Bakara Suresi 88. Ayette “Onlar, ‘Kalplerimiz Perdelidir’ Dediler. Hayır! İnkârları Sebebiyle Allah Onları Lânetlemiştir; Bu Yüzden Pek Azı İman Eder” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen hakikate kapalı olduğunu kabul etmek yerine, sanki problem dışarıdaymış gibi konuşur. Oysa asıl perde çoğu zaman gözün önünde değil, insanın gerçeğe karşı geliştirdiği dirençtedir.”
Ersan Karavelioğlu
Bakara Suresi 88. Ayette Ne Anlatılmaktadır
Bakara Suresi’nin 88. ayeti, bir önceki ayette anlatılan peygamberlere karşı kibir, yalanlama ve direnç temasının devamıdır.
Ayet bazı kişilerin:
“Kalplerimiz perdelidir”
dediklerini bildirir.
Bu ifade:
“Bizim kalplerimiz kapalıdır.”
“Bize söylediklerin ulaşmıyor.”
“Senin anlattıklarını kabul etmiyoruz.”
gibi bir tavrı yansıtır.
Kur’an ise bu açıklamayı olduğu gibi kabul etmez.
Tam tersine şöyle der:
“Hayır! İnkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir.”
Yani sorun yalnızca bir anlama güçlüğü değildir.
Ayetin eleştirdiği şey:
bilinçli reddedişin insanın iç dünyasını giderek kapatmasıdır.
“Kalplerimiz Perdelidir” Ne Demektir
Buradaki ifade mecazidir.
Fiziksel bir perdeden söz edilmez.
Kalbin:
hakikati kabul etmeyen,
etkilenmeyen,
kapalı
hale geldiği iddia edilmektedir.
Bu kişiler aslında şöyle demektedir:
“Senin söylediklerin bize nüfuz etmiyor.”
Fakat ayet bu sözün arkasındaki sorumluluğu görünür hale getirir.
Kalbin kapalı hale gelmesi:
nedensiz değildir.
İnkâr, kibir ve sürekli direnç bunun arkasında olabilir.
Bu Söz Bir Savunma Mekanizması Olarak Nasıl Okunabilir
İnsan kendisiyle ilgili rahatsız edici bir gerçeği kabul etmek istemediğinde bazen şöyle davranır:
Sorunu kendi tutumunda görmek yerine:
“Ben böyleyim.”
der.
“Ben anlamıyorum.”
“Bana işlemiyor.”
“Benim yapım bu.”
Bu sözler bazen gerçek bir durumu anlatabilir.
Ama bazen de:
değişmemek için kullanılan bir savunma
haline gelebilir.
Bakara 88’deki:
“Kalplerimiz perdelidir.”
ifadesi bu açıdan çok düşündürücüdür.
Ayetin “Hayır!” Diye Cevap Vermesi Neden Önemlidir
Çünkü Kur’an onların kendi durumları hakkındaki açıklamasını düzeltiyor.
Onlar:
“Bizim kalplerimiz kapalı.”
diyor.
Ayet ise:
“Hayır.”
diyerek bunun basit ve nötr bir durum olmadığını belirtiyor.
Sorunun kökünde:
inkâr
vardır.
Yani ayet şunu söyler:
İnsan kendi ahlaki ve zihinsel durumunu bazen yanlış açıklayabilir.
Kendi direncini:
kaçınılmaz özellikmiş gibi
sunabilir.
“İnkârları Sebebiyle” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade son derece önemlidir.
Kalbin kapalılığı ile inkâr arasında bir bağ kurulmaktadır.
İnsan bir şeyi bir kez reddedebilir.
Sonra tekrar reddedebilir.
Bir süre sonra reddetme:
alışkanlığa
dönüşebilir.
Sonra kişi artık delile açık olmaktan çıkar.
Böylece:
inkâr → tekrar → katılaşma → kapanma
şeklinde bir süreç oluşabilir.
Bu, önceki ayetlerde anlatılan kalp katılığı temasıyla da uyumludur.
“Allah Onları Lânetlemiştir” Ne Demektir
Kur’an’daki “lânet” kavramı:
Allah’ın rahmetinden uzaklaşma
anlamında kullanılır.
Bu, sıradan bir öfke ifadesi değildir.
Ahlaki ve ruhsal bir sonuçtur.
İnsan:
hakikati bilinçli biçimde reddeder,
zulmü sürdürür,
kibri korur
ve dönüş istemezse:
rahmetten uzaklaşan bir yönelim
içine girebilir.
Burada yine davranış ile sonuç arasında bir bağ vardır.
Allah’ın Lâneti İnsan İçin Ne İfade Eder
Bu ifade ilahi adaletin sert tarafını gösterir.
Allah’ın rahmeti çok geniştir.
Ama insanın sürekli ve bilinçli biçimde:
hakikati reddetmesi,
haksızlık yapması,
peygamberleri yalanlaması
önemsiz değildir.
Kur’an’ın mesajında rahmet:
ahlaki sorumluluğu yok etmez.
Bu nedenle lânet:
insanın kendi yönelişinin ciddi sonucu
olarak ele alınmalıdır.
“Pek Azı İman Eder” Ne Anlama Gelir
Ayetin sonunda:
“Pek az iman ederler.”
anlamındaki ifade yer alır.
Bu, iki şekilde anlaşılmıştır.
Birincisi:
Onların çok az bir kısmının iman etmesi.
İkincisi:
İmanlarının son derece sınırlı ve eksik olması.
Her iki durumda da ana mesaj şudur:
Direnç yaygın hale gelmiştir.
Fakat yine de Kur’an mutlak genelleme yapmaz.
Bu önemlidir.
Çünkü bir topluluğun tamamı tek tip değildir.
Ayet Bütün Yahudileri mi Suçlamaktadır
Hayır.
Bu tür ayetleri tarihsel ve bağlamsal olarak okumak gerekir.
Kur’an farklı yerlerde Ehl-i Kitap içinde:
dürüst,
iman eden,
adaletli,
ibadet eden
kişilerin bulunduğunu da belirtir.
Burada eleştirilen:
belirli bir direnç ve inkâr tavrıdır.
Bu nedenle ayeti bütün bir etnik veya dinî topluluğa karşı genelleyerek kullanmak doğru değildir.
Ayetin ahlaki ölçüsü:
davranıştır.
Kalbin Kapanması İnsan İçin Geri Dönüşsüz müdür
Kur’an’ın genel mesajında tövbe kapısı bulunduğu için bunu mutlak biçimde geri dönüşsüz düşünmek doğru olmaz.
İnsan:
yanlışından dönebilir.
Kibrini bırakabilir.
Gerçeği kabul edebilir.
Pişman olabilir.
Dolayısıyla ayetin sertliği:
dönüş ihtimalini yok etmek için değil, direncin ciddiyetini göstermek içindir.
Asıl tehlike:
İnsanın artık değişmeye ihtiyaç duymadığını düşünmesidir.

İnsan Kendi Kalbini Kendisi mi Kapatır
Kur’an’ın farklı ayetlerini birlikte düşündüğümüzde insanın seçimleri ile kalbin hali arasında güçlü bir ilişki vardır.
İnsan sürekli:
reddeder,
küçümser,
çarpıtır,
haksızlığı normalleştirirse
zamanla iç dünyası da bundan etkilenebilir.
Bu nedenle kalp:
pasif bir nesne değildir.
İnsanın tekrar ettiği tercihlerden etkilenir.
Bakara 88’in güçlü mesajlarından biri budur.

Hakikati Reddetmek Neden Zamanla Daha Kolay Hale Gelir
Çünkü insan tekrar ettiği davranışa alışır.
İlk inkâr zor olabilir.
İlk yalan rahatsız edebilir.
İlk haksızlık vicdanı sızlatabilir.
Ama tekrarlandığında:
duyarlılık azalabilir.
Bu yüzden yanlışın en tehlikeli tarafı yalnızca sonucu değildir.
İnsanın yanlışla yaşamaya alışmasıdır.
Bir süre sonra kişi:
“Ben zaten böyle düşünüyorum.”
deyip kendisini kapatabilir.

“Ben Böyleyim” Cümlesi Ne Zaman Tehlikeli Hale Gelir
Bu cümle bazen kendini tanımanın ifadesidir.
Ama bazen:
değişmemek için bahane
haline gelebilir.
“Ben sinirliyim.”
“Ben inatçıyım.”
“Ben kimseye güvenmem.”
“Ben özür dilemem.”
“Ben değişmem.”
İnsan bu cümleleri kimlik haline getirdiğinde:
ahlaki gelişim kapısını kapatabilir.
Bakara 88’in “kalplerimiz kapalı” ifadesi bu açıdan çok güçlü bir uyarıdır.
İnsan kapısını kendisi kapatıp sonra:
“Kapı zaten kapalıydı.”
diyebilir.

Ayet Kibirle Nasıl Bağlantılıdır
Bir önceki ayette:
“Büyüklük tasladınız.”
denilmişti.
- ayette ise:
“Kalplerimiz perdelidir.”
ifadesi gelir.
Bu iki ayet birlikte okunduğunda güçlü bir ilişki görülür.
Kibir:
“Ben değişmem.”
dedirtebilir.
Sonra zihin:
“Bana söylenen şey zaten bana ulaşmıyor.”
diyerek kapanabilir.
Böylece kibir yalnızca davranış değildir.
Zamanla:
algıyı da etkileyebilir.

İnsan Neden Kendi Fikrini Değiştirmeyi Yenilgi Gibi Görür
Çünkü fikirler bazen kimliğin parçası haline gelir.
İnsan bir düşünceye yıllarca bağlı kalmışsa:
onu değiştirmek:
“Ben yanılmışım.”
demeyi gerektirir.
Bu da ego açısından zor olabilir.
Bu nedenle bazı insanlar:
hakikati değiştirmeyi,
kendilerini değiştirmekten daha kolay
bulabilir.
Bakara 88 tam da bu zihinsel sertliği düşündürür.

Fikir Değiştirmek Zayıflık mı, Güç müdür
Delil karşısında fikir değiştirmek çoğu zaman:
zihinsel güçtür.
Çünkü insanın kendi egosundan daha büyük bir ölçüye bağlı olduğunu gösterir.
“Ben böyle düşünüyordum ama yanılmışım.”
diyebilmek:
zayıflık değil,
entelektüel dürüstlük
olabilir.
Kalbin açık olması da tam olarak bunu gerektirir:
Hakikat geldiğinde kendini yeniden değerlendirebilmek.

Bakara 87 Ve 88 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Süreç Görülür
- ayette:
Peygamberler hoşlarına gitmeyen mesajlar getirir.
İnsanlar kibirlenir.
Bazılarını yalanlar.
Bazılarına karşı şiddete yönelir.
- ayette ise:
“Kalplerimiz kapalı.”
denir.
Bu iki ayet birlikte şu süreci gösterir:
Hakikat gelir.
Nefis rahatsız olur.
Kibir devreye girer.
Hakikat reddedilir.
Tekrar eden reddediş kalbi sertleştirir.
Sonunda kişi:
kendi kapalılığını doğal hali sanmaya başlar.

Bakara 88’den Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir
Belki şöyle özetlenebilir:
Kendini değişmez ilan etme.
İnsan her yaşta:
öğrenebilir.
Fikrini değiştirebilir.
Tövbe edebilir.
Yanlışını kabul edebilir.
Yeni bir bakış kazanabilir.
Ama bunun için kalbin ve zihnin açık kalması gerekir.
İnsan:
“Ben zaten böyleyim.”
dediği anda gelişimini durdurabilir.
Bu nedenle gerçek olgunluk:
kendi fikirlerimizin bile sorgulanabilir olduğunu kabul etmektir.

Son Söz
Bakara 88 Bize “Kalbimizin Önündeki Perde Gerçekten Dışarıdan mı Geliyor, Yoksa Onu Biz mi Örüyoruz?” Diye mi Soruyor
Bakara Suresi 88. ayette bazı insanlar:
“Kalplerimiz perdelidir.”
der.
Bu cümle ilk bakışta masum görünebilir.
Sanki şöyle denmektedir:
“Biz anlayamıyoruz.”
“Bize ulaşmıyor.”
“Biz böyle yaratılmışız.”
Fakat Kur’an hemen:
“Hayır!”
diye cevap verir.
Çünkü mesele yalnızca anlama kapasitesi değildir.
Arkasında:
inkâr, kibir ve sürekli direnç
vardır.
İşte ayetin insan psikolojisine dokunan en güçlü tarafı burada ortaya çıkar.
İnsan bazen kendi tercihleriyle oluşturduğu sonucu:
kaderiymiş gibi anlatabilir.
Yıllarca kimseye güvenmez.
Sonra:
“Ben insanlara güvenemiyorum.”
der.
Hiç özür dilemez.
Sonra:
“Ben böyle biriyim.”
der.
Her eleştiriyi reddeder.
Sonra:
“Kimse beni anlayamaz.”
der.
Belki bazı durumlarda gerçekten ağır hayat deneyimleri vardır ve insanın kapanmasının anlaşılır sebepleri bulunabilir.
Ama ayetin eleştirdiği şey:
hakikate bilinçli direnç gösterip sonra bu direnci kaçınılmaz bir özellik gibi sunmaktır.
Çünkü insanın en büyük özgürlüklerinden biri değişebilmesidir.
Düşüncesini değiştirebilir.
Yönünü değiştirebilir.
Kalbini yumuşatabilir.
Hatasını kabul edebilir.
Tövbe edebilir.
Ama bütün bunların önünde bir şart vardır:
Değişmeye ihtiyacı olabileceğini kabul etmek.
Belki Bakara 88’in bugünün insanına yönelttiği en derin soru şudur:
“Ben böyleyim” dediğin şeylerin kaçı gerçekten karakterin; kaçı yıllardır değiştirmeyi reddettiğin alışkanlıkların?
“Kalbin önündeki en kalın perde bazen bilgisizlik değildir; insanın değişmemeye karar vermesidir. Hakikat kapıyı çalabilir, fakat kapıyı içeriden açmak yine insanın sorumluluğundadır.”
Ersan Karavelioğlu