📖 Nâziât Suresi 10. Ayette “Biz Gerçekten Yeniden Eski Hâlimize Döndürülecek Miyiz” Demeleri Ne Anlama Gelir Ve İnkârcılar Dirilişi Neden İmkânsız

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,139
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nâziât Suresi 10. Ayette “Biz Gerçekten Yeniden Eski Hâlimize Döndürülecek Miyiz” Demeleri Ne Anlama Gelir Ve İnkârcılar Dirilişi Neden İmkânsız Görmüşlerdir ❓


“Nâziât Suresi’nin onuncu ayeti, kıyamet sahnesinden bir anda insan zihnindeki eski bir itiraza döner: ‘Gerçekten yeniden döndürülecek miyiz?’ Bu soru yalnızca şaşkınlığı değil, ölümden sonra dirilişi akla uzak gören insanın düşünce biçimini de açığa çıkarır. Çünkü insan çoğu zaman görmediğini imkânsız, alışık olmadığını ise gerçek dışı sanmaya eğilimlidir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Nâziât Suresi 10. Ayet Ne Söyler ❓


Nâziât Suresi’nin 10. ayetinde:


“Yeḳûlûne e innâ lemerdûdûne fi’l-hâfireh.”


buyrulur.


Bu ifade genel olarak:


“Gerçekten biz yeniden eski hâlimize döndürülecek miyiz?”


veya


“Biz tekrar önceki durumumuza mı döndürüleceğiz?”


şeklinde anlamlandırılır.


Burada konuşanlar, ölümden sonra yeniden dirilmeyi şaşkınlık ve inkâr içerisinde sorgulayan kimselerdir.


2️⃣ “Hâfire” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayetteki en dikkat çekici kelimelerden biri **“hâfire”**dir.


Kelime bağlama göre:


önceki hâl, ilk durum, eski hayat veya başlangıç noktasına dönüş


anlamıyla açıklanmıştır.


Dolayısıyla inkârcıların sorusu özünde şudur:


“Öldükten sonra yeniden yaşayan insanlar hâline mi getirileceğiz?”


Bu soruda şaşkınlığın yanında güçlü bir küçümseme de hissedilir.


3️⃣ İnkârcılar Neyi İmkânsız Görüyorlardı ❓


Asıl itirazları ölümün kendisine değil:


ölümden sonra yeniden hayata dönmeye


yönelikti.


İnsan öldüğünde:


beden çözülür,


toprağa karışır,


kemikler zamanla dağılır.


Bu fiziksel değişimi gören insan:


“Bütün bunlardan sonra yeniden nasıl canlı olabiliriz?”


diye düşünüyordu.


Nâziât Suresi tam olarak bu zihinsel itirazı gündeme getirir.


4️⃣ Neden Diriliş Onlara Mantıksız Geliyordu ❓


Çünkü insan genellikle kendi deneyimini mümkün olanın sınırı zanneder.


Günlük hayatta:


ölmüş insanların mezarlarından kalktığını görmez.


Bu nedenle:


“Ben bunu görmedim, demek ki gerçekleşemez.”


gibi bir düşünce ortaya çıkabilir.


Fakat mantıksal olarak:


bir şeyi görmemiş olmak, onun imkânsız olduğunu kanıtlamaz.


Kur’an’ın diriliş tartışmalarında vurguladığı noktalardan biri de budur.


5️⃣ Bu Soru Gerçekten Bilgi Aramak İçin Mi Soruluyor ❓


Bağlam dikkate alındığında soru büyük ölçüde:


alay, şaşkınlık ve inkâr


içeren bir sorudur.


Yani:


“Gerçekten bunu mu söylüyorsunuz?”


tonuna yakındır.


İnkârcılar bilgi edinmekten çok, yeniden diriliş düşüncesini imkânsız göstermeye çalışmaktadır.


Bu nedenle sonraki ayette çürümüş kemiklerden söz ederler.


6️⃣ “Eski Hâlimize Dönmek” Tam Olarak Ne Demektir ❓


Buradaki eski hâl:


dünya hayatındaki canlı insan durumuna yeniden dönmek


şeklinde anlaşılmıştır.


Fakat ahiret dirilişinin basitçe dünyadaki hayatın aynen tekrarlanması olduğunu söylemek doğru olmaz.


Kur’an’ın genel anlatısında yeniden diriliş:


hesap için yeni bir varoluş aşamasına geçiştir.


Yani insan dirilir ama dünya hayatına sıradan biçimde geri dönmez.


7️⃣ Ölümden Sonra Beden Dağılırsa Aynı İnsan Nasıl Dirilecektir ❓


Bu soru yalnızca eski dönem insanlarının değil, bugün de birçok insanın sorduğu temel sorulardan biridir.


Kur’an’ın yaklaşımı şudur:


İnsanı ilk defa yaratan kudret için onu yeniden yaratmak imkânsız değildir.


Buradaki temel mantık:


İlk yaratılış mümkünse ikinci yaratılış neden mutlak anlamda imkânsız olsun?


şeklinde özetlenebilir.


Bu cevap bilimsel mekanizmanın ayrıntısını vermez; teolojik olarak Allah’ın kudretine dayanır.


8️⃣ İnsan Aynı Kişi Olarak mı Dirilecektir ❓


Kur’an’ın hesap anlayışında evet.


Çünkü ahiret sorumluluğunun anlamlı olabilmesi için diriltilen kişinin:


dünya hayatındaki eylemlerinden sorumlu olan kişiyle bağlantılı olması


gerekir.


Aksi hâlde başka bir kişinin başka birinin hesabını vermesi gibi anlamsız bir durum ortaya çıkardı.


Bu nedenle yeniden diriliş meselesi aynı zamanda kişisel kimliğin devamlılığı sorununu da gündeme getirir.


9️⃣ Kişiliğimiz Bedenimizden Mi İbarettir ❓


Nâziât 10. ayet doğrudan bu felsefi soruyu cevaplamaz.


Fakat yeniden diriliş düşüncesi şu soruyu kaçınılmaz hâle getirir:


“Beni ben yapan şey nedir?”


Bedenimiz yıllar içinde bile sürekli değişmektedir.


Hücreler yenilenir.


Yaşlanırız.


Görünüşümüz değişir.


Ama kendimizi aynı kişi olarak görmeye devam ederiz.


Bu da kişisel kimliğin yalnızca tek bir fiziksel anda bulunan maddeden daha karmaşık olduğunu düşündürür.


🔟 İnkârcıların İtirazı Aslında Hangi Varsayıma Dayanıyordu ❓


Temelde şu varsayıma:


“Çürüyen şey tekrar var olamaz.”


Fakat bu çıkarım tek başına mantıksal zorunluluk değildir.


Bir şeyin doğal süreç içinde kendi kendine yeniden oluşmaması başka,


onu var ettiği kabul edilen kudret tarafından yeniden yaratılmasının imkânsız olması başka bir iddiadır.


Kur’an tartışmayı tam burada Allah’ın yaratma kudretine taşır.


1️⃣1️⃣ İlk Yaratılış İle Yeniden Diriliş Arasında Nasıl Bir Mantık Kurulur ❓


İnsan bir zamanlar dünya üzerinde yaşayan bilinçli bir varlık değildi.


Sonra doğdu.


Beden oluştu.


Bilinç gelişti.


Hayat başladı.


Kur’an bu ilk yaratılışı insanın gözünün önündeki en büyük delillerden biri olarak kullanır.


Soru şu hâle gelir:


İlk defa var eden, ikinci defa var edemez mi?


Bu Kur’an’ın yeniden diriliş savunmasının en temel düşüncelerinden biridir.


1️⃣2️⃣ Dirilişi İnkâr Etmek Sadece Bilimsel Bir İtiraz Mıdır ❓


Hayır.


Kur’an açısından meselenin ahlâkî boyutu da vardır.


Çünkü yeniden diriliş kabul edildiğinde beraberinde:


hesap, sorumluluk ve karşılık


gelir.


İnsan yalnızca:


“Bu nasıl mümkün olabilir?”


sorusuyla karşılaşmaz.


Bir başka soru daha ortaya çıkar:


“Eğer gerçekten dirileceksem hayatımın hesabını verecek miyim?”


Bu ikinci soru, diriliş tartışmasını çok daha kişisel hâle getirir.


1️⃣3️⃣ İnsan Neden Hesabı Olmayan Bir Dünya Fikrini Tercih Edebilir ❓


Çünkü nihai hesap yoksa insanın davranışlarının sonuçları yalnızca dünya ile sınırlı kalabilir.


Böyle bir düşüncede:


gizli kötülükler,


cezasız kalan haksızlıklar,


kimsenin bilmediği eylemler


ölümle birlikte tamamen kapanabilir.


Ahiret inancı ise:


“Hiçbir şey mutlak biçimde kaybolmaz.”


düşüncesini getirir.


Bu nedenle yeniden diriliş, yalnızca metafizik değil aynı zamanda ahlâkî bir meseledir.


1️⃣4️⃣ Ayet İnsan Aklını Küçümsüyor Mu ❓


Hayır.


Tam tersine Kur’an birçok yerde insanı:


düşünmeye, karşılaştırmaya ve yaratılışa bakmaya


çağırır.


Sorun soru sormak değildir.


Sorun:


soru sormadan önce cevabı imkânsız ilan etmek


olabilir.


Nâziât’taki itirazda da asıl eleştirilen nokta, yeniden diriliş ihtimalinin peşinen küçümsenmesidir.


1️⃣5️⃣ “Görmediğim Şeye İnanmam” Sözü Bu Ayetle Nasıl İlişkilendirilebilir ❓


İnsan hayatında doğrudan görmediği pek çok şeyin varlığını etkilerinden veya akıl yürütmeden kabul eder.


Dolayısıyla:


“Gözümle görmediysem yoktur.”


ilkesi hayatın tamamında uygulanabilir bir ilke değildir.


Ancak yeniden diriliş metafizik bir inanç iddiasıdır ve bilimsel gözlemle doğrudan doğrulanmış bir olay değildir.


Bu noktada Kur’an, dirilişi vahiy ve ilâhî kudret temelinde savunur.


1️⃣6️⃣ Ayetin Felsefi Açıdan En Büyük Sorusu Nedir ❓


Belki de şu:


Bir insanın tamamen parçalanması, onun yeniden var olmasını mantıksal olarak imkânsız kılar mı?


Bu soru bugün bile kişisel kimlik felsefesinde ilginç tartışmalara açılır.


İnsanın kimliği:


yalnızca atomlarının aynılığına mı,


hafızasına mı,


bilincine mi,


ruhuna mı,


yoksa bunların daha karmaşık ilişkisine mi bağlıdır?


Kur’an’ın yaklaşımı ise bu tartışmanın ötesinde:


Allah’ın insanı yeniden yaratacağı


iddiasına dayanır.


1️⃣7️⃣ 10. Ayet Neden Kıyamet Sahnesinden Sonra Geliyor ❓


Önce gelecekte olacak olay gösterilir:


kıyamet,


diriliş,


korkuyla çarpan kalpler,


aşağı eğilmiş gözler.



Ardından anlatım insanların dünyadayken söyledikleri sözlere döner:


“Biz gerçekten tekrar döndürülecek miyiz?”


Bu anlatım tekniği çok güçlüdür.


Okuyucu önce sonucu görür.


Sonra o sonucu inkâr eden insanların eski sözlerini duyar.


Böylece onların alayı ileride acı bir şaşkınlığa dönüşür.


1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana Verdiği Ders Nedir ❓


Ayet yalnızca geçmişte yaşamış inkârcıların sözlerini anlatan tarihsel bir cümle olarak okunmayabilir.


Bugün de insan:


ölümden sonra ne olduğunu, bilincin ne olduğunu, insan kimliğinin nasıl devam edebileceğini


sorgular.


Bu sorular değerlidir.


Ancak ayetin düşündürdüğü temel uyarı şudur:


Bilmediğimiz bir şeyi yalnızca bize alışılmadık geldiği için imkânsız ilan etmemeliyiz.


Sorgulamak başka,


peşinen küçümsemek başkadır.


1️⃣9️⃣ Sonuç: “Biz Gerçekten Yeniden Eski Hâlimize Döndürülecek Miyiz” Sözü Ne Anlama Gelir ❓


Nâziât Suresi 10. ayette inkârcıların:


“Biz gerçekten eski hâlimize döndürülecek miyiz?”


diye sordukları aktarılır.


Buradaki temel mesele:


ölümden sonra yeniden dirilme fikrini imkânsız görmeleridir.


Onlar bedene bakmaktadır.


Beden çürür.


Kemikler dağılır.


Toprağa karışır.


Ve buradan:


“Demek ki dönüş mümkün değildir.”


sonucuna ulaşırlar.


Kur’an ise soruyu başka bir noktaya taşır:


Sizi ilk defa kim var etti?


Eğer ilk yaratılış mümkün olmuşsa, yeniden yaratılışın Allah açısından neden imkânsız olduğu sorusu ortaya çıkar.


Fakat ayetin insan için en derin tarafı belki de biyolojik diriliş tartışmasından daha ileridedir.


Çünkü insan:


“Yeniden dirilecek miyim?”


diye sorarken aslında farkında olmadan çok daha büyük bir sorunun kapısını açar:


“Eğer yeniden dirileceksem, bugün yaşadığım hayatın anlamı değişir mi?”


İşte Nâziât Suresi’nin asıl ağırlığı burada hissedilir.


Çünkü yeniden diriliş yalnızca ikinci defa yaşamak değildir.


İlk hayatın hesabıyla ikinci defa ayağa kalkmaktır.


“İnsan çürümüş bedene bakıp yeniden dirilişi imkânsız görebilir; fakat kendi ilk varoluşunun da bir zamanlar henüz gerçekleşmemiş olduğunu unutur. Nâziât’ın sorusu yalnızca ‘Tekrar yaratılabilir miyiz?’ değildir. Daha ağır soru şudur: ‘Tekrar ayağa kalkarsak, bugün yaşadığımız hayatın karşısında durmaya hazır mıyız?’”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt