Bakara Suresi 78. Ayette “Onların İçinde Kitabı Bilmeyen Ümmîler Vardır. Bütün Bildikleri Birtakım Kuruntulardan İbarettir; Onlar Yalnızca Zan Ve Tahminde Bulunurlar” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Bilmemek insanı küçük düşürmez; bilmediğinin farkında olmadan zannını bilgi, beklentisini gerçek ve duyduğunu hakikat sanmak insanı yanıltır. Cehaletin en tehlikeli biçimi, kendisini bilgi gibi göstermesidir.”
Ersan Karavelioğlu
Bakara Suresi 78. Ayette Ne Anlatılmaktadır
Bakara Suresi’nin 78. ayeti, önceki ayetlerde eleştirilen bilgiyi tahrif eden ve hakikati gizleyen gruplardan sonra toplumun başka bir kesimine dikkat çeker.
Bu kez söz konusu kişiler vahiy metnini ayrıntılı biçimde bilenler değildir.
Ayet onların içinde:
Kitabı gereği gibi bilmeyen ümmî kimselerin
bulunduğunu söyler.
Bu insanlar bilgilerini sağlam bir kavrayıştan değil:
kuruntulardan, kulaktan dolma düşüncelerden ve zandan
oluşturmaktadır.
Dolayısıyla 75–78. ayetler birlikte okunduğunda iki ayrı bilgi problemi ortaya çıkar:
Bir tarafta:
Gerçeği bilip çarpıtanlar.
Diğer tarafta:
Gerçeği bilmeden zanla hareket edenler.
Kur’an her ikisini de eleştirir.
Ayette Geçen “Ümmî” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Arapçadaki “ümmiyyûn” kelimesi tarihsel bağlama göre farklı nüanslarla açıklanmıştır.
Buradaki temel anlam:
Kitap konusunda yeterli bilgi sahibi olmayan, onu okuyup anlayacak düzeyde eğitim görmemiş veya kitabın gerçek içeriğine vakıf olmayan kimseler
şeklindedir.
Bu nedenle kelimeyi yalnızca modern anlamdaki:
“okuma yazma bilmeyen”
ifadesine indirgemek her zaman yeterli değildir.
Ayetin asıl vurgusu insanların eğitim diploması üzerinde değil:
vahyin içeriğini gerçekten bilip bilmedikleri
üzerindedir.
“Kitabı Bilmezler” İfadesi Ne Demektir
Buradaki “bilmemek” yalnızca kitabın varlığından habersiz olmak değildir.
Bu kişiler kutsal bir kitabın bulunduğunu bilirler.
Dinî bir topluluğun içindedirler.
Bazı hükümleri veya anlatıları da duymuş olabilirler.
Fakat kitabın:
gerçek içeriğini,
bütünlüğünü,
mesajını,
delillerini
sağlam biçimde bilmiyorlardır.
Dolayısıyla önemli bir ayrım ortaya çıkar:
Bir kitaba mensup olmak ile o kitabı bilmek aynı şey değildir.
İnsan bir geleneğin içinde doğabilir.
Ama o geleneğin ne söylediğini hiç araştırmamış olabilir.
Bir Dine Mensup Olmak Onu Bilmek Anlamına Gelir mi
Hayır.
Ayetin üzerinde düşündürdüğü en önemli konulardan biri budur.
İnsan:
Müslüman,
Yahudi,
Hristiyan
veya başka bir geleneğe mensup olabilir.
Ama mensubiyet:
otomatik olarak bilgi üretmez.
Bir insan ailesinden duyduklarını tekrar edebilir.
Toplumunun alışkanlıklarını din zannedebilir.
Kültürel gelenekleri vahiy ile karıştırabilir.
Dolayısıyla:
Kimlik başka, bilgi başka şeydir.
Bu ilke yalnızca ayetin hitap ettiği tarihsel topluluk için değil, bütün dinî topluluklar açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir uyarıdır.
“Birtakım Kuruntulardan Başka Bir Şey Bilmezler” Ne Anlama Gelir
Ayette geçen “emânî” kelimesi:
kuruntular,
temenniler,
boş beklentiler
ve bazı yorumlara göre anlamını kavramadan tekrarlanan sözler
anlamlarını taşıyabilir.
Burada güçlü bir eleştiri vardır.
İnsan gerçek bilgiye sahip olmadığı halde:
inanmak istediği şeyleri gerçek sanabilir.
Yani bilgi boşluğu tarafsız kalmaz.
Çoğu zaman o boşluğu:
beklentiler,
efsaneler,
söylentiler,
grup anlatıları
doldurur.
Böylece kişi:
“Biliyorum.”
zannederken aslında yalnızca:
“Böyle olmasını istiyorum.”
diyor olabilir.
Bilgi İle Kuruntu Arasındaki Fark Nedir
Bilginin bir dayanağı vardır.
Delil.
Gözlem.
Güvenilir kaynak.
Tutarlı akıl yürütme.
Kuruntu ise çoğu zaman kişinin:
gerçek olmasını istediği şeyi doğru kabul etmesidir.
Örneğin:
“Bizim başımıza kötü bir şey gelmez.”
“Biz zaten doğru taraftayız.”
“Bizim grubumuz yanılmaz.”
gibi düşünceler kanıta değil:
aidiyet ve beklentiye
dayanabilir.
Bakara 78 bu nedenle insanı şu soruyla karşılaştırır:
İnandığım şeyin doğru olduğuna dair delilim mi var, yoksa yalnızca doğru olmasını mı istiyorum?
Temenni Nasıl Bilginin Yerini Alabilir
İnsan zihninin güçlü eğilimlerinden biri:
dilekle gerçeği birbirine karıştırmaktır.
Bir şeyin gerçekleşmesini çok istemek, onun gerçekleşeceğine dair kanıt değildir.
Bir fikri çok sevmek, onun doğru olduğunu göstermez.
Bir inancın rahatlatıcı olması da tek başına onun doğruluğunun delili değildir.
Fakat insan bazen:
“Böyle olmasını istiyorum.”
düşüncesini fark etmeden:
“Demek ki böyledir.”
sonucuna dönüştürür.
İşte ayetteki “emânî” kavramı bu açıdan son derece derin bir insan psikolojisine işaret eder.
“Onlar Yalnızca Zanda Bulunurlar” Ne Demektir
Ayetin sonunda çok güçlü bir ifade gelir:
“Onlar yalnızca zan içindedirler.”
Zan, kesin bilgiye dayanmayan kanaattir.
Her zan mutlaka yanlış değildir.
Bir tahmin doğru da çıkabilir.
Fakat sorun şudur:
Tahmin, kesin bilgi yerine konulamaz.
İnsan bir şey hakkında:
“Sanıyorum.”
diyorsa bunun derecesini bilmelidir.
Fakat:
“Sanıyorum” ile “biliyorum” arasındaki sınır kaybolduğunda
yanlış bilgi ortaya çıkar.
İnsan Neden Zannını Gerçek Sanmaya Eğilimlidir
Çünkü belirsizlik rahatsız edicidir.
“Bilmiyorum.”
demek insana zor gelebilir.
Zihin boşluğu doldurmak ister.
Bu nedenle eksik bilgi olduğunda insan:
tahmin eder,
hikâye kurar,
neden üretir,
sonuç çıkarır.
Sonra bu tahmin tekrarlandıkça zihinde:
gerçekmiş gibi yerleşebilir.
Bu nedenle entelektüel olgunluğun en önemli cümlelerinden biri şudur:
“Bilmiyorum.”
Bakara 78’in dolaylı olarak öğrettiği şeylerden biri de budur.
“Bilmiyorum” Diyebilmek Neden Bu Kadar Değerlidir
Çünkü:
“Bilmiyorum.”
demek öğrenmenin başlangıcıdır.
Bilmeyen fakat bilmediğinin farkında olan kişi:
araştırabilir.
Soru sorabilir.
Kaynak okuyabilir.
Yanlışını düzeltebilir.
Ama bilmediği halde bildiğini sanan insan:
öğrenme ihtiyacı hissetmez.
Bu nedenle cehaletin en tehlikeli biçimi bilgisizlik değildir.
Bilgisizliğin bilgi sanılmasıdır.
İnsan bu noktada zihinsel olarak kapanabilir.

Ayet Kulaktan Dolma Din Anlayışını Eleştiriyor mu
Ayetin bağlamından böyle güçlü bir ders çıkarılabilir.
Bir insan din hakkında bilgilerini yalnızca:
“Büyükler böyle söyledi.”
“Ben hep böyle duydum.”
“Herkes böyle biliyor.”
şeklindeki ifadeler üzerine kurarsa ciddi bir risk vardır.
Çünkü toplumda yaygın olan her şey:
vahyin kendisi değildir.
Gelenek ile din,
yorum ile ayet,
rivayet ile kesin bilgi
birbirinden ayrılmalıdır.
Bakara 78 bu nedenle dinî bilgi konusunda:
kaynağa dönme
sorumluluğunu düşündürür.

Çok Tekrar Edilen Bir Şey Doğru Hale Gelir mi
Hayır.
Bir iddia binlerce kez tekrar edilebilir.
Bir toplum onu yüzyıllarca aktarabilir.
Milyonlarca insan ona inanabilir.
Ama bunların hiçbiri tek başına:
iddianın doğru olduğunu kanıtlamaz.
Gerçeklik:
tekrar sayısına,
popülerliğe,
çoğunluğa
bağlı değildir.
Bakara 78’in “zan” eleştirisi bu nedenle bugün de son derece günceldir.
Çünkü modern insan bazen:
çok karşılaştığı bilgiyi doğru bilgi zannedebilir.

Sosyal Medya Çağında Bakara 78 Neden Daha da Düşündürücüdür
Bugün insan tarihte hiç olmadığı kadar fazla bilgiyle karşılaşıyor.
Ama aynı zamanda:
yanlış bilgi,
dedikodu,
yarım bilgi,
bağlamından koparılmış içerik
de olağanüstü hızla yayılıyor.
Bir iddia binlerce kişi tarafından paylaşılabilir.
Sonra insanlar:
“Bu kadar kişi söylüyorsa doğrudur.”
diye düşünebilir.
Fakat paylaşım sayısı:
delil değildir.
Bakara 78’in:
“Onlar ancak zanda bulunurlar.”
uyarısı bu nedenle dijital çağda son derece güçlüdür.

İnançta Sadece Taklit Yeterli midir
İnsan ilk bilgilerini doğal olarak ailesinden ve çevresinden öğrenir.
Bu kaçınılmazdır.
Fakat olgunlaştıkça:
neden inandığını düşünmesi
beklenir.
Sadece:
“Babam böyle inanıyordu.”
“Çevrem böyle söylüyor.”
“Herkes böyle yapıyor.”
demek sağlam bir zihinsel temel oluşturmayabilir.
Bakara 78’in düşündürdüğü önemli ilke şudur:
Miras aldığın inançla yetinme; onun ne söylediğini anlamaya çalış.
Çünkü bilinçli iman ile yalnızca kültürel alışkanlık aynı şey değildir.

Dinî Bilgide Otoriteye Körü Körüne Güvenmenin Riski Nedir
İnsan her konuyu kendisi uzman düzeyinde öğrenemez.
Dolayısıyla güvenilir uzmanlardan yararlanmak gereklidir.
Fakat sorun:
sorgulamadan, kaynak görmeden ve hiçbir ölçüt kullanmadan her söyleneni kabul etmek
olabilir.
Çünkü Bakara 75’te bilgiyi bilen fakat değiştiren kişilerden söz edilmişti.
78’de ise bilgiyi bilmeyen ve zanna uyan insanlar vardır.
Bu ikisi birleştiğinde tehlikeli bir yapı ortaya çıkar:
Bilgiyi çarpıtan otorite + araştırmayan kitle.
Hakikatin bozulması için bundan daha elverişli bir ortam düşünmek zordur.

75 ve 78. Ayetler Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bilgi Sistemi Ortaya Çıkar
Çok önemli bir tablo oluşur.
- ayette:
Bilen fakat tahrif edenler.
- ayette:
Bilmeyen fakat zanla hareket edenler.
Birinci grubun problemi:
dürüstlük eksikliğidir.
İkinci grubun problemi:
bilgi eksikliğidir.
Bu iki problem birleşirse:
Yanlış bilgi yukarıdan üretilir.
Aşağıda sorgulanmadan kabul edilir.
Sonra nesilden nesile aktarılır.
Bir süre sonra insanlar:
Gerçekten nereden geldiğini bilmedikleri fikirleri kutsal hakikat sanmaya başlayabilirler.

Ayet Eleştirel Düşünmenin Önemi Hakkında Ne Söyler
Ayet doğrudan modern anlamda bir eleştirel düşünme teorisi sunmaz.
Fakat temel ilkesi bu yönde çok güçlüdür.
Bir iddia duyduğumuzda şu sorular önemlidir:
Kaynağı nedir?
Gerçekten metinde var mı?
Söylenenle kaynak aynı şeyi mi anlatıyor?
Bu bilgi mi, yorum mu?
Tahmin mi, kesinlik mi?
Bunu neden doğru kabul ediyorum?
Bu sorular şüphecilik olsun diye değil:
zannı bilgiden ayırmak
için sorulur.
Hakikate değer veren insanın sorumluluğu budur.

Bakara 78’den Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir
Belki şu cümleyle özetlenebilir:
Ne bildiğini bilmek kadar, neyi bilmediğini bilmek de bilgeliktir.
İnsan her konuda kesin görüş sahibi olmak zorunda değildir.
Bazı konularda:
“Bilmiyorum.”
demek mümkündür.
Bazılarında:
“Bundan emin değilim.”
denilebilir.
Bazılarında:
“Araştırmam gerekiyor.”
demek en doğru cevaptır.
Bu zayıflık değildir.
Tam tersine:
entelektüel dürüstlüktür.
Çünkü yanlış kesinlik, samimi belirsizlikten daha tehlikeli olabilir.

Son Söz
Bakara 78 Bize “Bildiğimizi Sandığımız Şeylerin Ne Kadarı Gerçek Bilgi?” Diye mi Soruyor
Bakara Suresi 78. ayet insanın bilgiyle ilişkisine son derece güçlü bir ayna tutar.
Bir tarafta kitap vardır.
Diğer tarafta o kitaba mensup insanlar vardır.
Fakat ayet:
Mensubiyetin bilgi anlamına gelmediğini
söyler.
İnsan bir kitabın adını bilir.
Ona saygı duyar.
Onu kutsal kabul eder.
Ama içeriğini bilmiyorsa aradaki boşluk başka şeylerle doldurulabilir:
Kuruntularla.
Temennilerle.
Söylentilerle.
Zanlarla.
Ve en tehlikelisi şudur:
Bu düşünceler zamanla insana bilgi gibi gelebilir.
Bir şey yıllarca duyulmuştur.
Dolayısıyla doğru sanılır.
Bir topluluk buna inanmıştır.
Dolayısıyla sorgulanmaz.
Bir otorite söylemiştir.
Dolayısıyla kaynak aranmaz.
Fakat Bakara 78 bütün bunların önüne çok temel bir ayrım koyar:
Bilmek başka, sanmak başka.
İnsanın zihinsel olgunluğu her konuda kesin cevap vermesiyle ölçülmez.
Bazen en olgun cevap:
“Bilmiyorum.”
olabilir.
Çünkü “bilmiyorum” diyebilen insanın önünde öğrenme kapısı açıktır.
Ama zannını bilgi sanan kişi:
kapıyı kendi eliyle kapatmıştır.
Belki ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Hayatımızda “biliyorum” dediğimiz şeylerin kaçını gerçekten araştırdık; kaçını ise yalnızca uzun zamandır duyduğumuz için doğru kabul ediyoruz?
“Hakikat, insanın ne kadar emin konuştuğuna göre değişmez. Bazen en tehlikeli yanılgı yanlış bilmek değil, zannı bilgi sanacak kadar kendinden emin olmaktır. Gerçek bilgelik, bildiğin kadar bilmediğinin de sınırını görebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu