📖 Tevbe Suresi 105. Ayette “De ki: Çalışın; Allah, Resulü ve Müminler Yaptıklarınızı Görecektir. Sonra Görünmeyeni ve Görüneni Bilene Döndürüleceksin

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,024
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 105. Ayette “De ki: Çalışın; Allah, Resulü ve Müminler Yaptıklarınızı Görecektir. Sonra Görünmeyeni ve Görüneni Bilene Döndürüleceksiniz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan değiştiğini söylediğinde söz bir başlangıçtır; fakat değişimin gerçek şahidi davranıştır. Allah’a yöneldiğini söylüyorsan bunu hayatında görünür hâle getir; çünkü samimiyet yalnızca kalpte saklanan bir niyet değil, zamanla amele dönüşen bir doğruluktur.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 105. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“De ki: Çalışın, yapın! Allah yaptıklarınızı görecektir; Resulü ve müminler de görecektir. Sonra görünmeyeni ve görüneni bilene döndürüleceksiniz. O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.”

Bu ayet, Tevbe 102–104’te anlatılan tövbe, itiraf, sadaka ve arınma sürecinin ardından gelmektedir.

İnsan:

“Pişmanım.”

dedi.

Tövbe etti.

Maldan verdi.

Şimdi Kur’an adeta şöyle diyor:

“Bundan sonrası davranışlarında görülsün.”

Çünkü gerçek dönüş yalnızca geçmiş hakkında konuşmak değildir.

Gelecekte farklı yaşamaktır.

2️⃣ “De ki: Çalışın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“Ve kuli‘melû...”

denilir.

Kelime olarak:

“De ki: Amel edin, çalışın, yapın.”

anlamına gelir.

Buradaki “amel” yalnızca:

işe gitmek,

para kazanmak

veya fiziksel çalışmak

değildir.

Daha geniş biçimde:

insanın ortaya koyduğu bütün bilinçli davranışları kapsar.

İbadet,

ahlak,

ticaret,

aile hayatı,

toplumsal sorumluluk,

iyilik

ve insanlarla ilişkiler

bu alanın içindedir.

3️⃣ Ayet Neden Tövbenin Ardından “Çalışın” Diyor ❓​

Çünkü tövbenin gerçekliği gelecekteki davranışta görülür.

Bir insan:

“Artık yalan söylemeyeceğim.”

diyebilir.

Sonra aynı yalanı sürdürüyorsa söz ile hayat birbirini doğrulamıyordur.

Bir insan:

“Artık kul hakkına dikkat edeceğim.”

diyebilir.

Ama haksızlığı devam ediyorsa dönüş eksik kalır.

Tevbe 105 bu nedenle son derece güçlüdür:

Tövbeni davranışların tamamlasın.

4️⃣ İslam’da Niyet Yeterli Değil midir ❓​

Niyet son derece önemlidir.

Bir amelin manevi değerinde niyetin büyük yeri vardır.

Fakat insan yapabilecek durumdaysa, yalnızca iyi niyet etmek her zaman yeterli değildir.

Mesela:

“Fakirlere yardım etmek istiyorum.”

deyip hiçbir zaman yardım etmemek...

“Ailemle daha iyi ilgilenmek istiyorum.”

deyip sürekli ihmal etmek...

“Borçlarımı ödemek istiyorum.”

deyip imkânı olduğu hâlde ödememek...

niyet ile davranış arasında mesafe oluşturur.

Samimi niyet, mümkün olan yerde eyleme doğru yürür.

5️⃣ “Allah Yaptıklarınızı Görecektir” Ne Demektir ❓​

Allah’ın görmesi insan görmesi gibi değildir.

Allah:

gizliyi,

açığı,

niyeti,

davranışı,

geçmişi

ve geleceği

eksiksiz bilir.

Dolayısıyla:

“Allah görecektir.”

ifadesi, Allah’ın daha önce bilmediği bir şeyi sonradan öğreneceği anlamına gelmez.

Burada insanın yaptığı şeylerin Allah’ın bilgisi ve değerlendirmesi dışında kalmayacağı vurgulanmaktadır.

Hiçbir amel:

gizli,

unutulmuş

veya kaybolmuş

değildir.

6️⃣ Allah Zaten Biliyorsa Neden “Görecektir” Deniliyor ❓​

Çünkü Kur’an çoğu zaman insanın davranışının fiilen ortaya çıkmasını bu dille ifade eder.

Allah kimin ne yapacağını bilir.

Ama insan seçimini gerçekten yapar.

Amel ortaya çıkar.

Ve o insanın hesabının bir parçası olur.

Bu açıdan mesele:

Allah’ın bilgi kazanması

değil,

insanın iradesinin davranış hâline gelmesidir.

İlâhî bilgi, insanın gerçek sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

7️⃣ “Resulü de Yaptıklarınızı Görecektir” Ne Anlama Gelir ❓​

Bağlamda Hz. Muhammed, Medine toplumunun içinde yaşayan ve bu insanların davranışlarını gözlemleyen bir peygamber ve toplum önderidir.

Tövbe ettiğini söyleyen insanların:

bundan sonra ne yaptığı,

sorumluluğunu yerine getirip getirmediği,

hayatını değiştirip değiştirmediği

görünür olacaktır.

Hz. Muhammed onların dışa yansıyan amellerini görecektir.

Bu ifade, Peygamber’in Allah gibi sınırsız gayb bilgisine sahip olduğu anlamına gelmez.

8️⃣ Bu Ayet Peygamber’in Vefatından Sonra Bütün İnsanların Bütün Amellerini Sürekli Gördüğünü mü Söylüyor ❓​

Bu ayeti tek başına böyle anlamak doğru değildir.

Ayetin doğrudan bağlamında Hz. Muhammed:

hayatta olan, toplumun içinde bulunan ve insanların görünen davranışlarını gözlemleyen Resuldür.

Allah’ın bilgisi ise tamamen farklıdır.

Allah:

gizliyi de,

açığı da,

kalbi de,

niyeti de

bilir.

Bu nedenle Allah’ın mutlak bilgisi ile Peygamber’in insanlar arasındaki gözlemi aynı düzleme konulmamalıdır.

9️⃣ “Müminler de Yaptıklarınızı Görecektir” Ne Demektir ❓​

İnsan toplum içinde yaşar.

Davranışlarının bir kısmı:

ailesi,

arkadaşları,

komşuları,

iş arkadaşları

ve toplum

tarafından görülebilir.

Bir insan:

“Değiştim.”

dediğinde bunu zaman içinde çevresindekiler de fark edebilir.

İşte bu ifade bize toplumsal görünürlüğün önemini gösterir.

Ancak bu, insanların birbirlerinin özel hayatını gözetleme hakkına sahip olduğu anlamına gelmez.

🔟 Bu Ayet İnsanları Gözetlemeye ve Özel Hayatı Araştırmaya İzin Verir mi ❓​

Hayır.

“Müminler yaptıklarınızı görecektir.”

ifadesi:

insanların telefonlarını karıştırmak,

gizli hayatlarını araştırmak,

özel konuşmalarını dinlemek

ve sürekli şüpheyle izlemek

için bir izin değildir.

Burada söz konusu olan görünür davranışlardır.

İslam’da özel hayatın dokunulmazlığı ve tecessüsten kaçınma da önemli ahlaki ilkelerdir.

Hesap verebilirlik başka, mahremiyeti ihlal etmek başkadır.

1️⃣1️⃣ İnsanların Bizi Görmesi İyi Ameli Gösterişe Dönüştürmez mi ❓​

Her görünen iyilik riya değildir.

Bir insan:

işini dürüst yapar,

yardım eder,

adaletli davranır,

sözünü tutar.

Bunları insanlar görebilir.

Bu otomatik olarak gösteriş anlamına gelmez.

Riya, davranışın esas amacının insanların takdirini kazanmak hâline gelmesiyle ilgilidir.

İyi amel bazen doğal olarak görünürdür.

Önemli olan:

kimin için ve hangi niyetle yapıldığıdır.

1️⃣2️⃣ “Çalışın” Emri Dünyevî Başarı Garantisi midir ❓​

Hayır.

Bu ayeti:

“Çok çalışırsan mutlaka zengin olursun.”

veya:

“İyi davranırsan dünyada kesin başarı kazanırsın.”

şeklinde okumak doğru değildir.

İnsan:

çok çalışabilir

ama hastalanabilir.

Dürüst ticaret yapabilir

ama zarar edebilir.

Çaba gösterebilir

ama sonucu istediği gibi olmayabilir.

Kur’an’ın vurgusu:

sonucun mutlaka istediğin gibi çıkacağı değil, davranışından sorumlu olduğundur.

İnsan çabadan sorumludur; bütün sonuçları kontrol edemez.

1️⃣3️⃣ İnsanların Takdiri Allah’ın Kabulünün Kanıtı mıdır ❓​

Hayır.

Bir insan toplumda çok sevilebilir.

Herkes:

“Ne kadar iyi insan.”

diyebilir.

Fakat Allah onun:

niyetini,

gizli haksızlıklarını

ve gerçek durumunu

bilir.

Tam tersine bir insan yanlış anlaşılabilir ama Allah onun samimiyetini bilir.

Bu nedenle:

toplumsal itibar ile ilahî kabul aynı şey değildir.

Müminlerin gördüğü dış davranıştır.

Allah ise dışı da içi de bilir.

1️⃣4️⃣ “Sonra Görünmeyeni ve Görüneni Bilene Döndürüleceksiniz” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“Sümme turaddûne ilâ âlimi’l-gaybi ve’ş-şehâde...”

denilir.

Yani:

“Sonra gaybı ve görüneni bilene döndürüleceksiniz.”

Dünya hayatında insanlar yalnızca:

gördüğümüz,

duyduğumuz

ve delille ulaşabildiğimiz

şeyler hakkında hüküm verir.

Allah ise:

gaybı da şehadeti de bilir.

Bu yüzden nihai hesapta:

gizli niyet,

görülmeyen fedakârlık,

saklanan haksızlık

ve insanların fark etmediği iyilik

kaybolmaz.

1️⃣5️⃣ “Size Yaptıklarınızı Haber Verecektir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“fe-yunebbiukum bimâ kuntum ta‘melûn”

denilir.

Yani:

“O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.”

İnsan dünyada kendi geçmişini bazen yeniden anlatır.

Kendisini haklı gösterebilir.

Bazı yanlışları unutabilir.

Bazı iyiliklerini olduğundan büyük görebilir.

Ahirette ise gerçeklik eksiksiz biçimde ortaya çıkar.

İnsan yaptıklarıyla yüzleşir.

Kur’an’ın hesap anlayışında hiçbir şey yalnızca insanın kendi anlatısına bırakılmaz.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Hesap Verebilirlik Konusunda Ne Öğretiyor ❓​

Üç farklı düzey gösterir:

İnsan kendi davranışıyla karşılaşır.

Toplum, görünen davranışı değerlendirir.

Allah ise bütün gerçeği bilir.

Bu nedenle insan:

“Kimse görmüyor.”

diye haksızlık yapmamalıdır.

Ama aynı şekilde:

“İnsanlar beni alkışlıyor.”

diye kendisini otomatik olarak doğru sanmamalıdır.

Gizlilik günahı yok etmez; alkış da yanlışı doğruya dönüştürmez.

1️⃣7️⃣ Tevbe 102, 103, 104 ve 105 Nasıl Bir Dönüş Zinciri Oluşturuyor ❓​

Bu dört ayet birlikte çok güzel bir tövbe süreci gösterir.

Tevbe 102:

Günahlarını itiraf ettiler.

Tevbe 103:

Mallarından sadaka alındı, arınmaları ve tezkiye edilmeleri istendi.

Tevbe 104:

Tövbeyi ve sadakayı kabul edenin Allah olduğu bildirildi.

Tevbe 105:

“Şimdi amel edin.”

denildi.

Yani:

itiraf,

tövbe,

telafi,

ilahî kabul umudu

ve ardından:

yeni davranış.

Bu, gerçek değişimin son derece güçlü bir modelidir.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün insanlar değiştiklerini çok kolay söyleyebilir.

“Artık farklıyım.”

“Dersimi aldım.”

“Bir daha yapmayacağım.”

“Yeni bir insan oldum.”

Bunlar güzel sözlerdir.

Fakat zaman bir soru sorar:

Gerçekten öyle mi?

Eğer insan:

aynı yalanı,

aynı ihaneti,

aynı haksızlığı,

aynı ihmali

sürdürüyorsa sözler gerçeği değiştirmez.

Tevbe 105’in mesajı son derece nettir:

Değişimini davranışın konuşsun.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 105. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 105. ayet, imanın ve tövbenin davranışla doğrulanması gerektiğini son derece güçlü biçimde anlatır.

Önceki ayetlerde bir dönüş süreci gördük.

İnsanlar yanlış yaptı.

Ama yanlışlarını inkâr etmediler.

İtiraf ettiler.

Ardından maldan verdiler.

Arınmaya yöneldiler.

Allah’ın tövbeyi kabul eden ve sadakaları kabul eden olduğu hatırlatıldı.

Şimdi ise Kur’an:

“Çalışın, amel edin.”

diyor.

Bu sıralama son derece anlamlıdır.

Çünkü din yalnızca:

“Ben inanıyorum.”

demek değildir.

Yalnızca:

“Pişmanım.”

demek de değildir.

İnsanın imanının ve tövbesinin hayatına yansıması gerekir.

Bir insan haksızlık yaptıysa:

adalete yönelsin.

Yalan söylediyse:

doğruluğu hayatına yerleştirsin.

Cimri davrandıysa:

paylaşmayı öğrensin.

Sorumluluktan kaçtıysa:

bundan sonra sorumluluk alsın.

İşte:

“Amel edin.”

sözünün gücü burada ortaya çıkar.

Ayet ardından üç önemli şahitten söz eder:

Allah.

Resul.

Müminler.


Ama bunların bilgisi aynı değildir.

Allah:

her şeyi bilir.

Hz. Muhammed, yaşadığı toplum içinde insanların görünen davranışlarını görür.

Müminler de insanların toplumsal hayata yansıyan amellerine şahit olabilir.

Dolayısıyla ayeti:

Peygamber’in Allah gibi bütün gizli amelleri bildiği

veya:

müminlerin birbirlerinin özel hayatını araştırabileceği

şeklinde anlamak doğru değildir.

Aksine ayetin sonunda fark çok açık biçimde ortaya konur:

“Sonra gaybı ve görüneni bilene döndürüleceksiniz.”

Gaybı ve görüneni bütünüyle bilen Allah’tır.

Bu nedenle insan iki yanlış güvene kapılmamalıdır.

Birincisi:

“Kimse görmedi, o hâlde sorun yok.”

Hayır.

Allah bilir.

İkincisi:

“Herkes beni iyi biri sanıyor, demek ki iyiyim.”

Bu da yeterli değildir.

Çünkü insanlar dışarıyı görür.

Allah ise içeriyi de bilir.

Tevbe 105 böylece bizi gösterişten de gizli kötülükten de koruyan bir dengeye çağırır.

İyiliği insanlardan saklamak zorunda değilsin.

Ama iyiliği insanların alkışı için yapma.

Yanlışın gizli kalmış olabilir.

Ama:

“Kimse bilmiyor.”

diye rahatlama.

Bir gün insan:

görünmeyeni ve görüneni bilen Allah’a dönecektir.

Ve:

“O size yaptıklarınızı haber verecektir.”

Bu ifade korkutucu olduğu kadar teselli edicidir.

Çünkü yalnızca gizli kötülükler ortaya çıkmayacaktır.

Kimsenin bilmediği iyilikler de kaybolmayacaktır.

Kimsenin görmediği fedakârlık...

Sessizce yapılan yardım...

Kimse alkışlamadan gösterilen sabır...

Bir insan için gece gizlice edilen dua...

Allah’ın bilgisindedir.

Bu yüzden gerçek mümin yalnızca insanlar bakarken iyi olmaya çalışmaz.

Kimsenin bakmadığı yerde de aynı insan olmaya çalışır.

Ayetin tövbeyle bağlantısı düşünüldüğünde ise mesaj daha da güçlüdür:

Yanlış yaptıysan tövbe et.

Ama ardından:

yeni hayatın eski sözünü doğrulasın.

Çünkü gerçek değişimin en sağlam kanıtı:

zaman içinde tekrarlanan doğru davranıştır.

Ve belki Tevbe 105’in bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

İnsanlara “Değiştim, tövbe ettim, artık farklıyım.” demekle mi yetiniyoruz; yoksa Allah’ın, Resul’ünün ve müminlerin önünde görülebilecek kadar gerçek bir değişimi davranışlarımızla, sorumluluklarımızla ve yaptığımız iyiliklerle hayatımıza yerleştirebiliyor muyuz?

“Değiştiğini anlatmak kolaydır; değiştiğini yaşamak ise sabır, emek ve tutarlılık ister. İnsanlara ne söylediğinden önce, hayatının ne söylediğine bak; çünkü bir gün bütün sözler susacak ve yaptıkların kendi hikâyeni anlatacaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt