📖 Bakara Suresi 89. Ayette “Kendilerine Allah Katından, Ellerindekini Doğrulayan Bir Kitap Geldiğinde, Daha Önce İnkâr Edenlere Karşı Onunla Zafer

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,762
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 89. Ayette “Kendilerine Allah Katından, Ellerindekini Doğrulayan Bir Kitap Geldiğinde, Daha Önce İnkâr Edenlere Karşı Onunla Zafer İstiyor Olmalarına Rağmen, Tanıdıkları Hakikat Kendilerine Gelince Onu İnkâr Ettiler. Allah’ın Lâneti İnkârcıların Üzerine Olsun” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan bazen gerçeği gelmeden önce ister, hatta onun geleceğini savunur; fakat hakikat kendi beklentisine uymayan bir biçimde karşısına çıktığında onu reddedebilir. Sorun bazen hakikatin eksikliği değil, insanın hakikatin nasıl gelmesi gerektiğine dair kurduğu senaryodur.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 89. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 89. ayeti, önceki ayetlerde eleştirilen hakikati bilme fakat ona direnme temasını daha da derinleştirir.


Ayetin anlattığı tablo son derece çarpıcıdır.


Ehl-i Kitap’tan bazı kişiler daha önce gelecek bir peygamber ve vahiy konusunda beklenti taşıyor, hatta inkârcılara karşı bununla üstünlük umuyorlardı.


Sonra Allah katından:


ellerindeki vahyi doğrulayan bir kitap


gelir.


Fakat bekledikleri hakikat gerçekten ortaya çıktığında:


onu inkâr ederler.


Ayetin asıl sorusu burada doğar:


İnsan beklediği gerçeği, gerçekten karşısına çıktığında neden reddeder?


2️⃣ “Allah Katından Bir Kitap Geldi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Burada Kur’an’a işaret edilmektedir.


Kur’an kendisini:


önceki ilahi vahiy geleneğinden tamamen kopuk yeni bir dinî iddia


olarak sunmaz.


Aksine:


Allah’ın birliği,


peygamberlik,


ahlaki sorumluluk,


hesap,


ibadet


gibi temel hakikatlerde önceki vahiyleri doğruladığını bildirir.


Bu nedenle ayet:


“Ellerindekini doğrulayan bir kitap”


ifadesini kullanır.


Yani temel ilahi mesajda bir devamlılık vurgulanmaktadır.


3️⃣ “Ellerindekini Doğrulayan” Ne Demektir ❓


Bu ifade Kur’an’ın önceki vahiylerin ilahi kökenini bütünüyle reddetmediğini gösterir.


Tevrat ve diğer önceki vahiylerde bulunan:


Allah inancı,


peygamberlik,


ahlaki sorumluluk,


ibadet,


hesap günü


gibi temel ilkeler Kur’an tarafından da onaylanır.


Buradaki “doğrulama”:


Her mevcut yorumun veya tarih içinde oluşmuş her ayrıntının doğrulanması


anlamına gelmez.


Asıl vurgu:


vahyin temel ilahi kaynağının ve ana mesajının doğrulanmasıdır.


4️⃣ Daha Önce Neden “Zafer İstiyorlardı” ❓


Ayet bazı kişilerin daha önce inkârcılara karşı:


gelecek peygamberi veya vahyi referans göstererek üstünlük beklediklerini


anlatır.


Yani onların zihinlerinde gelecekte gerçekleşecek bir ilahi müdahale beklentisi vardır.


Şöyle bir düşünce taşımış olabilirler:


“Beklenen peygamber geldiğinde hakikat ortaya çıkacak ve biz üstün geleceğiz.”


Burada dikkat çekici olan şudur:


Peygamberin gelişini reddetmiyorlardı.


Tam tersine:


onu bekliyorlardı.


5️⃣ İnsan Beklediği Bir Şeyi Geldiğinde Nasıl Reddedebilir ❓


Çünkü insan çoğu zaman yalnızca sonucu beklemez.


Sonucun:


nasıl gerçekleşeceğine dair bir senaryo da kurar.


Kimden gelecek?


Nasıl biri olacak?


Bizim grubumuzdan mı olacak?


Bizi mi destekleyecek?


Bizim beklentilerimizi mi doğrulayacak?


Eğer gerçek bu senaryoya uymazsa insan şu tuzağa düşebilir:


“Bu benim beklediğim şey değil.”


Oysa belki hakikat gelmiştir.


Sadece:


beklenen biçimde gelmemiştir.


6️⃣ “Tanıdıkları Şey Kendilerine Gelince” İfadesi Neden Çok Önemlidir ❓


Çünkü burada cehaletten daha ağır bir problem vardır.


Ayet onların karşılaştıkları şeyi:


tanıdıklarını


söyler.


Yani tamamen yabancı bir mesajla karşı karşıya değillerdir.


Bazı özelliklerini, ilkelerini veya işaretlerini bildikleri bir hakikat söz konusudur.


Buna rağmen:


inkâr ederler.


Bu nedenle mesele artık:


“Bilmiyordum.”


değildir.


Mesele:


“Tanıdığım halde kabul etmedim.”


noktasına gelir.


7️⃣ Hakikati Tanımak İle Onu Kabul Etmek Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓


Çok büyük bir fark vardır.


Bir insan gerçeği zihinsel olarak tanıyabilir.


Ama onu kabul etmek:


hayatında değişiklik gerektirebilir.


Örneğin kişi:


Yanlış yaptığını bilir.


Ama özür dilemek istemez.


Birinin haklı olduğunu bilir.


Ama gururu yüzünden söylemez.


Bir alışkanlığın zararlı olduğunu bilir.


Ama bırakmak istemez.


Dolayısıyla bilgi:


kabulün garantisi değildir.


Bakara 89 tam olarak bu ayrımı gösterir.


8️⃣ Grup Aidiyeti Hakikatin Kabulünü Engelleyebilir mi ❓


Evet.


İnsan bazen gerçeği:


“Bizim taraftan mı geliyor?”


ölçüsüyle değerlendirebilir.


Eğer beklenen peygamber:


kendi kabilesinden,


kendi toplumundan,


kendi geleneğinden


gelmemişse direnç oluşabilir.


Bu durumda sorun artık hakikatin içeriği değildir.


Aidiyet meselesidir.


İnsan fark etmeden:


“Bizim olan doğru olmalı.”


düşüncesine kapılabilir.


9️⃣ Hakikat Neden “Bizden Biri” Olmak Zorunda Değildir ❓


Çünkü gerçek:


kişiye,


gruba,


soya,


millete


göre değişmez.


Matematiksel gerçek:


hangi millet söylediğine göre değişmediği gibi,


ahlaki hakikat de:


kimden geldiğine göre değer kazanmaz.


Ama insan psikolojisi kaynak ile içeriği karıştırabilir.


Şöyle düşünebilir:


“Bunu bizim düşmanımız söylüyor, o halde yanlış.”


“Bunu bizim grubumuz söylüyor, o halde doğru.”


Bakara 89 bu tür bir zihinsel tarafgirliği sorgulamaya açar.


🔟 Beklenti Hakikati Görmemizi Nasıl Engeller ❓


Beklenti, insanın gerçekliği önceden şekillendirmesine neden olabilir.


İnsan:


“Böyle olmalı.”


diye düşünür.


Gerçek farklı çıkınca:


gerçeği değil beklentisini koruyabilir.


Bu durum hayatın birçok alanında görülür.


İnsan:


bir ilişkiyi,


bir işi,


bir kişiyi,


bir geleceği


zihninde ideal biçimde tasarlar.


Gerçek o tasarıma uymadığında hayal kırıklığı yaşar.


Bakara 89 ise çok daha büyük bir ölçekte şunu sorar:


Hakikat senin beklentine uymuyorsa beklentini mi değiştireceksin, hakikati mi reddedeceksin?


1️⃣1️⃣ Kıskançlık Ve Rekabet Bu Ayetin Arka Planında Düşünülebilir mi ❓


Ayetin devamındaki 90. ayet bu noktayı daha da açık hale getirecektir.


Orada:


Allah’ın lütfunu dilediği kuluna indirmesini kıskanma


teması belirginleşir.


Dolayısıyla 89. ayetteki reddediş yalnızca teorik bir inanç tartışması değildir.


İşin içinde:


grup gururu, kıskançlık ve otorite kaybı korkusu


gibi insani motivasyonlar da düşünülebilir.


Bu, hakikatin kabulünün neden yalnızca entelektüel bir mesele olmadığını gösterir.


1️⃣2️⃣ İnsan Hakikati Neden Kendi Tekelinde Görmek İster ❓


Çünkü hakikati elinde tutmak:


otorite sağlar.


Bir grup:


“Doğru yalnızca bizde.”


dediğinde güçlü bir kimlik oluşturabilir.


Fakat hakikat başka bir yerde de görünür olduğunda bu tekel bozulur.


İnsan o zaman iki seçenekle karşılaşır:


Gerçeği kabul etmek.


Ya da:


kendi ayrıcalıklı konumunu korumak için gerçeği reddetmek.


Bakara 89 bu ikinci tehlikeyi gösterir.


1️⃣3️⃣ “Allah’ın Lâneti İnkârcıların Üzerine Olsun” Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki lânet:


Allah’ın rahmetinden uzaklaşmak


anlamını taşır.


Bu ağır ifade, inkârın burada basit bir bilgisizlik olmadığını gösterir.


Hakikatle karşılaşılmıştır.


Tanıma vardır.


Beklenti vardır.


Ama sonra bilinçli bir reddediş meydana gelir.


Bu yüzden ayetin sonunda güçlü bir ahlaki sonuç bildirilir.


İnsan kendi tercihlerinin:


ruhsal sonuçları olduğunu


unutmamalıdır.


1️⃣4️⃣ Ayet Bütün Yahudileri mi Aynı Şekilde Değerlendiriyor ❓


Hayır.


Kur’an’ın başka ayetlerinde Ehl-i Kitap içinde:


iman eden,


dürüst,


adaletli,


hakikati kabul eden


kişilerin bulunduğu açıkça anlatılır.


Bu nedenle burada eleştirilen davranışı:


bütün bir etnik veya dinî gruba genellemek doğru değildir.


Ayet belirli bir tavrı eleştirir:


Tanıdığı hakikati kibir, çıkar veya aidiyet nedeniyle reddetmek.


Bu ayrım hem tefsir hem ahlak açısından önemlidir.


1️⃣5️⃣ “Ben Zaten Doğruyu Biliyorum” Düşüncesi Neden Tehlikelidir ❓


Çünkü insan öğrenmeye kapanabilir.


Bir kişi:


“Doğru bende.”


diye kesinleştiğinde yeni bir delil geldiğinde onu incelemek yerine:


savunmaya geçebilir.


Bu durumda bilgi arayışı sona erer.


Artık soru:


“Gerçek nedir?”


değil:


“Mevcut inancımı nasıl korurum?”


olur.


Bakara 89 insanı tam bu noktada uyarır.


Hakikate bağlılık:


hakikatin yeni bir biçimde karşımıza çıkabilme ihtimaline açık olmayı gerektirir.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Günümüzün Fikir Kutuplaşmalarına Nasıl Uygulanabilir ❓


Ayet doğrudan modern siyaset veya sosyal medyayı anlatmaz.


Ama ahlaki ilkesi son derece günceldir.


İnsanlar bugün aynı bilgiyi:


kimin söylediğine göre


farklı değerlendirebilir.


Kendi desteklediği kişi söylerse doğru kabul eder.


Rakibi söylerse reddeder.


Aynı veri bile:


kaynağın kimliğine göre


farklı karşılanabilir.


Bu durumda insan gerçeği değil:


takımını


savunmaya başlamıştır.


Bakara 89’un sorusu burada son derece güçlüdür:


Sen hakikatin tarafında mısın, yoksa hakikat senin tarafında olduğu sürece mi onu seviyorsun?


1️⃣7️⃣ Bakara 88 Ve 89 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Süreç Görülür ❓


  1. ayette:

“Kalplerimiz perdelidir.”


denilmişti.


  1. ayette ise beklenen hakikat gerçekten geldiğinde:

inkâr edildiği


anlatılır.


Bu iki ayet birlikte şöyle bir süreç gösterir:


Önce insan kendisini kapatır.


Sonra hakikat gelir.


Fakat kapalı zihin:


hakikati doğrulamak yerine kendi kapalılığını sürdürür.


Böylece sorun artık delil eksikliği değildir.


Kalbin ve zihnin yönelimidir.


1️⃣8️⃣ Bakara 89’dan Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Hakikatin nasıl görünmesi gerektiğine dair senaryonu, hakikatin kendisinden daha kutsal hale getirme.


İnsan bazen:


“Doğru kişi böyle olur.”


“Doğru düşünce şöyle gelir.”


“Gerçek çözüm buradan çıkar.”


diye zihinsel kalıplar oluşturur.


Ama hayat her zaman bu kalıplara uymaz.


Bu nedenle olgunluk:


beklentiyi gerçekle karşılaştırmak ve gerektiğinde beklentiyi değiştirebilmek


demektir.


Hakikat bizim planımıza uymak zorunda değildir.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 89 Bize “Hakikati mi Bekliyoruz, Yoksa Kendi Beklentimizin Gerçekleşmesini mi?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 89. ayetin en çarpıcı tarafı şudur:


Bu insanlar tamamen habersiz değildir.


Bir şey beklemektedirler.


Hatta gelecekteki ilahi yardım üzerinden:


inkârcılara karşı üstünlük ummaktadırlar.


Sonra beklenen şey gelir.


Allah katından bir kitap gelir.


Önceki vahyin temel hakikatlerini doğrular.


Tanıyabilecekleri işaretler taşır.


Ama tam o anda:


inkâr başlar.


Neden?


Çünkü insan bazen hakikati değil:


kendi hakikat senaryosunu


bekler.


“Böyle gelecek.”


“Bizden olacak.”


“Bizi üstün çıkaracak.”


“Bizim konumumuzu güçlendirecek.”


diye düşünür.


Gerçek ise bu beklentiye uymadığında:


gerçek yerine beklenti savunulur.


Bu yalnızca dinî bir problem değildir.


İnsan hayatının tamamında görülür.


Bir insan:


“Beni gerçekten seven biri şöyle davranmalı.”


der.


Başka biçimde sevildiğinde bunu göremez.


“Başarı böyle görünmeli.”


der.


Farklı bir başarı ihtimalini küçümser.


“Doğru cevap benim düşündüğüm gibi olmalı.”


der.


Delil tersini gösterdiğinde delili reddeder.


Bu yüzden Bakara 89’un insan zihnine bıraktığı en önemli uyarılardan biri şudur:


Hakikat seni onaylamak zorunda değildir.


Bazen seni şaşırtır.


Bazen beklentini bozar.


Bazen grubunun dışından gelir.


Bazen otoriteni sarsar.


Bazen yanıldığını gösterir.


Ve tam o anda insanın hakikate sadakati ölçülür.


Belki ayetin bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru şudur:


Bir gerçeği kabul etmek için onun doğru olması yeterli mi, yoksa aynı zamanda senin istediğin yerden gelmesi ve seni haklı çıkarması da mı gerekiyor?


“Hakikatin en büyük sınavı, onu beklediğimiz anda değil; beklediğimiz biçimde gelmediğinde başlar. Gerçeğe sadakat, kendi senaryomuzu bırakıp karşımızdaki gerçeği görebilecek kadar özgür olabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt