📖 Mâide Suresi 89. Ayette “Allah Sizi Kasıtsız Yeminlerinizden Dolayı Sorumlu Tutmaz; Fakat Bilerek Yaptığınız Yeminlerden Dolayı Sorumlu Tutar.

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,417
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 89. Ayette “Allah Sizi Kasıtsız Yeminlerinizden Dolayı Sorumlu Tutmaz; Fakat Bilerek Yaptığınız Yeminlerden Dolayı Sorumlu Tutar. Bunun Kefareti On Yoksulu Doyurmak, Giydirmek veya Bir Köleyi Özgürlüğüne Kavuşturmaktır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 89. ayet, insanın ağzından çıkan her sözün aynı ağırlıkta olmadığını; fakat bilinçli biçimde verilen sözlerin ahlaki sorumluluk taşıdığını öğretir. Yemin bozulduğunda ise Kur’an yalnızca ceza koymaz, hatayı toplumsal iyiliğe dönüştüren bir kefaret yolu açar.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 89. ayet, bir önceki ayetlerde ele alınan helâl, haram, sınır ve takvâ konusunun ardından yemin meselesine geçer.


Ayet, insanlar arasında çok sık kullanılan:


“Vallahi…”


gibi ifadelerin hepsini aynı kategoride değerlendirmez.


Bir tarafta insanın dil alışkanlığıyla veya gerçek bir bağlayıcılık kastetmeden söylediği kasıtsız yeminler vardır.


Diğer tarafta ise insanın ne söylediğinin farkında olarak, bilinçli biçimde yaptığı bağlayıcı yeminler vardır.


Kur’an ikinci tür yemini ciddi bir sorumluluk olarak görür.


Eğer böyle bir yemin bozulursa, insanın sadece:


“Özür dilerim.”


deyip geçmesi değil, belirli bir kefaret yerine getirmesi istenir.


Üstelik bu kefaretin önemli bir kısmı doğrudan yoksullara yardım etmeye yöneliktir.


1️⃣ “Allah Sizi Kasıtsız Yeminlerinizden Dolayı Sorumlu Tutmaz” Ne Demektir ❓


Ayette geçen kavram **“lağv yemin”**dir.


Bu, gerçek anlamda bağlayıcı bir yemin oluşturma niyeti bulunmadan ağızdan çıkan sözleri ifade eder.


İnsan bazen konuşma alışkanlığıyla:


“Vallahi öyle.”


veya:


“Yemin ederim.”


diyebilir.


Eğer burada bilinçli şekilde geleceğe yönelik bir söz verme kastı yoksa, ayet bunlarla bağlayıcı yemin arasında ayrım yapar.


2️⃣ Lağv Yemini Tam Olarak Nedir ❓


İslam hukukunda ayrıntılı tanımlar mezheplere göre farklılaşabilir.


Genel olarak lağv;


kasıtsız,


dil alışkanlığıyla söylenmiş


veya kişinin gerçek bir bağlayıcı yemin kastetmediği


ifadeler için kullanılır.


Temel fikir şudur:


Allah insanı iradesinin bulunmadığı her kelimeden bağlayıcı bir yemin sorumluluğuna mahkûm etmez.


3️⃣ “Bilerek Yaptığınız Yeminler” Ne Anlama Gelir ❓


Burada kişi ne söylediğini bilir.


Bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına bilinçli biçimde söz verir ve bunu Allah’ın adıyla güçlendirir.


Örneğin:


“Allah’a yemin ederim ki bunu yapacağım.”


şeklindeki bilinçli bir söz, sıradan konuşmadan farklıdır.


Çünkü kişi Allah’ın adını kendi sözünün teminatı hâline getirmiştir.


Bu nedenle böyle bir yemin ciddiyet taşır.


4️⃣ Yemin Neden Bu Kadar Ciddi Bir Konudur ❓


Çünkü yemin yalnızca iki insan arasındaki söz değildir.


İnsan Allah’ın adını şahit tutar.


Bu yüzden:


yalan yere yemin etmek,


gereksiz yere sürekli yemin etmek


ve yeminleri çıkar aracı hâline getirmek


ahlaki olarak ciddi sorunlardır.


Allah’ın adı, insanın her söylediğini daha inandırıcı göstermek için kullanacağı sıradan bir araç değildir.


5️⃣ Her Konuda Yemin Etmek Doğru mudur ❓


Hayır.


İnsan sürekli:


“Vallahi.”


“Billahi.”



diyerek konuşuyorsa Allah’ın adını gereksiz biçimde günlük tartışmaların içine çekebilir.


Güvenilir insanın sözü zaten mümkün olduğunca güvenilir olmalıdır.


Yemin, yalanı gizlemek veya söze yapay ağırlık kazandırmak için kullanılmamalıdır.


İdeal olan, insanın yeminsiz sözüne de güvenilebilmesidir.


6️⃣ Bilinçli Bir Yemin Bozulursa Ne Olur ❓


Ayet bunun için kefaret getirir.


Yani insan verdiği bağlayıcı yemini bozduğunda yalnızca pişman olmakla kalmaz.


Belirli bir telafi sorumluluğu doğar.


Kefaret, yapılan hatayı tamamen yok saymak değil, insanın:


“Sözümün sorumluluğunu kabul ediyorum.”


demesinin somut biçimidir.


7️⃣ Yemin Kefareti Neden On Yoksulu Doyurmaktır ❓


Bu son derece dikkat çekicidir.


İnsan kişisel bir hata yapar.


Ama telafisinin bir yolu toplumsal iyiliğe dönüşür.


On yoksulun doyurulması, yemin bozulmasının sonucunu sadece bireyin iç dünyasında bırakmaz.


Hata:


yardıma,


paylaşmaya



ve sosyal dayanışmaya


dönüştürülür.


Kur’an böylece kişisel sorumluluğu toplumsal merhametle birleştirir.


8️⃣ Yoksullara Nasıl Bir Yemek Verilmelidir ❓


Ayet önemli bir ölçü koyar:


“Ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden.”


Yani insan yoksula:


“Nasıl olsa sadaka.”


diyerek kendi ailesine layık görmeyeceği son derece kötü bir yiyeceği vermemelidir.


Aynı zamanda aşırı lüks de zorunlu tutulmaz.


Ölçü:


makul, düzgün ve kişinin kendi hayat standardına uygun ortalama bir beslenmedir.


Bu, yardım alan kişinin onurunu koruyan çok önemli bir ilkedir.


9️⃣ Neden Tam On Yoksuldan Söz Ediliyor ❓


Çünkü ayet kefaretin miktarını açıkça belirler.


Buradaki amaç belirsiz bir:


“Biraz yardım et.”


emri değildir.


Sorumluluğun somut bir ölçüsü vardır:


On yoksul.


Bu sayı, insanın verdiği yeminin ciddiyetini ve bozulduğunda ortaya çıkan telafinin sembolik değil, gerçek olması gerektiğini gösterir.


🔟 Yoksulları Giydirmek de Kefaret Olabilir Mi ❓


Evet.


Ayet alternatiflerden biri olarak:


on yoksulu giydirmeyi


zikreder.


Dolayısıyla kefaret yalnızca yiyecekle sınırlı değildir.


Temel düşünce yine aynıdır:


İnsanın kendi sözündeki kusur, başkasının hayatındaki bir ihtiyacı gidermeye dönüşür.


Bu da Kur’an’daki sorumluluk ile sosyal iyilik arasındaki ilişkiyi gösterir.


1️⃣1️⃣ “Bir Köleyi Özgürlüğüne Kavuşturmak” Neden Ayette Yer Alır ❓


Ayetin indirildiği toplumda kölelik mevcut bir sosyal kurumdu.


Kur’an çeşitli vesilelerle köle azadını;


kefaret,


iyilik


ve özgürleştirme


yollarından biri olarak teşvik etmiştir.


Mâide 89’da da bilinçli biçimde bozulan yeminin kefaret seçeneklerinden biri bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır.


Bu hüküm tarihsel toplumda kölelerin özgürleşmesine kapı açan mekanizmalardan biri olmuştur.


1️⃣2️⃣ Günümüzde Kölelik Seçeneği Uygulanamıyorsa Ne Yapılır ❓


Bugün yasal kölelik kurumunun bulunmadığı toplumlarda bu seçenek fiilen uygulanabilir değildir.


Dolayısıyla ayetteki diğer kefaret seçenekleri gündeme gelir:


On yoksulu doyurmak


veya


onları giydirmek.


Bu imkânlara sahip olmayan kişi için ayetin bir sonraki aşamada belirlediği yol ise oruçtur.


1️⃣3️⃣ “Bunları Bulamayan Üç Gün Oruç Tutsun” Ne Demektir ❓


Ayet ekonomik gücü olmayan insanı altından kalkamayacağı bir sorumluluk altında bırakmaz.


Yoksul doyurmaya, giydirmeye veya diğer mali kefaret seçeneklerine imkânı olmayan kişi:


üç gün oruç tutar.


Bu çok önemli bir ilkedir:


Sorumluluk vardır ama imkâna göre düzenlenir.


İnsan yapamayacağı maddi yükümlülüğe zorlanmaz.


1️⃣4️⃣ Parası Olan Kişi Doğrudan Üç Gün Oruç Tutabilir Mi ❓


Ayetin sıralaması önemlidir.


Önce;


on yoksulu doyurmak,


onları giydirmek


veya köle azat etmek


zikredilir.


Ardından:


“Bunları bulamayan kimse üç gün oruç tutsun.”


denir.


Bu nedenle maddi imkânı bulunan kişinin sırf daha kolay olduğu için doğrudan orucu seçmesi, ayetin ortaya koyduğu sıraya uygun görülmez.


Öncelik maddi kefaret seçeneklerindedir.


1️⃣5️⃣ Kefaret Cezadan mı, Eğitimden mi İbarettir ❓


Her ikisinin unsurlarını taşır ama yalnızca ceza olarak görmek eksik kalır.


Kefaret insana şunu öğretir:


Sözünün bedeli vardır.


İnsan düşünmeden yemin ederse bunun sorumluluğuyla karşılaşır.


Aynı zamanda kefaret;


yoksulu doyurur,


yoksulu giydirir,


özgürlüğü destekler


veya insanı oruçla disipline eder.


Yani hata, ahlaki eğitime dönüştürülür.


1️⃣6️⃣ Yanlış Bir Şeyi Yapacağına Yemin Eden Kişi Yemini Tutmalı mıdır ❓


Hayır.


Yemin etmek bir haramı helâl hâle getirmez.


İnsan:


“Şu kötü işi mutlaka yapacağım.”


diye yemin etmişse sırf yeminini bozmamak adına kötülüğü gerçekleştirmemelidir.


Doğru olan, yanlış yeminden vazgeçmek ve gerektiğinde kefaretini yerine getirmektir.


Çünkü Allah’a itaat, insanın kendi yanlış sözünü sürdürmesinden daha üstündür.


1️⃣7️⃣ “Yeminlerinizi Koruyun” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin sonunda çok önemli bir emir vardır:


“Yeminlerinizi koruyun.”


Bu iki anlam taşır.


Birincisi:


Gereksiz yere yemin etmeyin.


İkincisi:


Yemin ettiğinizde sözünüzün ağırlığını bilin.


Yani yemin ne ağza sürekli alınacak kadar sıradan ne de verilip kolayca bozulacak kadar değersiz olmalıdır.


Allah’ın adıyla verilen söz ciddiyet ister.


1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓


Belki de şudur:


Sözü ucuzlatma.


Bugün insanlar kolayca söz verebilir.


“Kesin yapacağım.”


“Söz veriyorum.”


“Yemin ederim.”


deyebilir.


Sonra unutabilir.


Bu durum zamanla insanın güvenilirliğini aşındırır.


Mâide 89 bize, sözün ahlakın bir parçası olduğunu hatırlatır.


İnsanın karakteri yalnızca büyük olaylarda değil, verdiği küçük sözleri ne kadar ciddiye aldığında da ortaya çıkar.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 89. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 89. ayet ilk bakışta yalnızca yemin hukukunu düzenleyen teknik bir hüküm gibi görünebilir.


Fakat derininde çok daha büyük bir ahlak vardır:


İnsan söylediği sözden sorumludur.


Kur’an burada çok ince bir denge kurar.


İnsan bazen ağzından düşünmeden bir söz çıkarabilir.


Allah onu her kasıtsız kelimeden bağlayıcı biçimde sorumlu tutmaz.


Bu rahmettir.


Fakat insan bilinçli biçimde Allah’ın adını kullanarak söz verdiyse artık mesele değişir.


Çünkü o sözün içine Allah’ın adını koymuştur.


Ve eğer yemini bozarsa Kur’an ona yalnızca:


“Kendini kötü hisset.”


demez.


Bir şey yapmasını ister.


On yoksulu doyur.


Onları giydir.


Tarihsel şartlarda bir insanı özgürlüğüne kavuştur.


Bunlara gücün yetmiyorsa üç gün oruç tut.


Burada olağanüstü bir ahlaki dönüşüm vardır:


Kişisel hata → toplumsal fayda.


Bir insan sözünde hata yapıyor.


Bir yoksul yemek yiyor.


Bir insan giyiniyor.


Tarihsel bağlamda bir köle özgürlüğüne kavuşabiliyor.


Ya da kişinin kendisi oruçla nefsini disipline ediyor.


Yani kefaret yalnızca geçmişteki hatayı cezalandırmıyor.


Gelecekteki insanı eğitiyor.


Ve ayetin sonunda gelen:


“Yeminlerinizi koruyun.”


ifadesi belki de bütün konunun özetidir.


Az yemin et.


Düşünerek söz ver.


Allah’ın adını alışkanlık hâline getirme.


Söz verdiğinde mümkün olduğunca yerine getir.


Bozmak zorunda kaldığında sorumluluğunu üstlen.


Çünkü güven, büyük nutuklarla değil, insanın verdiği sözleri tutmasıyla oluşur.


Bir insanın sözü değerliyse sürekli yemin etmeye ihtiyaç duymaz.


İnsanlar zamanla bilir:


“O söylediyse elinden geleni yapacaktır.”


Belki de Mâide 89’un bugüne bıraktığı en güçlü cümle budur:


Allah’ın adını sözünü değerli göstermek için kullanma; hayatını öyle güvenilir yaşa ki sözünün değeri zaten karakterinden gelsin.


“Mâide Suresi 89. ayet, kasıtsız sözü bağışlarken bilinçli sözü sorumluluğa bağlar. Yemin bozulduğunda ise hatayı yoksulun sofrasına, ihtiyaç sahibinin elbisesine veya insanın kendi nefsini terbiye etmesine dönüştürür. Çünkü söz, insanın karakterinin imzasıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt