Nisâ Suresi 128. Ayette “Bir Kadın Kocasının Geçimsizliğinden veya Kendisinden Yüz Çevirmesinden Endişe Ederse Aralarında Anlaşmaya Varmalarında Günah Yoktur; Barış Daha Hayırlıdır” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Nisâ 128, evliliğin yalnızca bir hukuk ilişkisi değil, adalet ve karşılıklı rıza gerektiren canlı bir bağ olduğunu gösterir. Kur’an sorunları yok saymayı değil, tarafların hakkını ezmeden çözüm aramayı öğütler.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 128. ayeti, bir önceki ayette kadınların ve güçsüzlerin haklarından söz edilmesinin ardından bu kez evlilik içinde ortaya çıkabilecek uzaklaşma, ilgisizlik, geçimsizlik ve ayrılık tehlikesini ele alır.
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:
“Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir anlaşmaya varmalarında ikisine de günah yoktur. Barış daha hayırlıdır. Nefisler kıskançlığa ve bencilliğe yatkındır. Eğer güzel davranır ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşırsanız şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Bu ayet evlilikte çok gerçek bir problemi ele alır:
İlişki devam ediyor olabilir fakat taraflardan biri diğerinden duygusal veya fiilî olarak uzaklaşmaya başlamış olabilir.
Kur’an burada doğrudan bir çözüm kapısı açar:
Sulh, yani hakkaniyetli anlaşma.
Nisâ Suresi 128. Ayetin Temel Mesajı Nedir
Ayet, evlilik içinde ciddi bir sorun ortaya çıktığında tarafların konuşup karşılıklı bir anlaşma yapabileceğini bildirir.
Amaç her şartta evliliği zorla sürdürmek değildir.
Amaç;
haksızlığı azaltmak,
hakları korumak,
çatışmayı büyütmemek
ve mümkünse ilişkiyi adaletli biçimde onarmaktır.
Bu nedenle ayetin merkezindeki kelime:
Sulh.
Yani uzlaşma ve barıştır.
“Bir Kadın Kocasından Nüşûz Görmesinden Korkarsa” Ne Demektir
Ayette kullanılan önemli kelimelerden biri nüşûzdur.
Bu kelime bağlama göre;
evlilik ilişkisinde ciddi geçimsizlik,
kötü muamele,
eşten uzaklaşma,
evlilik sorumluluklarını ihmal etme
veya ilişkinin düzenini bozan bir tavır
anlamlarına gelebilir.
Dikkat çekici olan nokta şudur:
Burada nüşûz kavramı erkek hakkında kullanılmaktadır.
Nüşûz Sadece Kadına Ait Bir Kavram Değil midir
Hayır.
Nisâ Suresi 34. ayette kadınlarla ilgili olarak kullanılan nüşûz kavramı, Nisâ 128’de koca hakkında da kullanılır.
Bu son derece önemlidir.
Dolayısıyla nüşûzu:
“Kadının kocasına itaatsizliği”
şeklinde tek taraflı tanımlamak kavramın Kur’an’daki kullanımını tam olarak karşılamaz.
Evlilik düzenini ciddi biçimde bozan davranış hem erkek hem kadın tarafından ortaya çıkabilir.
“Yüz Çevirmesinden Endişe Ederse” Ne Anlama Gelir
Ayette ayrıca i‘râz, yani yüz çevirme kavramı bulunur.
Bu;
eşe karşı ilgisizlik,
duygusal uzaklaşma,
iletişimi azaltma,
birlikteliği ihmal etme
ve evliliğe karşı isteksizlik
şeklinde ortaya çıkabilir.
Yani Kur’an sadece fiziksel şiddet veya açık kavga gibi dramatik sorunları değil, duygusal ihmal ve uzaklaşmayı da ciddiye alır.
Bir Eşin Duygusal Olarak Uzaklaşması Gerçek Bir Evlilik Sorunu mudur
Evet.
Bir evlilik dışarıdan devam ediyor görünebilir.
Aynı evde yaşanabilir.
Boşanma gerçekleşmemiş olabilir.
Ama;
iletişim bitmiş,
sevgi kaybolmuş,
eşlerden biri diğerini görmezden gelmeye başlamış
olabilir.
Bu durumda kâğıt üzerinde evlilik devam etse bile ilişkinin özü ciddi biçimde zarar görmüş olabilir.
Ayet bunu görmezden gelmez.
Ayetteki “Aralarında Anlaşmaya Varmaları” Ne Demektir
Tarafların karşılıklı konuşarak ilişkilerini sürdürebilecekleri bir düzen üzerinde anlaşmaları anlamına gelir.
Bu anlaşma;
maddi konular,
birlikte geçirilen zaman,
evlilik sorumlulukları
ve diğer karşılıklı beklentiler
konusunda olabilir.
Ancak temel ölçü, anlaşmanın gerçek rızaya ve hakkaniyete dayanmasıdır.
Kadın Haklarından Vazgeçmek Zorunda mıdır
Hayır.
Ayet kadına:
“Evliliğin devam etmesi için mutlaka haklarından vazgeç.”
şeklinde bir zorunluluk getirmez.
Burada izin verilen şey, tarafların gönüllü biçimde anlaşmasıdır.
Zorlama,
tehdit,
ekonomik baskı
veya çaresizlikten yararlanma
gerçek anlamda sulh değildir.
Çünkü rıza yoksa anlaşma görünümü altında yeni bir haksızlık doğabilir.
Sulh Neden “Daha Hayırlıdır”
Çünkü çözülebilecek bir sorun varsa çatışmayı büyütmeden çözmek çoğu zaman daha iyidir.
Sulh;
öfkeyi azaltabilir,
aileyi koruyabilir,
çocukların zararını azaltabilir,
hak kaybını önleyebilir
ve tarafların birbirini yeniden anlamasına fırsat verebilir.
Ancak “sulh daha hayırlıdır” ifadesi:
“Ne olursa olsun evlilik devam etmelidir.”
anlamına gelmez.
Barış Her Şartta Evliliği Sürdürmek Demek midir
Hayır.
Bazen sağlıklı bir uzlaşma evliliğin devamını sağlar.
Bazen de taraflar, ilişkinin sürdürülemeyeceğini adaletli biçimde kabul edebilir.
Kur’an’ın amacı insanları zarar gördükleri bir ilişkiye sonsuza kadar hapsetmek değildir.
Barışın özü;
zulmün devam etmesi değil,
çatışmanın mümkün olan en adil biçimde çözülmesidir.
Bu Ayet Aile İçi Şiddete Katlanmayı mı Öğütlüyor
Hayır.
Ayetin:
“Sulh daha hayırlıdır.”
ifadesi şiddeti, tehdidi veya ağır istismarı normalleştirmek için kullanılamaz.
Bir insanın güvenliği tehdit altındaysa öncelik can ve güvenliğin korunmasıdır.
Barış;
şiddetin üzerini örtmek,
mağduru susturmak
veya sürekli zarar görmesini istemek
değildir.
Zulümle barış aynı şey değildir.

Ayet Evliliğin Gerçekçi Bir Tasvirini mi Yapıyor
Evet.
Kur’an burada idealize edilmiş, hiçbir sorun yaşanmayan bir evlilik tablosu çizmez.
İnsanların;
sevgisi azalabilir,
ilgileri değişebilir,
kıskançlık yaşayabilir,
çıkarlarını korumak isteyebilir.
Ayet bu insanî gerçekliği kabul eder ve ardından:
“Şimdi bu durumda adaletli çözüm nasıl bulunabilir?”
sorusunu gündeme getirir.

“Nefisler Cimriliğe ve Bencilliğe Hazırdır” Ne Demektir
Ayetin en psikolojik ifadelerinden biri budur.
Arapça şuhh kelimesi yalnızca para cimriliği değildir.
İnsanın;
kendi hakkından hiç vazgeçmek istememesi,
karşı taraftan sürekli taviz beklemesi,
kendi çıkarına aşırı bağlanması
gibi anlamlar da taşıyabilir.
Evlilik çatışmalarının önemli bir bölümünde bu psikoloji görülebilir:
“Ben hiçbir şeyden vazgeçmeyeyim ama karşı taraf değişsin.”

Taviz Vermek Her Zaman Zayıflık mıdır
Hayır.
Bazen iki insanın yaşayabilmesi için küçük karşılıklı tavizler gerekir.
Fakat taviz ile hak ihlali birbirinden ayrılmalıdır.
İnsan sevdiği kişi için bazı tercihlerinden gönüllü olarak vazgeçebilir.
Bu güzel olabilir.
Ama sürekli yalnızca bir taraf fedakârlık yapıyorsa ve diğer taraf bunu sömürüyorsa artık denge bozulmuş demektir.
Sulh karşılıklılık ve adalet gerektirir.

Evlilikte Hak mı, Merhamet mi Daha Önemlidir
İkisi birbirinin alternatifi değildir.
Hak olmadan merhamet bazen sömürüye dönüşebilir.
Merhamet olmadan sadece hak hesabı yapmak ise evliliği soğuk bir sözleşmeye çevirebilir.
Sağlıklı ilişki;
adalet + merhamet + iletişim
üçlüsünü gerektirir.
Kur’an hukuku korurken aynı zamanda ihsanı, yani güzel davranmayı da teşvik eder.

“Eğer Güzel Davranırsanız” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayet tarafları yalnızca minimum hukuki sınırda bırakmaz.
İhsan, kişinin yapması zorunlu olandan daha güzel davranabilmesini ifade eder.
Örneğin;
öfkeliyken incitmemek,
karşı tarafın zayıflığını kullanmamak,
hakkı olduğu hâlde affedebilmek
ve ayrılık yaşanacaksa bile onurlu davranmak
ihsan anlayışına örnek olabilir.

Takvâ Evlilik İlişkisinde Nasıl Görünür
Takvâ, Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşımaktır.
Evlilikte bu bilinç şu soruyu sordurur:
“Bunu yapmaya gücüm var ama yapmam doğru mu?”
Bir insan eşinin ekonomik olarak kendisine bağımlı olduğunu kullanabilir.
Onu psikolojik olarak sıkıştırabilir.
Haklarını azaltabilir.
Belki kimse de bilmez.
Takvâ tam burada devreye girer:
Allah biliyor.

Nisâ 127 ile Nisâ 128 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
- ayette özellikle kadınların ve yetim kadınların haklarının korunması anlatılmıştı.
- ayette bu adalet ilkesi evliliğin içine taşınır.
Yani kadın sadece evlenmeden önce hak sahibi değildir.
Evlilik içinde de;
duygusal,
maddi
ve hukukî
sorunları ciddiye alınmalıdır.
Kur’an kadının evlilik içindeki kaygısını doğrudan konu edinir.

Nisâ 128 Günümüz Evliliklerine Ne Söyler
Belki de en güçlü mesajı şudur:
Sorunu konuşmadan büyütmeyin.
Eşlerden biri uzaklaşıyorsa bunu görmezden gelmek yerine konuşmak gerekir.
İlişkinin hangi noktada bozulduğu,
iki tarafın beklentileri,
hangi hakların ihmal edildiği
ve hangi çözümlerin mümkün olduğu
dürüstçe ele alınmalıdır.
Bazen profesyonel aile danışmanlığı veya arabuluculuk da bu sürece yardımcı olabilir.
Sessizlik her zaman huzur değildir.
Bazen sessizlik, çözülmemiş çatışmanın üzerindeki örtüdür.

Nisâ 128’in En Derin Mesajı Nedir
Nisâ Suresi 128. ayet evliliği oldukça gerçekçi biçimde ele alır.
Sevgi azalabilir.
Bir eş uzaklaşabilir.
Diğeri bundan korkabilir.
Hak çatışmaları başlayabilir.
İnsan kendi menfaatine sıkı biçimde sarılabilir.
Kur’an bunların hiçbirini yok saymaz.
Ama bu karmaşanın içine tek bir güçlü kavram yerleştirir:
Sulh.
Yani:
Konuşun.
Birbirinizi dinleyin.
Hakları görün.
Gerekirse karşılıklı fedakârlık yapın.
Fakat bir tarafı ezerek “barış” üretmeyin.
Çünkü gerçek barış, sessizlik değildir.
Gerçek barış, adalet içinde yeniden denge kurulmasıdır.
Ayetin:
“Nefisler bencilliğe yatkındır.”
ifadesi belki de evlilik psikolojisinin en dürüst cümlelerinden biridir.
Çünkü ilişkilerde insan çoğu zaman kendisini tamamen haklı görür.
Kendi acısını büyütür.
Karşı tarafın acısını küçültür.
Kendi fedakârlığını hatırlar.
Karşısındakinin fedakârlığını unutur.
İşte sulh tam burada başlar:
“Sadece ben ne istiyorum?”
sorusundan çıkıp:
“İkimiz için adil olan nedir?”
sorusuna geçebilmekte.
Belki de Nisâ 128’in bugünün insanına bıraktığı en güçlü soru şudur:
Bir ilişkide haklı çıkmaya mı çalışıyorum, yoksa iki tarafın da onurunu ve hakkını koruyabilecek gerçek bir çözüm mü arıyorum?
“Evlilikte barış, bir tarafın susması değildir. Gerçek barış, iki insanın birbirinin hakkını görerek aynı masada yeniden adalet kurabilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu