Emmanuel Levinas'a Göre Sorumluluk Nedir
Öteki, Yüz, Vicdan Ve İnsan Olmanın Ahlaki Yükü Nasıl Açıklanır
“Sorumluluk, insanın omzuna sonradan yüklenen bir görev değil; başkasının yüzüyle karşılaştığında vicdanında zaten başlamış olan sessiz bir çağrıdır.”
— Ersan Karavelioğlu
Emmanuel Levinas'a göre sorumluluk, modern ahlak anlayışının çoğu zaman düşündüğü gibi yalnızca kişinin özgür iradesiyle seçtiği, kabul ettiği veya sözleşmeyle üstlendiği bir görev değildir. Levinas için sorumluluk, Öteki'nin yüzü karşısında insanın içine düşen en eski, en derin ve en kaçınılmaz etik çağrıdır.
Bu sorumluluk, “Ben istersem yardım ederim”, “Ben uygun görürsem ilgilenirim”, “Ben karar verirsem ahlaki davranırım” şeklinde başlamaz. Levinas'a göre ben, daha karar vermeden önce bile başkasının kırılganlığı, acısı, yoksunluğu, yüzü, sessizliği ve varlığı tarafından çağrılmışımdır.
Bu yüzden Levinas'ın sorumluluk anlayışı çok sarsıcıdır. Çünkü modern insan çoğu zaman önce kendi özgürlüğünü, kendi hakkını, kendi çıkarını, kendi güvenliğini ve kendi rahatını merkeze alır. Levinas ise bu merkeze başkasının yüzünü yerleştirir ve şunu söyler:
İnsan olmak, yalnızca kendi hayatını taşımak değil; başkasının varlığı karşısında cevapsız kalamamaktır.
Levinas'a Göre Sorumluluk Nedir
Levinas'a göre sorumluluk, başkasının yüzü karşısında insanın etik olarak çağrılmasıdır. Bu sorumluluk, yalnızca hukuki ya da toplumsal bir görev değildir. Daha derinde, insanın insan olma biçimidir.
Bir insanın yüzü bana göründüğünde, o yüz yalnızca bir görüntü değildir. O yüz bana şunu söyler:
Beni yok sayma.
Beni incitme.
Beni nesneye indirgeme.
Bana zarar verme.
Ben de kırılgan bir insanım.
Sorumluluk, yalnızca büyük fedakarlıklarda ortaya çıkmaz. Bazen bir insanın acısını küçümsememekte, bir yabancıyı sadece tehdit gibi görmemekte, bir yoksulu görünmez kılmamakta, bir çocuğun korkusunu ciddiye almakta, bir yaşlının yavaşlığına sabır göstermekte başlar.
Levinas için sorumluluk, insanın kendi benliğinin dışına açılan ilk etik kapıdır.
Sorumluluk Neden Özgürlükten Önce Gelir
Modern düşünce çoğu zaman insanı önce özgür birey olarak düşünür. Buna göre kişi önce özgürdür; sonra isterse ahlaki davranır, isterse sorumluluk alır, isterse yardım eder. Levinas ise bu sıralamayı tersine çevirir.
Ona göre sorumluluk, özgürlükten önce gelir.
Bu şu anlama gelir: Ben başkasının yüzüyle karşılaştığımda, onun çağrısı beni zaten yakalamıştır. Ben daha “yardım etmeli miyim
Özgürlük, sınırsızca kendi istediğini yapmak değildir. Gerçek özgürlük, başkasının yüzü karşısında kendini sınırlayabilen, kendi gücünü başkasına zarar vermeyecek şekilde kullanabilen özgürlüktür.
Öteki Bana Nasıl Sorumluluk Yükler
Levinas'a göre Öteki, bana yalnızca bilgi veren biri değildir. Öteki, bana etik olarak seslenen kişidir. Onun yüzü, varlığı ve kırılganlığı beni sorumluluk alanına çağırır.
Bir aç insan gördüğümde, bu yalnızca biyolojik bir durum değildir.
Bir korkmuş çocuk gördüğümde, bu yalnızca psikolojik bir veri değildir.
Bir yalnız yaşlı gördüğümde, bu yalnızca sosyal bir gerçeklik değildir.
Bir göçmenin yüzündeki kaygı, yalnızca politik bir mesele değildir.
Sen ne yapacaksın
Bu soru, Levinas'ın sorumluluk felsefesinin kalbidir. İnsan, başkasının acısını gördüğünde tamamen tarafsız kalamaz. Kalsa bile, bu kayıtsızlık artık masum değildir.
Levinas'a göre Öteki'nin bana yüklediği sorumluluk, benim onu sevip sevmememe, tanıyıp tanımamama veya ondan fayda görüp görmememe bağlı değildir. Çünkü etik çağrı, çıkar hesabından önce gelir.
Yüz Sorumluluğu Nasıl Başlatır
Levinas'ın felsefesinde yüz, sorumluluğun başladığı yerdir. Fakat yüz, yalnızca fiziksel görünüş değildir. Yüz, Öteki'nin bana savunmasız, çıplak ve etik biçimde görünmesidir.
Yüz bana konuşmadan konuşur.
Yüz bana emir vermeden emir verir.
Yüz bana yasa yazmadan sınır koyar.
Yüz bana başkasının kırılganlığını duyurur.
Beni öldürme.
Bu yalnızca fiziksel öldürme anlamına gelmez. Bir insanı yok saymak, aşağılamak, nesneleştirmek, tek bir kategoriye hapsetmek, acısını önemsizleştirmek, sesini susturmak da yüzün çağrısını ihlal etmektir.
Levinas için sorumluluk, başkasının yüzünü gerçekten gördüğümüz anda başlar. Çünkü yüz bize karşımızdakinin yalnızca bir rol, bir kimlik, bir veri, bir araç veya bir problem olmadığını hatırlatır.
Sorumluluk Neden Ben Merkezli Yaşamı Sarsar
İnsan çoğu zaman kendi hayatının merkezinde yaşar. Kendi acısı daha ağır, kendi planı daha önemli, kendi ihtiyacı daha acil, kendi güvenliği daha öncelikli görünür. Levinas'ın sorumluluk anlayışı bu ben merkezli düzeni derinden sarsar.
Çünkü başkasının yüzü bana şunu söyler:
Dünya yalnızca senin etrafında dönmüyor.
Senin özgürlüğün başkasının kırılganlığını ezemez.
Senin rahatın başkasının görünmezliği üzerine kurulamaz.
Senin çıkarın başkasının insanlığını silemez.
Fakat Levinas'a göre insanlık da tam burada başlar. İnsan, yalnızca kendi varlığını koruduğu için değil; başkasının varlığına zarar vermemeyi ve onun çağrısını duymayı öğrendiği için insan olur.
Sorumluluk, benliği yok etmez. Benliği daha derin, daha ahlaki ve daha insani hale getirir.
Sorumluluk Neden Sözleşmeden Daha Eskidir
Modern toplumda sorumluluk çoğu zaman sözleşmelerle, kurallarla, yasalarla ve karşılıklı anlaşmalarla düşünülür. Elbette bunlar önemlidir. Fakat Levinas'a göre etik sorumluluk, bunlardan daha eskidir.
Bir insanın yüzüyle karşılaşmak için sözleşme imzalamaya gerek yoktur.
Bir çocuğun korkusunu ciddiye almak için yasa maddesi beklemeye gerek yoktur.
Bir yaralının acısını görmek için resmi görevli olmaya gerek yoktur.
Bir yoksulun yüzünü fark etmek için sosyal protokol gerekmez.
Levinas'ın sorumluluk anlayışı burada çok derindir. Ona göre insan, başkasına karşı yalnızca kanun emrettiği için sorumlu değildir. Daha temel düzeyde, başkasının yüzü beni zaten sorumlu kılmıştır.
Bu yüzden etik sorumluluk, sözleşmeden önce gelen bir insanlık borcudur.
Sorumluluk Neden Asimetriktir
Levinas'a göre sorumluluk başlangıçta asimetriktir. Yani “o bana ne kadar iyi davranırsa ben de ona o kadar iyi davranırım” mantığıyla başlamaz. Gerçek etik, yalnızca karşılıklılık hesabı değildir.
Bu çok zor bir düşüncedir. Çünkü insan doğal olarak karşılık bekler:
Ben ona yardım ettim, o da bana yardım etmeli.
Ben saygı gösterdim, o da göstermeli.
Ben fedakarlık yaptım, o da yapmalı.
Levinas ise daha derin bir şey söyler: Başkasının yüzü beni, karşılık hesabından önce çağırır.
Sorumluluk, pazarlıkla başlamaz.
Sorumluluk, yüzün çağrısıyla başlar.
Sorumluluk Neden Ağır Bir Yüktür
Levinas'ın sorumluluk anlayışı hafif değildir. Hatta oldukça ağırdır. Çünkü başkasının yüzü beni çağırdığında, kendi rahatımı, kendi planlarımı ve kendi merkezimi sorgulamak zorunda kalırım.
Sorumluluk bazen zaman ister.
Bazen sabır ister.
Bazen feragat ister.
Bazen konforu bozar.
Bazen suçsuz görünme isteğini sarsar.
Bazen “bu benim meselem değil” deme kolaylığını elimizden alır.
Fakat bu ağırlık insanı yalnızca ezmez; aynı zamanda derinleştirir. Çünkü hiçbir sorumluluk duymadan yaşamak, insanı rahat gösterebilir ama ahlaki olarak yoksullaştırabilir.
Sorumluluk, insanın kendi varlığından taşarak başkasına doğru açılmasıdır. Bu açılış kolay değildir; fakat insanlığın en gerçek sınavlarından biridir.
Sorumluluk Ve Vicdan Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Levinas'ın düşüncesinde sorumluluk, vicdanla derinden ilişkilidir. Vicdan, yalnızca içimizdeki suçluluk duygusu değildir. Daha derinde, başkasının yüzü karşısında içimizde uyanan etik duyarlılıktır.
Birinin acısını görüp içimizin sızlaması,
bir haksızlık karşısında rahatsız olmamız,
bir insanı kırdığımızda huzursuzluk duymamız,
bir yoksulluğu görüp tamamen kayıtsız kalamamamız,
bir çocuğun korkusunda kendi insanlığımızı hissetmemiz
vicdanın işaretleridir.
Levinas'a göre vicdan, benliğin kendi kendine yetmediğini gösterir. Çünkü vicdan, beni yalnızca kendi çıkarlarıma göre davranmaktan alıkoyar. Bana başkasının varlığını hatırlatır.
Vicdan, sorumluluğun içimizdeki sessiz dilidir.

Sorumluluk Ve Suçluluk Arasında Nasıl Bir Fark Vardır
Sorumluluk ile suçluluk birbirine benzeyebilir ama aynı şey değildir. Suçluluk, çoğu zaman yapılan bir hatanın ardından hissedilen duygudur. Sorumluluk ise hata yapmadan önce de var olan etik çağrıdır.
Suçluluk, geçmişte yapılan bir eyleme bakar.
Sorumluluk, başkasının yüzü karşısında şimdi başlar.
Suçluluk, “ne yaptım
Sorumluluk, “ne yapmalıyım
Bir insanın acısına kayıtsız kalmak, henüz doğrudan suç gibi görünmeyebilir. Fakat Levinasçı açıdan orada bir sorumluluk çağrısı zaten vardır.
Bu yüzden sorumluluk, insanı sürekli suçlu hissettirmek için değil; insanı başkasının çağrısına karşı daha uyanık kılmak için önemlidir.

Sorumluluk Ve Adalet Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Levinas'ta sorumluluk yüz yüze ilişkide başlar. Fakat dünyada yalnızca bir Öteki yoktur. Başka insanlar da vardır. Başka yüzler, başka haklar, başka ihtiyaçlar ve başka acılar vardır. İşte burada adalet devreye girer.
Bir kişiye karşı sorumluyum.
Ama başka kişilere karşı da sorumluyum.
Birinin acısını duymalıyım.
Ama diğerlerinin hakkını da unutmamalıyım.
Levinas için adalet, sorumluluğu iptal etmez; onu genişletir. Etik duyarlılık olmadan adalet soğuk bir mekanizmaya dönüşebilir. Fakat adalet olmadan sorumluluk da ölçüsüz ve dengesiz kalabilir.
Yüzü görmeden adalet kurulmaz.
Adaleti düşünmeden sorumluluk toplumsallaşmaz.

Sorumluluk Ve Hukuk Nasıl İlişkilidir
Hukuk, toplumda hakları, sorumlulukları ve düzeni belirler. Levinas hukuku gereksiz görmez. Fakat hukukun etik duyarlılıktan kopması durumunda insanı dosyaya, kurala ve işleme indirgeme tehlikesi taşıdığını hatırlatır.
Bir mahkeme dosyasının arkasında yüz vardır.
Bir sosyal yardım başvurusunun arkasında ihtiyaç vardır.
Bir hastane kaydının arkasında korku vardır.
Bir göçmen evrakının arkasında belirsizlik vardır.
Bir okul dosyasının arkasında çocuk vardır.
Levinasçı sorumluluk hukuka şunu sorar:
Kuralı uygularken insanı hâlâ görüyor musun
Bu soru çok önemlidir. Çünkü hukuk yalnızca metinlerden ibaret değildir. Hukukun ahlaki ruhu, yüzü kaybetmediği yerde canlı kalır.

Sorumluluk Ve Şiddet Arasındaki İlişki Nedir
Şiddet, Levinas'a göre başkasının yüzünü kaybettiğimiz yerde başlar. Sorumluluk ise yüzü yeniden görmenin yoludur. Bir insanı yüz olarak gördüğümüzde, ona zarar verme gücümüz sınırlandırılır.
Şiddet şunu yapar:
İnsanı nesneleştirir.
Yüzü siler.
Acıyı önemsizleştirir.
Öteki'ni düşman yapar.
Başkasını kategoriye hapseder.
Sorumluluk bağını koparır.
Yüzü geri getirir.
Acıyı duyurur.
Öteki'ni insan olarak gösterir.
Kendi gücümü etik olarak sınırlar.
Levinas için sorumluluk, şiddete karşı en temel ahlaki engeldir. Çünkü başkasını gerçekten yüz olarak gördüğümde, ona zarar vermek artık yalnızca eylem değil, insanlığın ihlali haline gelir.

Sorumluluk Ve Misafirperverlik Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Levinas'ın düşüncesinde sorumluluk, misafirperverlikle de ilişkilidir. Çünkü Öteki, benim dünyama gelen ve bana kendimden çıkmayı öğreten kişidir. Misafirperverlik yalnızca eve gelen birine ikramda bulunmak değildir; başkasına kendi dünyamda yer açabilmektir.
Yabancıyı sadece tehdit olarak görmemek.
Başkasına alan açmak.
Öteki'nin başkalığını yok etmeden onu kabul etmek.
Dünyayı yalnızca kendi mülküm gibi yaşamamak.
Başkasının varlığına karşı açık olmak.
Sorumluluk, kapalı benliği açar. Misafirperverlik ise bu açıklığın somut biçimlerinden biridir.

Sorumluluk Ve Sevgi Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır
Sevgi çoğu zaman duygu olarak düşünülür. Fakat Levinas'ın sorumluluk anlayışı, sevgiyi daha derin bir etik alana taşır. Çünkü gerçek sevgi, başkasını yalnızca kendi arzumuzun nesnesi yapmak değildir. Gerçek sevgi, başkasının başkalığını ve kırılganlığını koruyabilmektir.
Sevgi bazen “sana zarar vermemek istiyorum”dur.
Bazen “seni kendime hapsetmeyeceğim”dir.
Bazen “senin yüzünü kendi beklentilerimle silmeyeceğim”dir.
Bazen “başkalığını yok etmeden yanında duracağım”dır.
Levinasçı sorumluluk, sevgiyi sahiplenme arzusundan arındırır. Çünkü sevgi, başkasını tükettiğinde etik olmaktan çıkar.
Çünkü sevdiğini gerçekten yüz olarak gören insan, onun varlığını kendi arzularından daha büyük kabul eder.

Dijital Çağda Sorumluluk Nasıl Değişir
Dijital çağda insanlar birbirine ekranlar aracılığıyla ulaşır. Bu çağda yüzler çoğalır; fakat sorumluluk her zaman aynı ölçüde artmaz. Çünkü insan, ekran arkasındaki kişiyi kolayca profil, yorum, avatar, takipçi, görüş veya etiket olarak görebilir.
Yorum yazarken.
Birini eleştirirken.
Bir görüntüyü paylaşırken.
Bir acıyı tüketirken.
Birini linç ederken.
Bir görüşe karşı çıkarken.
Bir insanı tek cümleyle yargılarken.
Levinas bugün bize şunu hatırlatırdı:
Ekranın arkasında da yüz var.
Çünkü dijital mesafe, etik sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Sadece onu daha kolay unutturabilir.

Levinas'ın Sorumluluk Anlayışına Yöneltilen Eleştiriler Nelerdir
Levinas'ın sorumluluk anlayışı çok güçlü olduğu kadar tartışmalıdır. Bazı düşünürler onun sorumluluğu çok ağır, sınırsız ve pratik hayatta uygulanması zor bir biçimde düşündüğünü söyler.
Eleştiriler şu noktalarda yoğunlaşır:
Benliğin kendi sınırı ne olacak
İnsan herkes için sonsuz sorumluluk taşıyabilir mi
Zarar veren Öteki karşısında nasıl davranılmalı
Sorumluluk ile kendini koruma arasındaki denge nasıl kurulmalı
Bu etik anlayış politik ve hukuki hayatta nasıl uygulanmalı
Fakat Levinas'ın amacı kolay bir ahlak reçetesi sunmak değildir. O, insanı şu temel soruyla yüzleştirir:
Başkasının yüzü karşısında gerçekten kayıtsız kalabilir miyim
Bu soru, onun felsefesinin kalıcı gücüdür.

Levinasçı Sorumluluk Modern İnsana Ne Öğretir
Levinasçı sorumluluk modern insana çok güçlü bir ders verir: Başkasının varlığı, senin konforunun dışında kalan önemsiz bir ayrıntı değildir.
Modern insan hızlı yaşar. İnsanları kolayca sınıflandırır, tüketir, yargılar, unutur ve ekrandan kaydırır. Levinas ise bu hıza karşı etik bir yavaşlama önerir.
Bu düşünce modern insana şunu sorar:
Kime karşı kayıtsızım
Kimin yüzünü görmezden geliyorum
Hangi acıyı istatistik gibi okuyorum
Hangi insanı yalnızca kategori olarak görüyorum
Özgürlüğüm başkasının kırılganlığını ezmeden yaşayabiliyor mu
Vicdanım, başkasının çağrısını hâlâ duyabiliyor mu
Çünkü insan, yalnızca kendini kurtardığında değil; başkasını tamamen unutmadan yaşadığında da insan olur.

Son Söz
Sorumluluk, Başkasının Yüzünde Başlayan Vicdan Yolculuğudur
Emmanuel Levinas'a göre sorumluluk, insanın özgürce seçtiği basit bir ahlaki görev değil; başkasının yüzü karşısında zaten başlamış olan derin bir etik çağrıdır. Bu çağrı, insanı kendi merkezinden çıkarır ve ona dünyada yalnızca kendisi için yaşamadığını hatırlatır.
Levinas'ın sorumluluk anlayışı zordur; çünkü insanın rahatını bozar. “Bu benim meselem değil” deme kolaylığını sarsar. Başkasının acısını, kırılganlığını, yoksulluğunu, korkusunu ve sessizliğini yalnızca dışarıdaki bir olay gibi görmemize izin vermez. Öteki'nin yüzü, bana kelimesiz bir şekilde seslenir ve beni cevap vermeye çağırır.
Bu sorumluluk, hukuktan, sözleşmeden ve toplumsal rolden daha eski bir insanlık bağıdır. Hukuk onu düzenleyebilir, adalet onu çoğul yüzler arasında dengeleyebilir, kurumlar onu taşıyabilir; fakat sorumluluğun ilk kıvılcımı başkasının yüzünde yanar.
Modern çağda insanın en büyük tehlikelerinden biri, başkasını hızla etikete, profile, sayıya, dosyaya, görüşe, düşmana veya veriye dönüştürmesidir. Levinas'ın sorumluluk felsefesi, bu yüzsüzleşmeye karşı güçlü bir vicdan çağrısıdır.
Belki de insan olmanın en derin anlamı şudur: Başkasının yüzü karşısında gücümüzü sınırlamak, kayıtsızlığımızı aşmak ve kendi hayatımızın içine başkasının kırılgan varlığına yer açabilmek.
“Sorumluluk, insanın kendi benliğinden taşarak başkasının yüzünde kendisine emanet edilen sessiz hayatı duymasıdır.”
— Ersan Karavelioğlu