioğlu