Nisâ Suresi 119. Ayette “Onları Mutlaka Saptıracağım, Boş Kuruntulara Düşüreceğim; Onlara Emredeceğim de Hayvanların Kulaklarını Yaracaklar ve Allah’ın Yaratışını Değiştirecekler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Nisâ 119, şeytanın insana yalnızca kötülüğü emretmediğini; önce zihnini yanıltıp sonra yanlışı anlamlı, gerekli ve hatta doğruymuş gibi gösterebildiğini anlatır. Büyük sapmalar çoğu zaman önce düşüncede başlar.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 119. ayeti, bir önceki ayette şeytanın:
“Kullarından belirli bir payı mutlaka kendime alacağım.”
şeklindeki iddiasının nasıl gerçekleştirilmeye çalışılacağını ayrıntılandırır.
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:
“Onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara düşüreceğim, onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar; yine onlara emredeceğim de Allah’ın yaratışını değiştirecekler. Kim Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse apaçık bir hüsrana uğramış olur.”
Burada şeytanın yöntemleri tek tek sıralanır:
Saptırmak.
Boş umutlar ve kuruntular üretmek.
Batıl davranışları kutsallaştırmak.
Allah’ın yaratılış düzenini yanlış amaçlarla bozmak.
Ve sonunda insanın şeytanın yolunu benimsemesinin büyük bir kayıp olduğu bildirilir.
Nisâ Suresi 119. Ayetin Temel Mesajı Nedir
Ayet, şeytanın insan üzerindeki etkisinin aşamalı olduğunu gösterir.
Önce düşünceyi bozar.
Sonra insana gerçekle ilgisi olmayan beklentiler verir.
Ardından davranışlarını yönlendirmeye çalışır.
Sonunda yanlış olan şeyler insanın gözünde normal hâle gelebilir.
Bu yüzden şeytanın etkisi yalnızca:
“Kötülük yap.”
şeklinde doğrudan bir emir değildir.
Çoğu zaman daha ince bir süreçtir.
“Onları Mutlaka Saptıracağım” Ne Demektir
Saptırmak insanın doğru istikametini bozmak demektir.
İnsan başlangıçta doğruyu biliyor olabilir.
Fakat;
çıkar,
kibir,
öfke,
şehvet
veya yanlış düşünceler
zamanla yönünü değiştirebilir.
Şeytanın amacı insanı bir anda uçurumdan atmak zorunda değildir.
Bazen doğru yoldan yalnızca birkaç derece uzaklaştırmak yeterlidir.
Çünkü uzun yolculukta küçük bir yön hatası bile insanı çok başka bir yere götürebilir.
Şeytan İnsanları Zorla mı Saptırır
Hayır.
Kur’an’ın genel anlatısında şeytanın insan üzerinde mutlak bir zorlayıcı gücü yoktur.
Şeytan;
çağırır,
vesvese verir,
yanlışı süsler,
korkutur
ve vaatlerde bulunur.
Fakat nihai tercih insana aittir.
Bu yüzden şeytanın varlığı insanın sorumluluğunu kaldırmaz.
“Onları Boş Kuruntulara Düşüreceğim” Ne Anlama Gelir
Ayetin en psikolojik bölümlerinden biri budur.
Şeytan insana gerçek olmayan beklentiler verebilir.
Örneğin insan şöyle düşünebilir:
“Daha çok vaktim var, sonra tövbe ederim.”
“Bir kereden hiçbir şey olmaz.”
“Benim yaptığım o kadar da kötü değil.”
“Allah nasıl olsa affeder.”
“Kimse öğrenmez.”
Bu düşünceler insanın yanlış davranışını sürdürmesini kolaylaştırabilir.
Boş Ümit ile Gerçek Umut Arasında Ne Fark Vardır
Gerçek umut insanı harekete geçirir.
İnsan Allah’ın rahmetini umar ama aynı zamanda;
tövbe eder,
kendini düzeltir,
çaba gösterir.
Boş kuruntu ise hiçbir değişiklik yapmadan güzel bir sonuç beklemektir.
Yani:
“Hiçbir şeyi değiştirmeyeyim ama her şey iyi olsun.”
düşüncesi gerçek umut değildir.
Kur’an’ın eleştirdiği tam da böyle bir kendini kandırmadır.
Şeytan Neden İnsanı Hayallerle Aldatır
Çünkü insan doğrudan kötülüğü kabul etmekte zorlanabilir.
Ama kötülük güzel bir hikâyenin içine yerleştirilirse daha kolay kabul edilebilir.
Örneğin;
açgözlülük “başarı”,
kibir “özgüven”,
intikam “adalet”,
israf “özgürlük”
gibi gösterilebilir.
Burada sorun bu kavramların kendisi değil, yanlış davranışın güzel bir isim altında gizlenmesidir.
“Hayvanların Kulaklarını Yaracaklar” Ne Demektir
Bu ifade İslam öncesi Arap toplumlarındaki bazı putperest uygulamalarla ilişkilidir.
Bazı hayvanların kulakları belirli biçimlerde kesilir veya yarılır ve bu hayvanlar dini inançlar gereği özel sayılırdı.
Böylece Allah’ın yarattığı hayvanlar insanlar tarafından batıl inançlara göre işaretleniyor ve bazı kullanımlardan men ediliyordu.
Kur’an burada hayvanın kulağındaki kesiğin kendisinden çok, bunun arkasındaki şirk ve batıl kutsallaştırmayı eleştirir.
Hayvanların Kulaklarını Yarmak Neden Şeytanî Bir Davranış Olarak Anlatılıyor
Çünkü bu uygulamalar Allah’ın emri olduğu düşünülerek yapılıyor fakat gerçekte insanlar tarafından üretilmiş batıl dinî kurallara dayanıyordu.
İnsan kendi oluşturduğu geleneği:
“Allah böyle istiyor.”
şeklinde sunuyordu.
Bu çok önemli bir problemdir.
Çünkü insan böylece yalnızca yanlış yapmaz.
Yanlışına ilahî meşruiyet kazandırmaya çalışır.
“Allah’ın Yaratışını Değiştirecekler” Ne Anlama Gelir
Bu ifade İslam düşüncesinde farklı şekillerde yorumlanmıştır.
Bazı müfessirler bunu insan veya hayvan bedeninde batıl amaçlarla yapılan değişikliklerle ilişkilendirmiştir.
Bazıları ise daha geniş biçimde:
Allah’ın yaratılışa yerleştirdiği fıtratı ve dini bozmak
şeklinde yorumlamıştır.
Dolayısıyla ayeti yalnızca fiziksel görünüş değişikliği üzerinden anlamak dar bir okuma olabilir.
Her Fiziksel Değişiklik “Allah’ın Yaratışını Değiştirmek” midir
Hayır.
Bu ayetten:
“İnsan bedenine yapılan her müdahale haramdır.”
sonucu çıkarılamaz.
Çünkü tedavi,
yaraların onarılması,
ameliyat,
diş tedavisi
ve doğuştan gelen bazı sorunların giderilmesi
gibi müdahaleler de bedende değişiklik oluşturur.
İslam hukukunda bu tür uygulamalar kendi amaçları ve şartları içinde değerlendirilmiştir.
Ayetin bağlamı özellikle şeytanî yönlendirme, batıl inanç ve yaratılışı yanlış amaçlarla bozma üzerinedir.

“Allah’ın Yaratışını Değiştirmek” Fıtratı Değiştirmek Anlamına da Gelebilir mi
Bazı klasik yorumlarda evet.
“Allah’ın yaratışı” ifadesi insanın yaratılıştan getirdiği fıtrat ve Allah’a yönelme kabiliyetiyle de ilişkilendirilmiştir.
Bu yoruma göre şeytanın hedeflerinden biri insanın doğal hakikat yönelimini bozarak onu yanlış inançlara sürüklemektir.
Böylece ayet sadece bedensel değil, manevi bir değişimden de söz etmiş olur.

Fıtrat Ne Demektir
Fıtrat, insanın yaratılıştan sahip olduğu temel yapı ve yatkınlık anlamına gelir.
Kur’an düşüncesinde insan;
hakikati aramaya,
iyiyi tanımaya
ve Allah’a yönelmeye
elverişli bir varlık olarak görülür.
Fakat çevre,
alışkanlıklar,
çıkarlar
ve yanlış yönlendirmeler
bu doğal yönelimi bozabilir.
Bu nedenle insanın görevi yalnızca dış dünyayı değil, kendi iç yönünü de korumaktır.

Bu Ayet Estetik Müdahaleler Hakkında Kesin Bir Yasak mı Getiriyor
Ayet tek başına bütün modern estetik veya tıbbî uygulamalar hakkında ayrıntılı bir hüküm vermez.
İslam hukukunda bu konular;
amaç,
zarar,
gereklilik,
aldatma,
sağlık
ve kalıcı değişiklik
gibi ölçülerle ayrıca değerlendirilmiştir.
Bu nedenle Nisâ 119’u alıp günümüzdeki her tıbbî veya estetik işlemi otomatik biçimde aynı kategoriye koymak doğru olmaz.
Bağlam kaybedilmemelidir.

Şeytanın Yöntemlerinde Neden Önce Düşünce Sonra Davranış Geliyor
Çünkü insan çoğu davranışını önce zihninde meşrulaştırır.
Önce:
“Bunda bir şey yok.”
der.
Sonra:
“Zaten herkes yapıyor.”
der.
Ardından:
“Belki de doğru olan budur.”
demeye başlayabilir.
Son aşamada ise davranış artık vicdanda problem üretmez.
Bu nedenle büyük ahlâkî değişimler çoğu zaman zihinsel gerekçelendirmeyle başlar.

“Şeytanı Dost Edinmek” Ne Anlama Gelir
Buradaki dostluk sıradan arkadaşlık anlamında değildir.
Şeytanın yolunu;
rehber,
örnek
ve yön
olarak benimsemeyi ifade eder.
İnsan şeytanın bizzat varlığını kabul etmese bile;
aldatma,
kibir,
zulüm,
şirk
ve kötülüğü güzelleştirme
gibi yolları benimseyerek onun çizgisinde hareket edebilir.

Allah’ı Bırakıp Şeytanı Dost Edinmek Nasıl Gerçekleşir
Bu bir anda gerçekleşmek zorunda değildir.
İnsan önce küçük bir yanlış yapabilir.
Sonra bunun için gerekçe üretir.
Ardından Allah’ın ölçüsünü kendi arzularına göre yorumlamaya başlar.
Bir süre sonra artık:
“Allah ne istiyor?”
sorusunu değil,
“Ben istediğim şeyi nasıl haklı çıkarırım?”
sorusunu sorabilir.
İşte bu noktada kişinin rehberi yavaş yavaş değişmektedir.

“Apaçık Hüsran” Ne Demektir
Hüsran yalnızca maddi kayıp değildir.
İnsan;
parasını,
makamını
veya fırsatını
kaybedebilir.
Ama Kur’an’ın burada sözünü ettiği kayıp daha derindir.
İnsan doğru yönünü,
manevi bütünlüğünü
ve Allah’la ilişkisini
kaybedebilir.
Dışarıdan kazanıyor gibi görünürken içeriden çok daha büyük bir şeyi kaybetmiş olabilir.

Nisâ 119 Günümüz İnsanına Ne Söyler
Bugün insanın karşısına binlerce mesaj çıkıyor:
Daha fazlasına sahip ol.
Daha güçlü görün.
Her arzunu gerçekleştir.
Sınır kabul etme.
İstediğin her şey senin hakkındır.
Bu mesajların her biri tek başına şeytanî olmak zorunda değildir.
Fakat insan kendi arzularını mutlak ölçü hâline getirirse ciddi bir problem ortaya çıkar.
Ayet şu soruyu sordurur:
Arzularımı ben mi yönetiyorum, yoksa arzularım mı beni yönetmeye başladı?

Nisâ 119’un En Derin Mesajı Nedir
Nisâ Suresi 119. ayet, şeytanın insanı nasıl adım adım dönüştürmek istediğini gösteren en çarpıcı ayetlerden biridir.
Önce:
“Saptıracağım.”
Sonra:
“Kuruntulara düşüreceğim.”
Ardından:
“Emredeceğim.”
Bu sıralama çok anlamlıdır.
Önce insanın yönü değişir.
Sonra zihninde yanlış beklentiler oluşturulur.
Daha sonra yanlış davranış artık doğal görünmeye başlar.
Ve sonunda kişi kendisine verilen yönlendirmeyi sorgulamadan uygulayabilir.
İşte şeytanın en büyük başarısı belki de insanın sadece günah işlemesi değildir.
Daha büyük başarı:
İnsanın yanlışı doğru zannetmeye başlamasıdır.
Çünkü yanlış yaptığını bilen insan geri dönebilir.
Ama yanlışı hakikat zanneden insan dönüş ihtiyacını bile hissetmeyebilir.
Bununla birlikte ayet insanın iradesini ortadan kaldırmaz.
Şeytan vaat eder.
Şeytan yönlendirir.
Şeytan süsler.
Ama insan hâlâ seçebilir.
Durabilir.
Düşünebilir.
Tövbe edebilir.
Ve yönünü yeniden Allah’a çevirebilir.
Belki de Nisâ 119’un bugünün insanına bıraktığı en güçlü soru şudur:
Hayatımda doğru sandığım şeylerin ne kadarı gerçekten doğru, ne kadarı arzularımın bana doğruymuş gibi gösterdiği şeylerden oluşuyor?
“İnsan için en tehlikeli yanlış, yanlış olduğunu bildiği davranış değildir; yanlış olduğu hâlde artık doğru olduğuna kendisini inandırdığı davranıştır. Hakikate dönüş, önce bu yanılsamayı fark etmekle başlar.”
Ersan Karavelioğlu