📖 Âl-i İmrân Suresi 80. Ayette “Size Melekleri ve Peygamberleri Rabler Edinmenizi de Emretmez. Siz Müslüman Olduktan Sonra Size İnkârı mı Emredecek?”

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,037
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Âl-i İmrân Suresi 80. Ayette “Size Melekleri ve Peygamberleri Rabler Edinmenizi de Emretmez. Siz Müslüman Olduktan Sonra Size İnkârı mı Emredecek?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Hakikate çağıran gerçek bir peygamber, insanın yönünü hiçbir zaman Allah’tan kendisine, meleklere ya da başka kutsal varlıklara çevirmeye çalışmaz. Âl-i İmrân 80, kulluğun hedefini kesin biçimde belirler: İlahlık ve mutlak kulluk yalnız Allah’a aittir.”
Ersan Karavelioğlu

Âl-i İmrân Suresinin 80. ayetinde şöyle buyrulur:


“O size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez. Siz Allah’a teslim olduktan sonra size inkârı mı emredecek?”


Bu ayet, 79. ayetin doğrudan devamıdır.


  1. ayette gerçek bir peygamberin insanlara:

“Allah’ı bırakıp bana kullar olun.”


demesinin mümkün olmadığı açıklanmıştı.


  1. ayette bu ilke daha da genişletilir.

Peygamber yalnız kendisinin ilahlaştırılmasını istemez.


Aynı zamanda:


meleklerin,


başka peygamberlerin,


kutsal kabul edilen herhangi bir varlığın


rab edinilmesini de emretmez.


Ayetin sonunda çok güçlü bir mantık sorusu gelir:


İnsanları Allah’a teslimiyete çağıran bir peygamber, daha sonra onları Allah’tan uzaklaştıracak bir inanca nasıl çağırabilir?


Kur’an’ın cevabı açıktır:


Böyle bir şey peygamberliğin özüyle çelişir.


1️⃣ “Melekleri Rabler Edinmek” Ne Demektir ❓


Ayet:


“en tettehizû’l-melâikete…”


ifadesiyle meleklerden söz eder.


Melekler Kur’an’da:


Allah’ın kulları,


emirlerini yerine getiren varlıklar


olarak anlatılır.


Onlar güçlü olabilir.


İnsanüstü özelliklere sahip olabilir.


Ama:


ilah değildirler.


Bu nedenle meleklere kutsallık atfetmek başka şeydir.


Onları:


ibadet edilen,


mutlak güç sahibi,


Allah’tan bağımsız tasarruf sahibi


varlıklar hâline getirmek başka şeydir.


2️⃣ İnsan Neden Melekleri İlâhlaştırmaya Eğilim Gösterebilir ❓


Çünkü insan görünmeyen ve güçlü varlıklara karşı hayranlık duyabilir.


Melek:


ölümlü insan gibi görünmez.


İlahi âlemle ilişkilidir.


Güçlüdür.


Bu özellikler insan zihninde:


aşırı yüceltmeye


dönüşebilir.


Fakat Kur’an’ın tevhid ilkesi burada da sınır koyar:


Yaratılmış ne kadar yüce olursa olsun, yaratıcı değildir.


3️⃣ “Peygamberleri Rabler Edinmek” Ne Demektir ❓


Peygamberler:


Allah’ın seçilmiş elçileridir.


Onlara:


saygı,


sevgi,


itaat


gösterilir.


Fakat rab edinmek:


onları Allah’ın yerine koymak,


ilahî otorite veya ibadet hedefi hâline getirmek


anlamına gelir.


Kur’an’ın kabul ettiği peygamber sevgisi:


tevhid sınırları içindedir.


Peygamber:


Allah’a götürür.


Allah’ın yerini almaz.


4️⃣ Peygamberi Sevmek ile Peygamberi İlâhlaştırmak Arasındaki Sınır Nedir ❓


Sevgi:


çok güçlü olabilir.


İnsan peygamberini:


herkesten çok sevebilir.


Onun hayatını örnek alabilir.


Sözlerine değer verebilir.


Fakat ilahlaştırma başladığında:


yaratılmış ile yaratıcı arasındaki sınır kaldırılır.


Peygambere:


Allah’a ait mutlak özellikler


verilmeye başlanırsa sorun ortaya çıkar.


Dolayısıyla tevhid peygamber sevgisini yok etmez.


Onun sınırını korur.


5️⃣ Hz. Îsâ Bu Ayetin Bağlamında Neden Özellikle Önemlidir ❓


Âl-i İmrân Suresinin önceki uzun bölümü Hz. Îsâ hakkındaydı.


Kur’an:


onun mucizelerini,


Mesih oluşunu,


olağanüstü doğumunu


kabul etmişti.


Ama aynı zamanda sürekli şu ilkeyi korumuştu:


Allah’ın kuludur.


Bu nedenle 79 ve 80. ayetler Hz. Îsâ’nın:


kendisinin ilahlık talep ettiği


fikrine karşı güçlü bir Kur’anî çerçeve oluşturur.


6️⃣ Bu Ayet Hristiyan Teolojisine Doğrudan Bir Eleştiri midir ❓


İslam teolojisi açısından evet, ayet peygamberlerin ilahlaştırılmasını reddeder.


Ancak Hristiyan teolojisini doğru temsil etmek gerekir.


Ana akım Hristiyanlık:


Hz. Îsâ’yı sonradan sıradan bir insandan tanrılaştırılmış biri olarak tarif etmez.


Onun ilahî kimliğini baştan teolojik sisteminin merkezinde görür.


İslam ise bu görüşü kabul etmez.


Kur’an’ın çizgisi nettir:


Allah tektir.


Peygamberler kullardır.



Bu farklılık gerçek ve temel bir teolojik ayrılıktır.


7️⃣ Melek veya Peygamberden Yardım İstemek Her Zaman Onu Rab Edinmek midir ❓


Hayır, kavramları birbirinden ayırmak gerekir.


Bir insandan:


dua istemek,


yardım istemek,


rehberlik istemek


ile onu ilah kabul etmek aynı şey değildir.


Asıl teolojik problem:


bir yaratılmışa Allah’a ait:


mutlak güç,


bağımsız tasarruf,


ibadet hakkı


vermektir.


Bu yüzden her yardım talebini otomatik olarak rab edinmek diye tanımlamak doğru olmaz.


8️⃣ “Rab” Kelimesi Neden Bu Kadar Önemlidir ❓


“Rab”:


terbiye eden,


sahip,


yöneten,


varlığı üzerinde otorite sahibi


anlamlarını taşır.


Mutlak anlamda Rab:


Allah’tır.


İnsanlar birbirlerine:


öğretmen,


lider,


rehber


olabilirler.


Ama hiçbir yaratılmış:


insanın varlığının mutlak sahibi


değildir.


Ayet bu yüzden:


rablik makamını yaratılmışlara vermeyin


der.


9️⃣ Dinî Liderleri Rab Edinmek Nasıl Gerçekleşebilir ❓


Bir dinî lider:


sorgulanamaz,


yanılmaz,


mutlak otorite


gibi görülmeye başlanırsa ciddi bir tehlike oluşabilir.


İnsan şöyle düşünmeye başlayabilir:


“O ne derse Allah da onu der.”


“Onu sorgulamak Allah’ı sorgulamaktır.”



İşte bu noktada dinî rehberlik:


kişilik kültüne


dönüşebilir.


Kur’an’ın tevhid çizgisi buna karşı güçlü bir sınır çizer.


🔟 “Size Emretmez” İfadesi Peygamberlik Hakkında Ne Söyler ❓


Ayetin mantığı şudur:


Gerçek peygamberin görevi:


Allah’ın iradesini iletmektir.


Dolayısıyla insanları:


Allah’tan koparacak,


başka varlıkları ilahlaştıracak


bir emir veremez.


Bu, peygamberlik misyonunun özüne aykırıdır.


Peygamberin gerçek mesajı:


kendisine kulluk değil, Allah’a kulluktur.


1️⃣1️⃣ “Siz Müslüman Olduktan Sonra” Ne Demektir ❓


Ayette:


“ba‘de iz entum muslimûn”


ifadesi vardır.


Yani:


“Siz teslim olmuşken / Müslüman olmuşken…”


Buradaki “Müslüman” kelimesi yine temel anlamıyla:


Allah’a teslim olan


kişiyi ifade eder.


Yani bir insan:


Allah’a teslim olduktan sonra


başka bir varlığı rab edinmeye çağrılırsa


bu teslimiyetin özüyle çelişir.


1️⃣2️⃣ “Size İnkârı mı Emredecek?” Sorusu Neden Retoriktir ❓


Ayet:


“e-ye’murukum bi’l-kufri…”


şeklinde sorar.


Yani:


“Size küfrü mü emredecek?”


Bu soru cevap bekleyen sıradan bir soru değildir.


Cevap zaten bellidir:


Hayır.


Gerçek bir peygamber:


imanı öğrettikten sonra


insanları inkâra çağırmaz.


Bu, mantıksal bir çelişki olurdu.


1️⃣3️⃣ Peygamberi Rab Edinmek Neden “Küfür” Olarak Niteleniyor ❓


Çünkü Kur’an’ın tevhid anlayışında:


Allah’a ait ilahlık makamını


başka bir varlığa vermek


imanın temelini bozar.


Peygamber:


Allah’a götüren elçidir.


Onu Allah’ın yerine koymak:


elçinin görevini tersine çevirmek


anlamına gelir.


Bu yüzden ayet bunu:


tevhidin karşıtı


olarak görür.


1️⃣4️⃣ İnsan Neden Kutsal Kişileri Zamanla Aşırı Yüceltir ❓


Çünkü insan:


görünür figürlere


bağlanmayı daha kolay bulabilir.


Allah aşkın ve görünmezdir.


Ama:


peygamber,


şeyh,


aziz,


din adamı


somut figürlerdir.


İnsan zamanla Allah’a duyduğu bağlılığı:


aracı figür üzerinde yoğunlaştırabilir.


Bu nedenle dinlerde kişilik kültü tehlikesi tekrar tekrar ortaya çıkabilir.


1️⃣5️⃣ Tevhid Sadece Putları Reddetmek midir ❓


Hayır.


Tevhid çok daha derindir.


Fiziksel putları reddetmek bunun bir parçasıdır.


Ama insan:


bir kişiyi,


kurumu,


lideri,


ideolojiyi


mutlaklaştırabilir.


Dolayısıyla modern insanın putları her zaman taştan yapılmış değildir.


Bazen:


insan biçimindedir.


Bazen:


fikir biçimindedir.


1️⃣6️⃣ 79. ve 80. Ayetler Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bütünlük Ortaya Çıkar ❓


  1. ayet:

“Hiçbir peygamber ‘Bana kulluk edin’ demez.”


ilkesini ortaya koyar.


  1. ayet ise bunu genişletir:

“Size melekleri ve diğer peygamberleri de rab edinmenizi emretmez.”


Böylece bütün yaratılmışlar tek sınırın içine alınır:


Melek.


Peygamber.


Din adamı.


İnsan.


Hiçbiri:


Allah değildir.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Müslümanların Peygamber Sevgisine de Ölçü Koyar mı ❓


Evet.


Hz. Muhammed’i sevmek İslam’ın önemli bir parçasıdır.


Ama sevgi:


tevhidin önüne geçemez.


Peygamberin kendisi de:


Allah’ın kulu ve elçisidir.


Dolayısıyla Müslüman:


Peygamberini çok sever,


ona uyar,


ona saygı gösterir;


ama ibadetini:


yalnız Allah’a


yöneltir.


1️⃣8️⃣ Dinî Otoritenin Sağlıklı Olduğunu Nasıl Anlarız ❓


Çok önemli bir ölçü şudur:


O kişi insanları:


kendisine mi


yoksa Allah’a mı


bağlıyor?


Sürekli kendi şahsını mı büyütüyor?


Yoksa insanlara:


okumayı,


düşünmeyi,


Allah’a yönelmeyi


mi öğretiyor?


Eleştiriyi yasaklıyor mu?


Yoksa kendi hatasını kabul edebiliyor mu?


Gerçek rehber:


insanı kendisine bağımlılaştırmaz.


Allah’a karşı daha bilinçli hâle getirir.


1️⃣9️⃣ Allah’a Yaklaşırken Fark Etmeden Aradaki Rehberi Allah’ın Yerine Koyuyor Olabilir miyiz ❓


Âl-i İmrân 80’in insanın önüne koyduğu en derin sorulardan biri budur.


İnsan dinî hayatında rehbere ihtiyaç duyabilir.


Bir alimden öğrenebilir.


Bir peygamberi örnek alabilir.


Dinî geleneğin büyük şahsiyetlerini sevebilir.


Bunların hepsi mümkündür.


Ama çok ince bir çizgi vardır.


Rehber:


Allah’a götüren yol işareti


olmaktan çıkıp


yolun kendisi


hâline gelebilir.


İnsan artık:


Allah ne diyor


sorusundan önce:


“Benim liderim ne diyor?”


diye düşünmeye başlayabilir.


Bir kişi eleştirildiğinde:


Allah’a saldırılmış gibi


tepki verebilir.


Bir öğretmenin sözü:


vahiyden daha tartışılmaz


hâle gelebilir.


İşte tevhid tam burada insanı yeniden merkeze çağırır.


Melek bile:


rab değildir.


Peygamber bile:


rab değildir.


O hâlde hiçbir:


şeyh,


alim,


lider,


filozof,


siyasi figür


rab olamaz.


Ayetin mantığı son derece açıktır:


Allah’a teslim olmuş bir insanı yeniden yaratılmışlara kulluğa çağırmak:


teslimiyeti tersine çevirmektir.


Ve belki bugünün insanına sorulabilecek en zor soru şudur:


Allah’a inanıyoruz; peki hayatımızda Allah’tan daha fazla sorgulanamaz hâle getirdiğimiz insanlar var mı?


Eğer varsa:


tevhid yalnız başkalarının putlarını kırmaya değil,


kendi içimizdeki kutsallaştırmaları da sorgulamaya


çağırır.


“Melek ne kadar yüce, peygamber ne kadar seçilmiş olursa olsun kulluğun hedefi değildir. Âl-i İmrân 80, insanın Allah’a giderken rehberlerini sevmesini fakat hiçbir rehberi Allah’ın yerine koymamasını öğreten keskin bir tevhid ölçüsüdür.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt