En‘âm Suresi 123. Ayette “Böylece Her Şehirde Oranın Suçlularını İleri Gelenler Yaptık ki Orada Tuzak Kursunlar. Oysa Onlar Farkında Olmadan Ancak Kendilerine Tuzak Kurarlar” İfadesi Ne Anlama Gelir
En‘âm Suresi 123. ayet, bir önceki ayetteki:“En‘âm Suresi 123. ayet, kötülüğün bazen toplumun en güçlü ve etkili kesimleri tarafından organize edilebildiğini gösterir. Fakat insan başkası için kurduğu tuzağın sonunda kendi ahlakını, vicdanını ve akıbetini de zehirleyebilir.”
Ersan Karavelioğlu
nur ve karanlık
karşılaştırmasının ardından bu kez toplumsal ölçekte kötülüğün nasıl örgütlenebildiğine dikkat çeker.
Burada özellikle:
şehir,
ileri gelenler,
suçlular,
tuzak kurma
temaları öne çıkar.
Ayet çok çarpıcı bir toplumsal gerçekliği gösterir:
Bazen yanlış yalnız bireysel değildir.
Kurumsallaşabilir.
Güç kazanabilir.
Toplumun etkili kesimleri tarafından yayılabilir.
Ama ayetin sonunda çok önemli bir ilke gelir:
Başkalarına tuzak kurduklarını sanarken aslında kendilerine zarar verirler.
“Her Şehirde Suçluları İleri Gelenler Yaptık” Ne Demektir
Bu ifade, toplumların içinde güçlü ve etkili suç odaklarının bulunabileceğini anlatır.Buradaki “ileri gelenler”:
nüfuz sahibi,
söz sahibi,
ekonomik veya toplumsal gücü bulunan
kişiler olabilir.
Ayet, gücün her zaman erdemle birlikte gitmediğini gösterir.
Allah Neden Suçluları İleri Gelenler Yapıyor Gibi Anlatılıyor
Burada Allah’ın kötülüğü sevdiği veya onayladığı anlamı çıkarılmamalıdır.Kur’an’ın genel bağlamında insanlar kendi seçimlerinden sorumludur.
Ayet, toplumsal düzen içinde suçluların güç ve nüfuz sahibi hâle gelmesine izin verilen bir imtihan alanını anlatır.
Yani ilahî izin ile ahlaki onay aynı şey değildir.
“Suçlular” Kimlerdir
Buradaki ifade, sıradan hata yapan insanlardan çok:bilinçli olarak kötülük üreten,
aldatan,
hakikate karşı örgütlenen,
başkalarına zarar veren
kişilere işaret eder.
Tek bir hata, bir insanı otomatik olarak bu kategoriye sokmaz.
Neden Özellikle “Şehir” İfadesi Kullanılıyor
Şehir, insan ilişkilerinin yoğun olduğu bir yapıdır.Burada:
ekonomi,
güç,
iletişim,
siyaset,
sosyal ağlar
bir araya gelir.
Bu nedenle hem iyilik hem kötülük şehirde daha örgütlü ve etkili hâle gelebilir.
“Tuzak Kursunlar” Ne Anlama Gelir
Tuzak, açık saldırıdan farklıdır.Gizli plan içerir.
Aldatma içerir.
Karşı tarafın fark etmediği bir düzenek kurmayı içerir.
Bu nedenle ayet, kötülüğün yalnız kaba güçle değil, strateji ve manipülasyonla da yürüyebileceğini gösterir.
Toplumsal Güç ile Manipülasyon Arasında Nasıl Bir Bağ Olabilir
Güç sahibi biri:bilgiyi kontrol edebilir,
insanları etkileyebilir,
yanlış bir anlatıyı yayabilir,
kendi çıkarını ortak çıkar gibi gösterebilir.
Bu yüzden güç büyük bir sorumluluktur.
Ayet, özellikle gücün ahlaktan koptuğu durumda ortaya çıkabilecek tehlikeye dikkat çeker.
Güçlü Olan Kişi Haklı mı Demektir
Hayır.Ayet tam tersini düşündürür.
Bir insan:
çok güçlü,
çok zengin,
çok etkili
olabilir.
Ama bu onun:
ahlaken doğru,
haklı,
Allah katında üstün
olduğunu göstermez.
Güç, hakikatin kanıtı değildir.
Suçlular Neden İleri Gelenler Arasında Olabilir
Çünkü güç, insanın içinde ne varsa onu büyütebilir.Adil biri güçlenirse daha çok iyilik yapabilir.
Bencil biri güçlenirse daha büyük zarar verebilir.
Bu nedenle güç, karakteri oluşturmaktan çok onu görünür ve etkili hâle getirebilir.
“Tuzak Kurmak” Sadece Fiziksel Plan mıdır
Hayır.Tuzak:
iftira,
manipülasyon,
yanlış bilgi,
insanları birbirine düşürme,
gizli çıkar ilişkileri
şeklinde de olabilir.
Yani ayetin dili çok geniş bir ahlaki alanı kapsayabilir.
“Onlar Ancak Kendilerine Tuzak Kurarlar” Ne Demektir
Bu, ayetin en güçlü ifadelerinden biridir.Bir insan başkasına zarar vermeye çalışırken:
kendi vicdanını,
kendi karakterini,
kendi geleceğini
de bozabilir.
Yani tuzağın ilk kurbanı bazen onu kuran kişinin kendisidir.

Başkasına Zarar Veren Kişi Kendisine Nasıl Zarar Verir
Çünkü kötülük insanın içinde iz bırakır.Bir kişi sürekli:
aldatırsa,
iftira atarsa,
plan kurarsa
zamanla güvenilmez biri hâline gelir.
İnsanlara zarar verirken aynı zamanda kendi karakterini de aşındırır.

Tuzak Her Zaman Dünyada Kurana Geri Döner mi
Her zaman hemen değil.Bazı insanlar uzun süre yaptıklarının dünyevi sonucunu görmeyebilir.
Ama ayetin anlamı daha geniştir.
Kötülüğün:
manevi,
ahlaki,
nihai hesap
boyutu vardır.
Bu nedenle “kendilerine kurarlar” ifadesi sadece anlık dünyevi sonuçla sınırlı değildir.

Bu Ayet “Kötüler Mutlaka Hemen Kaybeder” mi Diyor
Hayır.Kur’an’ın gerçekçi anlatımı böyle değildir.
Bazen zalim veya suçlu kişi uzun süre güçlü kalabilir.
Ama güçte kalmak, yaptığının sonuçsuz olduğu anlamına gelmez.
Ayet daha uzun vadeli ve daha derin bir hesap perspektifi sunar.

En‘âm 122 ve 123 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
- ayette bireyin:
veya
karanlıkta kalan
hâli anlatılmıştı.
- ayette ise karanlığın toplumsal biçimi gösterilir:
Yani bireysel yanlış, toplumsal yapıya dönüşebilir.

Bu Ayet Toplumdaki Elitleri mi Hedef Alıyor
Hayır, bütün ileri gelenleri suçlu ilan etmiyor.Ayet özellikle suçlu olan ileri gelenlerden söz eder.
Güç sahibi olmak tek başına kötü değildir.
Problem:
gücün aldatma,
zulüm,
tuzak
için kullanılmasıdır.

Bu Ayet Liderlere Ne Öğretir
Gücün emanet olduğunu.Bir insan:
makam,
para,
otorite,
etki
sahibi olduğunda başkalarının hayatını ciddi biçimde etkileyebilir.
Bu yüzden liderlik yalnız ayrıcalık değil, ağır bir ahlaki sorumluluktur.

Bu Ayet Topluma Ne Öğretir
Sadece güce bakarak insanları yüceltmemeyi.Bir kişinin:
ünlü,
zengin,
etkili
olması onun güvenilir olduğunu kanıtlamaz.
Toplum, gücü değil ahlakı ve adaleti ölçü almalıdır.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Belki de şu:Kötülüğün örgütlü olması, onun güçlü olduğu anlamına gelir; ama doğru olduğu anlamına gelmez.
Bir yanlış:
kurumsallaşabilir,
profesyonelleşebilir,
çok kişi tarafından savunulabilir.
Ama yine de yanlış olabilir.

En‘âm Suresi 123. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
En‘âm Suresi 123. ayet, toplumdaki güç ilişkilerine çok derin bir bakış sunar.İnsan bazen şöyle düşünür:
“Güçlü olan kazanıyor.”
Ayet ise bu düşünceyi sorgular.
Çünkü bir insan dışarıdan kazanıyor gibi görünürken içeriden kaybediyor olabilir.
Para kazanabilir.
Nüfuz kazanabilir.
İnsanları susturabilir.
Rakiplerini zayıflatabilir.
Ama bütün bunları:
aldatma,
iftira,
tuzak,
haksızlık
üzerinden yapıyorsa, aslında kendi ahlaki varlığını da çökertiyor olabilir.
Bu çok önemli bir noktadır.
Kötülük sadece mağdura zarar vermez.
Kötülüğü yapanı da dönüştürür.
Bir insan ilk kez yalan söylediğinde rahatsız olabilir.
Sonra yalan planlı hâle gelir.
Sonra stratejiye dönüşür.
Sonunda kişi yalanı normal bir araç gibi kullanmaya başlar.
İşte bu noktada tuzak artık sadece dışarıya kurulmamıştır.
İnsanın kendi içine de kurulmuştur.
Ayet ayrıca bize toplumsal bir uyanıklık öğretir.
Güçlü olanı otomatik olarak doğru sanma.
İleri geleni otomatik olarak erdemli sanma.
Başarıyı otomatik olarak Allah’ın onayı sanma.
Çünkü tarih boyunca:
güçlü ama adaletsiz,
zengin ama zalim,
etkili ama manipülatif
insanlar olmuştur.
Bu yüzden toplumun asıl sorusu:
“Kim daha güçlü?”
değil,
“Kim daha adil?”
olmalıdır.
Ve belki En‘âm 123’ün bugün için en güçlü cümlesi şudur:
İnsan başkası için kurduğu tuzağın ilk iplerini aslında kendi karakterine bağlar; kötülük karşı tarafı yaralamadan önce çoğu zaman yapan kişinin vicdanını, dürüstlüğünü ve insanlığını aşındırmaya başlar.
“En‘âm Suresi 123. ayet, kötülüğün güç ve nüfuzla birleştiğinde toplumsal bir mekanizmaya dönüşebileceğini, fakat hiçbir tuzağın kuranı ahlaki sonuçlardan kurtarmadığını öğretir. Güç haklılığın ölçüsü değildir; gerçek üstünlük, gücü adalet ve iyilik için kullanabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu