📖 Mâide Suresi 87. Ayette “Ey İman Edenler! Allah’ın Size Helâl Kıldığı Temiz Şeyleri Kendinize Haram Kılmayın ve Haddi Aşmayın; Çünkü Allah Haddi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,417
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mâide Suresi 87. Ayette “Ey İman Edenler! Allah’ın Size Helâl Kıldığı Temiz Şeyleri Kendinize Haram Kılmayın ve Haddi Aşmayın; Çünkü Allah Haddi Aşanları Sevmez” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Mâide Suresi 87. ayet, dindarlığın insanın kendisine hayatı daraltması olmadığını öğretir. Allah’ın helâl kıldığını haramlaştırmak da sınırı aşmaktır; çünkü kulluk, insanın kendi koyduğu yasaklarla değil, Allah’ın koyduğu ölçüyle yaşanır.”
Ersan Karavelioğlu

Mâide Suresi 87. ayet, Kur’an’ın denge, helâl-haram sınırları ve dinde aşırılık konusunda en güçlü uyarılarından birini içerir.


Ayet bu kez doğrudan müminlere hitap eder:


“Ey iman edenler!”


Ardından çok dikkat çekici bir emir gelir:


“Allah’ın size helâl kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram kılmayın.”


İnsan çoğu zaman dinde sınırı aşmayı yalnızca yasak olan bir şeyi yapmak olarak düşünür.


Fakat bu ayet başka bir ihtimali gösterir:


Allah’ın yasaklamadığı şeyi insanın kendi adına yasaklaması da sınır aşımı olabilir.


Bu nedenle Mâide 87, insanı hem arzularının kölesi olmaktan hem de hayatı gereksiz biçimde kendisine daraltan aşırı dindarlık anlayışından korumaya çalışır.


1️⃣ “Ey İman Edenler” Hitabı Neden Önemlidir ❓


Ayetin doğrudan müminlere seslenmesi dikkat çekicidir.


Çünkü problem bu kez dışarıdaki bir topluluğun hatası değildir.


Kur’an:


“Siz de aşırıya gidebilirsiniz.”


uyarısı yapmaktadır.


Bu, dini eleştirinin yalnızca başkalarına yöneltilmediğini gösterir.


Mümin de kendi dindarlığını sürekli ilahî ölçüye göre kontrol etmek zorundadır.


2️⃣ “Allah’ın Helâl Kıldığı Şeyler” Ne Demektir ❓


Helâl, Allah tarafından yasaklanmamış ve kullanılmasına izin verilmiş şeyleri ifade eder.


Bunlara;


yiyecekler,


içecekler,


evlilik,


meşru kazanç,


giyim,


dinlenme


ve dünyanın çeşitli nimetleri


dâhil olabilir.


Kur’an’ın yaklaşımında dünya nimetlerinin tamamı kendiliğinden kötü değildir.


Önemli olan helâl sınırlar içinde kullanılmalarıdır.


3️⃣ “Tayyibât” Yani “Temiz ve Güzel Şeyler” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet yalnızca “helâl” kelimesini değil, tayyibât kavramını da kullanır.


Tayyib;


temiz,


güzel,


hoş,


yararlı


ve insan tabiatına uygun


şeyleri ifade eder.


Bu, İslam'ın dünya nimetlerine bütünüyle olumsuz bakmadığını gösterir.


Hayatın güzel tarafları, sırf güzel oldukları için günah değildir.


4️⃣ İnsan Allah’ın Helâl Kıldığını Nasıl Haramlaştırabilir ❓


İnsan kendi dini anlayışıyla şöyle diyebilir:


“Bunu yapmak günah olmalı.”


Oysa Allah bunu haram kılmamış olabilir.


Bir başka kişi:


“Daha dindar olmak için bunu tamamen bırakmalıyım.”


diye düşünebilir.


Eğer kişi kendi kişisel tercihini:


Allah’ın genel hükmüymüş gibi


sunmaya başlarsa sorun ortaya çıkar.


Çünkü helâl ve haram belirlemek ciddi bir dini iddiadır.


5️⃣ Bir İnsanın Kendi İsteğiyle Bir Helâli Terk Etmesi Yanlış mıdır ❓


Her zaman değil.


Bir insan;


sağlığı,


kişisel tercihi,


disiplini


veya belirli bir hedefi


sebebiyle helâl bir şeyi kullanmayabilir.


Örneğin bir yiyeceği sevmeyebilir.


Bir lüksten vazgeçebilir.


Daha sade yaşayabilir.


Sorun, bu kişisel tercihi:


“Allah bunu herkese haram kıldı.”


şeklinde dini hükme dönüştürmektir.


6️⃣ Dindarlık Neden Bazen Kendini Mahrum Bırakmakla Karıştırılır ❓


Çünkü insan fedakârlığı kutsal görebilir.


Bu anlaşılabilir bir durumdur.


Fakat zamanla şu düşünce ortaya çıkabilir:


“Ne kadar çok acı çekersem o kadar dindarım.”


Kur’an’ın yaklaşımı bu kadar basit değildir.


Kulluk bazen fedakârlık ister.


Ama insanın kendisine gereksiz acı vermesi başlı başına ibadet ölçüsü değildir.


7️⃣ Bu Ayet Ruhbanlık ve Aşırı Zühd ile İlişkili midir ❓


Bağlam açısından böyle bir bağlantı kurulabilir.


Bir önceki bölümde bazı Hristiyan din adamları ve rahiplerden söz edilmişti.


Ardından Müslümanlara:


“Allah’ın helâl kıldığı temiz şeyleri haramlaştırmayın.”


denmesi dikkat çekicidir.


Klasik tefsirlerde de bazı Müslümanların daha fazla ibadet amacıyla;


evlilikten,


bazı yiyeceklerden


ve dünya nimetlerinden


tamamen uzaklaşmayı düşündüklerine ilişkin rivayetler aktarılmıştır.


Kur’an ise ibadeti hayattan kaçışa dönüştürmemeyi öğretir.


8️⃣ İslam Dünyadan Tamamen El Çekmeyi mi Reddeder ❓


İslam dünyaya tapınmayı reddeder.


Ama dünyayı bütünüyle terk etmeyi de ideal hâline getirmez.


İnsan;


çalışabilir,


evlenebilir,


güzel yemek yiyebilir,


mal sahibi olabilir,


dinlenebilir


ve hayatın helâl güzelliklerinden yararlanabilir.


Asıl mesele bunların insanın ilahı hâline gelmemesidir.


9️⃣ Helâl Bir Nimetten Yararlanmak Dindarlığa Aykırı mıdır ❓


Hayır.


İnsan helâl nimetlerden yararlanırken;


şükredebilir,


israf etmeyebilir,


başkalarının hakkını gözetebilir


ve Allah’ı unutmayabilir.


Böyle olduğunda nimet ile kulluk arasında zorunlu bir çatışma yoktur.


Hatta nimet karşısında şükretmek de kulluğun bir parçasıdır.


🔟 “Haddi Aşmayın” İfadesi Neden Hemen Arkasından Gelir ❓


Çünkü iki yönde de aşırılık mümkündür.


Birinci aşırılık:


Allah’ın haram kıldığını helâl saymak.


İkinci aşırılık:


Allah’ın helâl kıldığını haramlaştırmak.


Kur’an insanı iki uçtan da uzaklaştırır.


Bu nedenle dinin temel ölçülerinden biri:


Allah’ın çizdiği sınırı korumaktır.


1️⃣1️⃣ İnsan İyilik Yaparken Bile Haddi Aşabilir Mi ❓


Evet.


İyi niyet, yapılan her şeyi otomatik olarak doğru hâle getirmez.


Bir insan daha çok ibadet etmek isterken;


bedenine zarar verebilir,


ailesini ihmal edebilir,


çalışma sorumluluğunu bırakabilir


veya başkalarına aynı aşırılığı dayatabilir.


Dolayısıyla:


“Niyetim iyi.”


demek tek başına yeterli değildir.


İyi niyetin yanında doğru ölçü de gerekir.


1️⃣2️⃣ Dini Yasakları İnsanların Artırması Neden Tehlikelidir ❓


Çünkü zamanla din olduğundan daha ağır hâle getirilebilir.


Bir kişinin kişisel hassasiyeti başka bir nesilde zorunlu dini hüküm gibi algılanabilir.


Sonra insanlar:


Allah’ın istemediği yükleri Allah istiyormuş gibi


taşımaya başlayabilir.


Bu durum dini kolaylaştırmak değil, ilahî sınırın üzerine insan sınırı eklemek anlamına gelebilir.


1️⃣3️⃣ “Haram” Demek Neden Çok Büyük Bir İddiadır ❓


Çünkü “haram” demek:


“Allah bunu yasakladı.”


demektir.


Bu yüzden bir davranış hakkında kişisel olarak:


“Ben bunu tercih etmiyorum.”


demekle,


“Bu Allah tarafından haramdır.”


demek arasında büyük fark vardır.


İkinci ifade ilahî hüküm iddiasıdır ve delil gerektirir.


1️⃣4️⃣ Bu Ayet İnsan Özgürlüğünü Nasıl Korur ❓


Ayet, din adına gereksiz yasaklar üretilmesini engelleyerek insanın meşru yaşam alanını korur.


Allah’ın helâl bıraktığı alanda insanın tercih hakkı vardır.


Bu alanı sürekli daraltmak, insanın hayatını gereksiz biçimde zorlaştırabilir.


Dolayısıyla şeriat yalnızca yasak koymaz.


Aynı zamanda insanların Allah’ın yasaklamadığı şeyleri yasaklamasını da sınırlar.


1️⃣5️⃣ Dinde Kolaylık ile Keyfine Göre Yaşamak Aynı Şey midir ❓


Hayır.


Dinde kolaylık:


“İstediğini yap.”


demek değildir.


Allah’ın koyduğu gerçek sınırlar vardır.


Ama insanın kendi eklediği gereksiz yükler de olmamalıdır.


Yani denge şudur:


Haramı hafife alma.


Ama


helâli de haramlaştırma.


İki durumda da insan ilahî ölçünün dışına çıkabilir.


1️⃣6️⃣ “Allah Haddi Aşanları Sevmez” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade konunun ne kadar ciddi olduğunu gösterir.


Haddi aşmak yalnızca ahlaksız davranışlara özgü değildir.


İnsan din adına da sınırı aşabilir.


Kendi dindarlığını başkalarına zorla dayatabilir.


Allah’ın vermediği hükümleri kesin din hükmü gibi sunabilir.


Meşru olanı gereksiz yere yasaklayabilir.


Kur’an bütün bunları ölçü kaybı olarak görür.


1️⃣7️⃣ Müslüman Başkasının Helâl Tercihini Küçümseyebilir Mi ❓


Helâl olan bir konuda kişisel tercih farklı olabilir.


Bir insan çok sade yaşayabilir.


Bir başkası imkânı ölçüsünde güzel giyinebilir.


Biri et yemeyebilir.


Diğeri helâl olduğu sürece yiyebilir.


Birinin kendi zühd anlayışını başkasına:


“Sen gerçek dindar değilsin.”


diye dayatması doğru değildir.


Takvâ yalnızca dışarıdan görülen mahrumiyet miktarıyla ölçülmez.


1️⃣8️⃣ Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓


Belki de şu:


Dini Allah’tan daha zor hâle getirme.


İnsan bazen kendi korkularını dine ekleyebilir.


Kültürel alışkanlıklarını din zannedebilir.


Ailesinin geleneklerini Allah’ın emri gibi anlatabilir.


Sonra helâl bir hayatı sürekli suçluluk duygusuyla yaşayabilir.


Mâide 87 insanı yeniden kaynağa döndürür:


Allah neyi gerçekten yasakladı?


Neyi serbest bıraktı?



Bu ayrımı bilmek dini sağlıklı yaşayabilmenin temelidir.


1️⃣9️⃣ Mâide Suresi 87. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓


Mâide Suresi 87. ayet, dindarlık hakkında çok önemli bir yanılgıyı düzeltir:


Daha fazla yasak, her zaman daha fazla takvâ değildir.


İnsan bazen kendisini Allah’a yaklaştırmak için hayatını daraltır.


Sonra başkalarının hayatını da daraltmaya başlar.


Bir helâli bırakır.


Bu kendi tercihi olabilir.


Ama bir süre sonra:


“Bunu yapan gerçek mümin olamaz.”


demeye başlar.


İşte burada kişisel tercih, dini hükme dönüşür.


Ayet buna sınır koyar.


Allah’ın helâl kıldığı şeyi insan kendi adına haram kılamaz.


Çünkü dinin sahibi insan değildir.


Din adamının da değildir.


Geleneğin de değildir.


Toplumun da değildir.


Hükmün nihai sahibi Allah’tır.


Bu ayet aynı zamanda çok güzel bir hayat dengesi öğretir.


Ye.


Ama israf etme.


Kazan.


Ama haram kazanma.


Evlen.


Ama zulmetme.


Dinlen.


Ama sorumluluğunu terk etme.


Dünyanın güzelliklerinden yararlan.


Ama onları hayatının ilahı hâline getirme.


Ve Allah’ın helâl kıldığını sırf daha dindar görünmek için kendine veya başkasına haramlaştırma.


İslam’ın burada sunduğu denge ne sınırsız hazcılıktır ne de hayatı reddeden aşırı çileciliktir.


Ölçülü kulluktur.


İnsan nimete sahip olabilir ama nimetin kölesi olmaz.


Dünyayı yaşayabilir ama ahireti unutmaz.


İbadet eder ama bedenini ve ailesini yok saymaz.


Allah’ın sınırında durur.


Çünkü sınırı aşmak bazen yasak olana koşmakla olur.


Bazen de Allah’ın serbest bıraktığı şeyi yasaklamakla.


Ve belki Mâide 87’nin bugün için en güçlü cümlesi şudur:


Dindarlık, Allah’ın koyduğu sınıra bir yasak daha eklemek değil; o sınırı eksiltmeden ve artırmadan sadakatle koruyabilmektir.


“Mâide Suresi 87. ayet, insanın dini ağırlaştırarak değil, Allah’ın belirlediği dengeyi koruyarak kulluk etmesini öğretir. Haramı helâl saymak nasıl sınırı aşmaksa, Allah’ın helâl kıldığını din adına haramlaştırmak da aynı ölçünün dışına çıkmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt