📖 Nisâ Suresi 126. Ayette “Göklerde ve Yerde Ne Varsa Allah’ındır; Allah Her Şeyi Kuşatmıştır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,296
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nisâ Suresi 126. Ayette “Göklerde ve Yerde Ne Varsa Allah’ındır; Allah Her Şeyi Kuşatmıştır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Nisâ 126, insanın sahip olduğunu sandığı her şeyin daha büyük bir varlık düzeninin içinde bulunduğunu hatırlatır. Mülkiyetimiz geçici, Allah’ın kuşatıcılığı ise sınırsızdır.”
Ersan Karavelioğlu

Nisâ Suresi’nin 126. ayeti, bir önceki ayette Hz. İbrahim’in Allah’a teslimiyeti, iyilik ve tevhid üzerinden anlatılmasının hemen ardından çok daha geniş bir perspektif açar.


Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:


“Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Allah her şeyi kuşatmıştır.”


Bu ayet yalnızca Allah’ın sahipliğini bildiren kısa bir cümle değildir.


Aynı zamanda;


insanın dünyadaki yerini,


mülkiyet anlayışını,


güç duygusunu,


özgürlüğünü,


sorumluluğunu


ve Allah’la ilişkisini


yeniden düşünmeye çağırır.


1️⃣ Nisâ Suresi 126. Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Ayet iki temel hakikat bildirir:


Her şey Allah’a aittir.


Ve:


Allah her şeyi kuşatmıştır.


Yani varlığın hiçbir bölgesi Allah’ın mülkünün ve bilgisinin dışında değildir.


İnsan sahip olduğunu düşündüğü şeylerin gerçek anlamda mutlak sahibi değildir.


O daha çok geçici bir emanetçi konumundadır.


2️⃣ “Göklerde Ne Varsa Allah’ındır” Ne Demektir ❓


Bu ifade insanın görebildiği ve göremediği bütün kozmik varlığı kapsar.


Yıldızlar,


gezegenler,


galaksiler,


gök cisimleri


ve insanın henüz bilmediği varlıklar


bu kapsam içinde düşünülebilir.


Ayetin temel mesajı şudur:


Evren başıboş değildir.


Hiçbir kozmik güç Allah’tan bağımsız mutlak bir otorite değildir.


3️⃣ “Yerde Ne Varsa Allah’ındır” Ne Anlama Gelir ❓


Yeryüzündeki;


insanlar,


hayvanlar,


bitkiler,


dağlar,


denizler,


servetler


ve bütün doğal kaynaklar


Allah’ın yaratışı ve mülkü içindedir.


Bu nedenle insanın dünyaya yaklaşımı:


“Her şey benimdir, istediğimi yaparım.”


şeklinde olmamalıdır.


Daha doğru yaklaşım:


“Bana verilen şeyler üzerinde sorumluluğum var.”


bilincidir.


4️⃣ İnsan Gerçekten Hiçbir Şeyin Sahibi Değil midir ❓


Dünyevî hukuk açısından insan mal sahibi olabilir.


Evi,


arabası,


parası


ve mülkü


kendisine ait olabilir.


Fakat Kur’an’ın daha derin bakışında bu mülkiyet mutlak değildir.


İnsan dünyaya gelirken hiçbir şey getirmez.


Ölürken de hiçbir şeyi götüremez.


Dolayısıyla insanın sahipliği süreli ve sınırlıdır.


5️⃣ Mülkiyetin Geçici Olması Ne Öğretir ❓


İnsanı kibirden uzaklaştırabilir.


Çünkü insan:


“Bu tamamen benim.”


dediğinde sahip olduğu şeyle kendisini özdeşleştirebilir.


Ayet ise hatırlatır:


Servetin geçici.


Bedenin geçici.


Makamın geçici.


Gücün geçici.


Bütün bunların üzerinde daha büyük bir sahiplik vardır.


Bu anlayış insanda emanet bilinci oluşturur.


6️⃣ Emanet Bilinci Ne Demektir ❓


Emanet bilinci, bize verilen şeylerin keyfî kullanım hakkı değil, sorumluluk taşıdığı düşüncesidir.


Para verilmişse nasıl kazanıldığı ve nasıl harcandığı önemlidir.


Güç verilmişse adaletle kullanılması gerekir.


Bilgi verilmişse insanlara zarar vermek için kullanılmamalıdır.


Doğa verilmişse tüketilip yok edilmemelidir.


Yani sahip olmak, aynı zamanda hesap vermek demektir.


7️⃣ Bu Ayet Servet Anlayışını Nasıl Değiştirir ❓


İnsan serveti mutlak mülkü olarak görürse paylaşmak zor gelebilir.


Ama:


“Bu bana verilmiş bir imkândır.”


diye düşünürse sorumluluk duygusu güçlenebilir.


Kur’an’daki;


sadaka,


zekât,


yardımlaşma


ve yoksulu gözetme


ilkeleri bu anlayışla bağlantılıdır.


Servet yalnızca kişinin gücü değil, aynı zamanda ahlâkî sınavıdır.


8️⃣ Allah’ın Her Şeyin Sahibi Olması İnsanın Özgürlüğünü Ortadan Kaldırır mı ❓


Hayır.


Kur’an insanı sorumluluk sahibi bir varlık olarak görür.


İnsan seçim yapar.


İyiyi veya kötüyü tercih edebilir.


Fakat özgürlüğü mutlak değildir.


İnsan:


“Ben özgürüm, o hâlde yaptığım hiçbir şeyin hesabını vermem.”


diyemez.


Kur’an’daki özgürlük, sorumlulukla birlikte düşünülür.


9️⃣ “Allah Her Şeyi Kuşatmıştır” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade çok geniş bir anlam taşır.


Allah’ın;


bilgisi,


kudreti,


egemenliği


ve tasarrufu


her şeyi kapsar.


Hiçbir olay O’nun bilgisinin dışında değildir.


Hiçbir düşünce bütünüyle gizli değildir.


Hiçbir varlık O’nun yaratıcı kudretinden bağımsız değildir.


Bu nedenle Allah’ın kuşatması mekânsal bir çevreleme gibi düşünülmemelidir.


🔟 Allah’ın Kuşatması Fiziksel Bir Kuşatma mıdır ❓


Hayır.


Allah’ın evreni fiziksel olarak bir nesnenin başka nesneyi çevrelemesi gibi kuşattığı düşünülmez.


Buradaki ifade daha çok;


ilmi,


kudreti


ve hâkimiyeti


anlatır.


Allah mekânın içinde sınırlanmış bir varlık değildir.


Mekânın kendisi de yaratılmıştır.


Dolayısıyla “kuşatma” ilahî bilginin ve kudretin sınırsızlığını ifade eden bir kavramdır.


1️⃣1️⃣ Allah Her Şeyi Biliyorsa İnsan Neden Sınanıyor ❓


Allah’ın bilmesi ile insanın seçmesi birbirinden farklı konulardır.


Bir kişinin ne yapacağını bilmek, onu o davranışı yapmaya zorlamak anlamına gelmez.


Kur’an’ın insan anlayışında kişi kendi tercihini gerçekleştirir ve bununla sorumluluk kazanır.


Sınav, Allah’ın bilgi edinmesi için değil, insanın kendi iradesiyle ne yaptığının ortaya çıkması açısından düşünülebilir.


1️⃣2️⃣ Bu Ayet Gizli Günahlarla Nasıl İlişkilendirilebilir ❓


Önceki ayetlerde insanların;


gizli konuşmaları,


suçu saklamaları


ve geceleri plan yapmaları


anlatılmıştı.


Nisâ 126 bütün bu konulara daha geniş bir çerçeve verir:


Allah her şeyi kuşatmıştır.


Yani insan toplumdan bir davranışı saklayabilir.


Ama Allah’ın bilgisinden çıkaramaz.


Bu, ahlâkın yalnızca görünür davranışlara bağlı olmadığını gösterir.


1️⃣3️⃣ Allah’ın Her Şeyi Kuşatması İnsan İçin Korkutucu mu, Güven Verici mi ❓


İkisi de olabilir.


Haksızlık yapan kişi açısından uyarıdır:


Hiçbir şey kaybolmaz.


Mazlum açısından ise tesellidir:


Yaşadığın haksızlık unutulmamıştır.


İyilik yapan açısından güvencedir:


Kimse görmese bile iyiliğin bilinmektedir.


Dolayısıyla aynı ilahî bilgi;


zalim için hesap,


mazlum için umut


anlamı taşıyabilir.


1️⃣4️⃣ Bu Ayet İnsan Egoluğunu Nasıl Sorgular ❓


İnsan küçük bir güce sahip olduğunda kendisini çok büyük görebilir.


Bir şirketi yönetir.


Bir makam kazanır.


Servet edinir.


Kalabalıklar onu dinler.


Sonra sanki her şey kendi kontrolündeymiş gibi davranabilir.


Nisâ 126 ise insanı kozmik ölçekte yerine koyar:


Sen evrenin sahibi değilsin.


Sen onun içinde geçici bir yolcusun.


1️⃣5️⃣ Çevre ve Doğa Açısından Bu Ayet Nasıl Okunabilir ❓


Eğer yeryüzü Allah’a aitse insan doğayı sınırsızca tüketilecek sahipsiz bir depo gibi göremez.


Orman,


su,


deniz,


toprak


ve canlılar


insanın keyfî tasarrufuna bırakılmış değersiz nesneler değildir.


İnsan bunlardan yararlanabilir.


Ama aynı zamanda onları koruma sorumluluğu taşır.


Bu açıdan ayet güçlü bir çevresel emanet bilinci doğurabilir.


1️⃣6️⃣ Nisâ 125 ile Nisâ 126 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


  1. ayette Allah’a teslimiyet anlatılmıştı.
  2. ayet ise bu teslimiyetin neden anlamlı olduğunu gösterir:

Çünkü zaten göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır.


İnsan Allah’a teslim olduğunda aslında varlığın gerçek düzenine uyum sağlar.


Çünkü kendisi de,


sahip olduğu şeyler de,


içinde yaşadığı dünya da


Allah’ın mülkü içindedir.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Tevhid Düşüncesini Nasıl Derinleştirir ❓


Tevhid sadece:


“Allah birdir.”


demek değildir.


Aynı zamanda nihai mülkiyetin,


kudretin


ve egemenliğin


Allah’a ait olduğunu kabul etmektir.


Bu nedenle hiçbir insan veya kurum mutlaklaştırılamaz.


Hiçbir hükümdar,


lider,


servet sahibi


veya güç odağı


Allah’ın yerine geçemez.


Bütün dünyevî güçler sınırlıdır.


1️⃣8️⃣ Nisâ 126 Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Modern insan çok fazla “sahip olmak” üzerinden tanımlanıyor.


Kaç evin var?


Ne kadar paran var?


Hangi arabaya biniyorsun?


Hangi makamdasın?


Ayet ise çok daha radikal bir soru sorar:


Gerçekte bunların hangisini sonsuza kadar elinde tutabilirsin?


Bu soru sahip olmayı anlamsızlaştırmaz.


Ama sahip olunan şeylerin insanın kimliğinin tamamı hâline gelmesini engeller.


1️⃣9️⃣ Nisâ 126’nın En Derin Mesajı Nedir ❓


Nisâ Suresi 126. ayet sadece iki kısa cümleden oluşur:


“Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır.”


“Allah her şeyi kuşatmıştır.”



Fakat bu iki cümle insanın dünyaya bakışını tamamen değiştirebilecek güçtedir.


İnsan:


“Benim param.”


“Benim toprağım.”


“Benim gücüm.”


“Benim bedenim.”


“Benim hayatım.”


der.


Bu ifadeler gündelik hayat açısından doğaldır.


Ama ayet daha derin bir gerçekliği hatırlatır:


Bütün bunları geçici olarak taşıyorsun.


Doğmadan önce hiçbirine sahip değildin.


Öldükten sonra hiçbirini yanında götürmeyeceksin.


O hâlde insanın asıl sorusu:


“Neye sahibim?”


değil,


“Bana verilenlerle ne yaptım?”


olmalıdır.


Çünkü mülkiyet geçer.


Makam geçer.


Servet el değiştirir.


Beden yaşlanır.


Hayat sona erer.


Ama insanın bu emanetlerle ne yaptığı ahlâkî bir iz bırakır.


Ve ayetin ikinci cümlesi bütün resmi tamamlar:


Allah her şeyi kuşatmıştır.


Hiçbir iyilik kaybolmaz.


Hiçbir zulüm bütünüyle unutulmaz.


Hiçbir gizli niyet mutlak biçimde saklanmaz.


Belki de Nisâ 126’nın bugünün insanına bıraktığı en güçlü soru şudur:


Sahibi olduğumu düşündüğüm şeylerin aslında bana geçici olarak emanet edildiğini gerçekten hissetseydim, onları bugün yine aynı şekilde mi kullanırdım?


“İnsan dünyada çok şeye sahip olduğunu sanır; fakat sonunda anlar ki aslında hepsini bir süreliğine taşımıştır. Değerli olan, ne kadarına sahip olduğumuz değil, bize emanet edilenlerle ne yaptığımızdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt