📖 Bakara Suresi 90. Ayette “Allah’ın, Lütfundan Dilediği Kuluna Vahiy İndirmesini Kıskandıkları İçin Allah’ın İndirdiğini İnkâr Etmeleri Karşılığında

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,762
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 90. Ayette “Allah’ın, Lütfundan Dilediği Kuluna Vahiy İndirmesini Kıskandıkları İçin Allah’ın İndirdiğini İnkâr Etmeleri Karşılığında Kendilerini Ne Kötü Bir Şeye Sattılar! Böylece Gazap Üstüne Gazaba Uğradılar. İnkârcılar İçin Alçaltıcı Bir Azap Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan bazen hakikate karşı çıktığını sanır; oysa gerçekte başkasına verilen nimeti kabullenemiyordur. Kıskançlık, gerçeğin içeriğini değiştirmez ama insanın onu görebilme biçimini bozabilir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 90. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 90. ayeti, bir önceki ayette anlatılan inkârın arkasındaki psikolojik nedeni daha açık hale getirir.


  1. ayette bazı kişilerin, daha önce bekledikleri ve tanıyabilecek durumda oldukları hakikat kendilerine geldiğinde onu reddettikleri anlatılmıştı.
  2. ayet ise bu reddedişin arkasında yalnızca düşünsel bir anlaşmazlık olmadığını bildirir.

Problem aynı zamanda:


Allah’ın lütfunu dilediği kuluna vermesini kabullenememektir.


Yani mesele bir noktada:


“Neden vahiy ona geldi?”


sorusuna dönüşmektedir.


Böylece ayet hakikatin reddedilmesinin arkasında bazen:


kıskançlık, grup gururu ve ayrıcalık beklentisi


bulunabileceğini gösterir.


2️⃣ “Kendilerini Ne Kötü Bir Şeye Sattılar” Ne Demektir ❓


Ayet yine güçlü bir ticaret metaforu kullanır.


Bir insanın kendisini satması gerçek anlamda bir satış değildir.


Burada anlatılan:


İnsanın kendi manevi değerini kötü bir tercih karşılığında kaybetmesidir.


Hakikat karşısında dürüst olmak yerine:


kıskançlık,


kibir,


grup çıkarı


tercih edilmiştir.


Bu nedenle yapılan alışveriş son derece kötüdür.


İnsan kısa vadede kendi gururunu korur gibi görünür.


Ama karşılığında:


hakikate olan bağlılığını kaybeder.


3️⃣ Ayetteki “Kıskançlık” Tam Olarak Nedir ❓


Burada kullanılan anlam yalnızca:


“Başkası benden daha başarılı.”


şeklindeki sıradan kıskançlık değildir.


Daha derin bir durum vardır:


Allah’ın bir başkasına verdiği nimeti kabullenememek.


Yani insan:


“Bu lütuf neden ona verildi?”


diye düşünür.


Bir başkasının seçilmiş olması:


kendi konumuna yönelik tehdit gibi algılanabilir.


Bu noktada kıskançlık sadece duygu değildir.


Hakikati reddettiren bir motivasyona dönüşür.


4️⃣ “Allah Lütfunu Dilediği Kuluna Verir” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet ilahi seçimin insan beklentilerine bağlı olmadığını hatırlatır.


İnsanlar:


peygamberliğin,


nimetin,


bilginin,


lütfun


belirli bir grup içinde kalmasını isteyebilir.


Ama Kur’an’ın mesajı şudur:


Allah’ın lütfu insanın soy, kabile veya grup hesabına bağlı değildir.


Bu nedenle insanın:


“Bizden biri olmalıydı.”


demesi ilahi seçimi belirlemez.


Hakikat:


insanın ayrıcalık duygusuna göre dağıtılmaz.


5️⃣ İnsan Neden İlahi Lütfun Başkasına Verilmesini Kabullenmekte Zorlanabilir ❓


Çünkü insan kendi grubunu merkez kabul etmeye eğilimlidir.


Şöyle düşünebilir:


“Biz daha üstünüz.”


“Biz daha eskiyiz.”


“Biz daha bilgiliyiz.”


“Biz daha çok hak ediyoruz.”


Bu beklenti bozulduğunda insan:


adaletsizliğe uğramış gibi hissedebilir.


Oysa problem gerçekten adalet değildir.


Problem bazen:


ayrıcalık beklentisinin kırılmasıdır.


Bakara 90 bu nedenle insanın gizli üstünlük duygusunu açığa çıkarır.


6️⃣ Kıskançlık Hakikati Görmeyi Nasıl Bozar ❓


Kıskançlık insanın değerlendirme ölçüsünü değiştirebilir.


Normalde sorulması gereken soru şudur:


“Bu doğru mu?”


Ama kıskançlık devreye girdiğinde soru şuna dönüşür:


“Bunu kim söylüyor?”


veya:


“Neden ona verildi?”


Böylece içerik yerine kişi merkeze gelir.


Bir düşünce doğru olsa bile:


söyleyen kişiye duyulan rahatsızlık yüzünden reddedilebilir.


Bu nedenle kıskançlık yalnızca duygusal bir problem değildir.


Bilgiye ulaşmayı da bozabilir.


7️⃣ Hakikati Değil, Hakikatin Taşıyıcısını Kıskanmak Mümkün müdür ❓


Evet.


Bu ayetin düşündürdüğü en önemli noktalardan biri budur.


İnsan bir düşünceyi aslında doğru bulabilir.


Ama o düşüncenin:


başkasından gelmesini,


başkasına itibar kazandırmasını,


başkasını öne çıkarmasını


istemeyebilir.


Sonra fark etmeden düşüncenin kendisine de karşı çıkar.


Böylece insan:


hakikati kişisel rekabetin içine çeker.


Bu çok tehlikeli bir zihinsel durumdur.


8️⃣ “Bizden Değilse Kabul Etmem” Düşüncesi Ayetle Nasıl İlişkilendirilebilir ❓


Bu düşünce grup psikolojisinin temel sorunlarından biridir.


İnsan kendi grubunun söylediği şeyi kolayca kabul eder.


Ama aynı doğruyu dışarıdan biri söylediğinde:


şüpheyle yaklaşabilir.


Bazen tamamen reddedebilir.


Bu durumda ölçü:


doğruluk


değil,


aidiyet


olur.


Bakara 90’ın eleştirdiği zihinsel yapı tam da bu tehlikeyi düşündürür.


Hakikat:


bir grubun özel mülkü değildir.


9️⃣ “Allah’ın İndirdiğini İnkâr Etmek” Neden Bu Kadar Ağırdır ❓


Çünkü burada inkâr yalnızca bilgisizlikten kaynaklanmaz.


Önceki ayetlerin bağlamında:


tanıma,


beklenti,


bilgi


vardır.


Buna rağmen reddediş gerçekleşmiştir.


Üstelik ayet bunun arkasında:


kıskançlık ve üstünlük duygusu


bulunduğunu belirtir.


Bu nedenle sorumluluk ağırlaşır.


Çünkü kişi:


hakikati tanımadığı için değil, kabullenmek istemediği için


reddetmiş olabilir.


🔟 “Gazap Üstüne Gazap” Ne Demektir ❓


Ayetin en sert ifadelerinden biridir.


“Gazap üstüne gazap” ifadesi:


üst üste gelen ağır ilahi hoşnutsuzluk ve sorumluluk


anlamında anlaşılmıştır.


Tefsirlerde bunun hangi tarihsel davranışlara işaret ettiği konusunda farklı açıklamalar vardır.


Fakat genel anlam açıktır:


Bir yanlışın üzerine başka yanlış eklenmiştir.


Hakikat reddedilmiştir.


Kıskançlık sürdürülmüştür.


Peygamberlere karşı direnç gösterilmiştir.


Böylece:


tek bir hata değil, tekrar eden bir direnç zinciri


oluşmuştur.


1️⃣1️⃣ İlahi Gazap Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


İlahi gazabı insanın kontrolsüz öfkesine benzetmek doğru değildir.


İnsan öfkesi:


ani,


duygusal,


ölçüsüz


olabilir.


Kur’an’daki ilahi gazap ise:


adaletle ilişkili bir karşılık


olarak anlaşılır.


Yani sürekli ve bilinçli biçimde:


hakikati reddetmenin,


zulmü sürdürmenin,


kibri korumanın


sonuçsuz olmadığı anlatılır.


Burada temel vurgu:


ahlaki sorumluluktur.


1️⃣2️⃣ “Alçaltıcı Azap” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayet yalnızca acıdan söz etmez.


“Alçaltıcı”


bir azaptan söz eder.


Bu, özellikle kibir temasıyla anlamlıdır.


İnsan kendisini:


üstün,


ayrıcalıklı,


başkalarından daha değerli


görmüş olabilir.


Fakat ilahi hesapta bu sahte üstünlük ortadan kalkar.


Dolayısıyla kibir ile alçalma arasında güçlü bir karşıtlık vardır.


Kendisini hakikatin üstüne koyan insan, sonunda kendi kurduğu üstünlüğün boşluğuyla karşılaşır.


1️⃣3️⃣ Kibir İle Kıskançlık Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ❓


Bu iki duygu çoğu zaman birbirini besler.


Kibir:


“Ben daha üstün olmalıyım.”


der.


Kıskançlık ise:


“Neden o benden üstün görünüyor?”


diye sorar.


Eğer insan kendisini özel bir konuma layık görüyorsa, başkasına verilen nimet daha rahatsız edici hale gelebilir.


Böylece kibir:


kıskançlığı,


kıskançlık da:


reddedişi


besleyebilir.


Bakara 90 bu psikolojik zinciri çok güçlü biçimde düşündürür.


1️⃣4️⃣ İnsan Başkasının Başarısını Neden Kendi Kaybı Gibi Görebilir ❓


Çünkü hayatı sıfır toplamlı bir oyun gibi algılayabilir.


Şöyle düşünür:


“O kazandıysa ben kaybettim.”


“O öne çıktıysa ben küçüldüm.”


“O takdir edildiyse benim değerim azaldı.”


Oysa her zaman böyle değildir.


Başkasının nimeti:


senin değerinden bir şey eksiltmek zorunda değildir.


Fakat kıskançlık zihni bunu kabul etmekte zorlanabilir.


Bu nedenle insanın iç huzuru için önemli bir olgunluk şudur:


Başkasının iyiliğinden tehdit hissetmemek.


1️⃣5️⃣ Haset İnsana En Çok Kime Zarar Verir ❓


İlk bakışta kıskanılan kişiye zarar vermek istiyor gibi görünür.


Ama çoğu zaman en büyük zarar:


kıskanan kişinin kendi iç dünyasında


oluşur.


Çünkü insan sürekli:


karşılaştırır,


rahatsız olur,


başkasının başarısıyla huzursuzlaşır,


kendi nimetlerini göremez.


Bir süre sonra hayatını kendi yolu üzerinden değil:


başkalarının sahip oldukları üzerinden


değerlendirmeye başlar.


Bu nedenle haset, insanın iç huzurunu tüketebilir.


1️⃣6️⃣ Ayet Günümüzün Rekabet Kültürüne Nasıl Uygulanabilir ❓


Ayet doğrudan modern kariyer veya sosyal medya dünyasından söz etmez.


Ama kıskançlık ve karşılaştırma teması bugün son derece günceldir.


İnsan sürekli başkalarının:


başarısını,


servetini,


görünüşünü,


takipçi sayısını,


hayat tarzını


görebiliyor.


Bu da insanı fark etmeden:


sürekli karşılaştırma halinde


tutabilir.


Bakara 90’ın ahlaki mesajı burada önemlidir:


Başkasına verilen nimet, senin hakikate olan sadakatini bozmasın.


1️⃣7️⃣ Bakara 89 Ve 90 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Süreç Görülür ❓


  1. ayette:

Beklenen hakikat gelir.


Tanınır.


Ama reddedilir.


  1. ayette ise:

Bu reddedişin arkasındaki nedenlerden biri açıklanır: kıskançlık.


Böylece süreç şöyle görünür:


Hakikat beklenir.


Hakikat gelir.


Beklentiye uymadığı fark edilir.


Başkasına verilmiş lütuf görülür.


Kıskançlık oluşur.


Sonra hakikat:


içeriği yüzünden değil, taşıyıcısı yüzünden


reddedilir.


Bu son derece önemli bir psikolojik teşhistir.


1️⃣8️⃣ Bakara 90’dan Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Hakikati kimin getirdiğine değil, hakikatin kendisine bak.


Bir fikir:


sevmediğin kişiden gelebilir.


Bir doğru:


rakibinden çıkabilir.


Bir ders:


senden daha genç birinden gelebilir.


Bir uyarı:


değer vermediğin bir kişiden gelebilir.


Ama eğer doğruysa:


doğrudur.


Olgunluk:


egoyu hakikatin önüne koymamaktır.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 90 Bize “Hakikati mi Reddediyoruz, Yoksa Hakikatin Başkasına Verilmiş Olmasını mı Hazmedemiyoruz?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 90. ayet insanın iç dünyasındaki çok rahatsız edici bir gerçeği açığa çıkarır.


Bazen insan:


“Ben buna inanmıyorum.”


der.


Fakat derinlerde başka bir duygu bulunabilir:


“Bunun ona verilmesini kabullenemiyorum.”


İşte kıskançlık böyle çalışabilir.


İnsan bir başkasına verilen nimeti kendi değerine yönelik tehdit gibi görür.


Başkasının başarısı onu küçültüyormuş gibi hisseder.


Başkasının seçilmesi:


kendisinin reddedilmesi


gibi gelir.


Bu noktadan sonra adalet duygusu bozulabilir.


Hakikat artık:


“Doğru mu?”


sorusuyla değerlendirilmez.


Şuna göre değerlendirilir:


“Kime yarıyor?”


Ve insanın hakikatle ilişkisi tam burada tehlikeye girer.


Çünkü gerçek:


senin grubundan gelmek zorunda değildir.


Senin sevdiğin kişiden gelmek zorunda değildir.


Seni öne çıkarmak zorunda değildir.


Hatta bazen:


seni geri plana iterek başkasını öne çıkarabilir.


İnsanın olgunluğu da belki tam burada ölçülür:


Başkasının nimetini gördüğünde:


“Niçin o?”


demek yerine:


“Bu gerçekten doğruysa kabul edebilir miyim?”


diyebiliyor musun?


Çünkü kıskançlığın en büyük zararı, başkasının sahip olduğu şeyi bize vermemesi değildir.


Daha büyük tehlike:


bizim sahip olduğumuz hakikat duygusunu elimizden almasıdır.


Belki Bakara 90’ın bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru şudur:


Bir başkasının başarısı, bilgisi veya nimeti seni neden rahatsız ediyor; gerçekten yanlış olduğu için mi, yoksa senin olmadığını görmek zor geldiği için mi?


“Hakikati kıskançlığın terazisinde tartmaya başladığımız anda ölçüyü kaybederiz. Başkasına verilen nimet senin değerini azaltmaz; fakat onu hazmedememek, kendi içindeki adalet duygusunu azaltabilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt