📖 Âl-i İmrân Suresi 84. Ayette “Allah’a, Bize İndirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Torunlarına İndirilene; Musa’ya, Îsâ’ya

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,040
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Âl-i İmrân Suresi 84. Ayette “Allah’a, Bize İndirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Torunlarına İndirilene; Musa’ya, Îsâ’ya ve Peygamberlere Rablerinden Verilene İman Ettik. Onlardan Hiçbiri Arasında Ayrım Yapmayız” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Hakikatin kaynağı bir ise, Allah’ın gönderdiği gerçek elçileri birbirine karşı kullanmak da anlamını kaybeder. Âl-i İmrân 84, imanı tek bir peygambere kapanmak değil, aynı ilahî kaynaktan gelen bütün peygamberlik zincirini kabul etmek olarak tanımlar.”
Ersan Karavelioğlu

Âl-i İmrân Suresinin 84. ayetinde şöyle buyrulur:


“De ki: Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene; Musa’ya, Îsâ’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayrım yapmayız. Biz yalnız O’na teslim olanlarız.”


Bu ayet, 81-83. ayetlerde anlatılan peygamberlik zincirinin adeta iman bildirgesidir.


  1. ayette peygamberlerden birbirlerini doğrulayan elçilere iman etmeleri için söz alınmıştı.
  2. ayette bütün varlığın Allah’a teslim olduğu ifade edilmişti.
  3. ayette ise Hz. Muhammed’e ve müminlere:

“Biz neye inanıyoruz?”


sorusunun cevabı verilir.


Cevap yalnız:


“Kur’an’a inanıyoruz.”


değildir.


Allah’a,


Kur’an’a,


İbrahim’e,


İsmail’e,


İshak’a,


Yakub’a,


İsrailoğullarının peygamberlik mirasına,


Musa’ya,


Îsâ’ya


ve bütün gerçek peygamberlere verilen vahye iman ilan edilir.


Bu yönüyle ayet İslam’ın peygamberlik anlayışını tek bir cümlede özetler:


Kaynak birdir, peygamberler çoktur, teslimiyet Allah’adır.


1️⃣ “De ki: Allah’a İman Ettik” İfadesi Neden İlk Sıradadır ❓


Çünkü bütün peygamberlik zincirinin merkezi Allah’tır.


İman:


önce peygamberden


değil;


Allah’tan


başlar.


Peygambere iman edilmesinin sebebi de onun:


Allah’ın elçisi


olmasıdır.


Bu nedenle İslam’da peygamberlik bağımsız kutsallık değil:


Allah’a bağlı bir elçilik makamıdır.


2️⃣ “Bize İndirilene İman Ettik” Ne Demektir ❓


Burada:


Hz. Muhammed’e indirilen Kur’an


kastedilir.


Müslüman kendi vahyini kabul eder.


Ancak ayet hemen bununla yetinmez.


Ardından önceki peygamberlere verilen vahiyleri de sıralar.


Bu son derece önemlidir.


Kur’an:


“Sadece bize gelen doğrudur, geçmişte hiçbir vahiy olmadı.”


demez.


Tam tersine:


kendini daha eski vahiy zincirinin devamında konumlandırır.


3️⃣ İbrahim Neden İlk Büyük İsimlerden Biri Olarak Anılıyor ❓


Çünkü Âl-i İmrân’ın önceki ayetlerinde Hz. İbrahim’in kimliği uzun biçimde tartışılmıştı.


Kur’an onu:


Yahudi,


Hristiyan


etiketlerinden önce;


hanîf ve Allah’a teslim olmuş


bir peygamber olarak tanımlamıştı.


  1. ayette Hz. İbrahim tekrar anılarak İslam’ın kendisini:

İbrahimî tevhid geleneğinin devamı


olarak gördüğü gösterilir.


4️⃣ İsmail’in Özellikle Anılması Neden Önemlidir ❓


Hz. İsmail:


Hz. İbrahim’in oğullarından biridir.


İslam geleneğinde Hz. Muhammed’in soyunun İsmail üzerinden İbrahim’e bağlandığı kabul edilir.


Kâbe geleneğinde de:


İbrahim ve İsmail


birlikte anılır.


Dolayısıyla İsmail’in zikredilmesi:


Arap peygamberlik çizgisini


İbrahimî vahiy geleneğinin dışına değil,


içine


yerleştirir.


5️⃣ İshak ve Yakub’un Anılması Ne Gösterir ❓


Hz. İshak:


Hz. İbrahim’in oğludur.


Hz. Yakub ise:


İshak’ın oğludur.


Yakub aynı zamanda:


İsrail


adıyla da ilişkilendirilir.


İsrailoğullarının birçok peygamberi bu soy çizgisi içinden gelmiştir.


Kur’an bu isimleri kabul ederek:


Musa ve Îsâ’nın içinde bulunduğu peygamberlik geleneğini de


İslam’ın vahiy anlayışının bir parçası olarak kabul eder.


6️⃣ Ayetteki “Esbât” Kimlerdir ❓


Arapçada:


“el-esbât”


ifadesi geçer.


Bu kelime genellikle:


Hz. Yakub’un soyundan gelen kollar,


İsrailoğullarının kabileleri


ve bu çizgi içinde bulunan peygamberlik mirası


ile ilişkilendirilir.


“Torunlar” şeklinde çevrildiği de olur.


Buradaki ana fikir:


vahyin yalnız birkaç büyük peygamberle sınırlı olmadığıdır.


Allah tarih boyunca:


çok sayıda elçi


göndermiştir.


7️⃣ Musa’ya İman Etmek Müslüman İçin Neden Zorunludur ❓


Çünkü Kur’an Hz. Musa’yı:


Allah’ın büyük peygamberlerinden biri


olarak tanır.


Musa’ya iman etmeyen bir kişi Kur’an’ın peygamberlik anlayışını bütünüyle kabul etmiş olmaz.


Bu nedenle Müslümanın Musa’ya bakışı:


yabancı bir dinin kurucusu


bakışı değildir.


O:


Allah’ın peygamberidir.


Bu, İslam ile Yahudi vahiy geleneği arasında önemli tarihsel-teolojik bağlardan biridir.


8️⃣ Hz. Îsâ’ya İman Etmek de İslam İnancının Bir Parçası mıdır ❓


Evet.


Hz. Îsâ:


Kur’an’da açıkça peygamber,


Mesih,


Allah’ın kelimesiyle ilişkili olağanüstü yaratılışa sahip bir elçi


olarak anlatılır.


Müslüman:


Hz. Îsâ’yı reddedemez.


Fakat onu:


ilah


olarak da görmez.


Dolayısıyla İslam’ın Îsâ anlayışı iki şeyi aynı anda söyler:


Îsâ’yı yüceltir.


Ama:


ilahlaştırmaz.


9️⃣ “Peygamberlere Rablerinden Verilene İman Ettik” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet burada tek tek bütün peygamberlerin isimlerini saymaz.


Daha genel bir ifade kullanır:


“Peygamberlere Rablerinden verilenler.”


Bu çok kapsayıcıdır.


Kur’an’da ismi geçen peygamberler vardır.


İsmi geçmeyen peygamberlerin de bulunduğu belirtilir.


Dolayısıyla Müslüman:


yalnız bildiği birkaç peygambere değil;


Allah’ın gerçekten gönderdiği:


bütün peygamberlere


iman eder.


🔟 “Onlardan Hiçbiri Arasında Ayrım Yapmayız” Ne Demektir ❓


Bu ifade çok dikkatli anlaşılmalıdır.


Buradaki ayrım yapmamak:


bazı peygamberlere inanıp bazılarını reddetmemek


demektir.


Yani:


Musa’yı kabul edip Îsâ’yı reddetmek,


Îsâ’yı kabul edip Muhammed’i reddetmek,


bir peygamberi Allah’ın elçisi sayarken diğer gerçek peygamberi inkâr etmek


Kur’an’ın bütüncül peygamberlik anlayışıyla bağdaşmaz.


1️⃣1️⃣ “Hiç Ayrım Yapmayız” Bütün Peygamberlerin Derecesi Tamamen Aynıdır mı Demektir ❓


Hayır.


Bu önemli bir nüanstır.


Kur’an başka ayetlerde Allah’ın bazı peygamberleri:


diğerlerinden üstün kıldığını


bildirir.


Dolayısıyla:


iman bakımından ayrım yapmamak


ile


derece bakımından hiçbir farklılık olmadığını söylemek


aynı şey değildir.


Müslüman bütün peygamberleri kabul eder.


Ama onların görevleri,


mucizeleri,


tarihsel rolleri,


dereceleri


aynı olmak zorunda değildir.


1️⃣2️⃣ Peygamberleri Birbirine Karşı Kullanmak Neden Kur’an’ın Mantığına Aykırıdır ❓


Çünkü hepsinin kaynağı:


aynı Allah’tır.


Bir insan:


“Ben Musa’yı seviyorum, o yüzden Îsâ’yı reddediyorum.”


derse;


Kur’an açısından Musa’nın getirdiği Allah’a sadakat ile çelişmiş olur.


Aynı şekilde:


bir peygamberi başka bir gerçek peygambere düşmanlık aracı hâline getirmek


vahyin birliğini bozar.


Peygamberler:


rakip markalar


değildir.


Aynı ilahî çağrının farklı dönemlerdeki elçileridir.


1️⃣3️⃣ Bütün Peygamberlerin Temel Mesajı Aynı mıydı ❓


Kur’an perspektifinde temel merkez aynıdır:


Allah’a kulluk.


Şirkten uzaklaşmak.


Ahlaki sorumluluk.


İlâhî hesaba hazırlanmak.



Ancak şeriatların ayrıntıları:


toplumlara,


zamanlara,


şartlara


göre farklılaşabilir.


Bu yüzden:


temel dinî hakikat


ile


tarihsel hukukî düzenlemeler


birbirinden ayrılmalıdır.


1️⃣4️⃣ Farklı Şeriatlar Varsa Peygamberlerin Dini Nasıl Bir Olabilir ❓


Çünkü birlik:


her ayrıntının birebir aynı olması


anlamına gelmez.


Örneğin farklı peygamberlerin toplumlarında:


ibadet biçimlerinin bazı ayrıntıları,


helal-haram hükümlerinin bazıları,


toplumsal düzenlemeler


farklı olabilir.


Ama temel yön:


tek Allah’a teslimiyet


olarak kalabilir.


Kur’an’ın vahiy tarihini birleştiren merkez budur.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet Dinler Arası Diyalog Açısından Neden Çok Önemlidir ❓


Çünkü Müslümana diğer vahiy geleneklerinin merkezindeki büyük peygamberlere:


saygı göstermeyi


emreden bir inanç zemini sunar.


Musa’ya hakaret eden biri:


yalnız Yahudilerin kutsal şahsiyetine hakaret etmiş olmaz;


Müslümanın da iman ettiği bir peygambere saygısızlık etmiş olur.


Aynı şekilde Hz. Îsâ ve Hz. Meryem:


İslam’ın kendi kutsal anlatısının içindedir.


Bu ortaklık:


teolojik farklılıkları yok etmez.


Ama:


saygılı konuşma için güçlü bir zemin


oluşturur.


1️⃣6️⃣ Ayet “Bütün Dinler Bugünkü Hâlleriyle Aynıdır” mı Diyor ❓


Hayır.


Ayetin söylediği bu değildir.


Kur’an:


bütün gerçek peygamberlerin Allah tarafından gönderildiğini


savunur.


Bu:


tarih içinde oluşmuş bütün dinî doktrinlerin,


bütün yorumların,


bütün mezheplerin


eşit biçimde doğru olduğu


anlamına gelmez.


Kur’an aynı zamanda kendi teolojik eleştirilerini de açıkça ortaya koyar.


Dolayısıyla:


peygamberlerin kaynağının birliği


ile


bütün sonraki dinî yorumların eşit doğruluğu


karıştırılmamalıdır.


1️⃣7️⃣ “Biz O’na Teslim Olanlarız” İfadesi Neden Ayetin Sonunda Geliyor ❓


Ayet bütün peygamberleri saydıktan sonra tekrar merkeze döner:


Allah’a teslimiyet.


Bu çok anlamlıdır.


Müslüman:


İbrahim’e inanır.


Musa’ya inanır.


Îsâ’ya inanır.


Muhammed’e inanır.


Ama nihai kulluğu:


hiçbirine değil Allah’a


yöneltir.


Peygamberler yol gösterir.


Yolun nihai hedefi:


Allah’tır.


1️⃣8️⃣ Bu Ayet Dini Kabileciliği Nasıl Sorgular ❓


Dinî kabilecilik şöyle düşünür:


“Bizim peygamberimiz en önemlidir; diğerlerinin bize bir anlamı yoktur.”


Kur’an ise mümine çok daha geniş bir tarih bilinci verir.


Sen yalnız:


tek bir toplumun,


tek bir çağın


manevi hikâyesine bağlı değilsin.


İbrahim’in,


Musa’nın,


Îsâ’nın


ve diğer peygamberlerin tevhid mirasını da kabul ediyorsun.


Bu, imanı:


dar grup aidiyetinden çıkarıp


insanlığın uzun vahiy tarihine


yerleştirir.


1️⃣9️⃣ Gerçekten Allah’a İnanıyorsak, Hakikati Getiren Peygamberi Kendi Grubumuzdan Olmadığı İçin Reddedebilir miyiz ❓


Âl-i İmrân 84’ün insanın önüne koyduğu en derin soru budur.


İnsan çoğu zaman:


kişilere,


isimlere,


gruplara


bağlanır.


Bir peygamberi sever.


Bir geleneğe alışır.


Sonra başka bir elçi geldiğinde:


“Bu bizden değil.”


diyebilir.


Fakat Kur’an’ın peygamberlik mantığı bunu tersine çevirir.


Eğer gerçekten:


Allah’a


inanıyorsan;


Allah’ın gönderdiği gerçek elçiyi:


ırkı,


dili,


coğrafyası,


soyu


nedeniyle reddedemezsin.


Çünkü peygamberin kimliği:


onu gönderen Allah’tan


daha önemli değildir.


Bu nedenle ayet:


İbrahim,


İsmail,


İshak,


Yakub,


Musa,


Îsâ


ve diğer peygamberleri


tek bir iman cümlesinde birleştirir.


Aralarındaki tarihsel farklılıkları silmeden;


kaynaklarının aynı olduğunu ilan eder.


Sonra bütün bu isimlerden sonra insanın yönünü yeniden düzeltir:


“Biz O’na teslim olanlarız.”


Dikkat edilirse:


“Biz peygamberlere teslim olanlarız.”


denmez.


Peygamberlere iman edilir.


Onlara uyulur.


Ama teslimiyetin nihai merkezi:


Allah’tır.


Belki bu ayetin bugüne bıraktığı en büyük ders şudur:


Hakikati şahıslarla özdeşleştirirsek şahıslar bizi bölebilir.


Ama peygamberlerin arkasındaki ortak kaynağı görürsek:


vahiy tarihinin büyük birliğini fark ederiz.


Ve belki en zor soru şudur:


Biz Allah’a mı bağlıyız, yoksa Allah’a bağlılığımızı bile yalnız kendi grubumuzun isimleri üzerinden mi yaşayabiliyoruz?


“Peygamberler farklı çağlarda konuşmuş olabilir; fakat Kur’an onların hakiki mesajlarını tek kaynağa bağlar. Âl-i İmrân 84, mümine yalnız kendi peygamberini değil, Allah’ın bütün gerçek elçilerini kabul etmeyi ve sonunda kulluğu yalnız Allah’a yöneltmeyi öğretir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt