A‘râf Suresi 35. Ayette “Ey Âdemoğulları! Size İçinizden Ayetlerimi Anlatan Peygamberler Geldiğinde Kim Sakınır ve Kendini Düzeltirse Onlara Korku Yoktur, Onlar Üzülmeyeceklerdir” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsanın geçmişi ne kadar kusurlu olursa olsun, yönünü değiştirdiği anda yeni bir yol açılabilir. Kur’an’ın çağrısı yalnızca yanlıştan kaçmak değil, bozulanı yeniden güzelleştirmektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 34. ayetinde her toplumun belirlenmiş bir süresi bulunduğu ve bu süre geldiğinde onun ne geciktirilebileceği ne de öne alınabileceği bildirilmişti.
- ayette ise bütün Âdemoğullarına yeniden seslenilir:
Bu ayette iki kavram özellikle öne çıkar:
Takvâ
ve
ıslah.
Yani yalnızca kötülükten sakınmak yetmez.
İnsanın:
kendini,
davranışlarını,
ilişkilerini
ve mümkünse bozduğu şeyleri de düzeltmesi gerekir.
Ayetin sonunda ise son derece umut verici bir müjde vardır:
“Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”
“Ey Âdemoğulları” Hitabı Neden Yeniden Kullanılıyor
Bu hitap yalnızca belirli bir topluma yönelik değildir.Kur’an:
bütün insanlığa
seslenmektedir.
Âdem kıssasından başlayan anlatı artık bütün insan nesline yönelir.
Bu aynı zamanda insanların:
ırkları,
dilleri,
toplumları
farklı olsa bile ortak bir insanlık kökenine sahip olduklarını hatırlatır.
“Size İçinizden Peygamberler Gelirse” Ne Demektir
Peygamberlerin:insanlar arasından
seçilmesi özellikle önemlidir.
Onlar:
melek değildir.
İnsanların yaşadığı:
acıları,
sınavları,
aile hayatını,
toplumsal sorunları
insan olarak yaşarlar.
Bu nedenle vahyin mesajını:
insan hayatının içinde örnekleyebilirler.
Peygamberlerin İnsan Olması Neden Önemlidir
Eğer peygamberler insanlardan tamamen farklı varlıklar olsaydı insanlar:“O yapabilir ama biz yapamayız.”
diyebilirdi.
Fakat peygamberler de:
yer,
içer,
çalışır,
üzülür,
sevinir,
zorluklarla karşılaşır.
Böylece verdikleri mesaj:
yalnızca teorik bir öğreti değil, yaşanabilir bir örnek
hâline gelir.
“Ayetlerimi Size Anlatan” İfadesi Ne Anlama Gelir
Peygamberlerin temel görevlerinden biri:Allah’ın ayetlerini insanlara ulaştırmaktır.
Onlar dini kendi arzularına göre üretmezler.
Görevleri:
vahyi aktarmak,
açıklamak,
uyarmak,
müjdelemek
ve yaşantılarıyla örnek olmaktır.
Dolayısıyla peygamber:
mesajın sahibi değil, elçisidir.
Peygamberlerin Görevi İnsanları Zorla İnandırmak mıdır
Hayır.Kur’an’ın genel öğretisinde peygamber:
tebliğ eder,
açıklar,
uyarır.
Fakat insanın iradesini elinden almaz.
İnsan:
kabul eder
veya reddeder.
Bu nedenle iman:
zorlamayla değil, bilinçli tercihle
anlam kazanır.
“Kim Sakınırsa” Ne Demektir
Buradaki kavram:takvâdır.
Takvâ yalnızca korku anlamına gelmez.
Daha geniş biçimde:
Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşımak,
yanlışlardan sakınmak,
davranışlarını kontrol etmek,
vicdanlı yaşamak
anlamlarını içerir.
Yani takvâ:
insanın hayatını bilinçle yaşamasıdır.
Takvâ Sadece İbadet Etmek midir
Hayır.İbadet takvânın önemli bir parçasıdır.
Fakat takvâ:
dürüstlük,
adalet,
merhamet,
emanete sadakat,
kul hakkından sakınma
gibi ahlaki davranışları da kapsar.
Bir insan çok ibadet edip:
insanlara sürekli haksızlık yapıyorsa
takvâ anlayışında ciddi bir eksiklik oluşur.
“Kendini Düzeltirse” Ne Anlama Gelir
Ayetteki ikinci temel kavram:ıslah
kavramıdır.
Islah:
bozulmuş olanı düzeltmek,
iyileştirmek,
barışı sağlamak,
yanlıştan dönmek
anlamları taşır.
Bu çok önemlidir.
Çünkü Kur’an insana sadece:
“Kötülük yapma.”
demez.
Aynı zamanda:
“Bozulanı düzelt.”
der.
Islah Önce İnsanın Kendisinden mi Başlar
Evet.İnsan dünyayı düzeltmeye çalışmadan önce:
kendi davranışlarına
bakmalıdır.
Kendisindeki:
kibir,
öfke,
yalan,
haksızlık,
kırıcı alışkanlıklar
üzerinde çalışabilir.
Gerçek değişim çoğu zaman:
insanın kendisini sorgulamasıyla
başlar.
Bir Hata Yaptıktan Sonra Düzeltme Mümkün müdür
Evet.Ayetin umut veren yönlerinden biri tam olarak budur.
İnsan:
yanlış yapmış olabilir.
Birini kırmış olabilir.
Haksızlık etmiş olabilir.
Ama:
özür dileyebilir,
zararı telafi edebilir,
yanlışı bırakabilir,
davranışını değiştirebilir.
Kur’an insanı:
geçmişinin içine kilitlemez.

Tövbe ile Islah Arasında Ne Fark Vardır
Tövbe:yanlıştan Allah’a dönmektir.
Islah ise bunun:
davranışta görünür hâle gelmesi
olarak düşünülebilir.
Örneğin:
bir insan haksız yere aldığı paradan tövbe ediyorsa
yalnızca:
“Pişmanım.”
demesi yeterli olmayabilir.
Mümkünse:
hakkı sahibine geri vermesi
de gerekir.
İşte bu:
ıslahın ruhudur.

“Onlara Korku Yoktur” Ne Anlama Gelir
Kur’an’da bu ifade sık sık:Allah’ın rahmetine ve kurtuluşa ulaşan insanlar
için kullanılır.
Buradaki korku özellikle:
gelecekte karşılaşılacak hesap ve sonuçlarla
ilişkilendirilebilir.
Takvâ ve ıslah yolunu seçen insan için:
nihai geleceğin korkusu yerine güven ve umut
vardır.

“Onlar Üzülmeyeceklerdir” Ne Demektir
Korku genellikle:gelecekle
ilgilidir.
Üzüntü ise çoğu zaman:
geçmişte kaybedilenlerle.
Ayet:
“Korkmayacaklar ve üzülmeyecekler.”
diyerek iki yönlü bir huzur tasviri sunar.
Geçmiş:
pişmanlıkla insanı ezmez.
Gelecek:
korkuyla insanı kuşatmaz.

Bu İfade Dünyada Hiç Üzülmeyecekleri Anlamına mı Gelir
Hayır.İman eden insanlar da:
üzülebilir,
yakınlarını kaybedebilir,
hastalanabilir,
korkabilir.
Ayet dünya hayatında hiçbir psikolojik acının yaşanmayacağını vaat etmez.
Buradaki büyük müjde:
nihai kurtuluş ve ahiret güvenliği
ile ilgilidir.

Takvâ ile Islah Neden Birlikte Anılıyor
Çünkü yalnızca:“Ben kötülük yapmıyorum.”
demek yeterli olmayabilir.
İnsan aynı zamanda çevresinde:
iyiliği,
adaleti,
barışı,
düzeltmeyi
desteklemelidir.
Takvâ:
yanlıştan korur.
Islah:
iyiyi inşa eder.
İkisi birlikte çok daha güçlü bir ahlak oluşturur.

Toplumsal Islah Ne Demektir
Islah yalnızca bireysel değildir.Bir toplumda:
adaletsizlik varsa adaleti güçlendirmek,
kavga varsa barışı aramak,
yoksulluk varsa dayanışmayı artırmak,
bilgisizlik varsa eğitimi desteklemek
de ıslahın geniş anlamına dâhil edilebilir.
Yani mümin yalnızca:
kendi kurtuluşuyla ilgilenen biri
olarak düşünülmez.

Bir İnsan Başkalarını Düzeltmeye Çalışırken Kibirlenebilir mi
Evet.Bu çok önemli bir tehlikedir.
İnsan:
“Ben doğruyum, herkes yanlış.”
noktasına gelebilir.
Oysa ıslah:
hakaret etmek,
insanları aşağılamak,
zorla değiştirmeye çalışmak
değildir.
Gerçek ıslah:
hikmet, merhamet ve adaletle
yapılmalıdır.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Belki de şu iki kelimedir:Sakın ve düzelt.
Yanlışlardan sakın.
Ama bununla yetinme.
Kendindeki yanlışı düzelt.
Kırdığın kalbi düzelt.
Yaptığın haksızlığı düzelt.
Çevrendeki bozulmayı imkânın ölçüsünde iyileştir.
Çünkü Kur’an’ın ideal insanı:
sadece kötülükten kaçan değil,
iyiliği çoğaltan insandır.

Sonuç: A‘râf Suresi 35. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 35. ayet insanlığın karşısına son derece umut verici bir yol koyar:Vahiy gelir.
İnsan dinler.
Sonra iki büyük sorumluluk ortaya çıkar:
Takvâ
ve
ıslah.
Takvâ:
yanlışın sınırında dikkatli olmaktır.
Islah:
yanlış gerçekleşmişse onu düzeltmek ve hayatı daha iyi hâle getirmektir.
Ayet sonunda büyük bir müjde verir:
“Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”
Bu bize dinin yalnızca:
yasaklar,
cezalar,
korkular
üzerinden kurulmadığını gösterir.
Kur’an aynı zamanda:
dönüş,
düzeltme,
rahmet,
güven
ve umut
kapısı açar.
İnsan geçmişte hata yapmış olabilir.
Fakat geçmiş:
onun sonsuza kadar kim olacağını belirlemek zorunda değildir.
İnsan bugün:
yönünü değiştirebilir.
Kendini düzeltebilir.
Bir haksızlığı giderebilir.
Daha adaletli biri olabilir.
Belki de ayetin insana verdiği en büyük umut şudur:
Allah yalnızca nereden geldiğimize değil, hangi yöne doğru yürüdüğümüze da bakar.
“Takvâ yalnızca yanlışın uzağında durmak, ıslah ise iyiliğin yanına yaklaşmaktır. İnsan geçmişini değiştiremez; fakat bugün yaptığı seçimlerle geçmişinin geleceğini belirlemesine engel olabilir.”
Ersan Karavelioğlu