📖 En‘âm Suresi 148. Ayette “Müşrikler Diyecekler Ki: ‘Allah Dileseydi Ne Biz Ortak Koşardık Ne Atalarımız, Ne de Bir Şeyi Haram Kılardık.’ Onlardan | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 En‘âm Suresi 148. Ayette “Müşrikler Diyecekler Ki: ‘Allah Dileseydi Ne Biz Ortak Koşardık Ne Atalarımız, Ne de Bir Şeyi Haram Kılardık.’ Onlardan

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,602
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 148. Ayette “Müşrikler Diyecekler Ki: ‘Allah Dileseydi Ne Biz Ortak Koşardık Ne Atalarımız, Ne de Bir Şeyi Haram Kılardık.’ Onlardan Öncekiler de Böyle Yalanlamışlardı. Sonunda Azabımızı Tattılar. De ki: Yanınızda Bize Açıklayacağınız Bir Bilgi Var mı? Siz Ancak Zanna Uyuyor ve Sadece Tahminde Bulunuyorsunuz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“En‘âm Suresi 148. ayet, insanın kendi tercihlerinin sorumluluğundan kaçmak için kaderi mazeret hâline getirmesini eleştirir. ‘Allah dileseydi yapmazdık’ sözü, iradeyi yok sayarak yanlışı meşrulaştırmak için kullanıldığında hakikati değil, bahaneyi büyütür.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 148. ayet, önceki ayetlerde anlatılan:

şirk,

keyfî haramlaştırmalar,

Allah adına hükümler üretme

temasını bu kez çok önemli bir kader ve sorumluluk tartışmasına taşır.

Müşrikler şöyle diyecektir:

“Allah dileseydi biz şirk koşmazdık.”

İlk bakışta bu cümle Allah’ın iradesini kabul ediyor gibi görünebilir.

Ama ayetin eleştirdiği şey, bu kabulün sorumluluktan kaçış bahanesine dönüştürülmesidir.

Çünkü:

Allah’ın bir fiile izin vermesi,

o fiili onayladığı

anlamına gelmez.

İnsan seçim yapar.

Ve seçiminin sorumluluğunu taşır.

1️⃣ “Allah Dileseydi Biz Ortak Koşmazdık” Sözü Ne Anlama Gelir ❓​

Müşriklerin mantığı şudur:

“Eğer Allah bizim şirk koşmamızı istemeseydi bunu engellerdi.”

Buradan şu sonucu çıkarmaya çalışırlar:

“Demek ki yaptığımız yanlış değildir.”

Kur’an ise bu mantığı reddeder.

Çünkü Allah’ın bir davranışın gerçekleşmesine izin vermesi, onu ahlaken doğru kabul ettiği anlamına gelmez.

2️⃣ Allah Gerçekten Dileseydi Onları Engelleyebilir miydi ❓​

Evet.

Allah’ın kudreti açısından insanı zorla engellemesi mümkündür.

Ama dünya hayatı:

imtihan,

irade,

sorumluluk

alanıdır.

Eğer insan her yanlış tercihten fiziksel olarak zorla alıkonulsaydı, ahlaki seçimin anlamı tamamen farklı olurdu.

3️⃣ İlâhî İzin ile İlâhî Rıza Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

Bu ayetin anlaşılmasındaki en önemli ayrımlardan biri budur.

Bir şey Allah’ın yaratma düzeni içinde meydana gelebilir.

Ama Allah o davranıştan razı olmayabilir.

Örneğin:

zulüm gerçekleşebilir.

Ama Allah zulmü sevmez.

Yalan söylenebilir.

Ama Allah yalanı emretmez.

Gerçekleşmesine izin verilmek, onaylanmak değildir.

4️⃣ Kader Günaha Mazeret Olabilir mi ❓​

Hayır.

İnsan:

“Allah kaderime yazdı.”

deyip kendi tercihlerini tamamen yok sayamaz.

Çünkü Kur’an insanı:

seçen,

uyarılan,

sorumlu tutulan

bir varlık olarak ele alır.

Kader, insanı sorumluluktan kaçıran bir mazeret değildir.

5️⃣ “Atalarımız da Ortak Koşmazdı” İfadesi Ne Gösterir ❓​

Burada ikinci bir mazeret daha vardır:

atalar.

İnsanlar:

“Biz bunu atalarımızdan gördük.”

diyebilir.

Sonra bunu kaderle birleştirir:

“Allah istemeseydi atalarımız da böyle yapmazdı.”

Kur’an hem kader bahanesini hem kör taklidi sorgular.

6️⃣ “Bir Şeyi Haram Kılmazdık” Sözü Neden Özellikle Anılıyor ❓​

Çünkü önceki ayetlerde insanlar:

hayvanları,

ürünleri,

yiyecekleri

kendi zanlarıyla haramlaştırıyordu.

Şimdi bu davranışlarını da kaderle savunmaya çalışıyorlar:

“Allah istemeseydi böyle bir sistem kuramazdık.”

Ayet buna karşı:

“Bu, doğruluk kanıtı değildir.”

demektedir.

7️⃣ Bir Şeyin Gerçekleşmiş Olması Onun Doğru Olduğunu Kanıtlar mı ❓​

Hayır.

Tarihte:

zulümler,

savaşlar,

ihanetler,

haksızlıklar

gerçekleşmiştir.

Ama gerçekleşmiş olmaları onları ahlaken doğru yapmaz.

Aynı şekilde:

“Allah izin verdiğine göre doğrudur.”

mantığı yanlış bir sonuçtur.

8️⃣ “Onlardan Öncekiler de Böyle Yalanlamışlardı” Ne Demektir ❓​

Bu mazeretin yeni olmadığı gösterilir.

Önceki toplumlar da:

uyarıları reddetmiş,

bahaneler üretmiş,

hakikati ertelemiş olabilir.

Kur’an böylece insanın eski bir psikolojik savunmasını açığa çıkarır:

Yanlışı kabul etmek yerine gerekçe üretmek.

9️⃣ “Sonunda Azabımızı Tattılar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade, mazeretin sorumluluğu ortadan kaldırmadığını gösterir.

Eğer:

“Allah dileseydi yapmazdık.”

sözü gerçekten geçerli bir savunma olsaydı, hesap ve ceza anlamsız olurdu.

Ama Kur’an onların sonuçla karşılaştığını bildirir.

Demek ki tercihleri gerçek bir sorumluluk taşıyordu.

🔟 “Yanınızda Bize Açıklayacağınız Bir Bilgi Var mı?” Sorusu Neden Soruluyor ❓​

Kur’an yine delil ister.

Şunu sorar:

Allah’ın sizin şirk koşmanızdan razı olduğunu nereden biliyorsunuz?

Bu yasakları Allah’ın onayladığını hangi bilgiyle söylüyorsunuz?

Yani:

“İddianızı bilgiyle kanıtlayın.”

Bu, önceki ayetlerdeki delil kültürünün devamıdır.

1️⃣1️⃣ Kader Hakkında Delilsiz Konuşmak Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü insan kendi eylemlerini Allah’a yükleyebilir.

Örneğin:

“Allah böyle istedi.”

“Demek ki kaderimde varmış.”

“Benim yapabileceğim bir şey yoktu.”

diyerek kendi payını gizleyebilir.

Oysa her olayda insanın sorumluluğu aynı değildir; ama kendi seçimimizi Allah’ın iradesine yükleyerek aklamak doğru değildir.

1️⃣2️⃣ “Siz Ancak Zanna Uyuyorsunuz” Ne Demektir ❓​

Buradaki zan:

sağlam bilgiye dayanmayan varsayım

anlamındadır.

Müşrikler Allah’ın iradesi hakkında kesin konuşuyorlar.

Ama vahiyleri yok.

Delilleri yok.

Bilgileri yok.

Sadece kendi davranışlarından hareketle Allah hakkında sonuç çıkarıyorlar.

Kur’an bunu reddeder.

1️⃣3️⃣ Her Zan Yanlış mıdır ❓​

Hayır.

Günlük hayatta tahmin ve olasılıklarla karar verebiliriz.

Ama burada eleştirilen şey:

Allah adına kesin hüküm vermek için delilsiz zanna dayanmak

tır.

Özellikle teolojik ve dinî iddialarda zanı kesin bilgi gibi sunmak tehlikelidir.

1️⃣4️⃣ “Sadece Tahminde Bulunuyorsunuz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

İnsan bazen bir fikri tekrar tekrar söylediğinde onu gerçek sanmaya başlayabilir.

Ama:

tekrar,

alışkanlık,

çoğunluk

bilgi üretmez.

Tahmin tahmindir.

Kur’an insanı:

“Bunu gerçekten biliyor musun?”

sorusuyla yüzleştirir.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Kader ile İnsan İradesini Nasıl Dengeler ❓​

Kur’an iki gerçeği birlikte tutar:

Allah’ın mutlak iradesi vardır.

İnsan da sorumlu seçimler yapar.

Bu ilişkinin bütün metafizik ayrıntıları tarih boyunca kelâm ekollerinde tartışılmıştır.

Ama ayetin pratik mesajı açıktır:

İnsan kendi yanlışını kaderle aklayamaz.

1️⃣6️⃣ En‘âm 147 ve 148 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

  1. ayette:
Allah’ın geniş rahmeti ve adaleti

anlatılmıştı.

  1. ayette ise insanlar:
sorumluluktan kaçmak için Allah’ın iradesini bahane ediyor.

Yani:

Rahmet var → Sorumluluk var → Kader bahanesiyle sorumluluk silinemez.

Bu güçlü bir devamlılıktır.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Günlük Hayattaki Bahanelerimize Ne Söyler ❓​

İnsan bugün de şöyle diyebilir:

“Ben böyleyim.”

“Çevrem böyle.”

“Hayat beni buna zorladı.”

“Demek kaderimde varmış.”

Bazı şartlar gerçekten insanı etkileyebilir.

Ama ayet şu soruyu kaybettirmemeyi öğretir:

“Benim seçim payım neydi?”

Sorumluluk, bahanelerin arkasında kaybolmamalıdır.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓​

Belki de şu:

Başına gelen her şeyi kader diye kabul edebilirsin; ama kendi yanlışını kaderle meşrulaştırma.

Kader:

tevazu üretmelidir.

Sorumluluktan kaçış değil.

İnsan:

elinden geleni yapar,

seçimini yapar,

sonra sonucu Allah’a bırakır.

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 148. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓​

En‘âm Suresi 148. ayet insanın en eski savunma mekanizmalarından birini ortaya çıkarır:

Sorumluluğu kendinden uzaklaştırmak.

İnsan yanlış yapar.

Sonra:

“Benim suçum değil.”

der.

Bir adım daha gider:

“Allah istemeseydi yapamazdım.”

der.

İlk bakışta bu çok dindar bir cümle gibi görünebilir.

Ama ayet bize sorar:

Bunu Allah’ın razı olduğunun delili olarak nasıl kullanabilirsin?

Evet.

Allah dileseydi seni zorla durdurabilirdi.

Ama seni seçim yapabilen bir varlık olarak yarattı.

Doğruyu gösterdi.

Yanlışı gösterdi.

Uyardı.

Sonra tercih alanı bıraktı.

İşte sorumluluk burada başlar.

Bu nedenle kader anlayışı:

“Ne yaparsam yapayım zaten yazılmış.”

şeklinde bir pasifliğe dönüşmemelidir.

Sağlıklı kader bilinci daha farklıdır:

Ben elimden geleni yaparım.

Doğruyu seçmeye çalışırım.

Sonucu kontrol edemediğim yerde Allah’a güvenirim.

Ama yanlışımı Allah’a yüklemem.

Ayetin:

“Yanınızda bir bilgi var mı?”

sorusu da bugün çok önemlidir.

İnsan bazen:

“Allah böyle istedi.”

diye bir olay hakkında kesin konuşur.

Peki nereden biliyoruz?

Belki Allah o olaya izin verdi.

Ama razı olduğu sonucu çıkarılamaz.

Bu ayrım, hem teoloji hem ahlak açısından çok değerlidir.

Ve belki En‘âm 148’in bugün için en güçlü cümlesi şudur:

Kader, insanın sorumluluğunu silen bir mazeret değil; kontrol edemediği sonuçlar karşısında tevazu öğreten bir inançtır. Yanlışını ‘Allah böyle istedi’ diyerek aklamak, kaderi anlamak değil, kendi tercihini Allah’a yüklemektir.

“En‘âm Suresi 148. ayet, Allah’ın iradesini insanın şirkini, hurafesini veya yanlış tercihlerini meşrulaştırmak için kullanmasını reddeder. İnsan her şeyi kontrol edemez; fakat kendi seçimlerinin ahlaki sorumluluğunu taşır. Kaderin doğru anlamı, sorumluluktan kaçmak değil, görevini yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt