📖 Bakara Suresi 75. Ayette “Şimdi Bunların Size İnanmalarını mı Umuyorsunuz? Oysa Onlardan Bir Grup Allah’ın Kelâmını İşitir, Onu İyice Anladıktan

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,762
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 75. Ayette “Şimdi Bunların Size İnanmalarını mı Umuyorsunuz? Oysa Onlardan Bir Grup Allah’ın Kelâmını İşitir, Onu İyice Anladıktan Sonra Bile Bile Tahrif Ederdi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Hakikati duymamak başka şeydir, hakikati anlayıp sonra onu eğip bükmek başka. En ağır zihinsel bozulma bilgisizlikten değil, bilinen gerçeğin çıkar uğruna değiştirilmesinden doğar.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 75. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 75. ayeti, önceki ayetlerde anlatılan kalp katılığı temasından sonra yeni fakat bağlantılı bir konuya geçer.


Ayet, müminlere yöneltilen şu soruyla başlar:


“Şimdi bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz?”


Ardından bunun nedeni açıklanır:


Onlardan bir grup Allah’ın kelâmını işitmiş, ne anlama geldiğini kavramış, sonra da:


bile bile onu değiştirmiştir.


Bu nedenle ayetin ana teması yalnızca inançsızlık değildir.


Daha ağır bir problem vardır:


Hakikati öğrendikten sonra onu bilinçli biçimde çarpıtmak.


2️⃣ “Size İnanmalarını mı Umuyorsunuz?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade ümitsizlik aşılamak için değildir.


Asıl amaç, müminlerin insan davranışı konusunda gerçekçi olmalarını sağlamaktır.


Bir insan gerçeği duymadığı için ikna olmayabilir.


Yanlış bilgiye sahip olduğu için reddedebilir.


Fakat ayette söz konusu edilen kişiler:


Gerçeği işitmiş ve anlamıştır.


Buna rağmen onu değiştirmişlerdir.


Bu nedenle şu uyarı yapılır:


Her delili görenin mutlaka kabul edeceğini sanmayın.


Çünkü insanın problemi her zaman bilgi eksikliği değildir.


Bazen problem:


çıkar, kibir, aidiyet veya bilinçli dirençtir.


3️⃣ “Allah’ın Kelâmını İşitirlerdi” İfadesi Neden Önemlidir ❓


Burada mesele kulaktan kulağa duyulmuş belirsiz bir söylenti değildir.


Ayet onların:


Allah’ın kelâmını işittiklerini


söyler.


Yani kendilerine vahiy ulaşmıştır.


Bu çok önemli bir ayrımdır.


Çünkü daha sonra yapılacak tahrif bilgisizlik içinde gerçekleşmez.


Önce hakikatle temas vardır.


Sonra anlama vardır.


Sonra değiştirme vardır.


Bu sıra, sorumluluğu ağırlaştırır.


4️⃣ “Onu İyice Anladıktan Sonra” Ne Demektir ❓


Ayetin en kritik ifadelerinden biri budur.


Onlar sadece metni duymamıştır.


Ne anlama geldiğini kavramışlardır.


Bu, yanlışlıkla yapılan bir yorum hatasından farklıdır.


Bir insan bir metni yanlış anlayabilir.


Bu mümkündür.


Fakat burada anlatılan:


anladıktan sonra değiştirmektir.


Dolayısıyla mesele cehalet değil:


bilinçli müdahaledir.


5️⃣ Tahrif Ne Demektir ❓


“Tahrif”, bir şeyi aslî anlamından kaydırmak, yönünü değiştirmek veya bağlamını bozmak anlamına gelir.


Bu farklı biçimlerde olabilir:


Bir kelimeyi değiştirmek,


bir hükmü başka anlama çekmek,


bağlamdan koparmak,


bir kısmı öne çıkarıp diğer kısmı gizlemek,


metnin anlamını çıkar doğrultusunda yeniden yorumlamak.


Dolayısıyla tahrif yalnızca harfleri değiştirmek şeklinde dar anlaşılmamalıdır.


Daha geniş anlamıyla:


Hakikatin yönünü değiştirmek demektir.


6️⃣ Ayette Bütün Bir Toplum mu Suçlanmaktadır ❓


Hayır.


Ayet özellikle:


“Onlardan bir grup”


ifadesini kullanır.


Bu ayrım çok önemlidir.


Kur’an burada bütün Yahudileri veya bütün Ehl-i Kitap mensuplarını tek bir davranışla suçlamaz.


Belirli bir grubun davranışını eleştirir.


Bu nedenle ayeti genelleyerek bütün bir topluluğa yöneltmek doğru değildir.


Kur’an’ın farklı ayetlerinde Ehl-i Kitap içinde:


dürüst,


adaletli,


ibadet eden,


hakikati kabul eden


kişilerin de bulunduğu açıkça belirtilir.


Burada eleştirilen:


bilerek tahrif yapan belirli bir gruptur.


7️⃣ Bilerek Gerçeği Değiştirmek Neden Bu Kadar Ağır Bir Suçtur ❓


Çünkü burada iki aşamalı bir problem vardır.


Birincisi:


Hakikat bilinmektedir.


İkincisi:


Bilinen hakikat başkalarından saklanmakta veya çarpıtılmaktadır.


Bu, sıradan bir hata değildir.


Çünkü hata düzeltilmeye açıktır.


Ama bilinçli tahrif:


hakikati araçsallaştırır.


İnsan artık gerçeği aramaz.


Gerçeği kendi amacına göre şekillendirir.


Bu nedenle ahlaki açıdan çok daha ağır bir sorumluluk doğar.


8️⃣ İnsan Neden Bildiği Gerçeği Değiştirir ❓


Bunun birçok nedeni olabilir.


Çıkar kaybı korkusu.


Toplumsal statüyü koruma isteği.


Otoriteyi kaybetmeme arzusu.


Kendi grubunun çıkarını savunma.


Yanıldığını kabul edememe.


Güç sahibi kişilere yaranma.


İnsan bazen gerçeği kabul ettiğinde hayatında çok şey değişeceğini fark eder.


Bu yüzden gerçeği değiştirmek:


kendini değiştirmekten daha kolay gelebilir.


9️⃣ Hakikati Eğip Bükmekle Yalan Söylemek Aynı Şey midir ❓


Birbirine yakın olmakla birlikte her zaman aynı değildir.


Yalan doğrudan:


gerçeğin tersini söylemek


olabilir.


Tahrif ise daha incelikli olabilir.


Gerçek cümleler kullanılır.


Ama bağlam değiştirilir.


Bir bölüm gizlenir.


Başka bölüm abartılır.


Kelimelerin anlamı kaydırılır.


Böylece görünüşte doğru şeyler söylenirken:


yanlış bir sonuç oluşturulabilir.


Bu nedenle tahrif, sıradan yalandan daha zor fark edilen bir manipülasyon biçimi olabilir.


🔟 Ayet Yorum Yapmayı mı Eleştiriyor ❓


Hayır.


Bir metni yorumlamak doğal ve gereklidir.


İnsanlar farklı yorumlara ulaşabilir.


Bu tek başına tahrif değildir.


Tahrif ile yorum arasındaki temel fark:


samimiyet ve yöntemdir.


Bir insan metnin ne söylediğini anlamaya çalışıyorsa yorum yapmaktadır.


Ama metnin ne söylediğini bildiği halde kendi çıkarına uygun hale getiriyorsa:


tahrife yaklaşmaktadır.


Dolayısıyla ayet düşünmeyi değil:


bilinçli çarpıtmayı eleştirir.


1️⃣1️⃣ Din Adamları veya Bilgi Sahipleri Açısından Ayetin Mesajı Nedir ❓


Bilgi sorumluluk getirir.


Bir insan ne kadar çok biliyorsa, o bilgiyi nasıl kullandığı o kadar önemlidir.


Dinî bilgiye sahip kişi:


insanları aydınlatabilir.


Ama aynı bilgiyi:


korkutmak,


çıkar sağlamak,


otorite kurmak,


kendi görüşünü kutsallaştırmak


için de kullanabilir.


Bakara 75 bu nedenle yalnızca geçmişteki bir topluluğa değil, bilgi taşıyan herkes için güçlü bir uyarı niteliğindedir:


Bilgiyi emanete dönüştürmek de mümkündür, araca dönüştürmek de.


1️⃣2️⃣ Ayet Günümüz Medya Dünyasına Uyarlanabilir mi ❓


Doğrudan modern medya hakkında değildir.


Fakat hakikatin bilinçli biçimde çarpıtılması ilkesi bugün son derece günceldir.


Bir haber tamamen yalan olmak zorunda değildir.


Gerçek görüntüler kullanılabilir.


Gerçek cümleler aktarılabilir.


Ama:


bağlam değiştirildiğinde,


bazı bilgiler gizlendiğinde,


başlık yanıltıcı seçildiğinde


insanlara tamamen farklı bir gerçeklik sunulabilir.


Bu nedenle Bakara 75’in ahlaki ilkesi bugün de geçerlidir:


Gerçeğin bir kısmını kullanmak, gerçeğe sadık kalmak anlamına gelmez.


1️⃣3️⃣ Sosyal Medyada Tahrif Nasıl Görünebilir ❓


Bir kişinin sözünün yarısını paylaşmak.


Bir videoyu bağlamından koparmak.


Bir istatistiği kaynak vermeden kullanmak.


Bir olayın sadece tek tarafını göstermek.


Başlığın içeriği olduğundan farklı göstermesi.


Bütün bunlar doğrudan Bakara 75’in tarihsel bağlamı değildir.


Fakat ayette eleştirilen:


bilinen gerçeğin yönünü değiştirme


davranışıyla ahlaki benzerlik taşır.


Bu nedenle günümüz insanının bilgi tüketirken çok dikkatli olması gerekir.


1️⃣4️⃣ Bir İnsan Kendi Kendine de Tahrif Yapabilir mi ❓


Evet, düşünsel olarak çok ilginç bir noktadır.


İnsan yalnızca başkalarını kandırmaz.


Kendi hayatındaki gerçekleri de eğip bükebilir.


Başarısızlığını başka nedenlere bağlayabilir.


Kendi hatasını küçültebilir.


Başkasının hatasını büyütebilir.


İstemediği gerçeği görmezden gelebilir.


Böylece kişi zamanla:


kendi hikâyesinin propagandacısı


haline gelebilir.


Bu nedenle hakikate sadakat yalnızca başkalarına doğruyu söylemek değildir.


Kendine de doğruyu söyleyebilmektir.


1️⃣5️⃣ İnsan Gerçeği Bildiği Halde Kendini Nasıl Kandırabilir ❓


İnsan zihni bunu oldukça ustaca yapabilir.


“Ben böyle yapmak zorundaydım.”


“Herkes aynısını yapıyor.”


“O hak etmişti.”


“Benim niyetim kötü değildi.”


“Başka seçeneğim yoktu.”


Bu cümlelerin bazıları gerçekten doğru olabilir.


Ama bazen insan bunları:


sorumluluktan kaçmak için


kullanır.


Böylece kişi gerçeği tamamen reddetmez.


Onu kendi lehine yeniden biçimlendirir.


Bakara 75 bu açıdan insanın kendi iç dünyasına da ayna tutar.


1️⃣6️⃣ Hakikati Bilmek İle Hakikate Sadık Kalmak Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓


Hakikati bilmek zihinsel bir durumdur.


Hakikate sadık kalmak ise:


ahlaki bir karakter meselesidir.


Bir insan doğruyu bilir ama söylemez.


Doğruyu bilir ama değiştirebilir.


Doğruyu bilir ama çıkarı uğruna saklayabilir.


Bu nedenle bilgi tek başına insanı erdemli yapmaz.


Bilginin yanında:


dürüstlük,


adalet,


cesaret,


tevazu


gerekir.


Bakara 75 tam olarak bu farkı görünür hale getirir.


1️⃣7️⃣ Ayet Neden Önceki “Kalp Katılığı” Temasıyla Bağlantılıdır ❓


Bakara 74’te:


kalplerin taş gibi, hatta daha sert hale gelmesi


anlatılmıştı.


  1. ayette ise bunun davranışsal bir sonucu görülür.

Kalp katılaştığında insan sadece etkilenmez hale gelmez.


Bazen:


bildiği gerçeği değiştirecek kadar ileri gidebilir.


Bu nedenle iki ayet arasında güçlü bir bağ kurulabilir:


Önce iç dünyadaki katılık.


Sonra dış dünyadaki çarpıtma.


Kalpte başlayan problem:


sözde ve davranışta görünür hale gelir.


1️⃣8️⃣ Bakara 75’ten Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Hakikate ulaşmak kadar, ona sadık kalmak da önemlidir.


İnsan çok şey öğrenebilir.


Kitaplar okuyabilir.


Araştırmalar yapabilir.


Uzman olabilir.


Ama öğrendiği şeyi kendi çıkarı doğrultusunda değiştirdiğinde:


bilgi erdeme dönüşmez.


Bu nedenle bilginin gerçek sınavı:


Ne biliyorsun?


değil yalnızca.


Aynı zamanda:


Bildiğin şeyi çıkarına ters olduğunda da savunabiliyor musun?


sorusudur.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 75 Bize “Cehaletten Daha Tehlikeli Olan, Bilinçli Çarpıtmadır” mı Diyor ❓


Bakara Suresi 75. ayetin en sarsıcı tarafı şudur:


Burada hakikati hiç duymamış insanlardan söz edilmez.


Duymuşlardır.


Daha da önemlisi:


Anlamışlardır.


Ve sonra:


bile bile değiştirmişlerdir.


İşte ayetin ahlaki ağırlığı tam burada ortaya çıkar.


Bir insan gerçeği bilmeyebilir.


Öğrenebilir.


Yanlış anlayabilir.


Düzeltilebilir.


Fakat insan gerçeği bildiği halde onu kendi çıkarına göre şekillendirmeye başladığında mesele artık bilgi problemi değildir.


Karakter problemidir.


Çünkü o noktada insanın sorusu:


“Doğru olan nedir?”


olmaktan çıkar.


Şuna dönüşür:


“Doğruyu kendi istediğim sonuca nasıl uydurabilirim?”


Ve belki hakikat için en tehlikeli insan, hiçbir şey bilmeyen değildir.


Çok şey bilen ama bilgisini dürüstçe kullanmayan insandır.


Bakara 75 bu nedenle yalnızca geçmişte vahyi değiştiren bir grubu anlatmaz.


Bütün çağların insanlarına şu soruyu yöneltir:


Gerçek bizim çıkarımıza ters düştüğünde gerçeği mi değiştiriyoruz, yoksa kendimizi mi?


Çünkü insanın hakikate bağlılığı, hakikat kendi lehine olduğunda değil:


kendi aleyhine olduğunda ölçülür.


“Hakikati bilmek insanı otomatik olarak dürüst yapmaz. Asıl sınav, doğru bildiğin şey çıkarına ters düştüğünde başlar. Çünkü gerçeği değiştirmek kolaydır; insanın kendisini değiştirmesi ise cesaret ister.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt