📖 Hicr Suresi 72. Ayette “Ömrüne Yemin Olsun ki Onlar Sarhoşlukları İçinde Bocalıyorlardı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Hicr Suresi 72. Ayette “Ömrüne Yemin Olsun ki Onlar Sarhoşlukları İçinde Bocalıyorlardı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,539
2,736,295
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Hicr Suresi 72. Ayette “Ömrüne Yemin Olsun ki Onlar Sarhoşlukları İçinde Bocalıyorlardı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Hicr Suresi 71. ayette Hz. Lût, kavmini saldırgan ve haram davranıştan vazgeçirip meşru yola yöneltmeye çalışmıştı. 72. ayette ise Allah, Hz. Muhammed’e çok dikkat çekici bir hitapla ‘Ömrüne yemin olsun ki onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı’ buyurur. Buradaki ‘sarhoşluk’ ifadesini yalnız alkol kullanımı şeklinde anlamak doğru değildir. Ayetin bağlamında Lût kavminin arzularının, taşkınlıklarının ve ahlaki körlüklerinin içinde ne yaptığını sağlıklı biçimde değerlendiremeyecek kadar bocalaması anlatılır. Aynı şekilde ‘ömrüne yemin olsun’ ifadesi Hz. Peygamber’e verilen değeri gösterir; fakat onu ilahlaştırmaz. Peygamber değerlidir ama kuldur; Allah’ın onun hayatına yemin etmesi, Hz. Muhammed’in Allah’a ortak olduğu anlamına gelmez.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Hicr Suresi 72. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası “Le-amruke innehum lefî sekretihim ya‘mehûn.” şeklindedir. Genel anlamı ise “Ömrüne yemin olsun ki onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.” diye ifade edilebilir.

Bu ayette doğrudan Hz. Peygamber’e hitap edilir. Allah, onun hayatına yemin ederek Lût kavminin içine düştüğü durumu son derece güçlü bir ifadeyle tasvir eder.

Onlar artık yalnız yanlış bir davranış yapmakla kalmamakta; yanlışlarının içinde yön duygularını kaybetmiş şekilde bocalamaktadırlar.

2️⃣ “Le-Amruke” Ne Anlama Gelir ❓​

“Le-amruke”, “ömrüne yemin olsun”, “hayatına yemin olsun” anlamına gelir.

Buradaki hitabın Hz. Muhammed’e yönelik olduğu genel olarak kabul edilir.

Allah’ın bir şeye yemin etmesi, o şeyin değerine veya dikkat çekici yönüne vurgu taşıyabilir.

Kur’an’da Allah farklı yaratılmış varlıklara ve olgulara da yemin eder.

Bu nedenle buradaki yemin, Hz. Peygamber’in hayatının değerini ve şerefini düşündüren güçlü bir ifadedir.

3️⃣ Allah Neden Hz. Peygamber’in Ömrüne Yemin Ediyor ❓​

Allah’ın yemin etmeye insanlar gibi ihtiyaç duyduğunu düşünmemek gerekir.

İnsan yemin eder çünkü karşı tarafı sözünün doğruluğuna ikna etmek ister.

Allah’ın sözü ise doğruluğunu insan yemini gibi bir dış güvenceye muhtaç değildir.

Kur’an’daki ilahî yeminler, dikkat çekmek, vurguyu güçlendirmek ve önemli bir hakikati öne çıkarmak için anlaşılır.

Burada da Lût kavminin ahlaki körlüğünün ne kadar ileri gittiği güçlü bir yeminle vurgulanmaktadır.

4️⃣ Allah’ın Peygamber’in Ömrüne Yemin Etmesi Onu İlahlaştırır mı ❓​

Hayır.

Hz. Muhammed’in Allah katında çok değerli olması ile ilah olması tamamen farklı şeylerdir.

Peygamber:

Allah’ın kuludur.

Elçisidir.

Seçilmişidir.

Ama Allah değildir.

Kur’an’ın tevhid anlayışında hiçbir peygamber Allah’ın ortağı değildir.

Bu nedenle Hz. Peygamber’e duyulan sevgi ve saygı, onu ilahî niteliklerle donatmaya dönüşmemelidir.

5️⃣ Bu Ayet Peygamber Sevgisinin Önemini Gösterir mi ❓​

Evet, Hz. Peygamber’in hayatına Allah tarafından yemin edilmesi onun yüksek değerine işaret eden ifadelerden biri olarak görülebilir.

Fakat gerçek peygamber sevgisi yalnız övgü cümlelerinden ibaret değildir.

Onun:

Doğruluğunu, merhametini, adaletini, emanete sadakatini ve Allah’a kulluğunu örnek almak da sevginin parçasıdır.

Peygamber sevgisini sadece duygusal coşkuya indirgemek eksik kalabilir.

6️⃣ İnsanlar Hz. Peygamber’in Ömrüne Yemin Edebilir mi ❓​

Burada önemli bir ayrım vardır.

Allah’ın yaptığı yemin ile insanların yemin hükümleri aynı şey değildir.

Allah yaratılmışlardan dilediğine yemin edebilir; çünkü hepsinin yaratıcısı ve sahibidir.

İnsanların yeminlerinde ise İslam geleneğinde Allah adına yemin etme esası öne çıkar.

Dolayısıyla:

“Allah Peygamber’in ömrüne yemin etti; o hâlde insanlar da istedikleri varlık adına yemin edebilir.”

şeklinde doğrudan sonuç çıkarmak doğru değildir.

7️⃣ “Sekretihim” Yani “Sarhoşlukları” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetteki “sekretihim” kelimesi sarhoşluk, aklın ve algının perdelenmesi anlam alanına sahiptir.

Fakat burada mutlaka fiziksel olarak alkol içmiş bir topluluk anlatıldığı sonucuna varılmaz.

Bağlamda daha güçlü anlam, arzunun ve saplantının aklı örtecek kadar baskın hâle gelmesidir.

İnsan bazen gerçek anlamda sarhoş olmadığı hâlde:

Öfkeden.

Kibirden.

Şehvetten.

Güç arzusundan.

İntikamdan.

Adeta sarhoş olmuş gibi sağlıklı düşünemez hâle gelebilir.

Ayet bu tür bir ahlaki ve zihinsel körlüğü tasvir etmektedir.

8️⃣ Lût Kavmi Gerçekten Alkol Sarhoşu muydu ❓​

Ayet bunu açıkça söylemez.

Bu nedenle:

“Onlar o sırada mutlaka alkol içmişti.”

demek için ayetin kendisinde yeterli delil yoktur.

Buradaki sarhoşluk ifadesini mecazi veya geniş anlamıyla, yani arzu ve taşkınlığın aklı perdelemesi şeklinde anlamak bağlama daha uygundur.

Kur’an’ın benzetme dilini her zaman fiziksel ve teknik anlama sıkıştırmamak gerekir.

9️⃣ İnsan Arzusundan Nasıl “Sarhoş” Olabilir ❓​

İnsan bir şeye çok güçlü biçimde odaklandığında diğer gerçekleri görmezden gelebilir.

Bir kişi aşırı öfkelendiğinde:

Sonuçları düşünmez.

Söylediği sözü tartmaz.

Karşısındaki insanın hakkını unutabilir.

Aşırı kıskançlıkta da benzer durum olabilir.

Cinsel arzuda.

Para hırsında.

Güç tutkusunda.

Arzu aklın önüne geçtiğinde insan yalnız istediği şeye odaklanır ve sınırları görmez hâle gelebilir.

Hicr 72’deki tasvir tam olarak bu tehlikeyi düşündürür.

🔟 “Ya‘mehûn” Ne Anlama Gelir ❓​

“Ya‘mehûn”, şaşkınlık içinde dolaşmak, bocalamak, körcesine gidip gelmek, yönünü bulamamak anlam alanına sahiptir.

Bu kelime yalnız bilgi eksikliğini değil, insanın içinde bulunduğu yanlış hâl nedeniyle yolunu göremez duruma gelmesini ifade eder.

Lût kavmi uyarılmıştır.

Hz. Lût açıkça karşılarına çıkmıştır.

Misafirlerin dokunulmazlığını hatırlatmıştır.

Allah’tan sakınmalarını istemiştir.

Meşru alternatif göstermiştir.

Ama onlar yine de taşkınlıklarında devam etmektedir.

İşte “bocalamak” bu kapanmışlığı çok güçlü biçimde anlatır.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet Akıl ile Arzu Arasındaki İlişki Hakkında Ne Söyler ❓​

İnsan yalnız akıldan oluşmaz.

Arzuları vardır.

Duyguları vardır.

Öfkesi vardır.

Korkusu vardır.

Sorun bunların varlığı değildir.

Sorun, bunlardan birinin bütün karar sistemini ele geçirmesidir.

Sağlıklı insan:

“Bunu istiyorum ama doğru mu?”

diye sorabilir.

Ahlaki körlük ise:

“İstiyorum, o hâlde yapacağım.”

der.

Bu iki zihniyet arasındaki fark büyüktür.

1️⃣2️⃣ Güç Tutkusu da İnsanı Sarhoş Edebilir mi ❓​

Evet.

Tarihte insanlar yalnız alkol veya cinsel arzu nedeniyle değil, güç nedeniyle de muhakemelerini kaybetmişlerdir.

İnsan:

“Ben güçlüyüm, bana kimse dokunamaz.”

demeye başlayabilir.

Eleştiriyi kabul etmez.

Hukukun kendisine uygulanmaması gerektiğini düşünür.

Kendini vazgeçilmez görür.

Bu da bir tür ahlaki sarhoşluk olabilir.

Gücün varlığı insanı üstün insan yapmaz; güç ahlaki denetimi daha gerekli hâle getirir.

1️⃣3️⃣ Para Hırsı da Aynı Körlüğü Oluşturabilir mi ❓​

Evet.

İnsan para kazanma arzusuyla:

Hakkı yiyebilir.

Dolandırabilir.

Ailesini ihmal edebilir.

Sağlığını tüketebilir.

Başkalarının zararını önemsemeyebilir.

Bir noktadan sonra para araç olmaktan çıkar, hayatın tek ölçüsüne dönüşebilir.

Bu durumda kişi:

“Daha fazlası.”

dışında hiçbir şeyi göremez hâle gelebilir.

Bu da ayetteki ahlaki sarhoşluk tasvirini düşündüren modern örneklerden biridir.

1️⃣4️⃣ Aşk veya Tutku İnsanı Gerçeğe Karşı Körleştirebilir mi ❓​

Bazen evet.

Sevgi değerli bir duygudur.

Ama aşırı idealizasyon insanın karşısındaki kişinin açık hatalarını görmemesine yol açabilir.

Kişi:

“Onu seviyorum, o hâlde yaptığı her şey doğrudur.”

diye düşünebilir.

Bu sağlıklı sevgi değildir.

Sevgi gerçeği tamamen silmemelidir.

Bir insanı sevmek, onun yanlışını doğru ilan etmek anlamına gelmez.

Gerçek sevgi bazen sınır koymayı ve yanlış karşısında hayır demeyi de gerektirir.

1️⃣5️⃣ Öfke Anında İnsan Gerçekten Daha Farklı mı Düşünür ❓​

Evet, yoğun öfke insanın muhakemesini ciddi biçimde etkileyebilir.

Bu yüzden öfke anında verilen kararlar sonradan pişmanlık doğurabilir.

İnsan:

Söz söylemeden.

Mesaj göndermeden.

Şiddete yönelmeden.

Mümkünse kısa bir mesafe koyabilir.

Bu, korkaklık değildir.

Kendini yönetebilme becerisidir.

Hicr 72 doğrudan öfke kontrolü öğretmiyor olsa da, arzunun insanı bocalatması üzerinden özdenetimin önemini güçlü biçimde düşündürür.

1️⃣6️⃣ Arzuyu Bastırmak mı, Yönetmek mi Daha Doğrudur ❓​

Ahlaki olgunluk bütün arzuları yok etmek değildir.

İnsan arzularını tanımalı ve onları doğru sınırlar içinde yönetebilmelidir.

Açlık vardır.

Yemek yenir.

Ama başkasının hakkı çalınmaz.

Cinsel arzu vardır.

Meşru ve karşılıklı haklara dayalı ilişki yolu vardır.

Öfke vardır.

Ama şiddet mecburi değildir.

Başarı arzusu vardır.

Ama rakibi ezmek gerekmez.

İrade, arzuyu inkâr değil; arzunun bizi yönetmesine izin vermemektir.

1️⃣7️⃣ İnsan Yanlış İçinde Olduğunu Neden Fark Etmeyebilir ❓​

Çünkü insan bir davranışı uzun süre tekrar ettiğinde ona alışabilir.

İlk başta rahatsız eden şey zamanla normal gelebilir.

Çevresi de aynı davranışı yapıyorsa:

“Demek ki sorun yok.”

diye düşünebilir.

Üstelik insan kendi davranışını haklı çıkaracak gerekçeler üretmede oldukça başarılıdır.

Bu nedenle öz eleştiri önemlidir.

“Ben bunu istiyorum” ile “Bu doğrudur” arasında fark vardır.

İnsan zaman zaman kendi isteğini de sorgulayabilmelidir.

1️⃣8️⃣ Hicr Suresi 71 ve 72. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Hicr Suresi 71. ayette Hz. Lût kavmine meşru bir alternatif göstermişti:

“İşte kızlarım, eğer yapacaksanız…”

  1. ayet ise onların neden bu çağrıya cevap vermediğini adeta psikolojik bir tasvirle açıklar:
“Onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.”

Yani problem artık yalnız alternatif bilmemeleri değildir.

Arzu ve taşkınlık onların sağlıklı değerlendirme yeteneklerini perdelemiştir.

Bir sonraki ayet olan Hicr Suresi 73. ayette, artık ilahî hükmün fiilen gerçekleşmesi başlayacak ve “Güneş doğarken onları o korkunç çığlık yakaladı” buyurulacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle “sayha” yani korkunç ses/çığlık ifadesinin anlamı, azabın sabah vakti gelmesi, bunun modern fiziksel olaylarla zorla özdeşleştirilmemesi, Kur’an’ın teknik afet raporu olmadığı, tarihsel ilahî azap ile bugünkü doğal afetlerin birbirine karıştırılmaması ve azap anlatısının şiddetten haz alma metnine dönüştürülmemesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Hicr Suresi 72. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Hicr Suresi 72. ayet çok güçlü iki ifade taşır:

“Ömrüne yemin olsun…”

ve:

“Onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.”

Birinci ifade Hz. Peygamber’e yönelen son derece özel ve değerli bir hitaptır.

İkinci ifade ise Lût kavminin ahlaki durumunu tasvir eder.

Bu iki bölüm birbirinden farklı ama aynı ayette birleşmiştir.

Allah, Hz. Peygamber’in hayatına yemin ederek anlatılan gerçeğin önemini vurgular.

Bu yemin Hz. Muhammed’in Allah katındaki değerini düşündürür.

Fakat peygamber sevgisinde denge çok önemlidir.

Hz. Muhammed’i küçümsemek nasıl yanlışsa, onu Allah’a ait niteliklerle donatmak da yanlıştır.

Sevgi tevhidi bozmaz.

Gerçek peygamber sevgisi onu Allah’ın kulu ve elçisi olarak doğru yerde tutar.

Hz. Peygamber’in büyüklüğü Allah oluşunda değil, Allah’a kulluğunda ve elçiliğindedir.

Bu çok önemli bir ölçüdür.

İnsan sevdiği kişiyi bazen abartarak över.

Bir din büyüğü için:

“Her şeyi bilir.”

der.

Bir şeyh için:

“Kalplerden geçeni kesin bilir.”

der.

Bir lider için:

“Asla yanılmaz.”

der.

Bu tür mutlaklaştırmalar tehlikelidir.

Peygamberler bile Allah’ın kullarıdır.

O hâlde peygamber olmayan hiç kimseye yanılmazlık ve sınırsız gayb bilgisi yüklenmemelidir.

Hicr 72’nin ilk kısmı bize hem peygamberin değerini hem de tevhidin sınırını birlikte düşündürür.

Ayetin ikinci kısmı ise insan psikolojisi açısından son derece çarpıcıdır.

Lût kavmi:

“Sarhoşlukları içinde bocalıyor.”

Burada insanın arzusu tarafından ele geçirilmesi anlatılmaktadır.

Bir insanın gözleri açık olabilir ama ahlaki olarak göremeyebilir.

İşitiyor olabilir ama duymak istemeyebilir.

Karşısında delil olabilir ama kabul etmek istemeyebilir.

Çünkü kabul ederse arzularını sınırlamak zorunda kalacaktır.

İşte bazen hakikatle problemimiz bilgi problemi değildir.

İrade problemidir.

İnsan doğruyu biliyor olabilir.

Ama doğruyu istemiyor olabilir.

Bu ayrım çok önemlidir.

Bir çocuk bile bazen neyin doğru olduğunu bilir ama yapmak istemez.

Yetişkinlerde de aynı durum daha karmaşık biçimde devam edebilir.

İnsan sigaranın zararını bilir.

Yine içer.

Borçlarının büyüdüğünü bilir.

Yine harcar.

Öfkeyle yazdığı mesajın ilişkiyi daha kötü yapacağını bilir.

Yine gönderir.

Bir ilişkide yaptığı şeyin ihanet olduğunu bilir.

Yine devam eder.

Demek ki bilmek tek başına yetmez.

İnsan iradesini de eğitmelidir.

Hicr 72 tam bu noktaya dokunur.

Lût kavminin önünde Hz. Lût vardır.

Uyarı vardır.

Alternatif vardır.

Ama onlar kendi tutkularının içinde bocalamaktadır.

Bu, insanın haz ile sonuç arasındaki mesafeyi görememesi durumudur.

Haz:

“Şimdi.”

der.

Akıl:

“Sonra ne olacak?”

diye sorar.

Olgunluk bu iki sesi birlikte duyabilmektir.

Bir insan kredi kartıyla sürekli harcar.

O anda haz vardır.

Ay sonunda borç gelir.

Bir insan öfkeyle hakaret eder.

O anda rahatlama olabilir.

Sonra ilişki yıkılabilir.

Bir insan kısa süreli zevk için sadakati çiğner.

O anda istediğini alabilir.

Sonra güvenini kaybedebilir.

Kısa vadeli istek uzun vadeli sonucu görünmez hâle getirdiğinde insan bocalamaya başlar.

Ayetin “sarhoşluk” benzetmesi bu nedenle çok güçlüdür.

Sarhoş insan çevresini doğru değerlendirmekte zorlanabilir.

Ahlaki sarhoşlukta da kişi kendi isteği dışındaki gerçekleri küçümser.

Bu sarhoşluk yalnız cinsellikle ilgili değildir.

Kibir sarhoşluğu olabilir.

İnsan kendisini herkesten üstün görür.

Para sarhoşluğu olabilir.

Her şeyi satın alabileceğini sanır.

Şöhret sarhoşluğu olabilir.

Alkış azaldığında kimliğini kaybeder.

Güç sarhoşluğu olabilir.

Kendisini hukukun üzerinde görür.

İntikam sarhoşluğu olabilir.

Karşısındaki insanın tamamen yok olmasını ister.

Bu nedenle Hicr 72 yalnız Lût kavmi hakkında tarihsel bir tasvir değildir; insanın her çağdaki özdenetim problemini düşündüren çok güçlü bir aynadır.

İnsan kendisine şu soruyu sorabilir:

Ben neyin içinde bocalıyorum?

Para mı?

Öfke mi?

İlişki mi?

Şöhret mi?

Cinsellik mi?

Kıskançlık mı?

Sosyal medya mı?

Alkış mı?

Haklı çıkma arzusu mu?

Çünkü insanın kendisini kaybettiği alan her zaman aynı değildir.

Bir kişi alkole hiç dokunmaz ama öfkesinin sarhoşudur.

Bir başkası maddeden uzak durur ama gücünün sarhoşudur.

Bir başkası ibadet eder ama kendisini herkesten üstün görmenin sarhoşluğu içinde olabilir.

Ayetin büyük derinliği burada ortaya çıkar.

Sarhoşluğu yalnız bardakta ararsak mesajın büyük kısmını kaçırabiliriz.

Elbette fiziksel sarhoşluk da ayrı bir dinî ve sağlık meselesidir.

Ama Hicr 72’nin bağlamı bundan daha geniştir.

İnsan kendi arzusunun etkisiyle hakikati seçemez hâle gelebilir.

Bu noktada özdenetim önemlidir.

Özdenetim arzuyu öldürmek değildir.

İnsan robot değildir.

Duyguları olacak.

Arzuları olacak.

Kızacak.

Sevecek.

İsteyecek.

Üzülecek.

Ama bütün bu duyguların üzerinde bir de ahlaki karar verme kapasitesi vardır.

İnsan:

“Şu anda çok öfkeliyim; konuşursam kıracağım.”

deyip susabilir.

“Bu kişiye çok ilgi duyuyorum ama onun sınırına saygı göstermeliyim.”

diyebilir.

“Bu parayı çok istiyorum ama bana ait değil.”

diyebilir.

“Kazanmak istiyorum ama hile yapmayacağım.”

diyebilir.

İşte insanı yalnız dürtüsüyle hareket eden varlıktan ayıran önemli özelliklerden biri budur.

Arzuyu fark etmek ve ona rağmen doğruyu seçebilmek.

Hicr 72’nin “bocalama” kelimesi de burada çok anlamlıdır.

İnsan yanlışın içinde kaldıkça yönünü kaybedebilir.

İlk yalanı söylediğinde ne olduğunu bilir.

Sonra başka yalan gerekir.

Sonra ilk yalanı korumak için üçüncü yalan gelir.

Bir süre sonra kişi hangi hikâyeyi kime anlattığını bile karıştırabilir.

Bu da bir tür bocalamadır.

Hilede de böyledir.

İhanette de.

Bağımlılıkta da.

İnsan başlangıçta yanlışını kontrol ettiğini sanır.

Sonra yanlış onu kontrol etmeye başlayabilir.

Bu nedenle bazı kötülükleri küçükken durdurmak daha kolaydır.

İnsan:

“İstersem bırakırım.”

diyebilir.

Ama zamanla davranış alışkanlığa dönüşebilir.

Bu noktada yardım istemek zayıflık değildir.

Bağımlılık profesyonel destek gerektirebilir.

Öfke kontrolü için psikolojik yardım gerekebilir.

Takıntılı davranışlar tedavi gerektirebilir.

Dua ile tedavi birbirinin düşmanı değildir.

İnsan Allah’tan yardım isterken uzman desteği de alabilir.

Hicr 72’yi:

“İradesi olan herkes tek başına her şeyi çözer.”

şeklinde kullanmak da doğru olmaz.

Çünkü insanın kapasitesini etkileyen ruhsal, biyolojik ve sosyal şartlar olabilir.

Ahlaki sorumluluk önemlidir; ama insanın durumunu değerlendirirken merhamet ve gerçekçilik de gerekir.

Ayetin başka önemli mesajı, insanın kalabalıkla birlikte yanlış yaptığında kendi körlüğünü daha zor fark etmesidir.

Lût kavmi yalnız bireysel olarak değil topluca hareket ediyor.

Biri diğerini frenlemiyor.

Tam tersine birbirlerini teşvik ediyorlar.

Bu, insan psikolojisinde çok tehlikelidir.

Çevrendeki herkes aynı şeyi yapıyorsa:

“Herhalde doğrudur.”

düşüncesi oluşabilir.

Ama doğru değildir.

Kalabalık insanın vicdanını uyuşturabilir.

Bir şirkette herkes usulsüzlük yapıyorsa yeni çalışan da:

“Sistem böyle.”

diyebilir.

Bir arkadaş grubunda herkes birine hakaret ediyorsa kişi:

“Şaka yapıyoruz.”

diyebilir.

Bir ülkede düşman görülen bir gruba karşı ağır nefret normalleşirse insanlar daha önce söylemeyecekleri şeyleri söyleyebilir.

Toplumsal sarhoşluk da mümkündür.

Toplum kendi öfkesinin, korkusunun veya üstünlük duygusunun içinde bocalayabilir.

Bu yüzden bireysel vicdan önemlidir.

İnsan zaman zaman kalabalıktan zihinsel olarak bir adım geriye çekilip:

“Biz ne yapıyoruz?”

diye sormalıdır.

Bu soru bazen bir toplumu kurtarabilecek kadar değerlidir.

Hicr 72’nin peygamberin ömrüne yeminle başlaması da belki burada ayrı bir anlam kazanır.

Hz. Muhammed’in hayatı bilinç, sabır, ahlak ve kulluk örneği olarak karşımızdadır.

Bir tarafta peygamberin değerli ömrü.

Diğer tarafta arzularının içinde bocalayan toplum.

Bu karşıtlık bize insan ömrünün nasıl geçirildiği sorusunu düşündürür.

Ömür yalnız yıl sayısı değildir.

İnsan seksen yıl yaşayabilir ama hayatını yalnız hırsın peşinde tüketebilir.

Başka biri daha kısa yaşar ama büyük iyilikler bırakabilir.

Bu yüzden önemli soru yalnız:

“Kaç yıl yaşadın?”

değil:

“O yılları neyin peşinde geçirdin?”

sorusudur.

İnsan ömrünü:

Kırgınlıkla mı?

İntikamla mı?

Para toplamakla mı?

Başkalarını geçmeye çalışmakla mı?

Yoksa sevgi, üretim, adalet, ibadet ve faydayla mı doldurdu?

Allah’ın Hz. Peygamber’in ömrüne yemin etmesi insan ömrünün değer taşıyabileceğini de düşündürür.

Ömür bize verilmiş bir emanettir.

Ne kadar süreceğini bilmiyoruz.

Ama nasıl yaşayacağımız konusunda seçimlerimiz vardır.

Bu nedenle insanın kendisine ara sıra:

“Benim ömrümü şu anda ne tüketiyor?”

diye sorması çok değerlidir.

Belki gereksiz bir öfke yılları götürüyor.

Belki bitmiş bir kavga zihnimizi hâlâ yönetiyor.

Belki başkalarının ne düşündüğü hayatımızın büyük bölümünü ele geçirmiş.

Belki para kazanırken yaşamayı unutuyoruz.

Ömür geri gelmeyen bir sermayedir.

Bu, ayetin doğrudan tefsiri değil ama “ömrüne yemin olsun” ifadesinin insanı düşündürebileceği güçlü bir tefekkür alanıdır.

Hicr Suresi 72. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Allah’ın Hz. Peygamber’in ömrüne yemin etmesini onu ilahlaştırma gerekçesi yapma. İlahi yemin ile insanların yemin hükmünü birbirine karıştırma. Ayetteki ‘sarhoşluğu’ mutlaka alkol kullanımına indirgeme. Lût kavminin asıl hâlinin arzularının, taşkınlıklarının ve ahlaki körlüklerinin içinde yönlerini kaybetmek olduğunu gör. Çünkü ayetin büyük mesajı şudur: İnsan yalnız içkiyle değil; güç, para, öfke, şehvet, kibir ve intikamla da adeta sarhoş olabilir. Ahlaki olgunluk, arzuların yok olması değil, hiçbir arzunun aklımızı, vicdanımızı ve başkasının hakkını göremeyecek kadar bizi yönetmesine izin vermemektir.”

Bir sonraki ayet olan Hicr Suresi 73. ayette, Lût kavmine yönelik hüküm artık fiilen gerçekleşmeye başlayacak ve şöyle buyurulacaktır: “Güneş doğarken onları o korkunç çığlık yakaladı.” Bu ayeti ele alırken özellikle “sayha” kelimesinin anlamı, korkunç ses/çığlık tasviri, azabın sabah vakti gerçekleşmesi, bunun deprem, volkan, meteor veya başka modern fiziksel olaylarla delilsiz biçimde özdeşleştirilmemesi, Kur’an’ın teknik afet raporu olmadığı, vahyin açıkça azap dediği tarihsel olay ile günümüzdeki doğal afetlerin birbirinden ayrılması ve ilahî azap anlatısının başkalarının acısından haz alma malzemesine dönüştürülmemesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Hicr Suresi 72. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bizi sarhoş eden şey nedir? Alkol olmayabilir; öfke mi? Para mı? Bir ilişki mi? Cinsel arzu mu? Şöhret mi? Güç mü? Haklı çıkma isteği mi? Bir şeyi çok istediğimizde artık sonuçlarını göremez hâle geliyor muyuz? Kalabalık aynı yanlışı yaptığı için biz de onu normal mi sanıyoruz? Öfkeliyken konuşmayı, arzuluyken sınırı, güçlüyken adaleti koruyabiliyor muyuz? Ve en önemlisi, Allah Hz. Peygamber’in ömrüne yemin ederken insan hayatının değerini de bize düşündürüyorsa, kendi ömrümüzü gerçekten değerli olan şeylere mi harcıyoruz, yoksa bizi bocalatan tutkuların içinde tüketiyor muyuz?

“Hicr 72, ‘Ömrüne yemin olsun ki onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı’ buyurarak hem Hz. Peygamber’in hayatının değerine dikkat çeker hem de Lût kavminin arzularının içinde nasıl yönünü kaybettiğini anlatır. Buradaki sarhoşluk yalnız alkol değil; insanın tutkusu, kibri veya arzusu yüzünden hakikati ve başkasının hakkını göremez hâle gelmesidir. Ayetin büyük dersi şudur: İnsan neyi çok sevdiğine, neye çok öfkelendiğine ve neyin peşinde kendisini kaybettiğine dikkat etmelidir. Çünkü gerçek özgürlük, her arzunun peşinden gitmek değil; aklı, vicdanı ve Allah’a karşı sorumluluğu arzunun üzerinde tutabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt