📖 En‘âm Suresi 136. Ayette “Allah’ın Yarattığı Ekinlerden ve Hayvanlardan O’na Bir Pay Ayırdılar ve Kendi Zanlarınca ‘Bu Allah’ın, Bu da Ortaklarımız | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 En‘âm Suresi 136. Ayette “Allah’ın Yarattığı Ekinlerden ve Hayvanlardan O’na Bir Pay Ayırdılar ve Kendi Zanlarınca ‘Bu Allah’ın, Bu da Ortaklarımız

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,589
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 136. Ayette “Allah’ın Yarattığı Ekinlerden ve Hayvanlardan O’na Bir Pay Ayırdılar ve Kendi Zanlarınca ‘Bu Allah’ın, Bu da Ortaklarımızın’ Dediler. Ortakları İçin Ayrılan Allah’a Ulaşmazken, Allah İçin Ayrılan Ortaklarına Ulaşıyordu. Verdikleri Hüküm Ne Kötüdür” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“En‘âm Suresi 136. ayet, insanın Allah’ın verdiği nimetleri bile kendi kurduğu batıl düzenin içine yerleştirebileceğini gösterir. Şirk yalnız bir inanç hatası değil; nimet, mülkiyet ve ibadet anlayışını da bozabilen bir ölçü kaybıdır.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 136. ayet, cahiliye toplumunda görülen belirli bir uygulamayı eleştirir.

İnsanlar:

ekinlerden,

hayvanlardan,

elde ettikleri ürünlerden

bir kısmını Allah’a, bir kısmını ise Allah’a ortak koştukları varlıklara ayırıyorlardı.

İlk bakışta Allah’a da pay veriyor gibi görünüyorlardı.

Fakat sistemin kendisi baştan yanlıştı.

Çünkü bütün nimetlerin gerçek yaratıcısı Allah iken, yaratılmış veya hayalî varlıklara O’nun yanında bağımsız kutsal paylar tanınıyordu.

Dahası, ayet onların bu paylaşımda bile tutarsız ve taraflı davrandıklarını anlatır.

1️⃣ “Allah’ın Yarattığı Ekinlerden ve Hayvanlardan” İfadesi Neden Önemlidir ❓​

Ayet daha ilk cümlede çok güçlü bir çelişkiyi ortaya çıkarır.

Ekinleri kim yarattı?

Allah.

Hayvanları kim yarattı?

Allah.

Yağmuru kim verdi?

Allah.

Toprağı kim var etti?

Allah.

Buna rağmen insanlar Allah’ın yarattığı nimetleri alıp:

“Bunun bir kısmı Allah’ın, bir kısmı başka kutsal varlıkların.”

diye bölüştürüyorlardı.

Ayet tam bu mantıksızlığı hedef alır.

2️⃣ İnsan Allah’ın Verdiği Nimeti Başka Bir Varlığa Nasıl Paylaştırabilir ❓​

Buradaki mesele sıradan bir bağış değildir.

İnsan istediği kişiye malından yardım edebilir.

Sorun, başka varlıklara ilahî veya kutsal ortaklık atfedilmesidir.

Yani:

“Bu pay Allah için, bu pay da O’nun ortağı kabul ettiğimiz varlık için.”

denmesi tevhid açısından yanlıştır.

Çünkü Allah’ın gerçek anlamda ortağı yoktur.

3️⃣ “Kendi Zanlarınca” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade çok önemlidir.

Çünkü uygulamanın vahye dayanmadığını gösterir.

İnsanlar bunu kendileri üretmişlerdir.

Bir dinî sistem kurmuşlar.

Kurallar belirlemişler.

Sonra bunları kutsal gerçeklik gibi yaşamaya başlamışlardır.

Yani:

zan → gelenek → dinî kural

hâline gelmiştir.

Kur’an bu dönüşümü reddeder.

4️⃣ Gelenek Dinî Hüküm Hâline Gelebilir mi ❓​

Bir gelenek vahiy ve sağlam dinî delille uyumluysa yaşatılabilir.

Ama sırf:

atalar yaptı,

toplum böyle biliyor,

yüzyıllardır uygulanıyor

diye bir şey Allah’ın hükmü hâline gelmez.

Ayet insanı şu soruya çağırır:

“Bunu gerçekten Allah mı söyledi, yoksa biz mi Allah adına söylemeye başladık?”

5️⃣ “Bu Allah’ın, Bu da Ortaklarımızın” Sözü Neyi Gösterir ❓​

Şirkin sadece zihinsel bir inanç olmadığını gösterir.

İnsan Allah’a ortak tanıdığında bunun ekonomik ve toplumsal sonuçları da oluşabilir.

Mal bölünür.

Adaklar ayrılır.

Hayvanlar tahsis edilir.

Böylece yanlış inanç, günlük hayatın düzenine dönüşür.

Yani inanç, davranış üretir.

6️⃣ Ayette Geçen “Ortaklar” Kimlerdir ❓​

Bunlar putlar veya ilahî güç atfedilen başka varlıklar olabilir.

Kur’an onları gerçek ilahlar olarak kabul etmez.

“Ortakları” ifadesi, insanların Allah’a ortak olarak tasarladığı varlıkları anlatır.

Yani ortaklık gerçek değil, insanların iddiasıdır.

7️⃣ “Ortaklara Ayrılan Allah’a Ulaşmazdı” Ne Demektir ❓​

Klasik tefsirlerde bu, cahiliye uygulamalarındaki taraflı paylaşım biçimleriyle açıklanır.

Putlara veya onların hizmetine ayrılan pay korunur.

Allah için ayrılan pay ise gerektiğinde başka tarafa aktarılabilirdi.

Yani insanlar kendi koydukları sistem içinde bile Allah’a ayrılan payı ikinci plana atabiliyorlardı.

Bu, inançlarındaki tutarsızlığı açığa çıkarır.

8️⃣ “Allah İçin Ayrılan Ortaklarına Ulaşıyordu” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu, onların batıl sistemlerinde Allah’a ayrılan malın bile putlar lehine kaydırılabildiğini anlatır.

Örneğin Allah’a ayrıldığı söylenen ürün veya hayvanın bir kısmı çeşitli bahanelerle putlara tahsis edilen alana aktarılabiliyordu.

Ama tersi yapılmıyordu.

Bu da kimin gerçekten öncelendiğini gösteriyordu.

9️⃣ Bu Tutarsızlık Neden Önemlidir ❓​

Çünkü insan bazen:

“Allah’a inanıyorum.”

der.

Ama gerçek önceliklerini davranışları gösterir.

Dil başka şey söyleyebilir.

Hayat başka şey söyleyebilir.

Bu ayette insanların Allah’a pay ayırmaları görünürde dindarlık gibi durur.

Ama uygulamanın sonucu, başka varlıkların Allah’ın önüne geçirilmesidir.

🔟 Bu Ayet Riyakârlıkla da İlişkilendirilebilir mi ❓​

Doğrudan ana konusu riyakârlık değildir.

Ama daha geniş bir ahlaki ders çıkarılabilir.

İnsan görünürde Allah’a bir şey ayırabilir.

Fakat asıl bağlılığı:

çıkarına,

geleneğine,

statüsüne

olabilir.

Bu nedenle dinî görüntü ile gerçek öncelik aynı olmayabilir.

1️⃣1️⃣ “Verdikleri Hüküm Ne Kötüdür” Ne Demektir ❓​

Ayet, insanların kendi ürettikleri dinî sınıflandırmayı açıkça mahkûm eder.

Çünkü:

delile dayanmıyor,

tevhidi bozuyor,

nimetin gerçek sahibini yanlış konumlandırıyor.

İnsan kendi zannını Allah’ın hükmü gibi sununca ciddi bir ölçü kaybı oluşur.

1️⃣2️⃣ Bu Ayet Helal-Haram Yetkisiyle Nasıl İlişkilidir ❓​

Surenin önceki ayetlerinde zaten bu konu işlenmişti.

İnsanlar:

helal,

haram,

kutsal,

yasak

kategorilerini kendi arzularıyla belirlememelidir.

  1. ayet bunun somut bir örneğini gösterir.
Yani problem sadece yanlış yemek kuralı değil, Allah adına hüküm üretmektir.

1️⃣3️⃣ Allah’a Adak veya Sadaka Vermek Yanlış mıdır ❓​

Hayır.

Allah rızası için sadaka vermek, kurban kesmek veya hayır yapmak İslam’da meşru ibadetlerdir.

Sorun, Allah ile başka varlıkları aynı kutsal düzlemde paylaşım ortağı hâline getirmektir.

Yani:

İbadet Allah’a yönelir.

Yaratılmışlara yardım ise ibadet nesnesi olarak değil, iyilik amacıyla yapılır.

1️⃣4️⃣ İnsan Bir Nimeti Allah’a “Vermiş” mi Olur ❓​

Gerçekte Allah’ın insanın malına ihtiyacı yoktur.

İnsan sadaka verdiğinde Allah’ı zenginleştirmez.

Zaten malı da hayatı da Allah’ın verdiği nimetlerdir.

İnsan yaptığı hayırla:

şükrünü,

itaatini,

merhametini

ortaya koyar.

Bu, Allah’ın ihtiyacını değil insanın kulluğunu gösterir.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Mülkiyet Anlayışımızı Nasıl Değiştirir ❓​

İnsan:

“Bu tamamen benim.”

diyebilir.

Ama Kur’an’ın bakışında insan mutlak sahip değil, emanetçidir.

Toprak.

Hayvan.

Ürün.

Servet.

Bunların hepsi insana belirli bir süre kullanması için verilmiştir.

Bu bilinç, mülkiyeti sorumsuz kullanım hakkına dönüştürmeyi engeller.

1️⃣6️⃣ En‘âm 135 ve 136 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

  1. ayette:
Herkes kendi yolunda yürüsün, sonuç ortaya çıkacaktır.

denmişti.

  1. ayet ise yanlış yolun somut örneklerinden birini gösterir:
Allah’ın nimetleri üzerinde batıl dinî kurallar üretmek.

Yani teorik sapma, günlük hayatın ekonomik düzenine kadar inebilir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Günümüzde Hurafe Konusunda Ne Öğretir ❓​

Çok net bir ilke verir:

Bir uygulamanın dinî görünmesi, onu otomatik olarak din yapmaz.

“Böyle yaparsan kesin uğursuzluk gider.”

“Şu nesne seni mutlaka korur.”

“Bunu şu kişiye adarsan kesin sonuç alırsın.”

gibi iddialar din adına söyleniyorsa delil gerekir.

Tevhid, görünmeyen güçler konusunda delilsiz kutsallaştırmaya karşı dikkat ister.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓​

Belki de şu:

Allah’a ait olanı Allah’a bırakırken kendi ürettiğin kutsalları araya sokma.

İnsan bugün put heykeline tapmayabilir.

Ama:

para,

kişiler,

markalar,

makamlar,

gelenekler

hayatında sorgulanamaz bir kutsallığa dönüşebilir.

Bunlara doğrudan “şirk” demek her durumda doğru olmaz; fakat ayet insanı neyi mutlaklaştırdığı konusunda sorgulamaya çağırır.

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 136. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓​

En‘âm Suresi 136. ayet insanın çok ince bir çelişkisini ortaya çıkarır:

Nimeti Allah’tan alıp, hayatı başka otoritelerin ölçüsüne göre düzenlemek.

İnsan şöyle diyebilir:

“Allah verdi.”

Ama sonra:

parasını,

zamanını,

enerjisini,

hayatının önceliklerini

başka şeylerin mutlak hükmüne teslim edebilir.

Ayetin tarihî bağlamındaki insanlar ürünlerin bir kısmını Allah’a, bir kısmını putlarına ayırıyordu.

Daha sonra Allah’a ayrılan payın bile putlar lehine kaydırılabilmesi, onların gerçek önceliğini açığa çıkarıyordu.

Bugün bunun birebir aynısını yapmak zorunda değiliz ki ayetin dersini anlayabilelim.

Asıl soru şudur:

Hayatımda söylediğim öncelik ile gerçek önceliğim aynı mı?

“Allah en önemli.”

diyorum.

Ama bütün kararlarımı sadece para mı belirliyor?

“Adalet önemli.”

diyorum.

Ama çıkarım söz konusu olduğunda ölçüm değişiyor mu?

“Şükrediyorum.”

diyorum.

Ama nimeti yalnız kendime ait mutlak bir mülk gibi mi kullanıyorum?

İşte ayet insanın sözleriyle hayatı arasındaki mesafeyi sorgulatır.

Bir başka güçlü mesaj da şudur:

Din adına kural üretme.

Çünkü insan kendi geleneklerini kutsallaştırmaya çok yatkındır.

Bir uygulama yıllarca sürer.

Sonra insanlar onun neden yapıldığını unuturlar.

En sonunda:

“Din böyle emrediyor.”

denmeye başlanır.

Kur’an ise sürekli ölçüyü vahye döndürür.

Allah’ın söylemediğini Allah’a söylettirme.

Allah’ın helal kıldığını kendi zannınla haramlaştırma.

Allah’a ait ibadeti başka varlıklara paylaştırma.

Ve belki En‘âm 136’nın bugün için en güçlü cümlesi şudur:

İnsan bazen Allah’ın verdiği nimeti kullanırken bile Allah’ın ölçüsünü unutabilir. Gerçek tevhid, yalnız “Her şeyi Allah yarattı” demek değil; yaratılmış hiçbir şeyi O’nun yanında kutsal ortak, mutlak otorite veya ibadetin paydaşı hâline getirmemektir.

“En‘âm Suresi 136. ayet, Allah’ın yarattığı nimetler üzerinde insanların kendi zanlarıyla kutsal paylaşımlar ve dinî hükümler üretmesini eleştirir. Gerçek şükür, nimeti yalnız dilde Allah’a nispet etmek değil; onu kullanırken de tevhid, adalet ve ilahî ölçüyü koruyabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt