📖 Bakara Suresi 84. Ayette “Hani Sizden, ‘Birbirinizin Kanını Dökmeyeceksiniz, Birbirinizi Yurtlarınızdan Çıkarmayacaksınız’ Diye Söz Almıştık; Sonra

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,762
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 84. Ayette “Hani Sizden, ‘Birbirinizin Kanını Dökmeyeceksiniz, Birbirinizi Yurtlarınızdan Çıkarmayacaksınız’ Diye Söz Almıştık; Sonra Siz de Bunu Kabul Etmiş ve Buna Şahit Olmuştunuz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Bir toplumu ayakta tutan yalnızca ortak inanç değil, birbirinin hayatına, onuruna ve yurduna dokunmamayı kabul etmiş ortak bir ahlaktır. İnsan verdiği sözü bozduğunda yalnızca karşısındakine değil, kendi kurduğu düzenin temel taşlarına da zarar verir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 84. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 84. ayeti, bir önceki ayette hatırlatılan ahlaki sözleşmenin devamında, İsrailoğullarından alınan iki son derece temel sözü hatırlatır:


Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz.


Ve:


Birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız.


Ayetin sonunda ise onların bu sözleşmeyi yalnızca duymadıkları, aynı zamanda:


kabul ettikleri ve buna şahit oldukları


vurgulanır.


Bu nedenle mesele bilgisizlik değildir.


Ne yapılması gerektiğini biliyorlardır.


Üstelik bunu kabul etmişlerdir.


Asıl sınav:


verilen söze sadık kalıp kalmamaktır.


2️⃣ “Birbirinizin Kanını Dökmeyeceksiniz” Ne Demektir ❓


Bu ifade doğrudan:


insan hayatının dokunulmazlığına


işaret eder.


Kan dökmek, bir insanın hayatına haksız biçimde son vermek veya şiddet uygulamak anlamına gelir.


Kur’an burada toplumun en temel ahlaki sınırlarından birini belirler:


İnsan hayatı keyfî biçimde ortadan kaldırılamaz.


Bir toplumda bu sınır kaybolduğunda güven de kaybolur.


Çünkü insan artık komşusundan, akrabasından veya kendi topluluğundan bile emin olamaz hale gelir.


3️⃣ Neden “Birbirinizin Kanı” Denilmektedir ❓


İfade son derece dikkat çekicidir.


Ayet:


“Başkalarının kanını dökmeyin.”


demek yerine:


“Birbirinizin kanını dökmeyin.”


anlamındaki karşılıklı bir dil kullanır.


Bu ifade topluluğun üyeleri arasında güçlü bir birlik fikri oluşturur.


Birine yapılan saldırı:


yalnızca o kişiye yapılan bir zarar değildir.


Topluluğun tamamının güvenliğine vurulan bir darbedir.


Bu açıdan insan hayatı ortak bir emanet gibi görülmektedir.


4️⃣ Bir İnsanı Öldürmek Neden Yalnızca Bireysel Bir Suç Değildir ❓


Çünkü cinayet yalnızca bir hayatı sona erdirmez.


Bir aileyi etkiler.


Çocukları etkiler.


Anne babayı etkiler.


Toplumsal güveni sarsar.


İntikam duygusu doğurabilir.


Yeni şiddetlerin önünü açabilir.


Bu nedenle bir kişinin kanının dökülmesi bazen:


toplumun tamamına yayılan bir şiddet zinciri


oluşturabilir.


Kur’an’ın bu kadar kesin bir yasak koymasının arkasında insan hayatının bu geniş toplumsal değeri vardır.


5️⃣ “Birbirinizi Yurtlarınızdan Çıkarmayacaksınız” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin ikinci büyük ilkesi:


insanın yurdunda yaşama hakkının korunmasıdır.


Bir insan yalnızca bedeniyle yaşamaz.


Evi vardır.


Mahallesi vardır.


Toprağı vardır.


Ailesi vardır.


Hatıraları vardır.


Bir kişiyi yurdundan zorla çıkarmak, yalnızca fiziksel bir yer değiştirme değildir.


Onun:


hayat düzenini, güven duygusunu ve aidiyetini parçalamaktır.


Bu nedenle sürgün ve zorla yerinden etme ciddi bir ahlaki mesele olarak ele alınır.


6️⃣ İnsan İçin “Yurt” Neden Bu Kadar Derin Bir Kavramdır ❓


Çünkü yurt yalnızca coğrafya değildir.


İnsan yaşadığı yere:


anılarını,


ilişkilerini,


emeğini,


kimliğinin bir bölümünü


bağlar.


Bir ev yalnızca duvar değildir.


Bir şehir yalnızca sokak değildir.


İnsanın geçmişi oradadır.


Bu nedenle zorla yerinden edilmek, insan üzerinde yalnızca ekonomik değil:


psikolojik ve varoluşsal bir yıkım


da oluşturabilir.


Bakara 84, bu nedenle insanın sadece canını değil:


yaşam alanını da koruma altına alan bir ilke


ortaya koyar.


7️⃣ Yaşam Hakkı İle Yurt Hakkının Aynı Ayette Bulunması Ne Gösterir ❓


Bu birliktelik çok anlamlıdır.


İnsanın yaşaması yalnızca:


öldürülmemesi


demek değildir.


Güven içinde yaşayabileceği bir alanının olması da önemlidir.


Yani hayat hakkı:


bedensel güvenlik,


toplumsal güvenlik,


barınma,


aidiyet


gibi boyutlarla birlikte düşünülebilir.


Ayet bu açıdan insan onurunu yalnızca fiziksel varoluşa indirgemez.


8️⃣ “Sizden Söz Almıştık” İfadesi Neden Yeniden Tekrarlanır ❓


Çünkü Kur’an burada ahlaki sorumluluğu sıradan tavsiyeler düzeyinde bırakmaz.


Bu ilkeler:


bir ahdin parçasıdır.


İnsan hayatına dokunmamak.


İnsanları yurtlarından çıkarmamak.


Bunlar “isterseniz yapın” biçiminde sunulan öneriler değildir.


Ahlaki yükümlülüklerdir.


Ve söz verilmiş bir ilkenin ihlali:


yalnızca yanlış davranış değil, sözün bozulmasıdır.


9️⃣ “Sonra Bunu Kabul Etmiştiniz” Ne Demektir ❓


Bu ifade sorumluluğu daha da ağırlaştırır.


Çünkü insanlar:


“Böyle bir şeyden haberimiz yoktu.”


diyemezler.


Sözleşmeyi duymuşlardır.


Kabul etmişlerdir.


Dolayısıyla burada:


bilinçli sorumluluk


vardır.


İnsan bir şeyi yanlışlıkla ihlal ettiğinde başka bir durum oluşabilir.


Ama neyin doğru olduğunu bildiği ve açıkça kabul ettiği halde tersini yapmak:


ahlaki tutarsızlığı


daha belirgin hale getirir.


🔟 “Buna Şahit Olmuştunuz” İfadesi Neden Önemlidir ❓


Ayet onların yalnızca söz vermediğini, aynı zamanda bu sözleşmeye:


şahit olduklarını


vurgular.


Şahitlik, insanın sorumluluğunu güçlendirir.


Bir olayı gördüğünüzde:


“Bilmiyordum.”


demeniz zorlaşır.


Bir sözleşmeye şahit olduğunuzda:


“Böyle bir söz verilmedi.”


diyemezsiniz.


Dolayısıyla burada üç aşama vardır:


Söz alındı.


Kabul edildi.


Şahit olundu.



Bundan sonra yapılacak ihlal:


bilgisizlikten çok bilinçli çelişki


haline gelir.


1️⃣1️⃣ İnsan Neden Açıkça Kabul Ettiği İlkeleri Sonra Çiğner ❓


Çünkü ilke ile çıkar çatıştığında gerçek sınav başlar.


Barış kolayken:


“Şiddet kötüdür.”


demek kolaydır.


Çıkar çatışması başladığında:


aynı sözü korumak zorlaşabilir.


İnsan öfkelendiğinde,


güç kazandığında,


korktuğunda,


grup baskısı altında kaldığında


daha önce savunduğu ilkeleri unutabilir.


Bu nedenle karakter:


söz verirken değil, sözün bedeli ortaya çıktığında


ölçülür.


1️⃣2️⃣ “Bizden Olanlara Dokunmayız” Mantığı Ayetin Ruhu ile Uyumlu mudur ❓


Ayetin tarihsel bağlamında İsrailoğullarının kendi aralarındaki sözleşmesinden bahsedilir.


Fakat Kur’an’ın genel insan hayatı öğretisi, yaşamın değerini yalnızca grup üyeliğine bağlamaz.


İnsan ahlakında büyük bir tehlike şudur:


Kendi grubunun hayatını değerli, diğer grubun hayatını önemsiz görmek.


Bu zihniyet ortaya çıktığında şiddet kolaylaşır.


Çünkü önce karşıdaki insan:


yabancılaştırılır.


Sonra değersizleştirilir.


Sonunda ona zarar vermek normalleşebilir.


Ahlaki olgunluk ise:


karşındaki insanın insanlığını, sana ait olmadığı zaman da görebilmektir.


1️⃣3️⃣ Ayet Zorla Göç Ettirme Ve Sürgün Konusunda Nasıl Düşünülebilir ❓


Ayetin doğrudan bağlamı belirli tarihsel bir sözleşmedir.


Fakat ortaya koyduğu temel ilke:


insanların zorla yurtlarından çıkarılmasının ağır bir haksızlık olabileceğini


düşündürür.


Savaşlar ve çatışmalar sırasında insanlar:


evlerini,


topraklarını,


işlerini,


komşularını,


anılarını


kaybedebilir.


Bu nedenle yerinden edilmenin etkisi yalnızca o anla sınırlı değildir.


Bazen nesiller boyunca süren travmalar meydana getirir.


1️⃣4️⃣ Bir Toplum Şiddeti Normalleştirdiğinde Ne Olur ❓


Şiddet bir kez normalleştiğinde sınırlar hızla değişebilir.


Önce:


“Bu özel durum.”


denilir.


Sonra:


“Onlar hak etti.”


denilir.


Daha sonra:


“Başka yol yok.”


denilir.


Bir süre sonra insanlar eskiden kabul edilemez gördükleri davranışları:


normal savunma yöntemleri


gibi görebilir.


Bu nedenle insan hayatını koruyan kesin ahlaki sınırlar son derece önemlidir.


Bakara 84’teki ahit:


şiddetin normalleşmesine karşı temel bir sınır


olarak okunabilir.


1️⃣5️⃣ Grup Çatışması İnsanları Kendi İlkelerine İhanet Ettirebilir mi ❓


Evet.


İnsanlar barış dönemlerinde evrensel ilkeler savunabilir.


Ama çatışma başladığında:


“Biz” ve “onlar”


ayrımı güçlenebilir.


Sonra insan şöyle düşünebilir:


Biz yaparsak meşru.


Onlar yaparsa suç.


Bizim mağdurumuz önemli.


Onların mağduru önemsiz.


Bu noktada ahlak:


grup çıkarının hizmetçisine


dönüşür.


Bakara 84 ve hemen ardından gelen ayetler bu tür bir çelişkinin ne kadar ciddi olduğunu gösterecektir.


1️⃣6️⃣ İnsan Hakları Açısından Bu Ayet Nasıl Düşünülebilir ❓


Modern insan hakları dili ayetin tarihsel dilinden farklıdır.


Fakat önemli ortak temalar vardır:


Yaşam hakkı.


Güvenlik.


Zorla yerinden edilmeme.



Bu nedenle ayet, insan hayatının ve yaşam alanının korunmasının ne kadar eski ve temel ahlaki meseleler olduğunu gösterir.


İnsanlık modern hukuk sistemlerini kurmadan çok önce de şu soruyla karşı karşıyaydı:


Bir insanın canına ve yurduna hangi hakla dokunulabilir?


Bakara 84 bu soruya çok güçlü bir sınır çizer.


1️⃣7️⃣ Bakara 83 Ve 84 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Ahlak Sistemi Görülür ❓


  1. ayette:

Allah’a kulluk,


anne babaya iyilik,


yetimler,


yoksullar,


güzel söz,


namaz,


zekât


anlatılmıştı.


  1. ayette ise:

kan dökmeme ve insanları yurtlarından çıkarmama


ilkeleri gelir.


Bu iki ayeti yan yana koyduğumuzda dinin çok geniş bir ahlaki çerçevesi ortaya çıkar.


İbadet vardır.


Aile ahlakı vardır.


Yoksulun hakkı vardır.


İletişim ahlakı vardır.


Yaşam hakkı vardır.


Toplumsal güvenlik vardır.


Yani din:


hayatın yalnızca bir bölümüne değil, insan ilişkilerinin bütününe dokunan bir sorumluluk düzeni


olarak sunulur.


1️⃣8️⃣ Bakara 84’ten Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


İlkelerini yalnızca sakin zamanlarda değil, çatışma anlarında da koru.


İnsan barış içinde:


“Kimseye zarar vermem.”


diyebilir.


Ama öfkelendiğinde?


Çıkarı tehdit edildiğinde?


Karşı taraf kendisinden olmadığında?


Çoğunluk şiddeti desteklediğinde?


Asıl ahlaki sınav burada başlar.


Çünkü ilke:


işimize geldiğinde uyguladığımız bir kural değil, işimize gelmediğinde de koruduğumuz bir sınırdır.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 84 Bize “Bir Toplum Kendi İnsanının Canını Ve Yurdunu Koruyamıyorsa Hangi Ahlaktan Söz Edebilir?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 84. ayet iki son derece temel sınır koyar:


Kan dökmeyin.


İnsanları yurtlarından çıkarmayın.



Bu iki emir ilk bakışta son derece açık görünür.


Ama insanlık tarihi bize gösterir ki en açık ahlaki ilkeler bile çıkar çatışması başladığında unutulabilir.


İnsanlar barış zamanında hayatın kutsallığından söz eder.


Sonra savaş gelir.


Öfke gelir.


Korku gelir.


Propaganda gelir.


Grup kimliği güçlenir.


Ve bir süre sonra insan karşısındakini:


insan olarak değil, düşman kategorisinin bir parçası olarak


görmeye başlayabilir.


İşte büyük tehlike tam burada başlar.


Çünkü bir insanı öldürmeden önce çoğu zaman onun insanlığını zihinde küçültmek gerekir.


Bir aileyi yurdundan çıkarmadan önce:


“Onların burada olmaya hakkı yok.”


hikâyesini kurmak gerekir.


Şiddet çoğu zaman eylemden önce:


dilde ve zihinde başlar.


Bakara 84 bu nedenle yalnızca eski bir sözleşmenin maddelerini hatırlatmaz.


İnsanın bütün çağlardaki en temel ahlaki sınırlarını sorar:


Can gerçekten dokunulmaz mı?


Yoksa yalnızca bizim taraftakilerin canı mı değerlidir?


Yurt gerçekten bir hak mıdır?


Yoksa güç sahibi olan istediğini yerinden edebilir mi?


Ve en önemlisi:


İlkelere gerçekten inanıyor muyuz, yoksa yalnızca bize zarar verilmediği sürece mi onları savunuyoruz?


Ayetin sonunda:


“Siz bunu kabul etmiş ve buna şahit olmuştunuz.”


denilmesi bu yüzden çok ağırdır.


Çünkü insanın en büyük ahlaki çelişkilerinden biri şudur:


Doğruyu bilmek, doğruyu savunmak ve doğruyu uygulamak üç farklı şeydir.


Belki Bakara 84’ün bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru da budur:


Bir ilkeyi gerçekten ilke yapan şey, herkes sakin olduğunda söylenmesi mi; yoksa çıkarımıza aykırı olduğunda bile korunması mı?


“Barış zamanında insan hayatını savunmak kolaydır. Ahlakın gerçek sınavı, öfke yükseldiğinde ve karşındaki sana ait olmadığında başlar. Çünkü bir ilke, yalnızca dostuna uygulanıyorsa ilke değil, tercihtir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt