A‘râf Suresi 19. Ayette “Ey Âdem! Sen ve Eşin Cennete Yerleşin; Dilediğiniz Yerden Yiyin Fakat Şu Ağaca Yaklaşmayın” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Özgürlük, insanın her istediğini sınırsızca yapabilmesi değildir. Gerçek özgürlük, önünde sayısız imkân varken sınırını bilmek ve iradesiyle doğru olanı seçebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 18. ayetinde İblis’in kovuluşu ve ona uyanların karşılaşacağı sonuç anlatılmıştı.
- ayette ise sahne yeniden Âdem’e döner:
Bu ayet insanlık hikâyesindeki ilk büyük sınavlardan birini anlatır.
Âdem ve eşi cennettedir.
Önlerinde geniş bir özgürlük alanı vardır.
Fakat tek bir sınır konulmuştur:
“Şu ağaca yaklaşmayın.”
İşte insanın iradesi, özgürlüğü, sınırı ve sorumluluğu burada aynı anda ortaya çıkar.
“Ey Âdem! Sen ve Eşin Cennete Yerleşin” Ne Demektir
Ayet Âdem ile eşine cennette yaşama izni verildiğini bildirir.Buradaki hayat:
bolluk,
güven,
huzur
ve geniş imkânlarla tasvir edilir.
İnsanlığın başlangıç anlatısında ilk sahne:
yoksunluk değil, nimet
sahnesidir.
Âdem’in Eşinin Adı Ayette Geçiyor mu
Hayır.A‘râf Suresi 19. ayette yalnızca:
“eşin”
ifadesi kullanılır.
Kur’an bu ayette onun özel adını vermez.
İslam geleneğinde Âdem’in eşi genellikle Havvâ adıyla anılır.
Fakat ayetin kendi metninde isim bulunmadığını ayırt etmek önemlidir.
“Dilediğiniz Yerden Yiyin” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade geniş bir serbestlik alanını gösterir.Âdem ve eşine:
“Sadece şunu yiyebilirsiniz.”
denilmez.
Tam tersine:
“Dilediğiniz yerden yiyin.”
buyrulur.
Yani yasak olan alan çok küçüktür.
Serbest olan alan ise:
çok geniştir.
Ayette Özgürlük mü Ön Plandadır, Yasak mı
Dikkat edildiğinde önce özgürlük gelir:“Dilediğiniz yerden yiyin.”
Ardından sınır gelir:
“Fakat şu ağaca yaklaşmayın.”
Bu sıralama önemlidir.
Kur’an’ın anlatısında insanın hayatı bütünüyle yasaklardan oluşmaz.
Önünde geniş bir helal ve serbest alan vardır.
Sınır ise:
özgürlüğün içinde belirli bir noktadır.
Yasaklanan Ağaç Hangi Ağaçtı
Kur’an bu ağacın türünü söylemez.Elma,
incir,
buğday
ve başka bitkiler olduğuna dair tarih boyunca çeşitli rivayetler ve yorumlar ortaya çıkmıştır.
Fakat Kur’an:
ağacın ne olduğunu belirtmez.
Bu nedenle:
“Kesinlikle elma ağacıydı.”
demek Kur’an metnine dayanmaz.
Ağacın Türünün Söylenmemesi Önemli midir
Evet, oldukça düşündürücüdür.Eğer ağacın botanik türü mesajın merkezi olsaydı Kur’an bunu açıkça söyleyebilirdi.
Fakat dikkat:
ağacın ne olduğuna değil,
Allah’ın koyduğu sınıra
yöneltilir.
Demek ki kıssadaki temel soru:
“Hangi meyveyi yediler?”
değil;
“Kendilerine konulan sınır karşısında ne yaptılar?”
sorusudur.
Neden “Yemeyin” Değil de “Yaklaşmayın” Deniliyor
Bu, ayetin çok dikkat çekici yönlerinden biridir.Allah:
“Bu ağaçtan yemeyin.”
demekle yetinmez.
“Bu ağaca yaklaşmayın.”
buyurur.
Bu ifade insan davranışı açısından önemli bir ilkeyi düşündürür:
Bazen yanlışın kendisinden korunmanın en güvenli yolu:
yanlışa götüren yere fazla yaklaşmamaktır.
Günaha Yaklaşmamak Ne Demektir
İnsan bazı durumlarda:“Ben kontrol ederim.”
diyebilir.
Fakat bir davranışın sürekli sınırında dolaşmak:
zamanla direnci azaltabilir.
Örneğin insan:
zararlı bir alışkanlığı bırakmaya çalışıyorsa onu sürekli tetikleyen ortamda bulunması işi zorlaştırabilir.
Bu nedenle ahlak yalnızca:
yanlış yapmamak
değil;
bazen:
yanlışa götüren yolu önceden fark etmek
demektir.
Allah Neden Ağacı Yarattıysa Ona Yaklaşmayı Yasakladı
Bir şeyin yaratılmış olması:insanın onu her şekilde kullanabileceği
anlamına gelmez.
Dünyada da birçok şey vardır.
Ama insan:
her şeyi istediği gibi kullanamaz.
Örneğin güç vardır.
Ama zulüm için kullanılmamalıdır.
Servet vardır.
Ama haksızlık için kullanılmamalıdır.
İrade vardır.
Ama irade:
sorumluluktan bağımsız değildir.
Bu Yasak İnsan İradesinin İlk Sınavı mıydı
Kur’an anlatısı açısından Âdem kıssasının merkezinde:seçim
vardır.
Âdem ve eşi robot değildir.
Önlerinde seçenek vardır.
Bir emir vardır.
Bir yasak vardır.
Ve karar verebilirler.
İnsan olmanın temel özelliklerinden biri burada görünür:
İrade.

Özgür İrade İçin Alternatif Gerekli midir
Evet.Eğer insanın karşısında hiçbir alternatif yoksa:
seçimden söz etmek güçleşir.
Âdem ve eşinin önünde:
itaat etme
ve
sınıra yaklaşma
imkânı vardır.
Bu nedenle kıssa yalnızca yasak bir ağaç hikâyesi değildir.
Aynı zamanda:
insanın özgür iradesinin hikâyesidir.

“Yoksa Zalimlerden Olursunuz” Ne Demektir
Buradaki zulüm yalnızca başkasına yapılan fiziksel haksızlık anlamına gelmez.Kur’an’da insanın:
kendi kendisine zulmetmesinden
de söz edilir.
Allah’ın koyduğu sınırı ihlal eden kişi:
sonuçta kendi hayatına zarar verebilir.
Bu nedenle bazı günahların ilk mağduru:
günahı işleyen insanın kendisidir.

Âdem ve Eşine Neden Böyle Bir Uyarı Yapıldı
Çünkü gerçek sorumluluk için:sınırın önceden bilinmesi gerekir.
Onlara açık biçimde:
“Bu ağaca yaklaşmayın.”
denilmiştir.
Yani sınır gizli değildir.
Bu da ilahi adalet açısından önemli bir ilkedir:
İnsan uyarılmadan sorumlu tutulmaz.

Şeytanın Rolü Bu Ayette Başlıyor mu
İblis’in insanlara düşmanlık niyeti önceki ayetlerde zaten açıklanmıştı.- ayet sahneyi hazırlar.
bir nimet alanı,
bir sınır
ve bir emir
verilir.
Bir sonraki ayette ise şeytanın:
bu sınırı aşmaları için nasıl vesvese verdiği
anlatılacaktır.

Şeytan Neden Özellikle Yasak Olan Şeye Dikkat Çeker
İnsan psikolojisinde yasaklanan şey bazen normalden daha fazla merak uyandırabilir.Önünde yüzlerce serbest seçenek varken insan:
“Neden şu bir tanesi yasak?”
diye düşünmeye başlayabilir.
İşte ayartmanın önemli yöntemlerinden biri:
insanın dikkatini sahip olduğu yüz nimetten çekip:
ulaşamadığı tek şeye yöneltmektir.

İnsan Neden Sahip Olduklarından Çok Yasak Olanı İsteyebilir
Çünkü insan zihni eksik olana odaklanabilir.Âdem ve eşinin önünde geniş nimetler vardır.
Fakat şeytanın hedefi:
onların bütün nimetleri unutup
tek yasak üzerinde yoğunlaşmalarıdır.
Bu, günümüz insanı için de güçlü bir psikolojik ders taşır.
İnsan bazen sahip olduğu doksan dokuz güzelliği unutabilir;
yalnızca sahip olmadığı bir şeyi düşünerek mutsuz olabilir.

Sınırlar Özgürlüğün Düşmanı mıdır
Her zaman değil.Bazı sınırlar:
özgürlüğü korur.
Örneğin trafik kuralları:
sürücünün özgürlüğünü yok etmek için değil,
insanların güvenli şekilde hareket edebilmesi için vardır.
Benzer biçimde ahlaki sınırlar da:
insanın kendisine veya başkasına zarar vermesini engellemek için düşünülebilir.
Dolayısıyla gerçek özgürlük:
sınırsızlık değildir.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına Mesajı Nedir
Ayet insana önemli bir soru sorar:Hayatında sana verilmiş yüzlerce nimeti mi görüyorsun, yoksa ulaşamadığın tek şeye mi bakıyorsun?
İnsan:
sağlığı,
ailesi,
dostları,
zamanı,
rızkı,
özgürlüğü
gibi birçok nimete sahip olabilir.
Fakat bütün dikkatini:
elde edemediği bir şeye
verirse kendisini sürekli eksik hissedebilir.
Şükür ile sınır bilinci burada birbirine yaklaşır.

Sonuç: A‘râf Suresi 19. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 19. ayet insanlık hikâyesindeki temel kavramları aynı sahnede buluşturur:nimet, özgürlük, sınır, irade ve sorumluluk.
Allah Âdem ve eşine:
“Cennete yerleşin.”
der.
Ardından:
“Dilediğiniz yerden yiyin.”
buyurur.
Yani önlerinde büyük bir özgürlük alanı vardır.
Sonra yalnızca bir sınır konulur:
“Şu ağaca yaklaşmayın.”
İşte sınav burada başlar.
Çünkü insanın gerçek iradesi:
her istediğini yapabileceği zaman değil,
yapabileceği hâlde bazı şeylere ‘hayır’ diyebildiği zaman
ortaya çıkar.
Ayetin önemli ayrıntılarından biri de:
“yaklaşmayın”
ifadesidir.
Bu, yanlışla mücadelede yalnızca son hareketi değil:
ona götüren yolu da dikkate almamız gerektiğini düşündürür.
Ve belki de ayetin insana bıraktığı en önemli soru şudur:
Önümüzdeki sayısız nimeti fark ediyor muyuz, yoksa bütün dikkatimizi bize sınır konulan tek noktaya mı veriyoruz?
Çünkü insan bazen özgürlüğünü:
sahip olduğu geniş imkânlarda değil,
ulaşamadığı tek şeyde
aramaya başlar.
Oysa gerçek özgürlük:
her şeyi yapmak değil;
neyi yapmaması gerektiğini de iradesiyle seçebilmektir.
“İnsanın özgürlüğü sınırların yokluğunda değil, doğru sınırı kendi iradesiyle koruyabilmesinde ortaya çıkar. Bazen önümüzde yüz kapı açıkken mutsuzluğumuzun sebebi, yalnızca kapalı olan tek kapıya bakmamızdır.”
Ersan Karavelioğlu