A‘râf Suresi 32. Ayette “Allah’ın Kulları İçin Yarattığı Ziyneti ve Temiz Rızıkları Kim Haram Kıldı” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Din, Allah’ın helal kıldığını keyfî biçimde yasaklamak değil; nimetin değerini bilerek onu ölçü, şükür ve sorumluluk içinde yaşamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 31. ayetinde:
“Yiyin, için fakat israf etmeyin.”
buyrulmuştu.
- ayette ise bu dengenin diğer tarafı ortaya konur:
Bir önceki ayet:
ölçüsüz tüketimi
yasaklamıştı.
Bu ayet ise:
Allah’ın helal kıldığı güzellikleri ve nimetleri insanların kendi kendilerine haram ilan etmesini
sorgular.
Yani Kur’an iki aşırılığı da reddeder:
Bir tarafta:
israf.
Diğer tarafta:
Allah’ın yasaklamadığı şeyleri din adına yasaklamak.
İslam'ın ortaya koyduğu denge tam burada belirginleşir.
“Allah’ın Kulları İçin Yarattığı Ziyneti Kim Haram Kıldı” Ne Demektir
Ayet son derece güçlü bir soru sorar:Allah’ın yarattığı güzellikleri yasaklama yetkisini size kim verdi?
Ziynet:
giyim,
süs,
güzellik,
insanın kendisine bakım yapması
gibi anlamları kapsayabilir.
Kur’an bunları başlı başına kötü görmez.
Tam tersine:
Allah’ın kulları için yarattığı nimetler
olarak ifade eder.
“Ziynet” Kelimesi Sadece Takı Anlamına mı Gelir
Hayır.Ziynet daha geniş bir kavramdır.
İnsanın:
güzel giyinmesi,
temiz olması,
kendisine bakım yapması,
güzel görünmesi,
hayatındaki estetik unsurlar
bu kavram kapsamında düşünülebilir.
Dolayısıyla ayet güzelliğin kendisini:
dine aykırı bir şey
olarak sunmaz.
Güzel Giyinmek Dindarlığa Aykırı mıdır
Hayır.Bir önceki ayette zaten:
“Her mescitte ziynetinizi alın.”
buyrulmuştu.
Yani insanın:
temiz,
düzenli,
güzel
giyinmesi teşvik edilmektedir.
Sorun:
güzel giyinmek değil;
giyimi:
kibir,
gösteriş,
israf
aracına dönüştürmektir.
İslam İnsanın Hayattan Zevk Almasına Karşı mıdır
Hayır.Bu ayet tam tersine önemli bir cevap verir.
Allah:
güzel yiyecekler,
güzel giysiler,
tabiat,
renkler,
kokular,
tatlar
yaratmıştır.
İnsan bunlardan helal ölçüler içinde yararlanabilir.
Dindarlık:
hayatın bütün güzelliklerinden kaçmak
demek değildir.
“Temiz Rızıklar” Ne Demektir
Ayetteki tayyibât kavramı:temiz,
güzel,
iyi,
helal
rızıkları ifade eder.
Bu yalnızca yiyeceklerle sınırlı değildir.
İnsanın hayatını güzelleştiren ve meşru olan nimetler de bu kapsamda düşünülebilir.
Temel ölçü:
nimetin helal ve temiz olmasıdır.
Güzel Yemek Yemek Dini Açıdan Sorun mudur
Hayır.- ayet:
demişti.
- ayet de:
diye sorar.
Dolayısıyla güzel yemek:
tek başına problem değildir.
Problem:
israf,
haram,
aşırılık
ve başkalarının hakkını gözetmemek olabilir.
İnsan Allah’ın Helal Kıldığını Haram İlan Edebilir mi
Dini açıdan böyle bir yetki insana ait değildir.Bir şeye:
“Allah bunu haram kıldı.”
demek ciddi bir iddiadır.
Bunun:
vahye,
sağlam dini delile
dayanması gerekir.
İnsanın kişisel hoşnutsuzluğunu:
Allah’ın hükmü
gibi sunması doğru değildir.
Kişisel Tercih ile Dinî Yasak Arasında Ne Fark Vardır
Bir insan:bir yiyeceği sevmeyebilir.
Bir kıyafeti giymek istemeyebilir.
Sade yaşamayı tercih edebilir.
Bunların hepsi kişisel tercihtir.
Fakat:
“Ben istemiyorum, dolayısıyla dinen haramdır.”
dediği anda kişisel tercih:
dinî hükme dönüştürülmüş olur.
Ayet buna karşı önemli bir sınır koyar.
Sade Yaşamak Yanlış mıdır
Hayır.İnsan gönüllü olarak:
az tüketebilir,
sade giyinebilir,
lüks yaşamdan uzak durabilir.
Bu kişisel ve hatta ahlaki bir tercih olabilir.
Fakat kendi tercihini:
herkes için Allah’ın zorunlu hükmü
gibi sunmamalıdır.
Sadelik erdem olabilir.
Ama helali haram ilan etmek başka bir şeydir.
Zenginlik veya Güzel Yaşamak Günah mıdır
Tek başına hayır.Bir insan:
helal yoldan kazanabilir,
güzel bir evde yaşayabilir,
kaliteli şeyler kullanabilir.
Asıl soru:
nasıl kazandığı,
nasıl kullandığı,
başkalarının hakkını gözetip gözetmediği,
israfa ve kibre düşüp düşmediğidir.
Kur’an'ın ölçüsü:
sahip olmak değil, sahip olunanla nasıl davranıldığıdır.

Fakirlik Dindarlığın Şartı mıdır
Hayır.Fakirlik de zenginlik de:
insanın karşılaşabileceği hayat şartlarıdır.
Hiçbiri tek başına:
üstünlük ölçüsü değildir.
Fakir insan:
ahlaklı da olabilir, ahlaksız da.
Zengin insan:
ahlaklı da olabilir, ahlaksız da.
Kur’an'ın temel ölçüsü:
takvâ ve ahlaktır.

“Bunlar Dünya Hayatında İman Edenler İçindir” Ne Anlama Gelir
Ayet dünya nimetlerinin müminler için de yaratıldığını açıkça söyler.Yani iman eden bir insan:
dünya nimetlerinden uzak durmak zorunda değildir.
Onlardan:
helal,
ölçülü,
şükür içinde
yararlanabilir.
Dünya:
yalnızca sıkıntı çekmek için yaratılmış bir alan değildir.

Dünya Nimetlerinden İnanmayanlar da Yararlanıyor; Ayet Bunu Nasıl Açıklıyor
Dünya hayatında birçok nimet:insanların tamamına açıktır.
İman eden de:
su içer,
yemek yer,
giyinir,
tabiatın güzelliklerinden yararlanır.
İman etmeyen de.
Ayetteki devam:
“Kıyamet gününde ise yalnız müminlere mahsustur.”
anlamıyla ahiret nimetlerinin farklılığını ortaya koyar.

“Kıyamet Gününde Yalnız Onlarındır” Ne Demektir
Dünya nimetleri:geçici,
paylaşılan
ve sınırlıdır.
Ahirette ise Kur’an’ın anlatımına göre cennet nimetleri:
iman edip Allah’ın rahmetine ulaşanlara
özgüdür.
Bu nedenle ayet:
dünya ile ahiret arasında
bir ayrım yapar.

Din Neden Bazen İnsanlar Tarafından Gereğinden Fazla Yasakçı Hâle Getirilebilir
Çünkü insan bazen:kişisel kültürünü,
alışkanlığını,
zevkini,
katı yaşam biçimini
din ile karıştırabilir.
Böylece:
Allah’ın yasaklamadığı bir şeyi
“dinen yasaktır”
diye sunabilir.
A‘râf 32 tam da bu eğilime karşı çok güçlü bir soru sorar:
“Kim haram kıldı?”

“Kim Haram Kıldı?” Sorusu Neden Bu Kadar Güçlüdür
Çünkü dinî otoritenin sınırını belirler.Bir insan:
“Bu haramdır.”
dediğinde şu soru sorulmalıdır:
“Bunun delili nedir?”
Bu yaklaşım dini zayıflatmaz.
Tam tersine:
Allah’ın hükmü ile insanların yorumlarını birbirinden ayırmaya yardımcı olur.
Din adına konuşmak:
delil sorumluluğu taşır.

İsraf Etmemek ile Nimetten Yararlanmak Nasıl Dengelenir
- ve 32. ayetler birlikte okununca çok güzel bir denge ortaya çıkar.
- ayet:
- ayet:
der.
Yani:
ne ölçüsüz tüketim,
ne de gereksiz yasakçılık.
Doğru yol:
nimetten yararlanmak ama ölçüyü korumaktır.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına Mesajı Nedir
Bugün de iki aşırı uç görülebilir.Bir tarafta:
sınırsız tüketim,
gösteriş,
israf.
Diğer tarafta ise:
dini, insan hayatındaki her güzelliğe karşıymış gibi sunan anlayışlar.
A‘râf 32 ikisini de dengeler.
Allah’ın yarattığı:
güzelliği,
temiz rızkı,
helal nimeti
kullanabilirsin.
Ama:
şükür, ölçü ve sorumlulukla.

Sonuç: A‘râf Suresi 32. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 32. ayet din adına gereksiz yasaklar üretmeye karşı son derece güçlü bir ölçü koyar:“Allah’ın kulları için yarattığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kıldı?”
Bu soru bize şunu öğretir:
Allah’ın helal kıldığını:
insan kendi zevkine,
kültürüne,
kişisel tercihine
göre haram ilan edemez.
Kur’an:
güzelliğe düşman değildir.
Temiz giyinmeye düşman değildir.
Güzel yemeye düşman değildir.
Hayatın helal nimetlerinden yararlanmaya düşman değildir.
Fakat aynı Kur’an bir önceki ayette:
“İsraf etmeyin.”
demiştir.
İşte denge buradadır:
Güzelliği yaşa ama kibirlenme.
Nimetten yararlan ama israf etme.
Helal olanı kullan ama Allah’ın sınırını aşma.
Sade yaşamak istiyorsan yaşa ama kendi tercihini Allah’ın yasağı hâline getirme.
Ayetin belki de bugüne bıraktığı en önemli sorulardan biri şudur:
Bir şeyi gerçekten Allah mı yasakladı, yoksa biz alışkanlığımızı, kültürümüzü veya kişisel görüşümüzü dinin hükmü hâline mi getirdik?
Çünkü dindarlık:
Allah’ın helal kıldığını haramlaştırmak değildir.
Gerçek dindarlık:
Allah’ın koyduğu ölçüyü ne eksiltmek ne de ona kendimizden yeni yasaklar eklemektir.
“Ölçülü yaşamak nimetten kaçmak değildir. Allah’ın verdiği güzelliklerden şükürle yararlanmak da kulluğun parçasıdır; asıl sınır, nimeti israfa, kibire ve haksızlığa dönüştürmemektir.”
Ersan Karavelioğlu