📖 Âl-i İmrân Suresi 87. Ayette “İşte Onların Cezası, Allah’ın, Meleklerin ve Bütün İnsanların Lanetinin Üzerlerine Olmasıdır” İfadesi Ne Anlama Gelir | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Âl-i İmrân Suresi 87. Ayette “İşte Onların Cezası, Allah’ın, Meleklerin ve Bütün İnsanların Lanetinin Üzerlerine Olmasıdır” İfadesi Ne Anlama Gelir

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,041
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Âl-i İmrân Suresi 87. Ayette “İşte Onların Cezası, Allah’ın, Meleklerin ve Bütün İnsanların Lanetinin Üzerlerine Olmasıdır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Hakikatten bilinçli biçimde yüz çevirmek yalnız zihinsel bir tercih değildir; insanın Allah, vicdan ve insanlık karşısındaki konumunu da değiştirebilir. Âl-i İmrân 87, ‘lanet’ kavramıyla öfkeli bir beddua değil, ilahî rahmetten uzaklaşmanın ne kadar ağır bir sonuç olduğunu anlatır.”
Ersan Karavelioğlu

Âl-i İmrân Suresinin 87. ayetinde şöyle buyrulur:


“İşte onların cezası, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.”


Bu ayet, 86. ayetin doğrudan devamıdır.


Bir önceki ayette sıradan biçimde:


bilmeyen,


araştıran,


şüphe eden


insanlardan değil;


iman ettikten, peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve açık deliller kendilerine geldikten sonra bilinçli biçimde inkâra yönelenlerden


söz edilmişti.


  1. ayette şimdi bu tavrın sonucu açıklanır:

“Lanet.”


Ancak Kur’an’daki lanet kavramını gündelik dildeki:


öfkeyle edilen küfür,


kişisel nefret,


rastgele beddua


gibi anlamak büyük hata olur.


Kur’anî anlamda lanet esas olarak:


Allah’ın rahmetinden uzaklaşmak


fikrini taşır.


Üstelik ayet:


Allah’ın,


meleklerin


ve bütün insanların


lanetinden söz ederek bu davranışın yalnız bireysel bir hata değil, hakikate karşı ağır bir ahlaki kopuş olduğunu vurgular.


1️⃣ “İşte Onların Cezası” İfadesi Neye Bağlanıyor ❓


Ayet:


“ulâike cezâuhum”


ifadesiyle başlar.


Yani:


“İşte onların karşılığı budur.”


Buradaki “onlar” 86. ayette tarif edilen kişilere döner.


Yani:


iman etmiş,


peygamberin doğruluğuna şahit olmuş,


açık delillerle karşılaşmış


ve ardından bilinçli biçimde inkâra dönmüş kişiler.


Dolayısıyla 87. ayetin sertliği bağlamından koparılmamalıdır.


2️⃣ Kur’an’daki “Lanet” Ne Demektir ❓


Arapçada:


“la‘net”


kelimesi kullanılır.


Temel anlamlarından biri:


rahmetten uzaklaştırılmak


tır.


Dolayısıyla:


“Allah’ın laneti”


Allah’ın öfkeli biçimde bir insana hakaret etmesi anlamında değildir.


Daha çok:


ilahî rahmet,


yakınlık,


rıza


alanından uzaklaşmayı ifade eder.


Bu nedenle son derece ağır bir manevi sonuçtur.


3️⃣ Allah’ın Laneti ile İnsanların Bedduası Aynı Şey midir ❓


Hayır.


İnsan öfkeyle:


haksız,


ölçüsüz,


yanlış


bir beddua edebilir.


Allah’ın hükmü ise Kur’an perspektifinde:


mutlak bilgi ve adalet


üzerine kuruludur.


Bu nedenle:


ilahî lanet


ile insanların duygusal öfkesi aynı seviyede düşünülmemelidir.


İnsan yanılabilir.


Allah’ın nihai hükmünün yanılmayacağı kabul edilir.


4️⃣ Allah Neden Bir İnsanı Rahmetinden Uzaklaştırır ❓


Ayetin bağlamına göre burada sebepsiz, keyfî bir dışlama anlatılmaz.


Önce:


iman,


şahitlik,


açık deliller


vardır.


Ardından:


bilinçli inkâr


gelir.


Yani insanın kendi ahlaki ve iradi tercihi sürecin içindedir.


Bu nedenle lanet:


rastgele seçilmiş bir ceza


değil;


hakikatten bilinçli kopuşun sonucu


olarak sunulur.


5️⃣ “Meleklerin Laneti” Ne Anlama Gelir ❓


Melekler Kur’an’da:


Allah’a itaat eden,


ilahî düzenin görevlerini yerine getiren


varlıklar olarak anlatılır.


Onların laneti:


Allah’ın hükmüne uygun biçimde bu ağır reddedişin kınanması


olarak anlaşılabilir.


Bu, meleklerin bağımsız biçimde öfkelenip hüküm koyduğu anlamına gelmez.


Onların tavrı:


Allah’ın adalet düzeni içinde


düşünülmelidir.


6️⃣ “Bütün İnsanların Laneti” Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


Ayette:


“ve’n-nâsi ecma‘în”


yani:


“bütün insanların”


ifadesi geçer.


Bu, dünyadaki her insanın tek tek bu kişileri tanıyıp ağızlarıyla lanet edeceği anlamında anlaşılmak zorunda değildir.


Daha çok:


hakikati bile bile bozma,


verilmiş ahitten dönme,


bilinçli ihanet


gibi davranışların insanlığın temel ahlaki vicdanında kınanmayı hak etmesi anlamı taşır.


7️⃣ Gerçekten Bütün İnsanlar Aynı Ahlaki Konuda Hemfikir midir ❓


Hayır.


İnsanlar birçok konuda farklı düşünebilir.


Bu nedenle ayetteki ifade:


istatistiksel olarak her bireyin aynı anda aynı sözleri söylemesi


şeklinde okunmamalıdır.


Kur’an’ın güçlü anlatım dili içinde:


evrensel kınanmayı hak eden bir durum


vurgulanmaktadır.


Yani davranış öylesine ağırdır ki ahlaki düzen açısından mahkûm edilmektedir.


8️⃣ Ayet Neden Yalnız “Allah’ın Laneti” Demekle Yetinmiyor ❓


Çünkü sonuç:


üç düzeyde ifade ediliyor:


Allah.


Melekler.


İnsanlar.



Bu, davranışın:


ilahî,


manevi,


ahlaki-toplumsal


boyutlarının tamamında mahkûm edildiğini gösteren çok güçlü bir anlatımdır.


İnsan yalnız Allah’la ilişkisini değil:


ahlaki evren içindeki konumunu


da bozmuştur.


9️⃣ Bir İnsan İnanç Değiştirdi Diye Otomatik Olarak Bu Lanetin Kapsamına Girer mi ❓


Ayetin bağlamını dikkate alırsak böyle otomatik bir hüküm vermek doğru değildir.


  1. ayet özel olarak:

hakikate şahitlik,


açık deliller,


bilinçli reddediş


unsurlarını birlikte zikreder.


Bugün bir insanın:


gerçekten ne bildiğini,


hangi mesajla karşılaştığını,


ne kadar anladığını,


hangi psikolojik veya tarihsel şartlar içinde olduğunu


biz tam olarak bilemeyiz.


Bu nedenle tek tek insanların ahiret hükmünü kesin biçimde dağıtmak insanın görevi değildir.


🔟 “Lanet” Ayetleri İnsanlara Hakaret Etme İzni Verir mi ❓


Hayır.


Kur’an’ın belirli bir davranış veya kategori hakkında ilahî hüküm bildirmesi, insanların:


rastgele kişilere sövmesini,


aşağılamasını,


nefret dili üretmesini


meşrulaştırmaz.


Özellikle belli kişilerin iç dünyası hakkında:


“Sen kesin Allah’ın lanetindesin.”


gibi hükümler vermek çok ağır iddialardır.


İlke ile kişinin nihai hükmünü birbirinden ayırmak gerekir.


1️⃣1️⃣ Lanet ile Rahmet Arasında Nasıl Bir Karşıtlık Vardır ❓


Kur’an’da Allah sık sık:


Rahmân,


Rahîm,


Gafûr


olarak anlatılır.


Lanet ise:


bu rahmet yakınlığından uzaklaşmayı


ifade eder.


Bu nedenle lanetin ağırlığı yalnız:


ceza görmek


değildir.


Asıl korkutucu taraf:


Allah’ın rahmetinden mahrum kalma ihtimalidir.


Bu, manevi kaybın en derin biçimlerinden biridir.


1️⃣2️⃣ Allah’ın Rahmeti Çok Genişse Lanet Nasıl Mümkün Olabilir ❓


Rahmetin geniş olması:


insan davranışlarının hiçbir sonucunun bulunmaması


anlamına gelmez.


Adalet ile rahmet birlikte düşünülmelidir.


Eğer her bilinçli zulüm,


ihanet,


hakikat düşmanlığı


hiçbir sonuç doğurmadan geçseydi bu kez:


adalet


sorgulanırdı.


Kur’an’ın ilah anlayışında:


rahmet sonsuz derecede geniştir; fakat ahlaki sorumluluk da gerçektir.


1️⃣3️⃣ Peki Tövbe Bu Laneti Değiştirebilir mi ❓


Tam da sonraki ayetlerde çok önemli bir istisna gelecektir.


Kur’an genel olarak:


samimi tövbe,


dönüş,


ıslah


kapısını açık tutar.


Bu nedenle 87. ayeti:


“Bir kez yanlış yaptıysan sonsuza kadar dönüş yok.”


şeklinde okumamak gerekir.


Kur’an’ın asıl meselesi:


yanlışta bilinçli biçimde ısrar etmektir.


İnsan gerçekten dönebilir.


1️⃣4️⃣ Lanetin Kalıcı Olması İnsan Tercihiyle Nasıl İlişkilidir ❓


Bir insan kötülüğü:


bir kez yapabilir


ve pişman olabilir.


Başka biri ise:


onu kimliğinin parçası hâline getirir.


Savunur.


Meşrulaştırır.


Sürdürür.


İşte ahlaki durumlar birbirinden farklıdır.


Kur’an’ın ceza dili çoğu zaman:


**ısrar,


bilinçli reddediş,


tövbeden kaçış**


ile birlikte anlaşılmalıdır.


1️⃣5️⃣ Hakikatten Uzaklaşmak İnsanların Güvenini de Kaybettirebilir mi ❓


Evet.


Özellikle kişi:


önce bir şeye açıkça şahitlik etmiş,


sonra çıkar uğruna tersini savunmuşsa


insanların güvenini kaybedebilir.


Bu yalnız din alanında değildir.


Bir tanık gerçek bildiği şeyi para için değiştirirse:


toplum ona güvenmez.


Bir bilim insanı veriyi kasıtlı değiştirirse:


itibarı çöker.


Bir hakim hakkı bilip çıkar için çarpıtırsa:


adalet duygusu yara alır.


Böylece ahlaki ihanet:


toplumsal dışlanma


da doğurabilir.


1️⃣6️⃣ Allah’ın Laneti Bir İnsanın Artık Hiçbir İyilik Yapamayacağı Anlamına mı Gelir ❓


Böyle bir sonuç zorunlu değildir.


İnsan yaşadığı sürece değişebilir.


Hata yaptığını anlayabilir.


Tövbe edebilir.


Telafi etmeye çalışabilir.


Ayet belirli bir ahlaki ve imanî durumun hükmünü anlatır.


İnsanın o durumdan:


samimi biçimde çıkması


başka bir meseledir.


Nitekim devam eden ayetler tövbe kapısını açıkça gösterecektir.


1️⃣7️⃣ 86. ve 87. Ayetler Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Zincir Ortaya Çıkar ❓


  1. ayet:

Hakikati tanıdıktan sonra neden inkâr ediyorsunuz?


sorusunu getirir.


  1. ayet:

bu bilinçli kopuşun sonucunu


açıklar.


Yani:


bilgi → şahitlik → açık delil → bilinçli reddediş → ahlaki sonuç.


Bu zincir Kur’an’da insanın bilgiyle birlikte sorumluluğunun arttığını gösterir.


Bilgi yalnız nimet değildir.


Hesap da getirir.


1️⃣8️⃣ İnsan Allah’ın Rahmetinden Kendi Tercihleriyle Uzaklaşabilir mi ❓


Kur’an’ın ahlaki dili buna güçlü biçimde işaret eder.


İnsan:


bir kez değil,


sürekli biçimde


hakikate sırt çevirebilir.


Vicdanını susturabilir.


Kötülüğü meşrulaştırabilir.


Böylece kendi iç dünyasını:


rahmeti kabul etmeye kapalı


hâle getirebilir.


Bu açıdan lanet yalnız dışarıdan verilen ceza olarak değil:


insanın kendi tercihiyle rahmetten uzaklaşması


olarak da düşündürücü bir anlam taşır.


1️⃣9️⃣ İnsanın En Büyük Kaybı Cezalandırılmak mı, Yoksa Rahmete Artık Yönelemeyecek Kadar Hakikatten Uzaklaşmak mı ❓


Âl-i İmrân 87’nin insanın önüne koyduğu en derin soru belki budur.


İnsan ceza deyince çoğu zaman:


ateş,


acı,


korku


düşünür.


Fakat ayette kullanılan:


lanet


kelimesi daha farklı bir boyut açar:


Rahmetten uzaklık.


Bu belki de cezanın en derin tarafıdır.


Çünkü insanın Allah’la ilişkisi yalnız:


cezadan kaçmak


üzerine kurulmaz.


Rahmet,


yakınlık,


bağışlanma,


hidayet,


rıza


da vardır.


Bunlardan mahrumiyet:


manevi yoksulluğun en ağır biçimi olabilir.


İnsan dünyada da buna benzer şeyler yaşayabilir.


Bir yanlış yaptığında:


vicdanı rahatsız olur.


Ama sonra aynı yanlışı tekrarlar.


Bir süre sonra rahatsızlık azalır.


Sonra yanlış normalleşir.


En sonunda kişi:


yanlış yaptığı için değil,


yanlış yaptığını artık hissedemediği için


çok daha tehlikeli bir noktaya gelebilir.


Belki lanet kavramının insanın iç dünyasına uzanan tarafı burada düşünülmelidir:


Hakikat bizi artık rahatsız etmiyorsa,


zulüm artık içimizi acıtmıyorsa,


yanlışımızı savunmak bize doğal geliyorsa,


rahmetten uzaklaşma yalnız gelecekteki bir ceza değil;


bugünkü karakterimizde de başlamış olabilir.


Fakat Kur’an’ın mesajı burada bitmeyecektir.


Çünkü bir sonraki ayetler:


dönüş,


tövbe,


ıslah


ihtimalini yeniden açacaktır.


Bu da bize şunu öğretir:


En tehlikeli durum günah işlemiş olmak değil;


dönüş kapısını kendi elimizle kapatacak kadar günahla özdeşleşmektir.


“Lanet, yalnız öfkeli bir beddua değil, rahmetten uzak kalmanın adıdır. Âl-i İmrân 87, insanı başkalarına lanet okumaya değil, kendi kalbinin hakikate ve ilahî rahmete kapanıp kapanmadığını sorgulamaya çağırır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt