📖 A‘râf Suresi 172. Ayette “Rabbin Âdemoğullarının Soylarından Zürriyetlerini Almış, Onları Kendilerine Şahit Tutmuş ve ‘Ben Sizin Rabbiniz Değil

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,790
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 172. Ayette “Rabbin Âdemoğullarının Soylarından Zürriyetlerini Almış, Onları Kendilerine Şahit Tutmuş ve ‘Ben Sizin Rabbiniz Değil miyim?’ Demişti. Onlar da ‘Evet, Şahidiz’ Demişlerdi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan bazen hayat boyunca yeni bir hakikat aradığını sanır; belki de en derin arayışı, yaratılışına yerleştirilmiş olanı yeniden hatırlama çabasıdır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 171. ayetinde:

Hz. Musa’nın kavmine:

“Size verdiğimize sımsıkı sarılın ve içindekileri hatırlayın ki takva sahibi olasınız.”

denilmişti.

  1. ayette ise:
anlatı:

çok daha geniş:

bir noktaya taşınır.

Artık:

yalnız:

Hz. Musa’nın kavminden:

değil,

Âdemoğullarından, yani insanlığın bütününden

söz edilir.

Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:

“Hani Rabbin Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini almış ve onları kendileri hakkında şahit tutmuştu: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ Onlar da, ‘Evet, şahidiz’ demişlerdi. Bu, kıyamet günü ‘Biz bundan habersizdik’ dememeniz içindir.”

Bu ayet:

İslam düşüncesinde:

çok önemli bir yere sahiptir.

Türk-İslam kültüründe:

“Elest Bezmi”

veya:

“Bezm-i Elest”

olarak bilinen:

anlayışın:

temel ayetlerinden biridir.

Ama:

ayeti:

yalnız:

şiirsel bir:

“ruhların buluşması”

hikâyesine:

indirgememek gerekir.

Çünkü:

ayet:

çok daha derin:

bir meseleyle:

ilgilenir:

İnsan ile Rabbi arasındaki temel bağ nedir?

İnsan Allah’a karşı neden sorumludur?

İnsan yaratılışında hakikate dair bir yönelim taşır mı?


Ve:

“Ben bilmiyordum.”

demek:

ahlaki sorumluluğu:

tamamen ortadan kaldırır mı?

1️⃣ “Rabbin Âdemoğullarından Zürriyetlerini Aldı” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

Âdemoğullarının:

nesillerinden,

soylarından:

gelecek insanların:

çıkarılmasından:

söz eder.

Buradaki:

ifade:

insanlığın:

nesilden nesile:

devam eden:

bütünlüğünü:

hatırlatır.

Yani:

muhatap:

yalnız:

belirli bir:

millet,

kavim

veya:

dönem:

değildir.

İnsanlık ailesidir.

2️⃣ Bu Olay Gerçekten İnsanlar Dünyaya Gelmeden Önce mi Gerçekleşti ❓​

İslam tefsir geleneğinde:

yaygın klasik yorumlardan biri:

bu ayetin:

insanların:

dünya hayatından önce:

Allah’ın huzurunda:

bir tür:

ahit ve şahitlik:

yaşadığını:

bildirdiği:

şeklindedir.

Bu anlayış:

“Bezm-i Elest”

diye:

meşhur olmuştur.

Ancak:

olayın:

tam olarak:

nasıl gerçekleştiği,

hangi biçimde:

olduğu

ve:

insanların:

bu şahitliği:

hangi şekilde:

yaşadığı:

Kur’an’da:

ayrıntılı olarak:

açıklanmaz.

Bu nedenle:

vahyin açık söylediğiyle, sonraki tasvirleri birbirinden ayırmak gerekir.

3️⃣ “Bezm-i Elest” Ne Demektir ❓​

“Elest”

ayette geçen:

“Elestü bi Rabbikum?”

ifadesinden:

gelir.

Anlamı:

“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”

dir.

Bezm

ise:

meclis,

toplanma:

anlamında:

kullanılan:

Farsça kökenli:

bir kelimedir.

Bu yüzden:

“Bezm-i Elest”

Türk-İslam kültüründe:

insanın:

Allah’ın Rabliğine:

“Evet.”

dediği:

ilk ahdi:

ifade eden:

bir kavram hâline:

gelmiştir.

4️⃣ “Ben Sizin Rabbiniz Değil miyim?” Sorusu Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin merkezindeki:

soru:

budur:

“Elestü bi Rabbikum?”

Yani:

“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”

Buradaki:

Rab

kelimesi:

yalnız:

“yaratan”

anlamını:

taşımaz.

Rab:

yaratan,

yaşatan,

terbiye eden,

koruyan,

sahip olan

ve:

varlığın:

nihai dayanağı:

olan Allah’ı:

ifade eder.

Dolayısıyla:

soru:

yalnız:

“Beni tanıyor musunuz?”

değildir.

Daha derin:

bir şekilde:

“Varlığınızın gerçek Rabbi ve kaynağı Ben değil miyim?”

sorusudur.

5️⃣ İnsanların “Belâ” Yani “Evet” Demesi Ne Anlama Gelir ❓​

İnsanların cevabı:

“Belâ.”

dır.

Yani:

“Evet, Rabbimizsin.”

Ardından:

“Şahidiz.”

denir.

Bu:

Allah’ın:

Rabliği konusunda:

insanın:

kendi varlığına:

şahit tutulmasını:

ifade eder.

İslam düşüncesinde:

bu cevap:

insanın:

Allah’a karşı:

temel:

varoluşsal ilişkisinin:

sembolü ve:

ahit ifadesi:

olarak görülmüştür.

6️⃣ Peki Neden Hiçbirimiz Bu Olayı Hatırlamıyoruz ❓​

Bu:

ayetle ilgili:

en çok sorulan:

sorulardan biridir.

Eğer:

insanlar:

“Evet, Sen bizim Rabbimizsin.”

dediyse:

neden:

bunu:

normal bir:

çocukluk hatırası gibi:

hatırlamıyoruz?

Kur’an:

bu olayın:

bugünkü:

bilinçli hafızamızda:

nasıl saklandığını:

açıklamaz.

Bu yüzden:

“Herkes bu olayı ayrıntılarıyla hatırlamak zorundadır.”

demek:

doğru değildir.

Bazı alimler:

bu ahdi:

gerçek:

ilk şahitlik:

olarak değerlendirirken,

bazıları:

ayetle:

insanın yaratılışına:

yerleştirilmiş:

Allah’ı tanıma:

yönelimi arasında:

güçlü bir:

ilişki kurmuştur.

7️⃣ Bu Ayet “Fıtrat” Kavramıyla İlişkili midir ❓​

Birçok İslam düşünürü:

evet:

bu iki kavram:

arasında:

bağ kurmuştur.

Fıtrat:

insanın:

yaratılışındaki:

temel yönelim,

doğal yapı:

ve:

hakikati tanımaya:

açıklık:

anlamında:

kullanılır.

Bu yorumda:

A‘râf 172:

insanın:

Allah’a:

tamamen yabancı:

bir varlık:

olarak:

yaratılmadığını:

düşündürür.

İnsanın:

varlığının:

derinliklerinde:

yaratana yönelme ve anlam arama kapasitesi

bulunur.

8️⃣ Fıtrat İnsanın Allah’ı Otomatik Olarak Eksiksiz Bilmesi Demek midir ❓​

Hayır.

İnsanın:

fıtratı olması:

onun:

hiç eğitim,

vahiy,

tefekkür

ve:

arayış olmadan:

bütün dini:

ayrıntıları:

doğuştan:

bildiği:

anlamına gelmez.

Fıtrat:

bir:

yönelim ve kabiliyet

olarak:

anlaşılabilir.

İnsan:

bu yönelimi:

besleyebilir.

Üzerini:

örtebilir.

Yanlış:

yönlendirebilir.

Veya:

vahiy,

akıl

ve:

tefekkürle:

geliştirebilir.

9️⃣ İnsan Allah’ı Arama İhtiyacını Neden Hisseder ❓​

İnsan:

yalnız:

“Nasıl yaşarım?”

diye:

sormaz.

Aynı zamanda:

“Neden varım?”

diye:

sorar.

Ölümü:

düşünür.

Evrenin:

kaynağını:

merak eder.

İyilik ve:

kötülüğün:

temelini:

sorgular.

Hayatın:

bir amacı:

olup olmadığını:

araştırır.

A‘râf 172:

İslam açısından:

bu arayışın:

insanın yaratılışından:

tamamen kopuk:

olmadığını:

düşündürür.

🔟 “Onları Kendilerine Şahit Tuttuk” Ne Demektir ❓​

Ayet:

insanların:

başkasına:

değil,

kendi nefisleri üzerine

şahit:

tutulduğunu:

söyler.

Bu:

çok çarpıcıdır.

İnsan:

sanki:

kendi varlığının:

tanığıdır.

Varlığı:

ona:

şunu:

sordurur:

“Ben kendimi mi yarattım?”

“Bu hayatın sahibi gerçekten ben miyim?”

“Ben neden yaşlanıyorum?”

“Ölümü neden durduramıyorum?”


İnsanın:

kendi sınırlılığı:

bile:

onun:

mutlak olmadığını:

gösteren:

bir şahitlik:

haline gelebilir.

1️⃣1️⃣ Ayet İnsan Aklına da Bir Sorumluluk Yüklüyor mu ❓​

Dolaylı olarak:

çok güçlü biçimde:

evet.

İnsan:

kendisine,

evrene,

hayata

ve:

ölüme:

baktığında:

sorular:

üretebilen:

bir varlıktır.

Vahiy:

bu sorulara:

rehberlik eder.

Dolayısıyla:

İslam’da:

iman:

yalnız:

atalardan:

devralınan:

bir kimlik:

olmamalıdır.

İnsan:

düşünmeli, anlamalı ve bilinçli biçimde yönelmelidir.

1️⃣2️⃣ “Kıyamet Günü ‘Biz Bundan Habersizdik’ Dememeniz İçin” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

bu ahdin:

sorumlulukla:

ilişkisini:

açıkça:

kurar.

İnsan:

kıyamet gününde:

“Biz bundan tamamen habersizdik.”

diyerek:

bütün sorumluluğu:

reddedemesin:

diye:

bu şahitlik:

hatırlatılır.

Ancak:

bu ifadeyi:

“Dünyada hiçbir mesaj almamış herkes eşit derecede suçludur.”

şeklinde:

basitleştirmemek gerekir.

İslam düşüncesinde:

bir insana:

hakikatin:

ne kadar ulaştığı,

hangi şartlarda:

yaşadığı

ve:

sorumluluk kapasitesi:

gibi meseleler:

ayrıca:

tartışılmıştır.

Nihai ve eksiksiz hüküm Allah’a aittir.

1️⃣3️⃣ İnsan “Ben Bilmiyordum” Diyerek Her Sorumluluktan Kurtulabilir mi ❓​

Her zaman:

hayır.

Bazen:

insan:

gerçekten:

bilmez.

Bu:

başka bir:

durumdur.

Ama:

bazen:

bilmemeyi:

seçer.

Araştırmaz.

Doğruyu:

duymak:

istemez.

İşine:

gelmediği için:

görmezden:

gelir.

Bu nedenle:

cehaletin:

her türü:

aynı:

değildir.

Ayet:

insanın:

hakikat karşısındaki:

temel:

sorumluluğunu:

hatırlatır.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet “Herkes Doğuştan Bütün Dini Bilir” mi Demektedir ❓​

Hayır.

Ayet:

böyle:

ayrıntılı bir:

iddia:

kurmaz.

İnsan:

doğduğunda:

namazın:

rekâtlarını,

dini hükümlerin:

ayrıntılarını

veya:

vahyin:

bütün içeriğini:

bilmez.

Bunları:

öğrenir.

Ancak:

ayet:

insan ile:

Rabbi arasında:

çok temel:

bir ilişkinin:

var olduğunu:

bildirir.

Bu nedenle:

doğuştan ayrıntılı dini bilgi ile yaratılıştan gelen Rabbine yönelim aynı şey değildir.

1️⃣5️⃣ Elest Ahdi İnsanın Özgür İradesini Ortadan Kaldırır mı ❓​

Hayır.

Tam tersine:

dünya hayatındaki:

sınav:

insanın:

seçim yapabilmesine:

dayanır.

İnsan:

Allah’a:

yönelebilir.

Yüz çevirebilir.

İman edebilir.

İnkâr edebilir.

Doğruyu:

arayabilir.

Kendisine:

ulaşan hakikati:

reddedebilir.

Ayet:

insanın:

robot gibi:

zorunlu:

davrandığını:

değil,

sorumluluk taşıyan bir varlık olduğunu

hatırlatır.

1️⃣6️⃣ “Elest Bezmi” Edebiyatta ve Tasavvufta Neden Bu Kadar Önemlidir ❓​

Çünkü:

bu ayet:

Allah ile:

insan arasındaki:

ilk bağın:

çok güçlü:

bir sembolüne:

dönüşmüştür.

Tasavvuf ve:

klasik şiirde:

insanın:

Allah’a duyduğu:

özlem:

çoğu zaman:

Elest’te verilen sözün yankısı

gibi:

anlatılmıştır.

Şair:

dünyadaki:

özlemini:

sanki:

çok eski bir:

tanışıklığın:

hatırası:

olarak:

tasvir eder.

Bu:

çok güzel:

bir manevi:

yorum geleneğidir.

Ancak:

şiirsel ve:

tasavvufi tasvirlerle:

ayetin:

kelimesi kelimesine:

söylediğini:

birbirinden:

ayırt etmek:

gerekir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet İnsana “Kendini Hatırla” mı Diyor ❓​

Bir yönüyle:

evet.

Çünkü:

Allah’ın:

Rab olduğunu:

kabul etmek:

aynı zamanda:

insanın:

kendisinin:

Rab olmadığını:

kabul etmesidir.

Bu:

çok büyük:

bir:

öz farkındalık:

doğurur.

İnsan:

şunu:

hatırlar:

Ben:

yaratılmışım.

Sınırlıyım.

Ölümlüyüm.

Her şeyi:

kontrol edemem.

Her şeyin:

sahibi:

değilim.

Bu:

insanı:

küçültmek için:

değil,

yerini doğru anlaması için

önemlidir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 171. ve 172. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Hz. Musa’nın kavmine:

“Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve içindekileri hatırlayın.”

denilmişti.

  1. ayette:
hatırlama:

daha derin:

bir seviyeye:

taşınır:

İnsanın:

Rabbiyle:

temel ahdi:

hatırlatılır.

Birinde:

vahyin içeriğini hatırlamak,

diğerinde:

Rabbin kim olduğunu hatırlamak

vardır.

Bu iki ayet:

birlikte:

şunu düşündürür:

İnsan önce Rabbini, sonra O’nun kendisine verdiği ölçüyü unuttuğunda yönünü kaybetmeye başlayabilir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 172. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 172. ayet:

Kur’an’ın:

insan hakkında:

sorduğu:

en derin:

sorulardan birine:

dokunur:

İnsan Allah’la ilişkisine nerede başladı?

Ayet:

bize:

çok çarpıcı:

bir sahne:

sunar:

Allah:

Âdemoğullarının:

zürriyetlerini:

şahit tutar.

Ve:

şu soruyu:

sorar:

“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”

İnsanların:

cevabı:

çok kısadır:

“Belâ.”

Yani:

“Evet.”

Sonra:

“Şahidiz.”

derler.

Bu:

İslam medeniyetinde:

yüzyıllar boyunca:

çok derin:

bir anlam:

kazanmıştır.

İnsan:

dünyaya:

geldiğinde:

belki:

bu olayı:

normal bir:

hatıra gibi:

hatırlamaz.

Ama:

hayat boyunca:

sanki:

aynı soruyla:

tekrar tekrar:

karşılaşır:

“Senin Rabbin kim?”

Bu soru:

yalnız:

dille:

verilecek:

bir cevap:

değildir.

İnsan:

hayatıyla:

da:

cevap verir.

Eğer:

para:

her şeyin:

önüne:

geçiyorsa,

hayatta:

paranın:

Rab gibi:

belirleyici:

hale gelme:

tehlikesi:

vardır.

Eğer:

başkalarının:

takdiri:

insanın:

bütün değerini:

belirliyorsa,

insan:

başkalarının:

onayına:

esir:

olabilir.

Eğer:

nefsinin:

her istediği:

bir emir:

gibi:

uygulanıyorsa,

insan:

arzularını:

hayatının:

nihai yöneticisi:

haline:

getirebilir.

İşte:

“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”

sorusu:

insanın:

hayatındaki:

bütün sahte:

mutlaklıkları:

sorgular.

Para:

Rab değildir.

Makam:

Rab değildir.

Şöhret:

Rab değildir.

Bir insan:

Rab değildir.

Devlet:

Rab değildir.

Toplum:

Rab değildir.

Nefis:

Rab değildir.

Ve:

insanın:

kendisi de:

Rab değildir.

Bu:

çok büyük:

bir:

özgürlük:

fikridir.

Çünkü:

Allah’ı:

Rab kabul eden:

insan:

başka:

hiçbir şeyi:

mutlaklaştırmamak:

gerektiğini:

öğrenir.

Ayetin:

başka bir:

büyük mesajı:

insanın:

kendisine:

şahit tutulmasıdır.

Bu:

bize:

şunu:

düşündürür:

İnsanın:

en büyük:

şahitlerinden biri:

yine:

kendisi olabilir.

Gece:

herkes:

uyuduğunda,

hiç kimse:

seni:

görmediğinde,

bir karar:

verdiğinde,

içinde:

bir ses:

sana:

“Bu doğru mu?”

diye:

sorabilir.

İnsan:

o sesi:

sürekli:

susturursa:

zamanla:

daha az:

duyabilir.

Ama:

vicdanı:

dinler,

aklını:

kullanır,

vahye:

kulak verir

ve:

kendisine:

dürüst davranırsa:

içindeki:

ahlaki farkındalık:

güçlenebilir.

Bu nedenle:

A‘râf 172:

yalnız:

geçmişteki:

gizemli:

bir olayın:

anlatısı:

değildir.

Bugünkü:

insanın:

kendisine:

sorduğu:

çok canlı:

bir sorudur:

“Ben kimim ve kimin karşısında sorumluyum?”

Modern insan:

çok fazla:

şeyi:

kontrol edebilir.

Uçakla:

dünyanın:

öbür ucuna:

gidebilir.

Uzaya:

araç gönderebilir.

Hastalıkları:

tedavi edebilir.

Milyarlarca:

bilgiye:

ulaşabilir.

Ama:

bütün bunlara:

rağmen:

hâlâ:

yaşlanır.

Hâlâ:

ölür.

Hâlâ:

sevdiklerini:

kaybedebilir.

Hâlâ:

geleceğin:

tamamını:

kontrol edemez.

Yani:

bilim:

insana:

çok büyük:

bir güç:

verirken,

varlığının:

sınırlılığını:

ortadan:

kaldırmaz.

Ayet:

insanın:

bu sınırlılığını:

Allah’ın:

Rabliğiyle:

birlikte:

düşünmeye:

çağırır.

Aynı zamanda:

çok önemli:

bir sorumluluk:

meselesi:

vardır.

Ayet:

“Kıyamet günü ‘Biz bundan habersizdik’ dememeniz için…”

der.

Bu:

insana:

şunu:

hatırlatır:

Hayat:

sadece:

yaşanıp:

bitecek:

bir süre:

değildir.

İnsan:

seçimlerinin:

ahlaki anlamını:

taşır.

Ama:

burada:

başkaları hakkında:

acele hüküm:

vermemek:

gerekir.

Kime:

ne kadar:

hakikat:

ulaştı?

Kim:

hangi ailede:

büyüdü?

Kim:

dini:

nasıl tanıdı?

Birine:

din:

merhametle mi:

anlatıldı,

yoksa:

zulümle mi:

tanıtıldı?

Bir insan:

hangi:

bilgiye:

gerçekten:

ulaşabildi?

Bütün bunların:

nihai:

hesabını:

biz:

tam olarak:

bilemeyiz.

En adil hüküm Allah’a aittir.

Bizim:

bu ayetten:

çıkarmamız gereken:

ilk görev:

başkalarının:

hesabını:

vermek:

değil,

kendi:

cevabımızı:

düşünmektir.

“Elestü bi Rabbikum?”

“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”


Bu soru:

yalnız:

bir kez:

sorulmuş:

bir soru:

gibi değil,

insanın:

hayatı boyunca:

cevapladığı:

bir soru:

gibi de:

okunabilir.

Secde ettiğinde:

cevap verirsin.

Adil olduğunda:

cevap verirsin.

Haksız kazancı:

reddettiğinde:

cevap verirsin.

Gücün varken:

zulmetmediğinde:

cevap verirsin.

Kimse görmezken:

dürüst kaldığında:

cevap verirsin.

Hata yaptığında:

kibrini bırakıp:

tövbe ettiğinde:

cevap verirsin.

Ve:

bazen:

yalnızca:

gökyüzüne:

bakıp:

“Ben bu sonsuzluğun sahibi değilim.”

dediğinde bile:

kendi sınırlılığını:

hatırlarsın.

Belki de A‘râf 172’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Dille “Allah benim Rabbimdir” diyoruz; peki hayatımızdaki kararları gerçekten ne yönetiyor?

Çünkü:

Rablik:

yalnız:

bir kelime:

değildir.

İnsanın:

nihai:

bağlılığını:

belirleyen:

bir hakikattir.

Ve:

bu ayetin:

bize bıraktığı:

en derin:

hatırlatma:

belki de:

şudur:

İnsan Allah’ı ararken tamamen yabancı birini aramıyor olabilir; yaratılışının en derin sorusuna yeniden cevap veriyor olabilir: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”

Ve:

imanın cevabı:

hâlâ:

aynıdır:

“Belâ… Evet, şahidiz.”


“Elest’te verilen ‘Evet’, yalnız geçmişte söylenmiş bir söz olarak kalmamalıdır; insan her adaletinde, her tövbesinde, her secdesinde ve hakikat uğruna yaptığı her seçimde o cevabı yeniden yaşar. ‘Rabbim Sensin’ demenin en güçlü şekli, hayatını senden daha büyük gördüğün hiçbir şeye teslim etmemektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt