📖 En‘âm Suresi 137. Ayette “Böylece Ortak Koştukları Varlıklar, Müşriklerden Birçoğuna Çocuklarını Öldürmeyi Güzel Gösterdi; Böylece Onları Helâke

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,604
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 137. Ayette “Böylece Ortak Koştukları Varlıklar, Müşriklerden Birçoğuna Çocuklarını Öldürmeyi Güzel Gösterdi; Böylece Onları Helâke Sürüklediler ve Dinlerini Onlara Karıştırdılar. Allah Dileseydi Bunu Yapamazlardı. Öyleyse Onları Uydurdukları Yalanlarla Baş Başa Bırak” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“En‘âm Suresi 137. ayet, yanlış inancın sadece zihinde kalmadığını; insanın en temel merhamet duygusunu bile bozabilecek kadar davranışa dönüşebildiğini gösterir. Bir şeyin ‘kutsal’ diye sunulması, onu doğru yapmaya yetmez.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 137. ayet, bir önceki ayette eleştirilen:

batıl paylaştırmalar,

uydurulmuş kutsallıklar,

Allah’a ortak koşulan varlıklar

temasının çok daha ağır bir sonucunu gösterir.

Artık mesele sadece:

ürünlerin,

hayvanların,

malların

nasıl paylaştırıldığı değildir.

Yanlış inanç, insanın en temel ahlaki duygularına kadar ulaşmıştır.

Ayet, bazı müşriklerin çocuklarını öldürmesini dinî veya kutsal bir davranış gibi görmelerini eleştirir.

Bu, Kur’an’ın çok güçlü bir ilkesini ortaya koyar:

İnsan, yanlış bir inancı kutsallaştırdığında vicdanının reddedeceği bir şeyi bile doğru sanabilir.

1️⃣ “Ortak Koştukları Varlıklar” Kimlerdir ❓​

Burada insanların Allah’a ortak saydığı:

putlar,

ilahlaştırılmış varlıklar,

ve bunlarla ilişkili dinî otoriteler

kastedilebilir.

Kur’an bunların gerçek ortaklar olmadığını vurgular.

Yani ortaklık ilahî değil, insan zihninin ve toplumun ürettiği bir iddiadır.

2️⃣ “Çocuklarını Öldürmeyi Güzel Gösterdi” Ne Demektir ❓​

Bu ifade, son derece ağır bir ahlaki sapmayı anlatır.

Normal şartlarda insanın vicdanının reddedeceği bir fiil:

din,

gelenek,

korku,

kutsallık

adına meşrulaştırılmıştır.

İnsan bir davranışı “kutsal görev” olarak görmeye başladığında, ahlaki değerlendirmesi ciddi biçimde bozulabilir.

3️⃣ Bu Ayet Hangi Çocuk Öldürme Uygulamalarına İşaret Ediyor ❓​

Klasik tefsirlerde bu ifade farklı cahiliye uygulamalarıyla ilişkilendirilmiştir.

Bunlar arasında:

çocukların bazı dinî gerekçelerle öldürülmesi,

kız çocuklarının diri diri gömülmesi,

fakirlik korkusuyla çocukların öldürülmesi

gibi uygulamalar zikredilir.

Ayetin ana mesajı, belirli bir tek yöntemi ayrıntılandırmaktan çok, batıl inancın insan hayatını yok edecek kadar ileri gidebilmesini göstermektir.

4️⃣ İnsan Kendi Çocuğuna Nasıl Böyle Bir Şey Yapabilir ❓​

Ayetin sarsıcı tarafı tam da budur.

İnsan doğuştan merhamet potansiyeline sahiptir.

Ama:

korku,

sosyal baskı,

yanlış din anlayışı,

gelenek

vicdanı bastırabilir.

İnsan kötü bir şeyi iyi sanmaya başlayabilir.

Bu, ahlaki körleşmenin en uç biçimlerinden biridir.

5️⃣ “Güzel Gösterme” Nasıl Gerçekleşir ❓​

Kötülük her zaman “Ben kötüyüm.” diyerek gelmez.

Bazen:

görev,

onur,

ibadet,

namus,

kutsallık

gibi kelimelerle süslenir.

İşte “güzel gösterme” budur.

Yanlış davranışın kötü yüzü gizlenir, yerine çekici bir gerekçe konur.

6️⃣ Bir Şey Din Adına Yapılıyorsa Otomatik Olarak Doğru mudur ❓​

Hayır.

Tam tersine ayet, din adına yapılan bir şeyin de sorgulanması gerektiğini gösterir.

Ölçü:

vahiy,

adalet,

merhamet,

tevhid

olmalıdır.

Bir toplum:

“Biz bunu kutsal olduğu için yapıyoruz.”

diyebilir.

Ama kutsal iddia, yanlış eylemi doğruya çeviremez.

7️⃣ “Onları Helâke Sürüklediler” Ne Anlama Gelir ❓​

Yanlış inanç insanı hem dünyada hem ahirette yıkıma götürebilir.

Dünyada:

aileler parçalanır,

hayatlar yok edilir,

vicdan bozulur.

Ahirette ise sorumluluk doğar.

Yani batıl inanç sadece teorik bir hata değildir; gerçek sonuçları vardır.

8️⃣ “Dinlerini Onlara Karıştırdılar” Ne Demektir ❓​

Bu ifade, gerçek ilahî ölçülerin:

hurafeler,

uydurmalar,

gelenekler

ile karışmasını anlatır.

Böylece insan:

Allah’ın dini ile kendi ürettiği sistemi

ayırt edemez hâle gelebilir.

Bu, dinî yozlaşmanın en tehlikeli biçimlerinden biridir.

9️⃣ Din Nasıl Karıştırılabilir ❓​

Bir toplum:

Allah’ın emretmediği şeyleri farz gibi,

yasaklamadığı şeyleri haram gibi,

meşru gördüğünü günah gibi

sunmaya başlayabilir.

Zamanla insanlar bunun kökenini unutabilir.

Ve gelenek, vahyin yerini alabilir.

🔟 Bu Ayet Hurafeye Karşı Ne Söyler ❓​

Çok güçlü bir uyarı verir.

Hurafe basit bir “zararsız inanış” olmayabilir.

Eğer insanların:

kararlarını,

ahlakını,

korkularını,

aile hayatını

belirlemeye başlarsa ağır sonuçlar doğurabilir.

Bu yüzden din adına söylenen her iddia delilsiz kabul edilmemelidir.

1️⃣1️⃣ “Allah Dileseydi Bunu Yapamazlardı” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade yine ilahî kudret ile insan sorumluluğunu birlikte düşündürür.

Allah’ın bir fiilin gerçekleşmesine izin vermesi, onu ahlaken onayladığı anlamına gelmez.

İnsan dünyada gerçek tercihler yapar.

Allah dileseydi onları zorla engelleyebilirdi.

Ama imtihan dünyasında insan seçiminin sonuçları vardır.

1️⃣2️⃣ Allah Neden Yanlış Davranışlara İzin Veriyor ❓​

Bu, kötülük problemiyle ilgili büyük sorulardan biridir.

Kur’an’ın genel yaklaşımında dünya:

imtihan,

sorumluluk,

irade

alanıdır.

Eğer bütün yanlışlar daha oluşmadan zorla engellenseydi, insanın gerçek ahlaki seçiminin anlamı çok farklı olurdu.

Ancak Allah’ın izin vermesi, zulmü sevdiği anlamına gelmez.

1️⃣3️⃣ Bu Ayet Anne-Baba ve Çocuk İlişkisine Ne Söyler ❓​

Çocuk anne-babanın mutlak mülkü değildir.

Kur’an açısından çocuk:

emanettir.

Anne-baba:

çocuğu korumak,

bakmak,

yetiştirmek

ile sorumludur.

Bu nedenle çocuğun hayatı, aile onuru veya ekonomik çıkar uğruna feda edilemez.

1️⃣4️⃣ Fakirlik Korkusu Çocuk Hakkında Yanlış Kararlara Yol Açabilir mi ❓​

Kur’an başka ayetlerde çocukların fakirlik korkusuyla öldürülmesini açıkça reddeder.

Bu da bize ekonomik korkunun insanı ağır ahlaki hatalara sürükleyebileceğini gösterir.

Rızık kaygısı gerçek olabilir.

Ama korku, hayat hakkını ortadan kaldırmaz.

1️⃣5️⃣ Gelenek ile Hakikat Çatışırsa Hangisi Üstün Olmalıdır ❓​

Kur’an’ın cevabı açıktır:

Hakikat.

“Bizim atalarımız böyle yaptı.”

bir davranışın doğruluğunu kanıtlamaz.

Gelenek değerlidir ama mutlak değildir.

Vahye ve adalete aykırıysa sorgulanmalıdır.

1️⃣6️⃣ En‘âm 136 ve 137 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

  1. ayette:
malların ve ürünlerin batıl biçimde kutsal paylara ayrılması anlatılmıştı.

  1. ayette ise:
aynı batıl sistemin insan hayatına kadar ulaşan korkunç sonucu gösterilir.

Yani:

Yanlış inanç → Yanlış kural → Ahlaki felaket.

Bu iki ayetin birlikte verdiği ders son derece güçlüdür.

1️⃣7️⃣ Kötülüğün “Kutsal” Görünmesi Neden Daha Tehlikelidir ❓​

Çünkü sıradan kötülük yapan insan en azından yanlış yaptığını hissedebilir.

Ama kötülüğü kutsal görev sanan kişi:

pişmanlık duymayabilir,

eleştiriyi reddedebilir,

daha ileri gidebilir.

Bu yüzden yanlış kutsallaştırma, sıradan hatadan daha tehlikeli olabilir.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓​

Belki de şu:

Bir davranışa hangi güzel adı verirsen ver, eğer özü zulümse zulümdür.

“Gelenek.”

“Onur.”

“İnanç.”

“Görev.”

kelimeleri bir haksızlığı meşrulaştıramaz.

İsim değişebilir.

Ama ahlaki gerçek değişmez.

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 137. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓​

En‘âm Suresi 137. ayet, insanlık tarihindeki en tehlikeli ahlaki mekanizmalardan birini gösterir:

Kötülüğün iyilik gibi gösterilmesi.

İnsan çoğu zaman çıplak kötülüğe direnebilir.

Ama yanlış davranış:

“Bunu ailen için yapıyorsun.”

“Bunu toplum için yapıyorsun.”

“Bunu kutsal olan için yapıyorsun.”

diye sunulursa direnmek zorlaşabilir.

İşte bu nedenle insan sadece:

“Ne yapıyorum?”

diye sormamalıdır.

Aynı zamanda:

“Bunu neden doğru sanıyorum?”

diye de sormalıdır.

Çünkü yanlış fikirler zamanla insanın vicdanını yeniden şekillendirebilir.

Bir davranış ilk başta korkunç görünür.

Sonra çevre onu normalleştirir.

Sonra dinî veya kültürel gerekçeler üretilir.

Sonunda insan:

“Ben yanlış yapmıyorum, görevimi yapıyorum.”

demeye başlayabilir.

İşte ahlaki çöküşün en tehlikeli noktası budur.

Ayetin:

“Dinlerini onlara karıştırdılar.”

ifadesi de burada büyük önem taşır.

Din, insanı:

merhamete,

adalete,

tevhide

götürmesi gerekirken, insanların uydurduğu kurallarla karışırsa tam tersine zulmün aracı hâline getirilebilir.

Bu yüzden Kur’an sürekli vahyin ölçüsüne dönmeye çağırır.

Ve belki En‘âm 137’nin bugün için en güçlü cümlesi şudur:

Kötülüğün en tehlikeli hâli, kötü olduğunu gizleyip kendisini kutsal bir iyilik gibi sunmasıdır. Bu yüzden gerçek iman yalnız “kutsal” denilene teslim olmak değil; kutsallık iddiasını vahiy, adalet ve merhamet ölçüsünde sınayabilmektir.

“En‘âm Suresi 137. ayet, yanlış inançların insanın vicdanını bozarak en ağır zulümleri bile meşru gösterebileceğini öğretir. Gelenek, korku veya kutsallık adına söylenen hiçbir söz vahyin, adaletin ve merhametin önüne geçmemelidir; çünkü insanın dini uydurmalarla karıştığında, ibadet sandığı şey bile zulme dönüşebilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt