📖 Bakara Suresi 59. Ayette “Zulmedenler Kendilerine Söylenen Sözü Başka Bir Sözle Değiştirdiler; Bunun Üzerine Biz de Yoldan Çıkmaları Sebebiyle

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,732
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 59. Ayette “Zulmedenler Kendilerine Söylenen Sözü Başka Bir Sözle Değiştirdiler; Bunun Üzerine Biz de Yoldan Çıkmaları Sebebiyle Zulmedenlerin Üzerine Gökten Bir Azap İndirdik” İfadesi Ne Anlama Gelir Ve İlahi Emri Değiştirmek, “Hıtta” Sözüyle Alay Etmek, Dini Buyruğu Hafife Almak, Bilinçli İtaatsizlik, Sözün Anlamını Bozmak, Toplumsal Sorumluluk, Fısk Ve İnsanların Kendilerine Verilen Bir İlkeyi Çıkarlarına Göre Değiştirerek İçini Boşaltmaları Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“Bir emri açıkça reddetmek kadar tehlikeli olan başka bir şey de onu kabul ediyor görünerek anlamını değiştirmektir. İnsan bazen hakikate karşı çıkmaz; kelimelerini korur, fakat içini kendi çıkarına uygun biçimde boşaltır.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 59. Ayet Ne Söyler ❓


Bakara Suresi'nin elli dokuzuncu ayetinde anlam olarak şöyle buyrulur:


“Fakat zulmedenler, kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Bunun üzerine biz de yoldan çıkmaları sebebiyle zulmedenlerin üzerine gökten bir azap indirdik.”


Bir önceki ayette İsrailoğullarına:


şehre tevazuyla girmeleri,


“Hıtta” diyerek bağışlanma istemeleri


emredilmişti.


Şimdi ise topluluğun içindeki zalimlerin bu emri değiştirdiği anlatılır.


Sorun yalnız kelimeyi değiştirmek değildir.


Asıl sorun, kendilerine verilen ilahi yönlendirmeyi hafife almaları ve anlamını bozarak itaatsizliğe dönüştürmeleridir.


2️⃣ “Kendilerine Söylenen Sözü Başka Bir Sözle Değiştirdiler” Ne Demektir ❓


Kur’an burada açık biçimde, verilen sözün değiştirilmesinden söz eder.


Bir önceki ayette:


“Hıtta”


demeleri istenmişti.


Bu ifade bağışlanma ve tevazu anlamı taşıyordu.


Fakat içlerinden zulmedenler bunun yerine başka bir söz kullandı.


Kur’an'ın kendisi bu yeni sözün tam olarak ne olduğunu Bakara 59'da söylemez.


Dolayısıyla sonradan aktarılan rivayetlerde geçen ayrıntıları ayetin açık lafzıymış gibi sunmak doğru değildir.


Kesin olan şudur:


Emrin lafzı ve ruhu bilinçli biçimde değiştirilmiştir.


3️⃣ “Hıtta” Sözüyle Alay Ettikleri Kesin Midir ❓


Tefsir geleneğinde, emredilen sözü değiştirmenin sadece yanlış telaffuz değil, alaycı ve küçümseyici bir tavır olduğu yönünde yaygın açıklamalar vardır.


Bazı rivayetlerde farklı kelimeler kullandıkları anlatılır.


Ancak bu ayrıntılar ayetin kendisinde yer almaz.


Bu nedenle en dikkatli ifade şudur:


Kur’an bilinçli bir söz değiştirmeden söz eder; klasik yorumlar bunun alay, hafife alma veya emri çarpıtma biçiminde gerçekleştiğini açıklar.


Yani mesele basit bir dil hatası değildir.


Tavır problemidir.


4️⃣ İlahi Bir Sözü Değiştirmek Neden Bu Kadar Ciddi Sayılır ❓


Çünkü söz burada sıradan bir kelime değildir.


Bir yönelişi temsil eder.


“Hıtta”:


tevbe,


af talebi,


tevazu


anlamına geliyordu.


Sözü değiştirmek, o ruhu reddetmek anlamına gelebilir.


İnsan bazen bir emri doğrudan reddetmez.


Onu:


eğip büker,


başka anlama çeker,


şeklen yerine getiriyormuş gibi yapar.


Böylece itaatsizlik, açık başkaldırı yerine yorum görüntüsü kazanır.


5️⃣ Dini Emri Hafife Almak Nasıl Bir Ahlaki Sorun Doğurur ❓


Çünkü insan kutsal olanı ciddiye almamaya başladığında sınırlar giderek anlamsızlaşabilir.


İlk başta:


bir kelimeyle alay eder.


Sonra:


bir hükmü küçümser.


Ardından:


“Bunun aslında hiç önemi yok.”


demeye başlayabilir.


Burada sorun mizahın kendisi değildir.


Dini veya kültürel şeylerle mizah yapılması başka bir konudur.


Sorun:


bilinçli biçimde ilahi sorumluluğu anlamsızlaştırmak ve itaatsizliği eğlenceye çevirmektir.


6️⃣ Şekli Yerine Getirip Anlamı Boşaltmak Mümkün Müdür ❓


Evet.


İnsan bir emri dışarıdan yerine getiriyor gibi görünebilir.


Ama içeriğini tamamen değiştirebilir.


Örneğin:


özür diler ama pişman değildir.


Bağışlanma ister ama davranışını değiştirmez.


Adalet kelimesini kullanır ama yalnız kendi tarafına adalet ister.


Merhametten söz eder ama güçsüze acımasız davranır.


Bu durumda kelime yerinde durur.


Ama anlamı kaybolmuştur.


Bakara 59 bu açıdan sadece yanlış kelime kullanımını değil, hakikatin içinin boşaltılmasını da düşündürür.


7️⃣ “Zulmedenler” İfadesi Neden Özellikle Kullanılır ❓


Ayet bütün topluluğu tek bir hükümle mahkûm etmez.


“Zulmedenler...”


der.


Bu çok önemlidir.


Çünkü Kur’an'ın eleştirisi belirli davranışı yapanlara yöneliktir.


Bu nedenle tarihsel İsrailoğulları anlatılarından hareketle bütün Yahudileri, bütün dönemleri veya bugünkü insanları topluca suçlamak doğru değildir.


Ayetin dili zaten davranışı ayırır:


Zulmedenler değiştirdi.


Yani sorumluluk, kimliğe değil fiile bağlanır.


8️⃣ “Fısk” Ne Demektir ❓


Ayetin sonunda azabın sebebi olarak onların fıskı, yani yoldan çıkmaları vurgulanır.


Fısk:


ilahi sınırların dışına çıkmak,


itaatsizliği sürdürmek,


ahlaki düzeni bozmak


anlamları taşır.


Bu kelimeyi yalnız tek bir günah üzerinden anlamamak gerekir.


Daha çok insanın bilinçli biçimde ilahi sınırdan çıkış hâlini ifade eder.


Bu yüzden ayette sadece söz değişikliği değil, onun arkasındaki karakter:


bilinçli itaatsizlik


öne çıkar.


9️⃣ “Gökten Bir Azap İndirdik” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette kullanılan ifade ilahi bir azabın yukarıdan indirildiğini bildirir.


Klasik tefsirlerde bunun:


salgın,


taun,


özel bir ilahi felaket


gibi ne olduğu konusunda çeşitli yorumlar vardır.


Fakat ayetin kendisi azabın tam fiziksel mahiyetini ayrıntılı biçimde açıklamaz.


Bu yüzden kesin biçimde:


“Şu hastalıktı.”


demek yerine, Kur’an'ın cezalandırıcı ilahi bir afet veya azaptan söz ettiğini belirtmek daha doğrudur.


🔟 Neden Sözdeki Bir Değişiklik Bu Kadar Ağır Bir Sonuç Doğuruyor ❓


Çünkü mesele yalnız fonetik değildir.


İnsan bir kelimeyi yanlış söyledi diye ağır cezaya uğramıyor.


Bağlamda:


emrin bilinçli biçimde değiştirilmesi,


tevazunun reddedilmesi,


itaatsizliğin sürdürülmesi


vardır.


Yani söz değişikliği, daha derin bir ahlaki tavrın dışa vurumudur.


Bazen küçük bir hareket büyük bir zihniyeti gösterir.


Bir imza küçüktür.


Ama sahte imza büyük bir suçu temsil edebilir.


Bir kelime küçüktür.


Ama o kelimeyle verilen söze sadakat veya ihanet ortaya çıkabilir.


1️⃣1️⃣ Dini Hükümleri Değiştirmek İle Yorumlamak Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓


Bu ayrım çok önemlidir.


Dini metinleri yorumlamak zorunludur.


Çünkü:


dil,


bağlam,


yeni şartlar,


farklı durumlar


anlamayı gerektirir.


Yorum yapmak tek başına emri değiştirmek değildir.


Sorun:


metnin ne söylediğini araştırmak yerine,


önceden istediğimiz sonucu belirleyip metni ona göre zorlamaktır.


Sağlıklı yorum:


“Metin ne diyor?”


diye sorar.


Manipülatif yorum:


“Metni istediğim şeyi söyler hâle nasıl getiririm?”


diye düşünür.


Bakara 59'un uyarısı ikinci tavra yakındır.


1️⃣2️⃣ İnsan Neden Kendisine Verilen İlkeyi Çıkarına Göre Değiştirir ❓


Çünkü ilke her zaman kolay değildir.


İlke:


özür dilemeyi,


paylaşmayı,


adaletli davranmayı,


nefsin arzusunu sınırlamayı


isteyebilir.


İnsan ise bazen ilkeyi değiştirmek yerine kendisini değiştirmek istemez.


Bunun sonucunda şöyle bir mekanizma doğar:


Önce ilke açıktır.


Sonra:


“Aslında o öyle demek istemiyor.”


denir.


Sonra ilke kişinin rahatına göre yeniden yazılır.


Böylece vicdan rahatsız olmadan çıkar korunur.


1️⃣3️⃣ Bir Toplumun Ortak Değerlerinin İçinin Boşalması Nasıl Gerçekleşir ❓


Genellikle bir gecede olmaz.


Önce kelimeler kalır.


Anlamlar zayıflar.


Herkes:


adaletten,


dürüstlükten,


liyakatten,


hukuktan


söz etmeye devam eder.


Ama uygulama giderek tersine döner.


Sonunda toplumda değerlerin isimleri vardır ama kendileri yoktur.


Bu çok tehlikeli bir aşamadır.


Çünkü açık kötülük kolay fark edilir.


Ama iyilik diliyle yapılan kötülük daha zor fark edilir.


1️⃣4️⃣ Dini Sözleri Tekrarlamak Dindarlığın Kanıtı Mıdır ❓


Hayır.


İnsan çok doğru cümleler söyleyebilir.


Ama hayatı o cümlelerle çelişebilir.


Bakara 59'un önceki ayetlerle birlikte verdiği derslerden biri şudur:


Kelime önemlidir.


Ama kelimenin arkasındaki:


niyet,


davranış,


sadakat


daha da önemlidir.


“Hıtta” demek istenmişti.


Ama aslında amaç:


bağışlanma bilinciyle tevazu göstermeleriydi.


Dolayısıyla dini kelime ancak ahlaki anlamıyla birlikte yaşadığında gerçek değerini bulur.


1️⃣5️⃣ Bu Ayet Mizahı Ve Eleştiriyi Yasaklıyor Mu ❓


Hayır.


Bir dini yorumu eleştirmek,


bir din adamının hatasını göstermek,


dini gelenek üzerine soru sormak


bu ayetin yasakladığı şey olarak görülmemelidir.


Ayetin bağlamı farklıdır.


Burada bilinçli olarak ilahi emri küçümseme ve itaatsizlik söz konusudur.


Eleştiri:


hakikati anlamak için olabilir.


Alaycı tahrif ise:


hakikati değersizleştirmek için kullanılabilir.


İkisini aynı görmek sağlıklı değildir.


1️⃣6️⃣ İnsan Kelimeleri Değiştirerek Gerçekliği Değiştirebilir Mi ❓


Gerçekliğin kendisini değil, insanların onu algılama biçimini değiştirebilir.


Bu nedenle dil çok güçlüdür.


Örneğin:


“işkence” yerine “sert sorgu”,


“yolsuzluk” yerine “usulsüzlük”,


“işten çıkarma” yerine “organizasyonel optimizasyon”


gibi ifadeler bazen gerçeğin duygusal ağırlığını azaltabilir.


Kelime değişir.


Olay aynı kalır.


Ama insanın vicdanındaki etkisi azalabilir.


Bakara 59'un söz değişikliğine yaptığı vurgu, bu yüzden modern dünyada da çok düşündürücüdür:


Dil bazen hakikati saklamanın aracına dönüşebilir.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Mümin İçin Nasıl Bir Öz Muhasebe Olmalıdır ❓


İnsan kendisine şu soruları sorabilir:


Allah'ın emrini anlamaya mı çalışıyorum, yoksa işime gelmeyen kısmını etkisizleştirmeye mi?


Yanlışımı değiştirmek yerine kelimelerimi mi değiştiriyorum?


Özür diliyorum ama davranışımı sürdürmeye devam ediyor muyum?


Dini kavramları kendi çıkarımı meşrulaştırmak için kullanıyor muyum?


Bir ilkeye sadakatim, bana maliyet çıkardığında da devam ediyor mu?


Doğru kelimeleri söyleyip yanlış hayatı mı yaşıyorum?



Bu sorular ayeti tarihsel bir kıssadan çıkarıp dil ve vicdan ilişkisine getirir.


1️⃣8️⃣ Modern Dünyada Bakara 59 Neden Çok Günceldir ❓


Çünkü çağımız kelimelerin hızla yeniden tanımlandığı bir çağdır.


Siyaset.


Reklam.


Sosyal medya.


Kurumsal iletişim.


Herkes dil üzerinden algı oluşturur.


Bir yanlış davranışın adı değiştirilince insanlar onun yanlışlığını daha az hissedebilir.


Buna bugün bazen:


çerçeveleme, propaganda veya dilsel manipülasyon


denir.


Bu yüzden hakikati korumak yalnız doğru bilgiyi korumak değildir.


Doğru kelimenin anlamını da korumaktır.


Adalet hâlâ adalet anlamına geliyor mu?


Özgürlük başkasının hakkını yok etmek demek mi oldu?


Merhamet yalnız kendi grubumuza mı uygulanıyor?


İşte bu sorular Bakara 59'un modern karşılıklarından bazılarıdır.


1️⃣9️⃣ Bir Toplumun Çöküşü Bazen Yasaları Açıkça Reddetmesiyle Değil, Aynı Yasaları Söylemeye Devam Edip Anlamlarını Sessizce Değiştirmesiyle Başlar​


Bakara Suresi'nin elli dokuzuncu ayeti dışarıdan bakıldığında küçük bir olay anlatıyor gibi görünebilir:


Bir söz verilmiş.


İnsanlar o sözü değiştirmiş.


Ama aslında bu, insan ahlakının çok derin bir problemidir.


Çünkü insan her zaman:


“Bunu kabul etmiyorum.”


demez.


Bazen daha sofistike davranır.


Kabul ediyor gibi görünür.


Ama emri kendi istediği biçime dönüştürür.


Bu, özellikle din ve hukukta çok tehlikelidir.


Bir toplum anayasasında:


adalet


yazabilir.


Ama adalet yalnız güçlüler için başka, zayıflar için başka uygulanıyorsa kelime kalmış, anlam gitmiştir.


Bir insan:


“Ben dürüstüm.”


diyebilir.


Ama çıkarı söz konusu olduğunda gerçeği saklıyorsa dürüstlük kelimesinin içi boşalmıştır.


Bir din mensubu:


“Allah'ın emrine uyuyorum.”


diyebilir.


Ama emri kendi arzusuna göre yeniden tanımlıyorsa yine aynı problem ortaya çıkar.


İşte Bakara 59'un evrensel uyarısı burada başlar:


Hakikati reddetmeden de bozabilirsin.


Bu bazen açık inkârdan daha tehlikelidir.


Çünkü açık inkâr görünür.


Manipülasyon ise kutsal kelimeleri kullanmaya devam eder.


İnsanlar her şeyi normal sanabilir.


Bu nedenle ayetin:


“Sözü başka bir sözle değiştirdiler.”


ifadesi yalnız dilsel değil, ahlaki bir kırılmadır.


Bir başka önemli nokta, azabın:


fısk


ile ilişkilendirilmesidir.


Yani cezanın sebebi rastgele değildir.


İnsanların bilinçli biçimde sınırı aşması vardır.


Bu bize ilahi ceza anlatılarının keyfî öfke olarak değil, ahlaki seçimlerin sonucu olarak okunması gerektiğini düşündürür.


Fakat ayet bugünün insanına:


“Hoşlanmadığın herkesi cezalandır.”


yetkisi vermez.


Tarihsel ilahi hükümleri bireylerin kendi şiddetlerine gerekçe yapmak doğru değildir.


Ayetin bugünkü temel dersi daha çok şudur:


Sana verilen doğruyu bozma.


Doğruyu daha rahat hâle getirmek için içini boşaltma.


Hatanı değiştirmen gerekiyorsa kelimeyi değil, kendini değiştir.


Bu çok zor bir ilkedir.


Çünkü dil değiştirmek davranış değiştirmekten kolaydır.


İnsan:


“Yalan söylemedim, sadece bazı şeyleri söylemedim.”


diyebilir.


“Haksızlık yapmadım, sadece avantajımı kullandım.”


diyebilir.


“Kibirli değilim, kendime güveniyorum.”


diyebilir.


Bazen bunların hepsi doğru olabilir.


Ama bazen insan yalnız kendi vicdanına daha rahat bir kelime bulmuştur.


İşte bu noktada Furkan yeniden önem kazanır:


Kelimenin arkasındaki hakikati ayırabilmek.


Çünkü insan kendi kendisini bile dille aldatabilir.


Bazen en büyük yalan:


gerçeğin tam tersini söylemek değildir.


Yanlışa doğru bir isim vermektir.


Bakara 59'un modern insan için en sarsıcı sorularından biri bu yüzden şudur:


“Hayatında gerçekten değiştirdiğin şeyler mi var, yoksa yalnız onlara verdiğin isimleri mi değiştirdin?”


Belki ahlaki dürüstlük tam burada başlar.


Yanlışa yanlış diyebilmekte.


Kendine bile.


Ve insanın gerçeğe sadakati, kelimelerinin güzelliğinden önce kelimelerinin gerçeğe ne kadar sadık olduğunda ortaya çıkar.


“Hakikati korumak bazen yalnız doğruyu söylemek değil, yanlışın üzerine güzel isimler yapıştırmamaktır. İnsan kendisini değiştirmek yerine kelimeleri değiştiriyorsa vicdanını susturabilir; fakat gerçeğin kendisini değiştiremez.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt