📖 A‘râf Suresi 30. Ayette “Allah Bir Grubu Doğru Yola İletti, Bir Grup da Sapıklığı Hak Etti; Çünkü Onlar Allah’ı Bırakıp Şeytanları Dost Edindiler

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,650
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 30. Ayette “Allah Bir Grubu Doğru Yola İletti, Bir Grup da Sapıklığı Hak Etti; Çünkü Onlar Allah’ı Bırakıp Şeytanları Dost Edindiler ve Kendilerini Doğru Yolda Sanıyorlardı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsanın en tehlikeli yanılgısı yanlış yolda olduğunu bilmemesi değil, yanlış bir yolu doğru sanarak büyük bir güvenle yürümeye devam etmesidir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 29. ayetinde Allah’ın adaleti emrettiği, insanların ibadetlerini yalnız O’na yöneltmeleri gerektiği ve sonunda yeniden Allah’a dönecekleri bildirilmişti.

  1. ayette ise insanların bu çağrı karşısındaki iki farklı yönelişi anlatılır:
“Allah bir grubu doğru yola iletti; bir grup da sapıklığı hak etti. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edindiler ve kendilerini doğru yolda sanıyorlardı.”

Bu ayetin en sarsıcı bölümü son cümledir:

“Kendilerini doğru yolda sanıyorlardı.”

Çünkü insan bazen yanlış yaptığını bilir.

Ama bazen daha tehlikeli bir durum ortaya çıkar:

Yanlış yaptığının farkında değildir.

Hatta kendi davranışının:

doğru,

ahlaklı,

haklı

olduğuna inanabilir.

İşte ayet insanı yalnızca kötülükten değil:

kendi doğruluğundan gereğinden fazla emin olmaktan da

sakındırır.

1️⃣ “Bir Grubu Doğru Yola İletti” Ne Demektir ❓​

Hidayet:

doğru yolu göstermek,

hakikati fark ettirmek,

insanın doğru yolda ilerlemesine yardım etmek

anlamlarını taşır.

Kur’an’da Allah:

vahiy göndererek,

peygamberler göndererek,

akıl ve vicdan vererek

insana doğru yolu gösterir.

İnsan da bu çağrı karşısında:

bir seçim yapar.

2️⃣ Hidayet İnsan İradesini Ortadan Kaldırır mı ❓​

Hayır.

Kur’an’ın genel anlatımında insan:

irade,

sorumluluk,

seçim

sahibidir.

Allah insana yolu gösterebilir.

Fakat insan:

kabul edebilir

veya reddedebilir.

Bu nedenle hidayet:

insanın iradesiz bir biçimde yönlendirilmesi

olarak anlaşılmamalıdır.

3️⃣ “Bir Grup Sapıklığı Hak Etti” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

“Onlar hiçbir sebep olmadan saptırıldı.”

demez.

Ardından nedenini açıklar:

“Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edindiler.”

Yani sapma:

tercihler,

bağlılıklar,

ısrar edilen davranışlar

ile ilişkilidir.

İnsan yanlış yönleri sürekli seçtikçe:

yanlış onun yolu hâline gelebilir.

4️⃣ Allah İnsanları Zorla mı Saptırır ❓​

Ayetin bağlamında böyle bir anlam yoktur.

Tam tersine sebep belirtilmiştir:

Onlar:

şeytanları dost edinmişlerdir.

Yani önce bir yöneliş vardır.

Sonra bu yönelişin sonucu ortaya çıkar.

Kur’an’ın genel öğretisinde ilahi adalet:

insanın kendi tercihlerini

hesaba katar.

5️⃣ “Allah’ı Bırakıp Şeytanları Dost Edinmek” Ne Demektir ❓​

Buradaki “dost edinmek” sıradan arkadaşlık anlamında değildir.

Daha çok:

rehber edinmek,

izinden gitmek,

yönlendirmesini kabul etmek

anlamındadır.

Şeytan:

kibri,

haksızlığı,

nankörlüğü,

yanlışı süslemeyi

temsil eden bir yol gösterici hâline geldiğinde insan:

Allah’ın rehberliğinden uzaklaşabilir.

6️⃣ İnsan Şeytanı Bilerek mi Dost Edinir ❓​

Her zaman:

“Ben şeytanın yolunu seçiyorum.”

diye bilinçli bir cümle kurması gerekmez.

İnsan:

yalanı,

zulmü,

kibri,

aldatmayı,

haksızlığı

normalleştirdiğinde fiilen şeytani bir yönü takip edebilir.

Yani mesele isim değil:

davranışın yönüdür.

7️⃣ Ayetin En Çarpıcı Bölümü Neden “Kendilerini Doğru Yolda Sanıyorlardı” İfadesidir ❓​

Çünkü burada insanın:

kendini kandırma ihtimali

ortaya çıkar.

Kişi:

yanlış düşünür

ama kendisini doğru sanabilir.

Haksızlık yapar

ama bunu adalet olarak görebilir.

Kibirli davranır

ama bunu öz güven sayabilir.

Bu nedenle ahlaki tehlike yalnızca:

yanlış yapmak değil, yanlışı doğru sanmaktır.

8️⃣ İnsan Yanlış Bir Şeyi Nasıl Doğru Sanabilir ❓​

Çünkü insan zihni kendi davranışlarını savunmaya eğilimli olabilir.

Bir şeyi uzun süre yaparsa:

ona alışabilir.

Çevresindeki herkes aynı şeyi yaparsa:

normal görebilir.

Kendi çıkarına uygunsa:

haklılaştırabilir.

Böylece zamanla:

vicdan ile alışkanlık arasındaki sınır bulanıklaşabilir.

9️⃣ Çoğunluk Bir Şeye İnanıyorsa O Şey Doğru mudur ❓​

Hayır.

Çoğunluk:

doğruyu da savunabilir,

yanlışta da birleşebilir.

Bir fikrin yaygın olması:

onun doğru olduğunu

otomatik olarak kanıtlamaz.

Bu nedenle insan:

“Herkes böyle düşünüyor.”

yerine:

“Gerçekten doğru olan nedir?”

diye sormalıdır.

🔟 İnsanın Kendisini Doğru Sanması Kibri Besleyebilir mi ❓​

Evet.

Bir insan:

“Ben kesinlikle yanılmam.”

noktasına geldiğinde:

eleştiriye kapanabilir.

Başkasını dinlemeyebilir.

Kendi yanlışını fark edemeyebilir.

Bu nedenle:

“Yanılıyor olabilir miyim?”

sorusunu sorabilmek:

ahlaki tevazunun önemli bir parçasıdır.

1️⃣1️⃣ Din Adına Yanlış Yapmak da Mümkün müdür ❓​

Evet.

Bir önceki ayette de insanların bazı yanlış davranışları:

Allah’a nispet ettikleri

anlatılmıştı.

İnsan dini bir söylem kullanabilir.

Fakat bu:

davranışının gerçekten Allah’ın istediği şey olduğunu

garanti etmez.

Bu nedenle dini iddialar:

bilgi ve delille sınanmalıdır.

1️⃣2️⃣ İyi Niyet Tek Başına Doğru Yolda Olmaya Yeter mi ❓​

Hayır.

İyi niyet önemlidir.

Fakat insan iyi niyetle de:

yanlış bilgiye inanabilir,

yanlış karar verebilir,

başkasına zarar verebilir.

Bu nedenle iyi niyetin yanında:

bilgi,

adalet,

öz eleştiri

de gerekir.

Çünkü:

samimi olmak ile doğru olmak aynı şey değildir.

1️⃣3️⃣ İnsan Kendi İnançlarını Nasıl Sorgulayabilir ❓​

Kendisine şu soruları sorabilir:

Bu düşünceyi neden doğru kabul ediyorum?

Bunu gerçekten araştırdım mı?

Yoksa bana çocukluğumdan beri böyle mi söylendi?

Karşıt görüşü hiç adil biçimde dinledim mi?

Yanlış olduğuma dair bir delil görsem fikrimi değiştirebilir miyim?

Bu sorular:

insanın kendi zihinsel kör noktalarını

fark etmesine yardımcı olabilir.

1️⃣4️⃣ Yanlışını Kabul Etmek İnsanı Zayıflatır mı ❓​

Hayır.

Tam tersine:

fikrini yeni ve güçlü bir delil karşısında değiştirebilmek

zihinsel olgunluktur.

Bir insan:

“Burada yanılmışım.”

dediğinde değer kaybetmez.

Daha güvenilir hâle gelebilir.

Çünkü gerçeğe bağlılık:

kendi egosuna bağlılıktan daha değerlidir.

1️⃣5️⃣ Şeytanın En Etkili Yöntemlerinden Biri Yanlışı Doğru Göstermek midir ❓​

Önceki ayetlerde bunun açık örneklerini gördük.

Şeytan Âdem’e:

“Allah’a isyan et.”

dememişti.

“Melek olursun.”

“Ebedî kalırsın.”


demişti.

Yani yanlış:

iyilik veya kazanç görüntüsüne

büründürülmüştü.

A‘râf 30’da bunun daha genel sonucu görülür:

İnsan sonunda:

kendini doğru yolda sanabilir.

1️⃣6️⃣ Yanlış Bir Yol Nasıl Zamanla Normalleşir ❓​

İlk başta insan rahatsız olabilir.

Sonra davranışı tekrarlar.

Ardından çevresindeki insanlar da benzer davranır.

Bir süre sonra:

“Zaten herkes böyle.”

demeye başlar.

En sonunda yanlış:

sıradan,

normal,

hatta savunulması gereken

bir şey gibi görülebilir.

Bu yüzden ahlaki duyarlılık:

sürekli korunması gereken bir bilinçtir.

1️⃣7️⃣ Doğru Yolda Olduğumuzu Nasıl Kontrol Edebiliriz ❓​

Tek bir kişinin:

“Ben doğruyum.”

demesi yeterli değildir.

İnsan:

vahyin ölçülerini,

adaleti,

merhameti,

dürüstlüğü,

aklı,

sağlam bilgiyi

dikkate almalıdır.

Ayrıca davranışının sonucuna bakmalıdır:

Bu yol beni:

daha adaletli mi,

daha merhametli mi,

daha dürüst mü

yapıyor?

Yoksa:

daha kibirli ve zalim mi?

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 29. ve 30. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Allah:
adaleti, ihlası ve kendisine yönelmeyi

emreder.

  1. ayette ise insanların iki farklı yol seçtiği anlatılır.
Bir grup:

hidayete yönelir.

Bir grup:

şeytani rehberliği benimser.

Fakat ikinci grubun trajedisi şudur:

Onlar kendilerini hâlâ doğru yolda sanmaktadır.

Yani mesele yalnızca yol seçmek değildir.

Aynı zamanda:

seçtiğimiz yolu hangi ölçüyle doğru kabul ettiğimizdir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 30. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 30. ayet insanın karşılaşabileceği en tehlikeli manevi durumlardan birini anlatır:

Yanlış yolda olup kendisini doğru yolda sanmak.

Açık bir hata bazen daha kolay düzeltilebilir.

Çünkü insan:

“Bu yanlış.”

diyebilir.

Ama yanlış:

doğru,

ahlaklı,

haklı,

dini

gibi görünmeye başladığında insanın değişmesi çok daha zorlaşır.

Bu nedenle ayet yalnızca:

“Şeytana uymayın.”

demiyor.

Daha derin bir şey öğretiyor:

Kendi doğruluğunuzu da zaman zaman sorgulayın.

Çünkü insan:

kendi düşüncelerinin,

alışkanlıklarının,

çevresinin,

çıkarlarının

etkisiyle yanlış bir şeyi doğru sanabilir.

Belki de gerçek tevazunun en güçlü cümlelerinden biri şudur:

“Doğru olduğuma inanıyorum; ama yanılıyor olma ihtimalimi de tamamen kapatmıyorum.”

Bu yaklaşım insanı kararsız yapmaz.

Tam tersine:

hakikate daha açık hâle getirir.

Çünkü gerçek hedef:

tartışmada haklı çıkmak değil,

gerçekten doğru olanı bulmaktır.


“Yanlış yaptığını bilen insanın dönüş kapısı açıktır; asıl tehlike, yanlışını erdem zannetmeye başladığı anda büyür. Bu yüzden insan yalnızca yolunu değil, o yolu doğru saymasının nedenlerini de sorgulamalıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt