📖 Nisâ Suresi 140. Ayette “Allah’ın Ayetlerinin İnkâr Edildiğini ve Alaya Alındığını İşittiğinizde Başka Bir Söze Geçinceye Kadar Onlarla Oturmayın;

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,296
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nisâ Suresi 140. Ayette “Allah’ın Ayetlerinin İnkâr Edildiğini ve Alaya Alındığını İşittiğinizde Başka Bir Söze Geçinceye Kadar Onlarla Oturmayın; Yoksa Siz de Onlar Gibi Olursunuz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Nisâ 140, insanın yalnızca söylediği sözlerden değil, hangi ortamda sessizce durmayı seçtiğinden de ahlâkî olarak etkilenebileceğini hatırlatır. Bazen bir kötülüğe katılmamak, onu alkışlamamak ve gerektiğinde o ortamdan uzaklaşmak da bir duruştur.”
Ersan Karavelioğlu

Nisâ Suresi’nin 140. ayeti, önceki ayetlerde anlatılan münafıklık, çıkar ilişkileri, güç karşısında kimlik değiştirme ve hakikati araçsallaştırma temasını bu kez insanın bulunduğu sosyal ortama taşır.


Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:


“Allah size Kitap’ta bildirmiştir ki Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve alaya alındığını işittiğiniz zaman, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlarla birlikte oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Şüphesiz Allah münafıkların ve inkâr edenlerin hepsini cehennemde bir araya toplayacaktır.”


Ayetin çok önemli bir ayrıntısı vardır:


“Onlarla hiçbir zaman görüşmeyin.”


denilmez.


“Başka bir söze geçinceye kadar.”


denilir.


Yani mesele insanların kimliği değil, içinde bulunulan ortamda hakikatin bilinçli biçimde aşağılanmasına ortak olunup olunmamasıdır.


1️⃣ Nisâ Suresi 140. Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Ayet insanın bulunduğu ortam konusunda ahlâkî sorumluluk taşıdığını söyler.


Bir ortamda;


Allah’ın ayetleri küçümseniyor,


bilinçli biçimde alaya alınıyor


ve hakaret konusu yapılıyorsa,


insanın bunu normalleştiren bir seyirci hâline gelmemesi istenir.


Çünkü bazen sessizce oturmak bile dışarıdan onay görüntüsü oluşturabilir.


2️⃣ “Allah’ın Ayetlerinin İnkâr Edildiğini İşittiğinizde” Ne Demektir ❓


Burada yalnızca bir insanın inançsız olması söz konusu değildir.


Bir insan:


“Ben inanmıyorum.”


diyebilir.


Bu başka bir durumdur.


Ayette anlatılan ortam ise Allah’ın ayetlerinin aktif biçimde inkâr ve küçümseme konusu hâline getirildiği bir meclistir.


Dolayısıyla ayeti her inançsız insanla ilişkiyi kesme emri gibi okumak doğru değildir.


3️⃣ “Alaya Alınması” Neden Özellikle Zikrediliyor ❓


Çünkü alay sadece fikir ayrılığı değildir.


Bir insan bir görüşü eleştirebilir.


Sorular sorabilir.


İtiraz edebilir.


Fakat alay, çoğu zaman karşısındakinin kutsal kabul ettiği şeyi küçük düşürme ve değersizleştirme amacı taşır.


Kur’an burada eleştiri ile aşağılamayı birbirinden ayıran önemli bir ahlâk çizgisine dikkat çeker.


4️⃣ İslam Eleştiriye Kapalı mı Olmalıdır ❓


Hayır.


Ayetin anlamı:


“Kur’an hakkında hiçbir eleştiri duymayın.”


değildir.


Kur’an’ın kendisinde;


itirazlar,


sorular,


farklı inanç iddiaları


ve bunlara verilen cevaplar


yer alır.


Eleştiri, sorgulama ve tartışma başka şeydir.


Hakaret ve alay başka şeydir.


Nisâ 140’ın hedefi özellikle ikinci durumdur.


5️⃣ “Onlarla Oturmayın” Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki oturma, o mecliste bulunmayı ve konuşmaya eşlik etmeyi ifade eder.


İnsan böyle bir ortamda;


katılabilir,


gülebilir,


sessizce onaylayabilir


veya ayrılabilir.


Ayet kişinin kendi ahlâkî sınırını göstermesini ister.


Bu bazen karşı çıkmakla,


bazen konuyu değiştirmekle,


bazen de ortamdan kalkıp gitmekle


mümkün olabilir.


6️⃣ Neden Doğrudan Kavga Edilmesi Emredilmiyor ❓


Bu dikkat çekici bir noktadır.


Ayet:


“Onlarla kavga edin.”


veya:


“Onlara saldırın.”


demez.


Sadece:


“Başka bir konuya geçinceye kadar onlarla oturmayın.”


der.


Bu, tepkinin sınırını da gösterir.


İnsan kendi kutsalına yapılan saygısızlığı reddedebilir fakat bunu şiddete dönüştürmek zorunda değildir.


Bazen en güçlü tepki meşruiyet vermeden ortamdan çekilmektir.


7️⃣ “Başka Bir Söze Geçinceye Kadar” İfadesi Neden Çok Önemlidir ❓


Çünkü ayetin insanlar arasında kalıcı bir sosyal duvar kurmadığını gösterir.


Sorun kişilerin kendisi değil, sürdürdükleri belirli davranıştır.


Alay sona ermişse ve başka bir konu konuşuluyorsa aynı ortamda bulunmaya yönelik yasak da bu bağlamda sona erer.


Bu ayrıntı ayetin:


toplumsal izolasyon değil, ahlâkî sınır koyma


mesajı taşıdığını gösterir.


8️⃣ Bu Ayet Müslüman Olmayanlarla Oturmayı Yasaklıyor mu ❓


Hayır.


Böyle bir genelleme ayetin metnini aşar.


Müslüman olmayan insanlarla;


arkadaşlık,


komşuluk,


ticaret,


sohbet,


eğitim


ve ortak toplumsal hayat


başka meselelerdir.


Buradaki yasak, belirli bir davranış sürerken o davranışa ortak görünmemeye yöneliktir.


Dolayısıyla ölçü insanın dini kimliği değil, o anda yapılan şeydir.


9️⃣ “Yoksa Siz de Onlar Gibi Olursunuz” Çok Sert Bir İfade Değil mi ❓


Evet, uyarı oldukça serttir.


Ancak bunun anlamı, bir ortamda birkaç dakika bulunmanın insanı otomatik olarak aynı inanç konumuna getirdiği değildir.


Asıl tehlike:


bilerek,


isteyerek,


onaylayarak


veya normalleştirerek


orada kalmaktır.


Kişi haksızlığı sürekli izleyip bundan rahatsızlık duymamaya başladığında, ahlâkî mesafe giderek kapanabilir.


🔟 Sessiz Kalmak Her Zaman Onaylamak mıdır ❓


Her zaman değil.


İnsan bazen korkabilir.


Müdahale edecek gücü olmayabilir.


Ortamdan hemen ayrılamayabilir.


Dolayısıyla bütün sessizlikler aynı şekilde değerlendirilemez.


Fakat insan rahatça uzaklaşabilecek durumda olduğu hâlde aşağılamayı eğlence olarak izliyor ve buna ortak oluyorsa ayetin uyarısı çok daha doğrudan hâle gelir.


Niyet ve imkân önemlidir.


1️⃣1️⃣ İnsan Bulunduğu Ortamdan Gerçekten Etkilenir mi ❓


Evet.


Sürekli tekrar edilen davranışlar zamanla normalleşebilir.


İlk duyduğunda rahatsız olduğun bir söz,


onuncu kez duyduğunda sıradan gelebilir.


Yüzüncü kez duyduğunda sen de söylemeye başlayabilirsin.


Bu nedenle insanın sosyal çevresi sadece dış dünyasını değil, zamanla vicdanının hassasiyetini de etkiler.


Nisâ 140 bu açıdan son derece psikolojik bir ayettir.


1️⃣2️⃣ Mizah ile Kutsala Hakaret Arasındaki Sınır Nedir ❓


Bu her zaman kolay bir sınır değildir.


Mizah;


eleştirebilir,


sorgulayabilir,


insan davranışlarındaki çelişkileri gösterebilir.


Fakat bir inanca veya kutsal değere yönelik bilinçli aşağılama başka bir durumdur.


Ayet, insanların her şakaya öfkeyle saldırmasını değil, kendi inançlarına yönelik bilinçli küçümseme karşısında sınırlarını korumasını öğretir.


1️⃣3️⃣ Bu Ayet Sosyal Medyada Nasıl Uygulanabilir ❓


Bugün “meclis” yalnızca fiziksel bir oda değildir.


Bir;


WhatsApp grubu,


Clubhouse odası,


yorum dizisi,


sosyal medya yayını


veya çevrim içi sohbet


de benzer bir ortam oluşturabilir.


Bir grupta sürekli kutsal değerler aşağılanıyorsa insan;


tartışmaya katılmama,


bildirimleri kapatma,


gruptan ayrılma


veya açıkça rahatsızlığını belirtme


yolunu seçebilir.


Ayetin ilkesi dijital dünyada da düşünülebilir:


Her ortamda bulunmak zorunda değilsin.


1️⃣4️⃣ Ayet İfade Özgürlüğünü Ortadan Kaldırıyor mu ❓


Hayır.


Ayet esas olarak müminin kendi davranışına emir verir.


Başkalarının ağzını zorla kapatmasını istemez.


İnsanların söylediği her şeyi kontrol etmeye çalışmak yerine:


“Ben böyle bir aşağılamaya ortak olmayacağım.”


demesini öğretir.


Bu yönüyle ayet, başkasının sözünü zorla susturmaktan çok kişinin kendi katılım sınırını belirler.


1️⃣5️⃣ Başka Dinlerin Kutsallarıyla Alay Etmek de Yanlış mıdır ❓


Kur’an’ın genel ahlâkı bu konuda karşılıklılık taşıyan güçlü bir ilke sunar.


Başka insanların kutsal kabul ettiği değerleri aşağılamak da toplumsal düşmanlığı büyütebilir.


Kur’an başka bir yerde, insanların Allah’tan başka yalvardıkları varlıklara sövmemeyi öğütler; aksi hâlde onların da bilgisizce Allah’a sövebileceği uyarısını yapar.


Dolayısıyla mümin kendisi saygı beklerken başkasının kutsalına hakareti meşru göremez.


1️⃣6️⃣ Nisâ 139 ile Nisâ 140 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


  1. ayet münafıkların izzeti yanlış güç merkezlerinde aramasını anlatmıştı.
  2. ayet ise onların bu çevrelerle kurdukları ilişkilerin başka bir boyutunu gösterir.

İnsan çıkar uğruna öyle bir ortamda bulunabilir ki kendi inancının aşağılanmasına bile sessiz kalabilir.


Çünkü o çevrenin desteğini kaybetmek istemez.


Bu durumda mesele yalnızca sosyal ilişki değil, çıkar uğruna değerlerinden vazgeçme hâline gelir.


1️⃣7️⃣ Ayetin Sonunda Münafıklarla İnkâr Edenlerin Birlikte Anılması Neden Önemlidir ❓


Çünkü münafık dışarıdan başka bir kimlik taşısa bile davranışlarıyla sürekli inkâr cephesine eklemlenebilir.


Ayet görünüşün tek başına yeterli olmadığını gösterir.


Bir insanın söylediği kimlikten çok;


hangi ilkelere bağlı kaldığı,


neyi desteklediği


ve hangi davranışları normalleştirdiği


önem kazanır.


Son hüküm ise Allah’a aittir.


1️⃣8️⃣ Nisâ 140 Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Bugün insanlar kabul görmek uğruna birçok ortamda kendi değerlerine aykırı şeylere sessiz kalabiliyor.


Arkadaş grubundan dışlanmamak için güler.


İş çevresini kaybetmemek için susar.


Popüler görünmek için aşağılamaya katılır.


Ayet insana şu özgürlüğü hatırlatır:


Her masada oturmak zorunda değilsin.


Bir ortamdan kalkmak bazen korkaklık değil, karakter sahibi olmanın göstergesidir.


1️⃣9️⃣ Nisâ 140’ın En Derin Mesajı Nedir ❓


Nisâ Suresi 140. ayet insanın ahlâkını sadece:


“Ben ne yaptım?”


sorusuyla değerlendirmez.


Bazen başka bir soru da gerekir:


“Neye gönüllü olarak eşlik ettim?”


Bir haksızlık yapmadığını söyleyebilirsin.


Ama haksızlık yapılırken eğlenmiş olabilirsin.


Bir hakareti sen söylememiş olabilirsin.


Ama söyleyenlerin yanında gülmüş olabilirsin.


Bir kutsalı sen aşağılamamış olabilirsin.


Ama aşağılanmasını normal bir eğlence gibi izlemiş olabilirsin.


İşte Nisâ 140 insanın bu gri alanına dokunur.


Ve çok ölçülü bir çözüm sunar:


Kavga et demiyor.


Şiddet kullan demiyor.


İnsanları sonsuza kadar hayatından çıkar demiyor.


Sadece:


“Bu davranış devam ettiği sürece orada oturma.”


diyor.


Üstelik hemen ardından:


“Başka bir söze geçinceye kadar.”


ifadesini kullanıyor.


Bu küçük ifade ayetin bütün dengesini gösterir.


İnsanları değil, yanlış davranışı reddet.


Düşmanlık üretme.


Ama kendi sınırlarını da eritme.


Çünkü insanın kimliği yalnızca söylediği şeylerle değil, zamanla neyi normalleştirdiğiyle de biçimlenir.


Belki de Nisâ 140’ın bugünün insanına bıraktığı en güçlü soru şudur:


Ben yanlış olduğunu bildiğim bir şeyi yapmıyorum diye kendimi yeterince temiz mi görüyorum, yoksa onu sessizce normalleştirdiğim ortamları da sorguluyor muyum?


“Karakter bazen ne söylediğimizde değil, hangi masadan kalkmayı göze aldığımızda belli olur. İnsan herkesi susturamaz; fakat neye eşlik edeceğini seçebilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt