📖 Bakara Suresi 64. Ayette “Sonra Bunun Ardından Yine Yüz Çevirdiniz; Eğer Allah’ın Size Lütfu Ve Merhameti Olmasaydı Elbette Kaybedenlerden

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,732
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 64. Ayette “Sonra Bunun Ardından Yine Yüz Çevirdiniz; Eğer Allah’ın Size Lütfu Ve Merhameti Olmasaydı Elbette Kaybedenlerden Olurdunuz” İfadesi Ne Anlama Gelir Ve Büyük Bir Ahitten Sonra Yeniden Yüz Çevirmek, İnsan İradesinin Zayıflığı, Unutmak, Sözünde Duramamak, İlahi Lütuf, Rahmet, Tekrar Eden Günahlar, Manevi Gerileme, Yeniden Başlama İmkânı Ve İnsanın Aynı Hataya Tekrar Düştüğünde Umut İle Sorumluluk Arasındaki Dengeyi Nasıl Kurması Gerektiği Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“İnsanın en büyük hayal kırıklıklarından biri, bir daha yapmayacağına kesinlikle inandığı hataya yeniden dönmesidir. Bakara 64, bu kırılganlığı küçümsemeden başka bir gerçeği de hatırlatır: Düşmek insanın zayıflığını gösterir; fakat rahmet, düşüşün mutlaka son durak olması gerekmediğini gösterir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 64. Ayet Ne Söyler ❓


Bakara Suresi'nin altmış dördüncü ayetinde anlam olarak şöyle buyrulur:


“Sonra bunun ardından yine yüz çevirdiniz. Eğer Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve merhameti olmasaydı elbette kaybedenlerden olurdunuz.”


Bir önceki ayette çok ciddi bir ahit anlatılmıştı.


Tûr üzerlerine yükseltilmiş,


kendilerine verilen kitaba sımsıkı sarılmaları,


içindekileri hatırlamaları


istenmişti.


Böylesine sarsıcı bir olayın ardından insanın:


“Artık asla unutmazlar.”


diye düşünmesi beklenebilir.


Fakat ayet:


“Sonra yine yüz çevirdiniz.”


der.


İşte ayetin insan psikolojisine dokunan en güçlü yönlerinden biri budur:


Büyük farkındalıklar bile kalıcı değişimi otomatik olarak garanti etmez.


2️⃣ “Yüz Çevirmek” Ne Anlama Gelir ❓


Kur’an dilinde yüz çevirmek yalnız fiziksel olarak arkasını dönmek değildir.


Bu ifade:


verilen emri ihmal etmek,


ahde bağlılığı bırakmak,


hakikatten uzaklaşmak,


sorumluluktan kaçınmak


gibi anlamlar taşıyabilir.


İnsan bir hakikati tamamen inkâr etmese bile ona göre yaşamaktan vazgeçebilir.


Bu yüzden yüz çevirmek bazen:


“Buna inanmıyorum.”


demek değildir.


Daha sessiz biçimde:


“Biliyorum ama artık önemsemiyorum.”


hâline dönüşebilir.


3️⃣ Böylesine Büyük Bir Mucizeden Sonra İnsan Nasıl Tekrar Yüz Çevirebilir ❓


Bu soru ayetin en çarpıcı tarafıdır.


Bir dağ üzerinizde yükseliyor.


İlahi ahit alınıyor.


Korku ve ciddiyet zirveye çıkıyor.


Bundan sonra unutmak nasıl mümkün olabilir?


Fakat insan zihni olağanüstü olaylara bile zamanla alışabilir.


Duygusal yoğunluk azalır.


Gündelik hayat geri gelir.


Eski alışkanlıklar yeniden ortaya çıkar.


Dolayısıyla güçlü bir tecrübe:


karar vermeyi


kolaylaştırabilir.


Ama o kararın yıllarca korunması için:


disiplin,


hatırlama,


alışkanlık,


karakter


gerekir.


4️⃣ İnsan Neden Verdiği Sözü Tutamaz ❓


Çünkü insan yalnız karar veren bir varlık değildir.


Aynı zamanda alışkanlıklarının etkisi altındadır.


Bir insan:


“Artık öfkelenmeyeceğim.”


der.


Sonra aynı tetikleyiciyle karşılaşır ve yeniden öfkelenir.


“Bir daha yalan söylemeyeceğim.”


der.


Çıkarı tehlikeye girdiğinde tekrar yalan söyleyebilir.


“Artık ibadetimi aksatmayacağım.”


der.


Bir süre sonra eski düzensizlik geri gelir.


Bu her sözü değersiz yapmaz.


Ama şunu gösterir:


Niyet tek başına sistem değildir.


İnsan değişmek için yalnız istemeye değil, değişimi taşıyacak bir hayat düzenine de ihtiyaç duyar.


5️⃣ Manevi Gelişim Neden Düz Bir Çizgi Hâlinde İlerlemez ❓


İnsan bazen dini hayatı şöyle hayal eder:


Bugün biraz daha iyi.


Yarın daha iyi.


Sonraki gün daha da iyi.


Ve sürekli yükselen bir çizgi.


Gerçek hayat ise çoğu zaman böyle değildir.


İnsan:


ilerler,


geriler,


yeniden toparlanır,


aynı hatayı tekrar eder,


sonra başka bir boyutta olgunlaşır.


Bu nedenle manevi gelişim çoğu zaman zikzaklıdır.


Önemli olan hiç düşmemek değil, düşüşü normalleştirmeden yeniden yönünü bulabilmektir.


6️⃣ Aynı Günaha Tekrar Düşmek İlk Tevbenin Sahte Olduğunu Gösterir Mi ❓


Her zaman değil.


Bir insan gerçekten pişman olmuş olabilir.


Gerçekten bırakmak istemiş olabilir.


Fakat daha sonra zayıflayıp aynı davranışa yeniden dönebilir.


Bu durumda ilk tevbenin mutlaka sahte olduğunu söylemek doğru değildir.


Asıl soru her dönüş anında yeniden ortaya çıkar:


Şimdi ne yapacak?


Günahı savunacak mı?


Normalleştirecek mi?


Yoksa yeniden tevbe edip sebeplerini değiştirmeye mi çalışacak?


Samimiyet sadece bir kez hiç düşmemekte değil, düştüğünde yanlışı hâlâ yanlış olarak görebilmekte de ortaya çıkar.


7️⃣ Tekrar Eden Günah İnsanı Umutsuzluğa Sürüklemeli Mi ❓


Hayır.


Ama onu rahatlatıp:


“Nasıl olsa affedilirim.”


noktasına da götürmemelidir.


Burada iki uç vardır.


Birinci uç:


“Yine yaptım, artık Allah beni asla bağışlamaz.”


İkinci uç:


“Nasıl olsa rahmet var, tekrar tekrar yapabilirim.”


İkisi de sorunludur.


Birincisi rahmeti küçültür.


İkincisi sorumluluğu küçültür.


Bakara 64 bu ikisinin arasında güçlü bir denge kurar:


Yüz çevirdiniz.


Yani yanlış gerçekten yanlıştır.


Ama:


Allah'ın lütfu ve merhameti olmasaydı kaybederdiniz.


Yani kapı tamamen kapanmamıştır.


8️⃣ “Allah’ın Lütfu” Ne Demektir ❓


Ayette geçen fazl, Allah'ın:


ikramı,


ihsanı,


insanın hak ederek zorunlu kılmadığı fazladan iyiliği


anlamlarını taşıyabilir.


İnsan bazen sadece adaletle değil, lütufla da ayakta kalır.


Çünkü eğer insanın bütün hataları anında tam karşılığını bulsaydı, toparlanma fırsatları çok daha sınırlı olurdu.


Lütuf:


İnsanın hak ettiğinden daha fazlasının kendisine verilmesi


fikrini taşır.


Yeni fırsat.


Ek süre.


Bağışlanma kapısı.


Yeniden doğruya dönme imkânı.


Bunların her biri ilahi lütuf olarak düşünülebilir.


9️⃣ “Rahmet” İle “Lütuf” Arasında Nasıl Bir Fark Düşünülebilir ❓


İki kavram birbirine yakın olsa da farklı vurgu taşırlar.


Fazl, hak edilenden fazlasını verme fikrini öne çıkarabilir.


Rahmet ise merhamet, şefkat ve koruyucu bağışlama anlamlarını taşır.


Birlikte düşünüldüğünde ayet güçlü bir tablo kurar:


İnsan yüz çevirir.


Ama Allah onu hemen terk etmez.


Yeniden dönüş için alan açar.


Bu alan sadece cezayı ertelemek değildir.


İnsanın yeniden kurulabilmesi için verilen fırsattır.


🔟 İlahi Rahmet Günahı Önemsizleştirir Mi ❓


Hayır.


Rahmetin varlığı günahın anlamsız olduğu anlamına gelmez.


Doktor hastayı tedavi ediyorsa hastalık önemsiz değildir.


Tam tersine tedavinin değeri hastalığın ciddiyetini gösterir.


Benzer biçimde ilahi rahmet:


“Ne yaparsan yap fark etmez.”


demek değildir.


Ayet önce:


“Yüz çevirdiniz.”


diyerek sorumluluğu açıkça belirtir.


Sonra rahmeti hatırlatır.


Yani rahmet, gerçeğin üzerini örtmez.


İnsanın gerçekle yüzleşip yeniden başlayabilmesine imkân verir.


1️⃣1️⃣ “Kaybedenlerden Olurdunuz” Ne Demektir ❓


Kur’an'daki hüsran kavramı sıradan maddi zarardan daha geniştir.


İnsan:


parasını kaybedebilir,


işini kaybedebilir,


bir fırsatı kaçırabilir.


Ama hüsran insanın:


manevi yönünü,


ahlaki bütünlüğünü,


nihai kurtuluşunu


kaybetmesi anlamına kadar uzanabilir.


Bu nedenle ayet:


“Bir hata yaptınız, küçük bir ceza alırdınız.”


demiyor.


Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı sonuç gerçek bir kayıp olacaktı.


Bu da ahdin ciddiyetini gösterir.


1️⃣2️⃣ İnsan En Çok Neyi Kaybettiğinde “Kaybeden” Olur ❓


Modern dünyada kayıp çoğu zaman:


para,


statü,


iş,


ilişki


üzerinden ölçülür.


Kur’an ise daha farklı bir ölçü sunar.


Bir insan servet kazanıp:


vicdanını,


dürüstlüğünü,


adalet duygusunu


kaybedebilir.


Dışarıdan başarılı görünür.


Ama içsel olarak büyük kayıp yaşamıştır.


Bu nedenle gerçek hüsran bazen herkesin alkışladığı bir hayatın içinde bile oluşabilir.


Ayet insanı şu soruya çağırır:


“Kazandığın şeylerin bedeli olarak neyi kaybediyorsun?”


1️⃣3️⃣ Allah İnsanlara Neden Tekrar Tekrar Fırsat Verir ❓


Kur’an'ın birçok anlatısında insan:


yanlış yapar,


uyarılır,


tevbe eder,


yeniden fırsat bulur.


Bu, insanın gelişme kapasitesinin tanındığını gösterir.


İnsan tek bir davranıştan ibaret değildir.


Bugün yaptığı hata onun yarın ne yapacağını kesin olarak belirlemez.


İlahi rahmet bu nedenle sadece geçmişi bağışlamak değil, geleceğin henüz kapanmadığını ilan etmek gibi de düşünülebilir.


İnsan değişebiliyorsa ikinci fırsat anlamlıdır.


1️⃣4️⃣ Kaç Kez Yeniden Başlanabilir ❓


İnsan bu soruyu özellikle aynı hatayı tekrar ettiğinde sorabilir:


“Kaçıncı kez tevbe edeceğim?”


İslam'ın rahmet anlayışı insanı:


“Artık dönüşemezsin.”


diye umutsuzluğa çağırmaz.


Ancak yeniden başlamak sadece aynı cümleyi tekrar etmek olmamalıdır.


Her yeni tevbe şu soruyu da gerektirir:


“Bu kez neyi farklı yapacağım?”


Eğer hep aynı şartlar korunursa aynı davranışın tekrar ihtimali yüksek olabilir.


Bu yüzden gerçek yeniden başlangıç:


dua kadar,


strateji


de gerektirir.


1️⃣5️⃣ Günahı Tekrar Etmemek İçin Sadece İrade Yeterli Midir ❓


Çoğu zaman hayır.


İrade değerlidir.


Ama çevre çok güçlüdür.


Bir insan belirli bir davranışı bırakmak istiyorsa:


tetikleyicileri,


arkadaş çevresini,


günlük düzenini,


erişimini,


alışkanlık zincirlerini


de incelemelidir.


Örneğin sürekli aynı ortamda aynı davranışa dönüyorsa:


“Daha güçlü olacağım.”


demek tek başına yetmeyebilir.


Bazen tevbenin pratik karşılığı:


hayat mimarisini değiştirmektir.


1️⃣6️⃣ Manevi Gerileme İle İmanı Tamamen Kaybetmek Aynı Şey Midir ❓


Hayır.


Bir insanın:


ibadetinde zayıflaması,


manevi heyecanını kaybetmesi,


belirli dönemlerde gerilemesi


otomatik olarak imanını tamamen kaybettiği anlamına gelmez.


İnsan hayatında:


yüksek dönemler,


düşük dönemler


olabilir.


Asıl tehlike gerilemeyi fark etmemek veya onu kalıcı normal hâline getirmektir.


İnsan:


“Eskiden daha dikkatliydim.”


diyebiliyorsa bu farkındalık bile dönüşün başlangıcı olabilir.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Mümin İçin Nasıl Bir Öz Muhasebe Olmalıdır ❓


İnsan kendisine şu soruları sorabilir:


Allah'a verdiğim hangi sözleri zamanla unuttum?


Kaç kez bıraktığımı söyleyip geri döndüğüm davranışlar var?


Hata tekrarlandığında umutsuzluğa mı düşüyorum, yoksa sebeplerini mi araştırıyorum?


Rahmeti mazeret olarak mı kullanıyorum?


Kendime “bir daha yapmayacağım” demek yerine hayatımda hangi somut değişikliği yapıyorum?


Dini hayatımda gerilediğimi fark ettiğim alanlar hangileri?



Ve belki en önemlisi:


“Allah bana bir fırsat daha veriyorsa ben bu fırsatı öncekiyle aynı şekilde mi kullanıyorum?”


1️⃣8️⃣ Modern Psikoloji Açısından Tekrar Eden Hatalar Bize Ne Düşündürebilir ❓


Modern davranış psikolojisi, birçok davranışın yalnız bilinçli kararlardan değil:


alışkanlık döngülerinden,


ödül mekanizmalarından,


çevresel tetikleyicilerden,


stres ve duygusal durumlardan


etkilendiğini gösterir.


Bu bilgi dini sorumluluğu ortadan kaldırmaz.


Ama değişim konusunda daha gerçekçi olmamızı sağlar.


İnsan:


“Ben kötü biriyim.”


demek yerine:


“Bu davranışı hangi koşullar tekrar üretiyor?”


diye sorabilir.


Bu ayrım önemlidir.


Çünkü kimliğe saldırmak umutsuzluk doğurabilir.


Davranışın mekanizmasını anlamak ise değişim yolu açabilir.


1️⃣9️⃣ Rahmet İnsana Geçmişini Unutma İzni Değil, Geçmişinin Geleceğini Mecbur Etmediğini Gösteren Yeni Bir Kapı Verir​


Bakara Suresi'nin altmış dördüncü ayetini bir önceki ayetten bağımsız okumamak gerekir.


Önce ne olmuştu?


Tûr yükselmişti.


Ahit alınmıştı.


“Sımsıkı sarılın.”


denmişti.


“Hatırlayın.”


denmişti.


Böyle bir sahneden sonra insan doğal olarak şunu bekler:


Artık asla yüz çevirmeyecekler.


Ama bir sonraki ayet:


“Sonra yine yüz çevirdiniz.”


der.


Belki insan hakkındaki en gerçekçi dini cümlelerden biri budur.


İnsan büyük bir karar alabilir.


Ve sonra bozabilir.


Çok samimi tevbe edebilir.


Ve yeniden düşebilir.


Bir gün hayatın anlamını çok açık görebilir.


Sonra birkaç ay içinde o açıklığı kaybedebilir.


Bu insanın mutlaka sahtekâr olduğu anlamına gelmez.


Bazen sadece insan olduğu anlamına gelir.


Fakat burada tehlikeli bir rahatlık oluşmamalıdır.


Çünkü:


“İnsan zaten zayıftır.”


cümlesi açıklama olabilir.


Mazeret değildir.


Bir insan sürekli aynı kişiyi incitip:


“Ben böyleyim.”


diyemez.


Sürekli aynı haksızlığı yapıp:


“Allah merhametlidir.”


diyemez.


Rahmet, değişimden kaçışın değil değişime yeniden başlama imkânının adıdır.


Bu yüzden ayette rahmet, yüz çevirmenin ardından gelir.


Yüz çevirme yok sayılmaz.


Ama insan da orada bırakılmaz.


Belki dini hayatta en zor dengelerden biri budur:


Kendimize karşı ne fazla acımasız ne de fazla gevşek olmak.


Fazla acımasız insan şöyle der:


“Bir kez daha düştüm; demek ki benden hiçbir şey olmaz.”


Bu düşünce sonunda insanı tamamen bırakmaya götürebilir.


Fazla gevşek insan ise:


“Bir kez daha düştüm; zaten herkes yapıyor.”


der.


Bu da değişimi durdurur.


Olgun tavır üçüncü bir yoldur:


“Evet, yine düştüm. Bu ciddi. Ama yeniden kalkabilirim ve bu kez düşüşün sebeplerini de değiştirmeliyim.”


Bakara 64'ün lütuf ve rahmet dili işte bu üçüncü yolu açar.


İnsan yalnız kendi iradesiyle ayakta durduğunu sanabilir.


Ama hayatına baktığında kaç kez:


hak ettiğinden fazla fırsat,


beklemediği yardım,


yeniden başlama imkânı


bulduğunu görebilir.


Bir hata ilişkisini tamamen bitirebilirdi.


Bitirmedi.


Bir yanlış kariyerini yok edebilirdi.


Yeni fırsat geldi.


Bir manevi düşüşten sonra yeniden uyanabildi.


Bunlar dini perspektifte fazl kavramının içine yerleştirilebilir.


Fakat lütfun en sağlıklı karşılığı rahatlama değil, sorumluluktur.


“Bir fırsat daha verildi.”


diyen insanın ikinci cümlesi:


“Bu fırsatı nasıl farklı kullanacağım?”


olmalıdır.


Çünkü aynı ortam,


aynı alışkanlık,


aynı tetikleyiciler,


aynı tepkiler


korunuyorsa yalnız niyet değişmiş olabilir.


Hayat değişmemiştir.


Bu yüzden tevbe bazen çok somut kararlar ister.


Bir ortamdan çıkmak.


Bir ilişkiye sınır koymak.


Bir alışkanlığı erişilmez hâle getirmek.


Bir borcu ödemek.


Bir özür dilemek.


Bir program oluşturmak.


Birinden yardım istemek.


Yani:


Ruhsal kararın fiziksel bir karşılığı olmalıdır.


Ayetin sonunda geçen “kaybedenlerden olurdunuz” ifadesi de insanın kayıp anlayışını değiştirir.


İnsan bazen kazanç hesabını yalnız dışarıdan yapar.


Daha çok para.


Daha çok güç.


Daha çok görünürlük.


Ama şu soruyu sormaz:


Bunları kazanırken kim oldum?


Eğer insan dünyayı kazanırken karakterini kaybediyorsa, Kur’an'ın ölçüsünde gerçek kâr tartışmalı hâle gelir.


Belki hüsranın en sessiz biçimi budur:


İnsanın her şeyi kazanırken kendisine yabancılaşması.


Bakara 64'te ise rahmet tam bu hüsranın önüne bir kapı açar.


Henüz bitmedi.


Henüz dönebilirsin.


Henüz yanlışın kimliğin olmak zorunda değil.


Ama bunun için sadece affedilmeyi istemek değil, yeniden yönelmek gerekir.


Belki bu ayetin bugünkü insana bıraktığı en güçlü soru şudur:


“Aynı hataya yeniden düştüğünde kendine ‘Ben neden böyleyim?’ diye mi soruyorsun, yoksa ‘Bu hatanın tekrar gerçekleşmesini sağlayan neyi hâlâ değiştirmedim?’ diye mi?”


İkinci soru insanı suçlulukta tutmaz.


Sorumluluğa taşır.


Ve rahmetin gerçek anlamı belki tam burada ortaya çıkar:


İnsanı geçmişinden kurtarıp hiçbir şey olmamış gibi bırakmak değil.


Geçmişinden öğrenebileceği kadar uzun bir gelecek vermek.


“Rahmet, insanın düşmesini önemsizleştirmez; ona düştüğü yerde kalmak zorunda olmadığını öğretir. Gerçek ikinci şans, aynı hayatı yeniden yaşamak için değil, aynı hatanın nedenlerini anlayıp başka bir yol kurabilmek için verilmiş zamandır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt