📖 Bakara Suresi 65. Ayette “İçinizden Cumartesi Günü Haddi Aşanları Elbette Bildiniz; Biz de Onlara ‘Aşağılık Maymunlar Olun’ Dedik” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,732
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 65. Ayette “İçinizden Cumartesi Günü Haddi Aşanları Elbette Bildiniz; Biz de Onlara ‘Aşağılık Maymunlar Olun’ Dedik” İfadesi Ne Anlama Gelir Ve Sebt Yasağını Çiğnemek, Cumartesi Gününün Yahudi Geleneğindeki Yeri, İlahi Sınırları Hileyle Aşmak, “Maymunlar Olun” İfadesinin Gerçek Bir Fiziksel Dönüşüm Mü Yoksa Ahlaki Bir Aşağılanma Mı Olduğu Konusundaki Tefsirler, Hukukun Lafzına Uyup Ruhunu Çiğnemek, Dini Hile Ve Bu Ağır Kıssanın Yahudilere Yönelik Aşağılayıcı Bir Genellemeye Dönüştürülmemesi Gerektiği Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“İnsan bazen yasağı açıkça çiğnemek yerine onun etrafında ustaca dolaşarak vicdanını rahatlatmaya çalışır. Bakara 65’in en sert uyarılarından biri belki de budur: Bir hükmün kelimelerini kandırabilirsin, fakat onun ahlaki amacını kandırdığını sanman kendi kendini aldatmak olabilir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 65. Ayet Ne Söyler ❓


Bakara Suresi'nin altmış beşinci ayetinde anlam olarak şöyle buyrulur:


“İçinizden cumartesi günü haddi aşanları elbette bildiniz. Biz de onlara, ‘Aşağılık maymunlar olun.’ dedik.”


Bu ayet kısa fakat son derece serttir.


Burada:


Sebt günü,


ilahi sınırı aşmak,


ceza,


dönüşüm



gündeme gelir.


Fakat olayın ayrıntıları Bakara 65'in kendi içinde anlatılmaz.


Kur’an'ın başka bir bölümünde, özellikle A‘râf Suresi 163–166. ayetlerde, deniz kıyısında yaşayan bir topluluğun cumartesi yasağıyla sınanması ve balıkların özellikle o gün görünür hâle gelmesi üzerinden daha ayrıntılı bir anlatı bulunur.


Bu nedenle Bakara 65'i tek başına değil, Kur’an'ın ilgili anlatılarıyla birlikte okumak daha sağlıklıdır.


2️⃣ Sebt Günü Nedir ❓


“Sebt”, Yahudi geleneğindeki Şabat/Cumartesi dinlenme günü ile ilişkilidir.


Yahudi dini geleneğinde bu gün:


çalışmanın bırakılması,


ibadete ve kutsal zamana yönelme,


Tanrı ile ahdin hatırlanması


açısından özel bir yere sahiptir.


Kur’an'daki kıssada ise belirli bir topluluk için bu günle ilgili özel bir yasak bulunduğu görülür.


Dolayısıyla Sebt sadece haftanın sıradan bir günü değildir.


Ahde sadakatin sınandığı kutsal bir zaman dilimidir.


3️⃣ Cumartesi Yasağını Nasıl Çiğnediler ❓


Bakara 65 bu ayrıntıyı vermez.


A‘râf Suresi'nin ilgili kıssasında ise deniz kıyısındaki topluluğun balıklarla sınandığı anlatılır.


Balıklar Sebt günü görünür biçimde gelirken diğer günlerde aynı şekilde gelmez.


Klasik tefsir rivayetlerinde bazı kişilerin yasağı doğrudan çiğnemek yerine çeşitli hilelerle balıkları cumartesi günü tuzağa düşürüp başka gün topladıkları anlatılır.


Ancak bu teknik ayrıntıların tümü Kur’an'ın açık lafzında yer almaz.


Kesin olan temel nokta şudur:


İlahi sınırın ruhunu ihlal eden bilinçli bir davranış vardır.


4️⃣ Buradaki Asıl Günah Balık Tutmak Mıdır ❓


Mesele yalnız balığın kendisi değildir.


Başka bir gün balık tutmak yasak olmayabilir.


Sorun:


belirli bir ilahi sınırın bilerek aşılmasıdır.


Bu çok önemli bir farktır.


Aynı davranış farklı bağlamlarda farklı anlam kazanabilir.


Bir gün serbest olan şey, özel bir ahit kapsamında başka gün yasak olabilir.


Dolayısıyla kıssanın merkezinde:


balık,


ticaret


veya yiyecekten çok itaat ve ahde sadakat vardır.


5️⃣ İlahi Bir Yasağı Hileyle Aşmak Ne Demektir ❓


İnsan bazen yasağı doğrudan çiğnemek istemez.


Çünkü kendisini hâlâ:


“Kurala bağlı biri”


olarak görmek ister.


Bunun yerine kuralın etrafından dolaşır.


Örneğin şöyle düşünür:


“Ben cumartesi balığı almadım; yalnız tuzağı hazırladım.”


Böylece davranışın biçimini değiştirir.


Ama amacını korur.


İşte hukuki veya dini hile tam burada ortaya çıkar:


Lafza uyuyormuş gibi görünürken hükmün amacını boşa çıkarmak.


6️⃣ Hukukun Lafzına Uymak Her Zaman Ahlaken Yeterli Midir ❓


Hayır.


Bir davranış teknik olarak bir kuralın açık kelimelerine aykırı görünmeyebilir.


Ama yine de kuralın ruhunu ihlal edebilir.


Örneğin bir şirket vergi yasasının boşluklarını kullanarak tamamen yasal görünen ama açıkça adaletsiz sonuçlar üretebilir.


Bir kişi sözleşmede yazan minimum yükümlülüğü yerine getirip karşı tarafı bilinçli biçimde mağdur edebilir.


Bir insan verdiği sözü kelime oyunuyla bozabilir.


Bu nedenle ahlakın sorusu yalnız:


“Kuralı teknik olarak çiğnedin mi?”


değildir.


Daha derin soru şudur:


“Kuralın korumaya çalıştığı değeri yok ettin mi?”


7️⃣ Dini Hile Neden Bu Kadar Tehlikelidir ❓


Çünkü açık günah en azından açık olabilir.


İnsan:


“Yanlış yaptım.”


diyebilir.


Ama dini hile insanın yanlışını doğru gibi göstermesine izin verir.


Bu durumda vicdanın alarm sistemi zayıflar.


Kişi:


“Ben yasağı çiğnemedim.”


der.


Ama aslında bütün davranışını yasağın maksadını etkisizleştirmek için kurmuştur.


Bu, kendi kendini aldatmanın daha sofistike bir biçimidir.


İnsan hukuku kandırdığını sanabilir.


Ama sonunda belki en çok kendi ahlaki duyarlılığını kandırmış olur.


8️⃣ “Haddi Aşanlar” İfadesi Neden Önemlidir ❓


Ayet:


“Bütün İsrailoğulları böyleydi.”


demez.


“İçinizden cumartesi günü haddi aşanları...”


der.


Bu ifade sorumluluğu belirli davranışı yapanlara yöneltir.


Bu çok önemlidir.


Kur’an'ın tarihsel bir Yahudi topluluğu içindeki belirli kişileri eleştirmesini:


bütün Yahudilere,


bütün dönemlere,


bugünkü Yahudi bireylere


genellemek yanlış olur.


Ayetin kendisi bile topluluk içinde davranış ayrımı yapar.


Eleştirinin hedefi etnik kimlik değil, sınırı aşan eylemdir.


9️⃣ “Aşağılık Maymunlar Olun” İfadesi Nasıl Anlaşılmıştır ❓


Bu ifade tefsir tarihinde farklı şekillerde yorumlanmıştır.


Klasik tefsir geleneğinin yaygın ve baskın görüşü, burada gerçek bir fiziksel dönüşümün gerçekleştiğidir.


Yani ilahi ceza sonucunda bu kişiler maymun biçimine dönüştürülmüştür.


Bazı daha sonraki ve özellikle modern yorumlarda ise bunun:


ahlaki çöküş,


karakterin bozulması,


aşağılanma


anlamında mecazi bir ifade olabileceği ileri sürülmüştür.


Ancak bu ikinci yaklaşımı klasik geleneğin baskın görüşüymüş gibi sunmak doğru olmaz.


🔟 Fiziksel Dönüşüm Gerçekleştiyse Bu Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


Kur’an perspektifinden olay mucizevi bir ilahi ceza olarak kabul edilirse bunun sıradan biyolojik süreçle açıklanması gerekmez.


Bu:


evrimsel dönüşüm,


kalıtsal biyolojik değişim,


doğal tür dönüşümü


gibi bilimsel süreçlerle aynı kategori değildir.


Mucize iddiası, olağan doğa düzeninin dışında özel bir ilahi müdahale iddiasıdır.


Dolayısıyla ayeti Darwinci evrim veya modern biyolojiyle doğrudan ilişkilendirmek yanlış olur.


Kur’an ayrıca bu dönüşümün biyolojik mekanizmasını açıklamaz.


1️⃣1️⃣ Bu Ayet İnsanların Maymunlardan Geldiğini mi Söylüyor ❓


Hayır.


Bakara 65'in insan evrimi teorisiyle doğrudan ilgisi yoktur.


Ayet belirli bir tarihsel topluluğun belirli bir suçu sonucunda özel bir cezadan söz eder.


Modern biyolojide insan ile diğer primatların ortak ataları hakkında yapılan açıklamalar tamamen farklı bir bilimsel tartışmadır.


“Bazı insanlar maymuna çevrildi.”


ile:


“İnsan ve diğer primatlar ortak evrimsel geçmiş paylaşır.”


aynı iddia değildir.


Bu nedenle ayeti bilimsel evrim tartışmasının kanıtı veya reddiyesi gibi kullanmak metodolojik olarak sorunludur.


1️⃣2️⃣ “Aşağılık” Kelimesi Maymunları Aşağılayan Bir İfade Midir ❓


Buradaki aşağılanma hayvan türünün ahlaki değerine yönelik değildir.


Hayvanlar dini anlamda günahkâr değildir.


Maymun “ahlaksız bir canlı” olarak suçlanmaz.


Ayetin ağır dili cezaya uğrayan insanlara yöneliktir.


Dolayısıyla buradan:


“Maymun kötü veya değersiz bir hayvandır.”


sonucu çıkmaz.


Hayvanın biyolojik varlığı ile insanların yaşadığı ahlaki ceza anlatısını birbirine karıştırmamak gerekir.


1️⃣3️⃣ Bu Ayet Yahudilere “Maymun” Demek İçin Kullanılabilir Mi ❓


Kesinlikle böyle bir genelleme ayetin bağlamını bozar.


Ayet:


belirli bir tarihsel olay,


belirli bir topluluk içindeki belirli sınır aşan kişiler


hakkındadır.


Bugünkü Yahudilere:


“Maymunlar”


demek veya bu ayeti etnik ya da dini hakaret amacıyla kullanmak hem ahlaken aşağılayıcıdır hem de ayetin kendi belirlediği tarihsel sınırı aşar.


Kur’an'da başka yerlerde Yahudiler arasında:


dürüst,


ibadet eden,


salih davranan


kişilerin bulunduğuna dair ifadeler de vardır.


Dolayısıyla Kur’an'ın farklı topluluklara ilişkin değerlendirmeleri tek bir hakarete indirgenemez.


1️⃣4️⃣ Neden Böyle Sert Bir Ceza Verildiği Sorulabilir Mi ❓


Elbette.


Ayetin ahlaki ve teolojik zorluğu görmezden gelinmemelidir.


İnsan doğal olarak:


“Neden böyle olağanüstü ve ağır bir ceza?”


diye sorabilir.


Klasik yorumlar suçu:


bilinçli isyan,


ilahi ahitle alay,


sınırı sistematik biçimde aşma


gibi unsurlarla açıklar.


Yani anlatı sıradan bir hata değil, kasıtlı ve toplumsal hâle gelen bir başkaldırı olarak görülür.


Fakat yine de modern okuyucu açısından cezanın sertliği zorlayıcı olabilir.


Bu soruyu sormak imansızlık değil, metni ciddiye almaktır.


1️⃣5️⃣ Küçük Bir Hile Nasıl Büyük Bir Ahlaki Soruna Dönüşebilir ❓


Çünkü küçük görünen hile aslında zihniyet göstergesi olabilir.


İnsan bir kez:


“Kuralın açık boşluğunu buldum.”


deyip ahlaki amacı yok sayarsa bunu başka alanlara da taşıyabilir.


Sonra şöyle yaşamaya başlar:


Yalan söylemiyorum, sadece eksik söylüyorum.


Sözümü bozmadım, sadece teknik bir ayrıntı kullandım.


Hakkını yemedim, sistem izin verdi.


Kimseyi kandırmadım, sözleşmede yazıyordu.


Böylece insanın bütün ahlakı hukuki minimumlara indirgenebilir.


Oysa karakter bazen yasanın zorunlu kıldığından daha fazlasını ister.


1️⃣6️⃣ Dini Hayatta “Hile” Sadece Geçmiş Toplumlara Ait Bir Sorun Mudur ❓


Hayır.


Müslüman da aynı zihinsel tuzağa düşebilir.


Bir insan:


faizin adını değiştirip mahiyetini sorgulamayabilir,


bir hakkı teknik prosedürle gasp edebilir,


ibadetin şeklini koruyup ahlakını terk edebilir,


başkasının hakkını ihlal edip hukuki boşlukla kendisini temize çıkarabilir.


Burada tek tek modern meseleler hakkında otomatik hüküm vermek doğru olmaz.


Ama genel ilke güçlüdür:


Bir işlemin adını değiştirmek, onun ahlaki niteliğini otomatik olarak değiştirmez.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Mümin İçin Nasıl Bir Öz Muhasebe Olmalıdır ❓


İnsan kendisine şu soruları sorabilir:


Bir kuralın amacını mı anlamaya çalışıyorum, yoksa açık bulup etrafından dolaşmaya mı?


Yanlış olduğunu bildiğim davranışa daha güzel bir isim mi veriyorum?


“Teknik olarak yasak değil” cümlesini vicdanımı susturmak için kullanıyor muyum?


Dini emirlerde yalnız minimumu yapıp ahlaki ruhu ihmal ediyor muyum?


İşime geldiğinde kuralları çok dar, başkasına gelince çok geniş mi yorumluyorum?


Ben gerçekten doğruyu mu arıyorum, yoksa yanlışımı meşrulaştıracak formülü mü?



Bu sorular ayeti tarihsel bir Sebt kıssasından çıkarıp bugünkü vicdan mimarisine taşır.


1️⃣8️⃣ Modern Hukuk Ve İş Dünyasında Bakara 65’in Düşündürdüğü Problem Nedir ❓


Modern dünyada çok sayıda davranış:


“Yasal ama etik mi?”


sorusunu doğurur.


Bir şirket mevzuat boşluğundan yararlanabilir.


Bir yönetici çalışanına sözleşmenin izin verdiği maksimum baskıyı uygulayabilir.


Bir kişi verileri manipüle etmeden seçerek sunup insanları yanıltabilir.


Bunların bazıları teknik olarak suç olmayabilir.


Ama ahlaki problem devam edebilir.


Bakara 65'in kıssası tam burada güçlü bir ilke düşündürür:


Ahlak, hukukun izin verdiği en uzak noktayı aramak değildir.


Bazen doğru davranış, yapabileceğin şeyle yapman gereken şey arasındaki farkı görebilmektir.


1️⃣9️⃣ İnsan Kuralları Kandırmaya Başladığında En Büyük Kaybı Cezaya Uğraması Değil, Vicdanının Yanlışı Doğru Gibi Görmeye Başlaması Olabilir​


Bakara Suresi'nin altmış beşinci ayeti serttir.


Bir topluluk ilahi bir sınırı aşar.


Ve:


“Aşağılık maymunlar olun.”


şeklinde olağanüstü ağır bir cezayla karşılaşır.


Fakat bu ayetin modern insan açısından belki en önemli tarafı dönüşümün fiziksel mi mecazi mi olduğu tartışmasından önce gelen sorudur:


İnsan bir yasağı nasıl çiğnedi?


Doğrudan mı?


Yoksa hileyle mi?


Bu fark önemlidir.


Çünkü açıkça:


“Ben bu kuralı kabul etmiyorum.”


diyen kişi en azından tavrını görünür kılar.


Ama daha tehlikeli bir yol vardır:


Kurala bağlı görünmek.


Sonra tam olarak istediği sonucu elde edecek bir boşluk bulmak.


Ve en sonunda:


“Ben hiçbir şeyi ihlal etmedim.”


demek.


Bu durumda insan yalnız başkasını değil, kendi vicdanını da ikna etmeye çalışır.


Belki ahlaki çöküş tam burada başlar.


Çünkü insan yanlış yaptığında hâlâ rahatsız oluyorsa içinde bir ölçü yaşamaya devam eder.


Ama yanlışına doğru isim bulup kendisini tamamen haklı görmeye başladığında geri dönüş daha zor hâle gelir.


Sebt kıssasının bu açıdan güçlü bir yönü vardır.


Emrin amacı belli.


Sınır belli.


Ama insan arzusu da güçlü.


Ne yapabilir?


İki seçenek vardır.


Arzusunu sınırlar.


Ya da sınırın etrafında dolaşır.


İkinci yol kısa vadede zekice görünebilir.


Fakat ayetin mesajına göre bu hikmet değil hiledir.


Burada zeka ile ahlak arasındaki fark ortaya çıkar.


İnsan çok zeki olabilir.


Ama zekasını:


gerçeği bulmak


yerine,


yanlışını meşrulaştırmak


için kullanabilir.


O zaman zeka karakteri kurtarmaz.


Sadece yanlışın daha sofistike hâle gelmesini sağlar.


Modern insan için bu durum çok tanıdıktır.


Bir şirket:


“Yasaya aykırı değil.”


diyebilir.


Ama insanların hayatını sömüren bir model kurmuş olabilir.


Bir siyasetçi:


“Teknik olarak yalan söylemedim.”


diyebilir.


Ama gerçeğin kritik kısmını saklamış olabilir.


Bir kişi:


“Sözümü bozmadım.”


diyebilir.


Ama sözün ruhunu tamamen ihlal etmiş olabilir.


Dini hayatta da aynı problem ortaya çıkar.


İnsan bazen ibadetin biçimini en ince ayrıntısına kadar korur.


Ama:


adaleti,


merhameti,


dürüstlüğü


ihmal eder.


Sonra şeklin kendisini yeterli sanır.


Oysa Bakara 65'in hile probleminden çıkarılabilecek temel derslerden biri şudur:


Allah ile ilişkide teknik açık aramak, insan hukukunda açık aramaktan daha anlamsızdır.


Çünkü dini perspektifte Allah yalnız hareketin dışını değil, niyeti de bilir.


Dolayısıyla insan gerçekte kimi kandırıyor?


Belki yalnız kendisini.


Ayetin “maymunlar olun” ifadesi de bu yüzden çok ağır bir sembolik anlam taşımaya müsaittir.


Klasik anlayış bunu fiziksel dönüşüm olarak kabul eder.


Fakat hangi yorumu tercih edersek edelim, anlatının ahlaki merkezinde insanın onur kaybı vardır.


İnsan kendisine verilen ahlaki özgürlüğü:


hakikati aramak,


adaleti korumak,


nefsini disipline etmek


yerine kurnazlıkla sınırı aşmak için kullandığında kendi manevi seviyesini düşürür.


Fakat burada çok önemli bir çizgi korunmalıdır:


Bu tarihsel ceza, bugünkü Yahudilere yönelik aşağılayıcı dile dönüştürülemez.


Bir Müslüman bu ayeti okuyup başka bir dini topluluğa hakaret ederse kıssanın ahlaki dersini kendisine yöneltmek yerine başkasına silah hâline getirmiş olur.


Belki ayetin asıl aynası tam da burada bize çevrilmelidir:


Ben nerede hile yapıyorum?


Ben nerede kelimeleri değiştiriyorum?


Ben nerede:


“Teknik olarak yanlış değil.”


diyerek vicdanımı rahatlatıyorum?


Çünkü Kur’an kıssalarının değeri sadece geçmişte kimin cezalandırıldığını öğrenmek değildir.


Bugün aynı ahlaki hastalığın bizde hangi biçimde yaşayabileceğini görmek daha önemlidir.


Ve Bakara 65'in bugünün insanına yöneltebileceği en keskin soru belki şudur:


“Bir davranışı yapmak için sürekli kuralın etrafında yol arıyorsan, gerçekten doğru olduğuna mı inanıyorsun; yoksa yanlış olduğunu bildiğin şeyi vicdanına kabul ettirecek bir formül mü arıyorsun?”


İşte karakter ile kurnazlık arasındaki çizgi burada belirginleşir.


Ahlak:


“Ne kadarını yaparsam hâlâ suç sayılmaz?”


sorusuyla değil,


“Doğru olan gerçekten nedir?”


sorusuyla başlar.


“İlkenin etrafından dolaşmayı başarmak insanı ahlaken haklı yapmaz. Bazen kuralı çiğnemeden de onun ruhuna ihanet edilebilir; gerçek dürüstlük, kimsenin açık bulamadığı yerde değil, açık bulduğun hâlde onu kullanmamayı seçebildiğin yerde görünür.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt